Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2193 E. 2026/2360 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2193
- Karar No
- 2026/2360
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/2193
KARAR NO:2026/2360
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ:05/08/2026
NUMARASI:2026/1318 Esas
DAVANIN KONUSU:Kayyım Atanması
KARAR TARİHİ:17/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili davalı şirkete kayyım atanması talebinde özetle; müvekkili şirket ... İnşaat, ... Lisesi ... İşi ihalesini üstlenmek amacıyla davalı şirket ile bir adi ortaklık kurduğunu, ortaklık sözleşmesi uyarınca davalı şirketin "..." olarak belirlendiğini, idare ile yazışmalar, hakediş süreçleri ve mali koordinasyon yetkisi pilot ortağa bırakıldığını, gelinen aşamada, ... yetkililerine hiçbir şekilde ulaşılamadığını, bu nedenle ortaklığın idareye fatura kesmesini, hakedişleri tahsil etmesini ve işin yürütülmesi için gerekli olan yasal prosedürleri tamamlamasını imkansız kıldığını, pilot ortağın fiili yokluğunun ortaklığı organ yoksunluğuna ittiğini ve müvekkil şirketi ağır bir mali yük altında bıraktığını, müvekkil şirketin, işin yürütülmesi ve alt yüklenicilere olan borçların ifası amacıyla, iyi niyetle ve ortaklık faaliyetleri kapsamında aşağıda dökümü sunulan çekleri keşide ederek adi ortaklığa teslim ettiğini ancak pilot ortağın ulaşılamaz olması nedeniyle hakedişlerin tahsil edilemediğini, ortaklık hesabına girmesi gereken paraların alınamadığını ve neticede müvekkiline keşide ettiği çeklerin karşılıksız kaldığını, bu çeklerin toplam bedelinin 9.106.000,00 TL olduğunu, pilot ortağın yönetimsel tıkanıklığa sebebiyet vermesi ve hakedişlerin tahsilini engellemesi nedeniyle ödenemediğini,müvekkili şirket aleyhine bu çekler nedeniyle icra takipleri başlatıldığını ve haciz işlemlerinin tatbik edildiğini, ortaklığın parasının idare nezdinde beklerken, pilot ortağın imzası eksik olduğu için bu paraya ulaşılamadığını ancak müvekkilinin şahsi malvarlığı haczedildiğini, hakedişlerin alınamaması ve teminat mektubunun bozdurulma riskinin ciddi ve yakın bir zarar doğurduğunu, idare nezdinde tamamlanması gereken belgelerin düzenlenememesi, vergi borcu yazısı ve e-fatura gibi zorunlu evrakların sunulamaması, hakediş sürecinin durması ve yüklenici sıfatındaki ortaklığın yükümlülüklerini yerine getirememesi nedeniyle teminatın gelir kaydedilmesi veya bozdurulması riskinin ortaya çıktığını, bu aşamada gecikmenin yalnızca parasal bir kayıp olmadığını aynı zamanda müvekkil şirketin ticari itibarını, kredi işlemlerini ve kamu ihalelerine katılım kabiliyetini de etkileyen ağır bir sonuç doğuracağını,Türk Medeni Kanunu’na göre, bir kişi başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerle ivedi işini göremeyecek durumda ise temsil kayyımı atanabileceğini, somut olayda ... yetkililerinin ortada olmaması, ortaklığın idareye karşı temsilini ortadan kaldırdığını, ortaklık hesabına yapılacak ödeme ve yazışmaların yürütülemez duruma geldiğini, bu durumda kayyımın, yalnızca ortakların çıkarlarını korumakla kalmayacağını, aynı zamanda kamu idaresi karşısında işin devamını ve hakedişin tahsilini sağlayacağını, bölge adliye mahkemesi ve ilk derece mahkemesi kararlarında, pilot ortağın ortada olmaması, yurtdışına yerleşmesi, ortaklığın temsil edilememesi ve iş ortaklığının işlemez hale gelmesi hallerinde kayyım atanmasına veya imza yetkisinin tedbiren kaldırılmasına yönelik taleplerin incelendiğini, özellikle pilot ortağın hakkaniyet çerçevesinde temsil edememesi, sahte senet düzenlenmesi riski, haksız icra takibi ve ortaklığın işlemez duruma gelmesi gibi olgular, geçici yargısal korumayı zorunlu kıldığını, bu nedenle müvekkil açısından da öncelikle ihtiyati tedbir niteliğinde bir geçici çözüm oluşturulmasını, ardından kayyım atanması suretiyle ortaklığın idare ve temsil boşluğunun giderilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle; idare nezdindeki hakedişlerin kayyım marifetiyle tahsiline, bu hakedişlerin öncelikle söz konusu çek borçlarının tasfiyesinde kullanılmasına, çekler nedeniyle başlatılan icra takiplerinin teminatsız veya uygun bir teminatla durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkeme,somut dosya kapsamında davacı vekilinin davalı şirket yönetimine kayyım atanması ve imza yetkisinin tedbiren kaldırılmasına yönelik talebinin şirkette organ boşluğu bulunmadığı, davanın esasını çözümleyecek mahiyette tedbir kararı verilemeyeceği, dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra tedbir talebinin yeniden değerlendirilebileceği gerekçesi ile;
"1-Davacı vekilinin davalı şirket yönetimine kayyım atanması talebinin reddine,
2-İşbu ara kararın taraflara tebliğine" dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 05/08/2026 tarihinde oy birliği ile karar vermiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davacı vekili beyan dilekçelerinde de ayrıca belirttiği üzere "Kayyım Atanmasının Reddine" yönelik kararın doğru olmadığını, davalıya tümden kayyım atanmasını veya davalı şirketin yönetiminin kendi bünyelerine geçmesinin istenmediği, davalı ile ortak girişim yapmak suretiyle üstlendikleri ve davalının işi ve ülkeyi terketmesi sonucu idarenin sözleşme feshine gitmek üzere olduğu Manisa İli Yunusemre İlçesi ... Mahallesi 130 ada 1 parsel üzerinde bulunan ... Lisesi (...) ... İşi ile sınırlı bir kayyım atanması talebi bulunduğunu, bunun makul ve karşılanması zaruri bir talep olduğunu, Manisa İli Yunusemre İlçesi ... Mahallesi 130 ada 1 parsel üzerinde bulunan ... Lisesi (...) ... özgü olarak davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davacı istinafının reddini istemiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Talep adi ortaklığa kayyım atanması talebine ilişkindir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ortaklığın Yönetimi" başlıklı 625.maddesinde;"Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir.Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir.Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir""Yönetim Yetkisinin Kaldırılması ve Sınırlanması" başlıklı 629.maddede ise;"Ortaklık sözleşmesiyle ortaklardan birine verilen yönetim yetkisi, haklı bir sebep olmaksızın, diğer ortaklarca kaldırılamaz ve sınırlanamaz. Ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile, haklı bir sebep varsa, diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir.Haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarında vardır." denilmektedir.Diğer yandan HMK'nın "İhtiyati Tedbirin Şartları" başlıklı 389.maddesinde, " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."hükmüne yer verilmektedir.Somut olayda, davacı taraf, davalının edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek tedbiren ortaklığa yönetim kayyımı atanmasını istemiştir.Mevcut dosya kapsamındaki belgelerin davalı tarafın temsil yetkisini kötüye kullandığı iddiasını " yaklaşık ispat"a elverişli görülmemiştir.Dosya kapsamına göre, bu aşamada adi ortaklığa kayyım atanması yönünden yasal şartların oluşmadığı değerlendirilmiştir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/09/2026