Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1814 E. 2026/1897 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1814
- Karar No
- 2026/1897
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1814 KARAR NO : 2026/1897
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/620 ARA KARAR TARİHİ : 18/06/2026 DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAİRE KARAR TARİHİ: 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/06/2026 Tarih ve 2026/620 Esas sayılı ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; şirket, davalı ... nezdinde abone no 12513647 ve sözleşme no 2647113 ile kayıtlı abone olduğu, davalı kurum tarafından düzenlenen 03.03.2026 tarihli KÖP faturası, müvekkiline 12.03.2026 tarihinde tebliğ edildiği; belgede Şubat/2026 dönemi için, 01.01.2026-31.01.2026 aralığı esas alınarak toplam 175.156,50 TL tutarında tahakkuk çıkarıldığı, tahakkukta; 293,57 m³ tüketim, 1,4 kirlilik katsayısı, 387,4305 birim fiyat, 159.233,18 TL KÖP bedeli ve 15.923,32 TL KDV gösterildiği, bu sonuca hangi somut teknik veriler ve hangi hesap yöntemiyle ulaşıldığı müvekkiline açıklanmadığı, davalı kurum, fatura/tahakkuka dayanak olduğunu iddia ettiği; numune alma tutanaklarını, numune alma tarih ve saat kayıtlarını, numunenin hangi noktadan ve hangi usulle alındığını gösteren belgeleri, analiz raporlarını, hangi parametrelerin hangi sınır değerleri aştığını gösteren karşılaştırma cetvellerini, kirlilik katsayısının neden ve nasıl 1,4 olarak belirlendiğini gösteren hesaplamayı, KÖP birim fiyat dayanağını, ayrıntılı tahakkuk ve formül cetvelini, varsa bağlantı kalite kontrol ruhsatı, kontrol bacası tespitleri, denetim tutanakları ve uyarı yazılarını müvekkiline tebliğ etmediği, ortada yalnızca sonuç rakamlarını içeren bir fatura bulunmadığı; borcun doğumuna esas teşkil ettiği ileri sürülen teknik ve hukuki zemin somut, açık ve denetlenebilir biçimde ortaya kunolmadığı, müvekkilinin hangi nedenle, hangi parametre yönünden, hangi ölçümle, hangi tarih itibarıyla ve hangi formülle bu bedele muhatap kılındığı belirsiz olduğu, KÖP gibi yüksek meblağlı bir tahakkukun, soyut kabul ve tek taraflı değerlendirme ile değil; usulüne uygun alınmış numuneler, geçerli analizler, mevzuata uygun teknik inceleme ve denetlenebilir hesap unsurları ile desteklenmesi gerektiği, somut olayda müvekkiline bunların hiçbiri açıklanamadığı, savunma ve denetim imkânı ortadan kaldırıldığı, müvekkili tarafından davalı kuruma itiraz edilerek; tahakkuka dayanak bütün bilgi ve belgelerin gönderilmesi, tahakkukun askıya alınması ve iptali talep edildiği; ancak işleme konu meblağ ortadan kaldırılmadığı, müvekkilinin itirazları dayanaksız bir cevap ile sonuçsuz bırakıldığı, davaya konu tahakkuk, mevcut bir abonelik ve sözleşme ilişkisi içinde düzenlenmiş fatura niteliğinde olduğu, uyuşmazlık, müvekkilinin anılan fatura bedelinden dolayı davalıya borçlu olup olmadığının tespiti mahiyetinde olduğu, tüm bu nedenlerden dolayı davanın kabulü ile, müvekkili şirketin davalı kurum tarafından düzenlenen 03.03.2026 tarihli ve 175.156,50 TL bedelli KÖP faturası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, düzenlenen faturanın iptali, bu bedele dayalı tahsil ve takip işlemlerine girişilmemesi yönünde ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; dosya zerinden yapılan incelemesinde talep konusunda haklılığın belirlenmesinin yargılamaya muhtaç olduğu, dosyadaki bilgi ve belgeler kapsamında yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı da dikkate alındığında mahkememiz nezdinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine yeter kanaatin oluşmadığı, açıklanan sebeplerle talep eden tarafça yaklaşık ispat koşulunun sağlanmasına yeteri derecede delil ve belgenin sunulmadığı ve talep konusunun yargılamaya muhtaç olduğu anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talep edenin dava konusu faturanın takibe konulmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; dava tarihinden önce başlatılmış bir icra takibi bulunduğunu gösteren herhangi bir belge veya kaydın mevcut olmadığını, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken hükmün İİK’nın 72/3. maddesi değil, İİK’nın 72/2. maddesi olduğunu,yaklaşık ispat koşulunun somut olayda gerçekleştiğini, davalı kurumun münhasıran kendi uhdesindeki belgeleri henüz dosyaya sunmamış olmasının sonuçlarının davacıya yükletilemeyeceğini, teknik dayanağı açıklanmayan ve denetlenemeyen yüksek tutarlı tahakkuk, ihtiyati tedbir bakımından davacı lehine yaklaşık ispat oluşturduğunu, tahakkukun doğru olduğuna ilişkin herhangi bir teknik veri bulunmadığı gibi, davacının itirazlarının ciddi ve yargılamada kabul edilme ihtimali yüksek olduğu yaklaşık olarak ortaya konulduğunu, ihtiyati tedbir ret ara kararının; somut olaya İİK’nın 72/2. maddesi yerine 72/3. maddesinin uygulanması, yaklaşık ispat koşulunun değerlendirilmesinde davalı uhdesindeki belgelerin müvekkil aleyhine yorumlanması ve teminat karşılığında tedbir verilmesi seçeneğinin değerlendirilmemesi nedenleriyle kaldırılması gerekmekte olup teminat karşılığında tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan faturanın iptali davasıdır. İstinafa konu istem ilk derece mahkemesinin 18/06/2026 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararının istinafen incelenmesi talebine ilişkindir. İhtiyati tedbir; 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir kurumu kabul edilmiştir. HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun ''uyuşmazlık konusu hakkında'' diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (madde 389/1). Ancak özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir. Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davanın kabulü ile, müvekkili şirketin davalı kurum tarafından düzenlenen 03.03.2026 tarihli ve 175.156,50 TL bedelli KÖP faturası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, düzenlenen faturanın iptali, bu bedele dayalı tahsil ve takip işlemlerine girişilmemesi yönünde ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesi 18/06/2026 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir isteminin reddine dair karar vermiştir karara karşı davacı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava konusu ihtilaf yargılamayı gerektirmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ışında yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada sağlanamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine dair vermiş olduğu ara kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair karar verilmesi gerekmiştir. İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin ara karar gerekçesiyle ara hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme ara hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından ileri sürülen istinaf itirazlarının HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/06/2026 Tarih ve 2026/620 Esas sayılı ara kararı usul ve yasaya uygun olmakla davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 391/3 ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 30.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.