Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1490 E. 2026/1686 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1490
Karar No
2026/1686
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1490 Esas

KARAR NO:2026/1686 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan) İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI:2026/225 Esas - 2026/494 Karar

TARİH:20/05/2026

DAVA:Şirketin İhyası

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin ticaret sicilinden terkin edilen ... Şirketi'nin tek yetkilisi olduğunu, ..., Kadıköy, İstanbul adresinde kayıtlı bulunan şirketin Üsküdar ... Noterliği'nin 24.20.2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı genel kurul kararı ile ticaret sicilinden terkin edildiğini, terkin kararının 28.10.2025 tarihli ve 11446 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nin 512. sayfasında ilan edildiğini, şirketin ... A. Ş. nezdinde özel sağlık sigortası hastalarından kaynaklı alacaklarının bulunduğunu, şirket hesaplarının kapalı olması sebebiyle söz konusu alacağın tahsil edilemediğini, bu alacağın tahsili amacıyla şirketin geçici olarak yeniden tescil edilmesinin zorunlu hale geldiğini, alacak tahsil edildikten sonra şirketin tekrar sicilden terkin edileceğini belirterek ... Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün Türk Ticaret Kanunu'nun 32. maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34. maddesi uyarınca tescil taleplerini incelemekle yükümlü olduğunu, yargı mercii gibi hareket edemeyeceğini, tasfiye sürecindeki yetki ve sorumluluğun tasfiye memurlarına ait olduğunu, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli bulunduğunu, henüz muaccel olmayan veya uyuşmazlık konusu borçların depo edilmesi gerektiğini, bu işlemler yapılmadan şirketlerin sicilden terkin edilmesi durumunda tüzel kişiliğin ihya edilerek tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, müvekkilinin tasfiye memurlarının eksik işlemlerini tespit etme yetkisinin bulunmadığını, tasfiye memurlarının bildirimi üzerine işlem yapıldığını, bu kapsamda müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmeleri halinde şirkete ve alacaklılara karşı sorumlu olduklarını, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan eksikliklerden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, mahkemece ek tasfiyeye karar verilmesi durumunda Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, önceki tasfiye memurlarının görevinin terkinle sona erdiğini, atanacak tasfiye memurlarının Türk Ticaret Kanunu'nun 536. maddesinde düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, özellikle tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şartının arandığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım konumunda bulunduğunu, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, yerleşik yargı uygulamalarının da bu yönde olduğunu belirterek davanın reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 20/05/2026 tarih ve 2026/225 Esas - 2026/494 Karar sayılı kararında; davanın,Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ihyası istemine ilişkin olduğu,taraflar arasındaki uyuşmazlığın, öncelikli olarak davacının işbu davayı açmakta güncel hukuki yararı bulunup bulunmadığı, dava konusu şirketin tasfiye memuru tarafından usule aykırı olarak terkin edilip edilmediği, şirketin ihyasının gerekip gerekmediği noktasında toplandığı,TTK'nun 547 maddesi uyarınca; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirmesi halinde, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar vereceği ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettireceği, ihya davasını açmakta hukuki yarar bulunması, bunun için tam olmasa da kanaat uyandırıcı bazı delillerin varlığının aranması gerektiği, hiçbir neden ve açıklama gösterilmeden, bir kanıt sunulmadan, soyut nedenlere dayalı ihya isteminde bulunulması halinde hukuki yararın bulunmadığının kabulü de gerektiği, davacının ileride açacağını belirttiği davaların görüleceği mahkemeden ihya davası için yetki ve süre istediği takdirde mahkemenin tensip kararı ile dahi bu talebi karara bağlamasının mümkün olduğu, soyut, belirsiz, ileride açılacak davalar için ihya kararı verilmesinin mümkün olmadığı, davacının muhtemel davalar için yaptığı yeniden tescil talebi bakımından; TTK'nun 547. maddesi hükmü ve yerleşik Yargıtay kararındaki kıstaslar dikkate alındığında, davacının dava tarihinde hukuki yararı bulunmadığının anlaşıldığı, hukuki yarar dava koşulu olup, mahkeme dava şartlarını re'sen incelemekle görevli olduğu, hatta, hukuki yararın sadece dava tarihi itibariyle değil, dava devam ettiği sürece ve hükmün kesinleşmesine kadar devamı da gerekeceği, gerekçesi ile; hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihyası istenen ... Şirketi'nin, 24/10/2025 tarihli 2025/02 sayılı genel kurul kararı ile ticaret sicilinden terkin edildiğini; terkin kararının, sicil gazetesinde 28/10/2025 tarihinde ilan edildiğini, davacının bu şirketin tek yetkilisi olduğunu, ihyası talep edilen şirketin özel sağlık sigortası hastaları nedeniyle anlaşmalı olduğu kurum olan ... A.Ş'nin, 19/01/2026 tarihinde ihyası istenen şirkete ait işleme alınan dosyaların bakiye listesini ve işleme alınmamış dosyaların listesini gönderdiğini; anılan listelerde, ihyası istenen şirketin ... A.Ş. nezdinde 87.947,99 TL bakiye alacağının bulunduğunun açıkça görüldüğünü, ... A.Ş. tarafından iletilen kayıt ve listelerden, şirketin tasfiye ve terkin sonrasında dahi tahsil edilmesi gereken alacaklarının bulunduğunun anlaşıldığını, davacının alacağın varlığını 19/01/2026 tarihinde öğrendiğini; akabinde yapılan yazışmalar neticesinde, şirket sicilden terkin edilmiş olduğundan bu alacağın ancak şirketin ihyası suretiyle tahsil edilebileceğinin anlaşıldığını, şirketin ... A.Ş. nezdindeki 87.947,99-TL tutarındaki alacağının tahsil edilebilmesi için şirketin ihyası dışında başvurulabilecek başka bir yol bulunmadığını; terkin edilen şirket adına ödeme alınmasının, gerekli hesap ve tasfiye işlemlerinin tamamlanmasının ve bu alacağın şirket malvarlığına dahil edilmesinin mümkün olamadığını, bu davada şirketin ihyasının; soyut, belirsiz veya ileride açılması muhtemel davalar için değil, doğrudan doğruya ... A.Ş. nezdindeki somut, belirli ve tahsili gereken alacağın tahsil edilebilmesi amacıyla talep edildiğini; dava dilekçesinde de ihyanın münhasıran bu alacağın tahsili için gerekli olduğunun belirtildiğini, bu alacağın tasfiye aşamasında tahsil edilmeden şirketin terkin edilmiş olmasının,TTK m. 547 anlamında ek tasfiye yapılmasını zorunlu kılan tipik ve somut bir hal olduğunu; bu nedenle davacının ihya istemekte güncel, somut ve korunmaya değer hukuki yararı bulunduğunu, mahkemece gerekli görülmesi halinde ... A.Ş.’ye müzekkere yazılarak, ihyası istenen şirketin bakiye alacaklarının bulunup bulunmadığı, ödeme yapılmasına engel görülen sicil/hesap kapanış durumu ve şirketin yeniden tescili olmaksızın tahsilat yapılıp yapılamayacağının araştırılabileceğini; bu hususlar değerlendirilmeden, talebin “soyut ve ileride açılacak davalara” ilişkin olduğu kabulüyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; davacı aleyhine hükmedilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf başvurularının esasını oluşturan davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davanın reddine ilişkin karar kaldırıldığında, bu red kararına bağlı olarak kurulan vekalet ücreti hükmünün de kaldırılmasının zorunlu olduğunu, sicil müdürlüğü zorunlu/yasal hasım konumunda olduğundan, davacının husumeti sicile yöneltmesinin zorunlu olduğunu, bu nedenle davacı aleyhine 45.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin, somut olayın özellikleri, ihya davasının niteliği ve yasal hasım kurumu ile bağdaşmadığını ileri sürerek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile ... Şirketi’nin, ... A.Ş. nezdindeki özel sağlık sigortası dosyalarından kaynaklanan alacaklarının tahsili ve buna bağlı ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması amacıyla sınırlı olmak üzere TTK'nun 547 maddesi uyarınca ihyasına, davacı aleyhine hükmedilen 45.000,00 TL vekalet ücretine ilişkin kısmın kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacının ortağı ve yetkilisi olduğu,tasfiyesinin sona ermesi nedeniyle sicilden terkin edilen...Şirketi'nin, TTK'nun 643 maddesi atfı ile 547 maddesi kapsamında ek tasfiyesinin gerçekleştirilmesi amacıyla ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nun 547/1 fıkrası uyarınca; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.Hükmün ikinci fıkrasına göre; mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.İhyası talep edilen şirketin 28/10/2025 tarihinde tasfiyenin sona ermesi nedeniyle sicilden terkin edildiği,mahkemece celbedilen sicil kayıtları kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı yan dava dilekçesinde, ihyası talep edilen şirketin özel sağlık sigortası hastaları nedeniyle anlaşmalı kurumu olan dava dışı... A.Ş'den alacaklı olduğunun anlaşıldığını,şirket hesaplarının kapalı olması nedeniyle ödeme yapılamadığını beyan ettiği, dava dilekçesi ekinde davacının ihyası talep edilen şirket yetkilisi olduğuna dair imza sirküleri ile yine bu şirkete ait sicil gazetesi örneğinin sunulduğu, ihya talebine dayanak iddiayı destekler herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Eldeki dava basit yargılama usulüne tabi olup, ihya talebinde hukuki yarar bulunduğuna dair delillerin HMK'nun 318 ve 319 maddeleri uyarınca dava dilekçesi ile sunulması zorunludur. Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesi ekinde ... A.Ş çalışanı ile yapılmış bir kısım mail yazışmaları sunulmuş ise de, HMK'nun 357/1-son cümle uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen delillerin istinaf aşamasında ileri sürülmesi mümkün değildir. Buna göre mahkemece davanın; davacının ihyanın zorunlu olduğuna ve ihya talep etmekte hukuki yarar bulunduğuna dair somut bir kanıt sunmaması nedeniyle, hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi yerindedir.HMK'nun 326/1 fıkrası uyarınca; kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmesi gerektiği, aynı Kanunun, 323/1-ğ bendi uyarınca da vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, buna göre mahkemece usulden reddedilen davada, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı sicil müdürlüğü lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maktu vekalet ücreti takdir edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1490, K. 2026/1686, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1490-e-2026-1686-k-6437eebfd7ea