Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/146 E. 2026/189 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/146
Karar No
2026/189
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/146 KARAR NO : 2026/189

TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2021/275 E., 2022/522 K.

DAVA : Alacak

KARAR TARİHİ : 15/10/2026 YAZIM TARİHİ : 15/10/2026

Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davacı kooperatifin tasfiyeye girdiği ve tasfiye sürecini devam ettiği, tasfiye memurları atandığı, tasfiye memurlarından ... ... vefatı ile yerine Mahkemece davalının atandığı, davalının da aralarında bulunduğu tasfiye memurlarının 10 yılda tasfiyeyi sonlandıramamaları üzerine, genel kurul toplantısı yapılarak, yeni yönetim kurulu üyeleri ve aynı zamanda yeni tasfiye memurlarının seçildiği, bu sebeple davalının görev süresinin sona erdiğini, yeni seçilen yönetim tarafından mahkemeye başvurup eski tasfiye memurlarının azlinin talep edildiği mahkemenin davada tasfiye memurlarına husumet yöneltilmediği gerekçesi ile talebi reddettiği, kararın temyiz edildiği Yargıtay kararı ile genel kurul tarafından tasfiye memurlarının seçilmesi ve yine genel kurulca bunların her zaman azli ve yerine yenilerinin tayininin mümkün olduğu, somut olayda da genel kurulca yeni tasfiye memurlarının seçildiği, pay sahiplerinden biri tarafından ayrıca bir azil davası açılmasına gerek bulunmadığı, kooperatife ait defterleri ve kasayı teslim etmemeleri halinde yeni bir dava açılabileceği yönünde gerekçenin değiştirildiği ve yerel mahkemece sonrasında verilen kararın bu gerekçe ile onandığı, davalının da aralarında bulunduğu eski tasfiye memurlarınca, görev sürelerinin devam ettiğine dair bir belgenin kendilerine verilmesi ve ücretlerinin artırılması talebi ile başvurulduğu, Mahkemece asıl ve ek karar ile atanan davalı ve diğer tasfiye memurlarının görev sürelerinin son bulduğu, buna ilişkin kararın da kesinleştiği gerekçesi ile görev sürelerinin devamı ve ücret artışı taleplerinin reddine karar verildiği, tasfiye memuru olarak görev süreleri son bulan davalı ve diğer tasfiye memurlarının 30.11.2014 tarihinden Nisan 2017 tarihine kadar haksız olarak aldıkları ücretlerin yasal faizi ile birlikte iadesinin gerektiğini davalının itirazının iptali ile %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Zaman aşımı itirazında bulunmuş, itirazlarında yönetim kurulu üyelerinin kooperatifi temsil yetkisi olmadığını, yetkisiz tarafça yapılan takibin iptaline karar verilmesini, esasa dair itirazlarında ise tasfiye memurunu mahkemenin atadığını, bu konuda mahkemece bir görevinin kaldırılmasına ilişkin kararın bulunmadığını, kooperatifin bu konularda aldığı kararların yok hükmünde olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...davalının mahkeme tarafından kooperatife tasfiye memuru olarak atandığı, görevinin hangi tarihte sona erdiğinin çekişmeli olduğu dönemde fiilen tasfiye memurluğu yaparak yasal sorumluluk altına girdiği , Anayasaya göre karşılıksız çalışmanın yasak olduğu, kooperatife ait defterleri ve kasayı teslim etmeleri için KK'nun 62/2 ve Ana sözleşmenin 73.maddesi gereğince yeni bir dava da açılmadığından davacının ücret iadesi için yaptığı icra takibi yerinde görülmeyerek itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinde dava değeri 1000 TL gösterilmiş ise de nihai talebe göre icra takibinin aynen devamı istendiğinden dava değerinin 13.769,78 TL olduğu kabul edilerek (eksik harcın ikmal ettirilmesi sehven gözden kaçırılmış ise de ) olması gereken dava değeri üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilerek davanın reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalının, görev süresinin sona ermediği, halen görevinin devam ettiği ve ücrete hak kazandığı iddialarının kesinlikle gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafın da içerisinde bulunduğu eski Tasfiye Memurlarınca, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne görev sürelerinin devam ettiğine dair bir belgenin kendilerine verilmesi ve takdir edilen ücretin arttırılması talebi ile yeni bir başvuruda bulunulmuş olduğunu, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.03.2019 gün ve 2000/629 Esas, 2000/500 Karar sayılı Ek Kararı ile Tasfiye Memuru olarak atanan davalı ... ve diğer tasfiye memurlarının görev sürelerinin 30.11.2014 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurul toplantısında yeni Yönetim Kurulu üyelerinin seçilmesi ile son bulduğunu, buna ilişkin kararın da 13.04.2016 tarihinde kesinleştiği gerekçesi ile görev sürelerinin devamı ve ücret artışı taleplerin reddine karar vermiş olduğunu, bu kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 25.01.2016 gün, 2015/3725 Esas ve 2016/321 Karar sayılı kararı ile de desteklenmiş olduğunu, buna göre davalı ...'in Tasfiye Memuru olarak görev süresinin 2014 yılında son bularak, 30.11.2014 tarihinden 2017 yılının Nisan ayına kadar müvekkili Kooperatiften haksız bir şekilde ücret aldığının açık ve net bir şekilde ortada olduğunu, davalı tarafın, görev süresi sona ermesine rağmen müvekkili Kooperatif adına işlemler yapmaya devam ederek yetkisi dışında hareket etmiş olduğunu,17.10.2019 tarihli Kooperatif Yönetim Kurulu kararı gereği davalının, 2014 yılı Aralık ayında, 2015 yılında 12 ay boyunca, 2016 yılında 12 ay boyunca, 2017 yılı Aralık, Ocak, Şubat ve Mart döneminde 4 ay olmak üzere toplam 13.769,78 TL ücreti yetkisi olmadan almış olduğunu, davalının Tasfiye Memurluğu yapmaya yetkisi olmadan aldığı bu ücretin, usul ve yasaya aykırı olduğunu, aldığı ücretin müvekkili kooperatife iadesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını beyan ve talepleri nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, tasfiye memuruna ödenen ücretin istirdatı için yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732 TL istinaf harcından peşin alınan 80,70 TL'nın mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-)HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 362/1.a madde gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.15/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/146, K. 2026/189, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-146-e-2026-189-k-058c09aa1f95