Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2235 E. 2026/1745 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2235
- Karar No
- 2026/1745
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2235 - 2026/1745 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/2235 KARAR NO : 2026/1745 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2019 NUMARASI : 2017/440 E. - 2019/74 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/02/2019 tarih ve 2017/440 E. - 2019/74 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 2015/53512 sayılı 41.sınıf "...” ibareli markanın ilanına karşı "..." ibareli markalarına dayalı olarak gerçekleştirdikleri itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, "...’nin (...)", 09.07.1997 tarihinde TBMM'de kabul edilen 4281 sayılı Kanun ile kurulmuş bir vakıf üniversitesi olduğunu, "..." ibaresinin ... ve ... ... A.Ş. ile özdeşleşerek ve alanında maruf marka niteliği kazandığını, ilana itiraz edilen markanın 41. Sınıfta yer alan mal ve hizmetler için tescil edilmek istendiğini, müvekkilinin markalarının da bu sınıflarda tescilli olduğunu, tesciline itiraz edilen "..." markasının başta ticari unvanı ve tescilli markalarına 556 sayılı KHK ve TTK hükümleri açısından benzer olmasının yanı sıra markalarının ve hizmetleri açısından da seri marka imajı doğurduğunu, "..." 556 sayılı KHK ve Türk Ticaret Kanunu bakımından tescile uygun bir marka olmadığını, coğrafi kaynak konusunda yanıltıcı nitelikte bulunduğunu, "..." ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalının müvekkiline ait marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzerini ticari amaçla kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2016/53512 sayılı "...” markasının tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne, ... YİDK’nin 27.09.2017 tarih ve 2017-M-8030 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "..." ve YİDK kararında geçen diğer markaları ile davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesindeki iltibas-benzerlik-karıştırılma ihtimali koşulunun oluşmadığı, dava konusu başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın önceye dayalı hak iddiasının kanıtlanmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli markaların gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin markalarının taklit edilmesi çabasından ibaret bulunduğunu, başvuru markasının müvekkilinin seri markalarından biri imajını yarattığını, taraf markaları arasında "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle görsel, işitsel, kavramsal benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin eğitim-öğretim alanında maruf markaları yönünden haksız rekabet oluşturacağını, davalının müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olmadığının söylenemeyeceğini, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını, davalının fiilen "... ..." ibaresini kullandığını, SMK'nın 5/1-b, 5/1-c, 5/1-f maddeleri uyarınca da dava konusu markanın tescilinin mümkün bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konularının tespit edildiği, tutanağın hazır bulunanlarca imzalandığı, HMK'nın 140/3.maddesi uyarınca tahkikatın bu tutanak esas alınarak yürütüldüğü, Yargıtay 11.HD.'nin 25.05.2016 gün ve 2015/10945 E.-2016/5739 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, başvuru konusu işaretin kapsadığı 41. sınıf hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu, bu durumda işaretler arasındaki şekil ve kelime farklılıkları nedeniyle markaların 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesine yol açmayacakları, somut uyuşmazlıkta davalı Dernek'e ait başvuru konusu markada yer alan tüm ibareler birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusu 41. sınıftaki hizmetler yönünden, tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK.'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, benzer uyuşmazlıklarda verilen Yargıtay 11. H.D.'nin 20.02.2019 gün ve 2017/4911 E.- 2019/1371 K.. 20.02.2019 tarih ve 2017/4911 E.- 2019/1371 K., 23.11.2020 tarih ve 2020/751 E.- 5272 K., 03.11.2020 tarih ve 2020/1077 E.- 4702 K. sayılı ilamlarının da aynı doğrultuda olduğu, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacının markalarının tanınmış olup olmamasının sonuca etkili bulunmadığı, davacının önceye dayalı hak sahipliğinden kaynaklanan tescil engelinin söz konusu olmadığı, kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.