Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1518 E. 2026/1506 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1518
- Karar No
- 2026/1506
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1518
KARAR NO : 2026/1506
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2026/445 (Derdest Dava Dosyası)
ARA KARAR TARİHİ: 03/06/2026
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN
DAVA: Menfi Tespit
TALEP: İhtiyati tedbir talebi
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’nun kefaletinin, TBK m. 598/3 hükmü uyarınca sona erdiğini, 6098 sayılı TBK’nın 598. maddesinin 3. fıkrası hükmü uyarınca, kefalet türü ne olursa olsun, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yıllık sürenin dolmasıyla kefalet ilişkisinin kendiliğinden (ipso jure) sona erdiğini, bu hükmün, kamu düzeni ve özellikle gerçek kişilerin ömür boyu sürecek bir kefalet yükünden korunması amacını taşımakta olduğunu, hak düşürücü sürenin dolmasıyla hakkın özünün ortadan kalktığını, bu sürenin dolmasından sonra, daha önce başlatılmış bir icra takibi olsa dahi, kefilin sorumluluğunun devam ettirilemediğini, gerçek kişi kefiller için getirilen 10 yıllık süre mutlak olup, kesilmesi veya durması söz konusu olmadığını, emsal kararla dosyada kesinleşmiş olan takibe karşılık son icrai işlemden 9 yıl 3 ay 22 gün sonra ve ancak 10 yıllık hak düşürücü geçmesinden sonra yenileme yapıldığını, gerçek kişi kefilin açmış olduğu davanın ilk derece mahkemesi tarafından reddedildiğini, ancak İstinaf Mahkemesi TBK m.598/3'ün emredici hükmü gereğince, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına ve gerçek kişi kefillerin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verildiğini ve onandığını, somut olayda ise 25.02.2025 tarihinde takibin yenilenmesine karar verilmiş ise de bu tarih itibariyle hak düşürücü sürenin dolduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle ve Mahkemece re'sen gözetilecek hususlar ışığında; İİK m. 72/3 uyarınca, uygun görülecek teminat karşılığında, İstanbul 26. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına girecek paranın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesine, icra veznesinde depo edilmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 03/06/2026 tarih ve 2026/445 esas sayılı ara kararında;
İİK 72. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden, geçici hukuki koruma kararlarının genel olarak düzenlendiği HMK hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin koşulları kapsamında haklığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Eldeki davada yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığından davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin kefaletinin TBK m.598/3 uyarınca on yıllık hak düşürücü sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erdiğini, müvekkilin artık kefil sıfatıyla sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle, ileri sürdüğü iddiaların, "yaklaşık ispat şartını" fazlasıyla karşıladığını, dava devam ederken icra dosyasına girecek paraların davalı bankaya ödenmesi halinde, müvekkili haklı çıkmış olsa dahi yeni davalar açmak ve uzun bir istirdat süreci yürütmek zorunda kalacağını, Halbuki İİK m.72/3 hükmünün amacı, tam da bu telafisi güç zararın önüne geçtiğini, bu sebeple, takibin durdurulması değil; yalnızca dava sonuna kadar icra veznesine girecek paraların alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi hukukun, hakkaniyetin ve kanunun amacının gereği olduğunu, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen ve davacının kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine konu senetten ve borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasında icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden az olmamak kaydıyla göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.
Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen ve davacının müteselsil kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine konu borçtan ve senetten dolayı kefalet sözleşmesine ilişkin 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığını ileri sürerek icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, davalı vekilinin savunması, icra takibinin kambiyo senedine dayalı olarak başlatılması ve davacının avalist olduğunun belirtilmesi karşısında tüm deliller toplandıktan sonra davacının borçtan sorumlu olup olmayacağının tartışılacağı gözetilerek bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.