Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1836 E. 2026/2080 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1836
Karar No
2026/2080
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1836 Esas KARAR NO : 2026/2080 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/39 KARAR NO : 2026/431 KARAR TARİHİ : 29/04/2026 KESİNLEŞME TARİHİ : 18/06/2026 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : TURGUTLU 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/81 KARAR NO : 2025/263 KARAR TARİHİ : 23/10/2025 KESİNLEŞME TARİHİ: 06/01/2026 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 29/09/2026 G.KARAR YAZIM TARİHİ: 29/09/2026

Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi ile Turgutlu 2.Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmiş olmakla dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilinin davalı ile yaptığı anlaşma neticesinde; 17.03.2023 tarihinde 15.000,00-TL, 29.03.2023 tarihinde 100.000,00-TL, 05.04.2023 tarihinde 145.000,00-TL, 17.04.2023 tarihinde 90.000,00-TL ve yine aynı tarihte 15.000,00-TL olmak üzere toplamda 365.000,00-TL satış bedelinin tamamını banka kanalı ile davalıya ödendiğini, ilgili dekontların dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı ile müvekkilinin farklı şehirlerde yaşayan, sadece ilgili araç satışı ile ticaret yaptığını, aralarında başkaca herhangi bir özel veya ticari bir ilişki olmadığını, ödemelerin yapılması üzerine davalının araç satışı için müvekkilinin oğlu ....’a vekaletname verdiğini, ilgili vekaletnamenin ekte sunulduğunu, aynı gün davalı aracı ve araca ait ruhsatı da müvekkiline teslim ettiğini, ancak satış için notere gidildiğinde araç üzerinde rehin/ipotek olduğu ve bu sebeple aracın satışının yapılamayacağının müvekkiline bildirildiğini, bunun üzerine müvekkilinin davalı ile görüştüğünü ve davalının özür dileyerek haberi olmadığını, ilgili rehini kaldıracağını ve satışın tamamlanacağını belirttiğini, ancak geçen süre zarfında davalının satışı tamamlamamış ve müvekkilinin defalarca davalı ile görüşmek zorunda kaldığını, Ekim 2024 tarihinde yine müvekkilinin satışı geçirmesi talebinde bulunması üzerine davalının haksız olarak hava parası talep ettiğini, müvekkilinin huzursuzluk çıkmasın diye anlaşma dışı olan, davalının haksız yere istediği 6.000,00-TL parayı davalıya banka kanalı ile gönderdiğini, her ne kadar davalı noter satışını gerçekleştirmemiş olsa da aslında araç satışını yaptığı için, araçların zilyetliğini müvekkiline devrettiği için aslında satışın gerçekleştiğini düşünen müvekkilinin aracı teslim aldığı 17.04.2023 tarihinden beri aracın MTV vergilerini, araç üstündeki trafik cezalarını ödediğini ve araca sigorta yaptırdığını, toplamda iki yılda müvekkilinin 26.162,14-TL dava konusu araçlar için MTV ödemesi yaptığını, yine aynı araçlar için farklı dönemlerde kesilmiş olan 2.033,10-TL ve üç adet 828,40-TL olmak üzere toplamda 4.518,30-TL araçlara kesilmiş trafik cezalarını ödediğini, cezaların birinin araç davalının mülkiyetinde iken yendiğini, müvekkili adına yazılan ceza ise Burdur ilinin Gölhisar ve Çavdır ilçeleri arasında kesilmiş aracın vizesinin olmamasından kaynaklı kesilmiş ceza olduğunu, müvekkilinin yukarıda da belirtildiği üzere aracı aldığı tarihten itibaren resmi mülkiyeti kendisine geçmediği için aracı kullanamamış olduğunu, ancak aracın uzun süreli hareketsiz kalması yüzünden aracın teknik ve mekanik kısımlarında meydana gelebilecek hasarlardan korumak için aracı kısa mesafeli hareket ettirmek istediğini belirterek .... plaka sayılı, ... marka,... (...) cinsindeki ... model araç ile ...plaka sayılı, ... marka, çekici (... .. için ..) cinsindeki ... model araçların mülkiyet kaydına HMK’nın 392/1. maddesine istinaden teminatsız olarak rızai ve icrai satışlar da dahil olmak üzere tüm devirleri engelleyecek ihtiyati tedbir konmasına, açılmış davanın kabulü ile terditli olarak öncelikle ... plaka sayılı, ... marka, ... (...) cinsindeki ... model araç ile ... plaka sayılı, .. marka, çekici (.... için ..) cinsindeki ... model araçların mülkiyetinin -üzerlerinde hiçbir hak mahrumiyeti olmaksızın- müvekkilim adına tespit edilmesi (aynen ifa ile) ile fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla TBK m.112 uyarınca ifanın gecikmesinden kaynaklanan gecikme tazminatının denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanarak avans faizi ile (belirsiz alacak davası (HMK m.107) hükümleri uyarıca) birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde yine fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla müvekkilinin ödemiş olduğu paraların (araç bedeli, MTV, trafik cezaları, araca ait sigorta bedeli vb.) (her bir ödeme kalemi için ödediği tarihten itibaren hesaplanacak faizi ile) ve uğradığı zararın (belirsiz alacak davası (HMK m.107) hükümleri uyarıca) (her bir zarar için zarara uğradığı tarihten itibaren hesaplanacak faizi ile) avans faizi ile denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri (yukarıda belirtilen ihtar masrafı da dahil olmak üzere) ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında aynı konuda dava açılmış olup, Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/81 E dosyasından devam etmekte olan dava bulunduğunu, ikinci kez açılan bu davaya karşı derdestlik itirazında bulunduğunu, zira Turgutlu'daki davada görevsizlik kararı verilip kesinleşmeden böyle bir dava açılamayacağını, yine davacı tarafın Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/ 81 E sayılı dosyasında vermiş olduğu dava dilekçesinde işin taraflar arasında ticari iş olduğunu iddia ettiğini, ancak işin taraflar arasında sıradan araç alım satımı vasfında olması nedeniyle adi iş olmasından dolayı bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasındaki işin ticari olmadığını, bu nedenle mahkemenin bu dava açısından görevli olmadığını, adi iş vasfındaki bu davada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu ve görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece resen gözetilmesi gerekeceğinden dava hakkında görevsizlik kararı verilerek, dosyanın yetkili ve görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep ettiğini, ayrıca esas yönünden dava dilekçesinde istenilen araç bedeli, MTV, trafik cezaları, araca ait sigorta bedeli ve tazminatların belirsiz alacak davası olarak talep edildiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bunun kabulünün hukuken mümkün olmadığını, zira belirsiz alacak davası hükümlerine göre, bir alacağın belirsiz alacak davası ile talep edilebilmesinin şartlarının bulunduğunu, davacı tarafından önceden bilinmeyen, belirlenemeyen, hesaplanamayan alacak olması gerektiğini, davacı tarafından bilinen, hesaplanabilen, önceden belirlenebilen alacak ve tazminatların belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davacının talep ettiği rakamların kendisi tarafından bilinen, iddiasına göre makbuzlu, belgeli rakamlar olduğunu, bu nedenlerle, her türlü dava ve talep haklarını saklı tutarak; davacının haksız ve mesnetsiz davasının (esas ve terditli tüm taleplerinin) reddine (öncelikle görev yönünden davanın reddi ile dosyanın görevli ve yetkili Turgutlu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine), yargılama masrafları ile avukat tutması halinde Avukatlık Ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini, talep etmiştir. Davanın ilk açıldığı Turgutlu 2.Asliye Hukuk Mahkemesince tarafların tacir olduğu, davaya konu araçların ticari nitelikte kullanılan treyler ve römork olduğu, davanın ticari dava olduğu gerekçesiyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Dosyanın gönderildiği Manisa Asliye Ticaret Mahkemesince dava konusu araç ticari araçlardan olsa da davacının ticari işletmesinin olmadığı, davalı taraf tacir olsa da davacının tacir olmadığını, nispi ticari dava koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davaya bakma görevinin genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu belirtilerek karşı görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın da kesinleştiği görülmüştür. Dava araç mülkiyetinin tespiti ve alacağın tahsili istemidir. 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu düzenlemeye göre malvarlığı hakları ile şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olup özel görevli mahkemelerin görevleri özel düzenlemeler ile belirlenmektedir. Uyuşmazlığa konu dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gurupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK' da yeterli görülmüştür. Göreve ilişkin bu genel açıklamadan sonra dava konusu somut olaya bakıldığında; davaya ilişkin uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da düzenlenen işlerden olmadığı, yine aynı yasanın 4/1 maddesindeki bentler halinde sayılan yada özel kanunlarında belirlenen mutlak ticari davalardan da olmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/3 fıkrası uyarınca dava tarihi itibariyle Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, somut olayda uyuşmazlık, dava konusu araç ticari araçlardan olsa da davacının ticari işletmesinin olmadığı ve davalı taraf tacir olsa da vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre davacı taraf tacir değildir. Nispi ticari dava koşulları sağlanamamıştır. Somut olayda davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle Turgutlu 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. KARAR: 6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22. maddeleri gereğince Turgutlu 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1836, K. 2026/2080, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1836-e-2026-2080-k-7eacd7f8a09d