Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/175 E. 2026/224 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/175
Karar No
2026/224
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/175 - 2026/224 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/175 KARAR NO : 2026/224

TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2021/25 E., 2022/92 K.

DAVA : Tazminat

KARAR TARİHİ : 22/10/2026 YAZIM TARİHİ : 22/10/2026

Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin davalı şirket nezdinde mesleki sorumluluğundan doğan zararlarının koruma altına alındığını, Haziran 2015 tarihi itibariyle dava dışı ... Bankası'na sunduğu değerleme raporu dolayısıyla Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde kendisine karşı açılan dava ile rizikonun gerçekleştiğini, yargılamada aleyhe karar verildiğini ve müvekkilinin tazminat ödemek durumunda kaldığını, davalının başvuruya rağmen zararını karşılamadığını savunarak dava dışı ... Bankası'na yapılan 142.170,89 TL'nin ödeme tarihinden itibaren ticari reeskont faizinin yürütülmesini, karar harcına ödeme tarihinden itibaren ticari reeskont faizin yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, mesleki hata nedeni ile tazminat talebinin davacıya bildirildiği tarihte müvekkili şirket nezdinde düzenlenmiş bir meslek sorumluluk poliçesinin bulunmadığını, var olan mesleki sorumluluk poliçeleri bakımından da davaya konu zararın teminat kapsamı dışında olduğunu, dava dışı ... Bankası için hazırlanan 04/06/2015 tarihli gayrimenkul değerleme raporuna yönelik banka tarafından ilk tazminat talebi 10/05/2017 tarihli 23286/1453 sayılı ihtar ile davacı tarafa iletildiğini, bu nedenle davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece uyuşmazlık konusu zararın poliçe teminatına girdiği düşünülse dahi, poliçe üst limitinin olay başına 250.000,00 TL olduğunu, ayrıca her bir hasarda uygulamak üzere 50.000,00 TL muafiyetinin bulunmadığını, mesleki sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca talep tarihinde müvekkili şirket nezdinde poliçe bulunmaması sebebiyle müvekkili şirket bakımından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince ".....Davaya konu sigorta poliçesinin incelenmesinde, poliçenin 15/04/2016-15/04/2017 tarihlerini kapsadığı ve "tazminat talebinin sigortalıya poliçe süresi içinde iletilmiş olması" halinde rizikonun teminat altına alınacağı, dolayısıyla talep esaslı teminat belirlendiği anlaşılmıştır. Poliçe hükümlerinin değerlendirilmesinde karma nitelikli olduğuna ilişkin de bir hüküm yer almamaktadır. Somut olayda, sigortacıya ilk bildirim 10/05/2017 tarihinde, poliçe süresinden sonra yapılmıştır. Olayda uzatılmış bildirim süresinin doğduğuna ilişkin bir delil ve iddia da bulunmamaktadır. Bu hali ile rizikonun poliçe teminat süresinde bildirildiğinden söz etmek mümkün değildir. Davacı her ne kadar tazminata konu davanın davalıya ihbar edildiğini bildirmiş ise de, bahse konu dava tarihi 14/06/2019 olmakla poliçe geçerlilik tarihinden sonrasına ait olduğu ihbarın da bildirimden sonra yapıldığı, rizikonun tazminat talebinin bildirimine bağlandığı, tazminat alacağının ödeme ile doğduğu, kaldı ki ihbarın somut bir tazminat talebi de içermediği gözetildiğinde bildirimin süresi içinde yapıldığından söz etmek mümkün olmayacaktır. Açıklanan gerekçelerle, talep esaslı poliçe kapsamında süresinde tazminat bildirimi yapılmadığından rizikonun teminat kapsamında olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine....." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 04.06.2015 tarihinde ... Bankası’nın gayrimenkul değerlemesi sunduğunu, 05.04.2017 tarihindeki icra dosyasında yapılan değerleme raporu ile gayrimenkulün o tarihteki değerinin yanlış hesaplandığının tespit edildiğini, banka tarafından müvekkiline 10 Mayıs 2017 tarihinde muhtemel zarara ilişkin yazılı bildirimde bulunulduğunu, 7 Ağustos 2019 tarihinde de zararın tazmini için dava açıldığını, olayın devam eden sigorta ilişkisi kapsamında gerçekleştiğini, olayın sigorta poliçesi kapsamında talep edilebilir olduğunu, poliçenin 2/a maddesinde talebin poliçe süresi içerisinde yapılması gerektiğinin belirtildiğini, ancak talep kavramına ilişkin bir açıklığın bulunmadığını, Yargıtay’ın zarar doğma ihtimalinin bildirimini de talep olarak kabul ettiğini, poliçenin talep esaslı bir sigorta olduğunu, bu tercihin sigorta şirketinin üstün yararına olduğunu, tek taraflı olarak düzenlenmiş ve sigortalanan sunulmuş bu poliçelerde bu aleyhe klozun, uzatılmış bildirim süresi klozu ile dengelendiğini, bu poliçe kapsamına alınmamış olsa dahi poliçe kapsamında meydana gelen olaya dayanılarak poliçe vadesini takip eden iki yıl içinde bildirilen tazminat taleplerinin de karşılanması zorunluluğunun doktrinde kabul edildiğini belirterek davanın kabulü talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, sigortalının sigortacısı aleyhine açtığı rücuen tazminat taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına ve özellikle talep esasına (claims made) göre kurulan sorumluluk sigortası sözleşmelerinde riziko, zarar gören tarafından sigorta ettiren aleyhine talepte bulunulduğu anda gerçekleşmiş sayılacağına ve dava dışı banka tarafından bu bildirimin poliçenin tamamlandığı tarihten sonra yapıldığına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732 TL istinaf harcından peşin alınan 80,70 TL'nın mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-)HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.22/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/175, K. 2026/224, T. 22.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-175-e-2026-224-k-9c4a0a221d49