Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1475 E. 2026/1760 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1475
Karar No
2026/1760
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1475 - 2026/1760 T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1475 Esas KARAR NO : 2026/1760 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : NİYAZİ DENİZ (32428) ÜYE : SEVİLAY KILIÇ İLBAK (42709) ÜYE : LEYLA TEKİN PEÇEN (122282) KATİP : ÜNZİLE EROL (291558)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan)Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/996 Esas - 2026/177 Karar TARİH : 16/02/2026 DAVACI : TÜRKİYE CUMHURİYETİ ZİRAAT BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - 0998006967505633 [35753-13576-23275] UETS VEKİLİ : Av. SERDAR ÖZKEDEROĞLU - [16827-28968-72299] UETS DAVALI : TALAY LOJİSTİK ANONİM ŞİRKETİ - 0150057295800013 [25949-94814-07277] UETS VEKİLİ : Av. ALİ AYDIN - [16010-10872-71949] UETS DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İstirdat) KARAR TARİHİ : 08/10/2026 YAZIM TARİHİ : 12/10/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın müşterisi ... Kablo Elektrik Aydınlatma A.Ş hesabından davalı Sarp İntermodal Hizmetleri İç ve Dış Tic. A.Ş hesabına gönderilmesi gereken 1.900,00-EURO ve 5.950,00-EURO olmak üzere toplam da 7.850,00-EURO tutarlı 2 adet döviz transfer işleminin sehven Samsun Mak. San.A.Ş hesabından yapıldığını, işlemlerin hatalı olduğunun fark edilmesi üzerine davalıya bilgi verilerek hatalı tutarların iadesinin talep edildiğini, davalı tarafından Samsun Mak. San.A.Ş'den alacaklı olunduğu gerekçesiyle herhangi bir iade yapılmadığını, Samsun Mak. San.A.Ş hesabından hataen gerçekleştirilen işlem sonucu söz konusu tutarların Şube geçici hesabından Samsun Mak. San.A.Ş hesabına iade edildiğini, davalıya paranın iadesi için ihtarname gönderildiğini, davalının ihtarnameye cevaben; ... San. A.Ş den gelen paranın alacaklarına mahsup edildiği, ödemenin T.C Ziraat Bankası A.Ş varlığından değil, ... San.A.Ş'ye ait banka hesabından aktarıldığı gerekçesi ile banka tarafından iadesi istenilen tutarın iade edilmeyeceğini bildirdiğini, davalı tarafından ödemenin Bankanın kendi kaynağından yapılmadığı belirtilmişse de bunun doğru olmadığını ... A.Ş. bankaya havale için talimat vermediğinden banka müşterisi olan ... A.Ş.'ye sehven gönderilen tutarın ödendiğini, belirterek 7.850 EURO'nun ve 1.195,15.TL Noter masrafının sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat talebi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 17.10.2023 tarihinde davalı şirketin ONB Finansbank ve Türkiye İş Bankası hesabına Samsun Mak. San. A.Ş hesaplarından 1.900 EUR ve 5.950 EUR olmak üzere toplamda 7.850 EUR ödeme geldiğini, davalı şirketin cari hesabında Samsun Mak. San. A.Ş.’den ("Samsun Makina") aynı tutarda alacaklı olması sebebiyle Samsun Makina'nın borçlarına mahsuben ilgili tutarı tahsil ettiklerini, davacı Ziraat Bankası tarafından davalıya keşide edilen ihtarname ile "Sarp Intermodal Hizmetleri İç ve Dış Tic. A.Ş.’ye, ... Kablo Elektrik Aydınlatma A.Ş. hesabından gönderilmesi gereken 1.900 Euro ve 5.950 Euro, toplamda 7.850 Euro tutarın sehven Samsun Mak. San. A.Ş. hesabından yapıldığı, Sarp Intermodal’ın ise Samsun Mak. San. A.Ş.’den aynı tutarda alacaklı olması sebebiyle takas-mahsup işleminin muhatabının banka olmadığı ve sehven ödenen tutarın iade edilmesi” hususunun ihtar edildiğini, bu ihtarnameye cevaben, davalı tarafından davacıya Kartal 21. Noterliğinin 05/12/2023 tarihli 60213 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ve davalı şirket tarafından kabul edilen ödemelerin, Samsun Makina ile ticari ilişkiye istinaden kabul edilmiş olduğunun, sebepsiz yere iktisap edilen bir ödeme olmadığının, davalı hesabına ödemelerin Ziraat Bankası A.Ş. varlığından değil, Samsun Makina'ya ait banka hesabından aktarıldığının, dolayısıyla davalı şirketin ödemeyi iade yükümlülüğünün bulunmadığının ifade edildiğini ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/02/2026 tarih ve 2025/996 Esas - 2026/177 Karar sayılı kararında; "Dava konusu uyuşmazlığın 17/10/2023 tarihinde davacı tarafından dava dışı ... Kablo Elektrik Aydınlatma A.Ş hesabından davalı Sarp İntermodal Hizmetleri İç ve Dış Tic. A.Ş'ye gönderilmesi gerekirken sehven dava dışı sehven Samsun Mak. San.A.Ş hesabından davalı hesabına gönderilen 1.900,00-EURO ve 5.950,00-EURO olmak üzere toplam da 7.850 EURO tutarlı 2 adet hatalı transfer işlemi gerçekleştirildiği, Samsun Mak. San.A.Ş hesabından gerçekleştirilen işlem sonucu söz konusu tutarların davacı banka tarafından Samsun Mak. San.A.Ş hesabına iade edildiği, davacının yapılan hatalı işlemlerden kaynaklı sebepsiz zenginleştiği iddiasına yönelik olduğu tespit edilmiştir. Haklı bir neden olmaksızın bir başkasının malvarlığından ya da emeğinden zenginleşmesi olarak tanımlanabilecek (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1. s. 962) ve kanunda borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Dava konusu alacağın doğduğu tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı yasanın 77. maddesi "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur." hükmünü haiz olup, zamanaşımını düzenleyen 82. maddesi ise "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir." şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. Kanunun belirlediği koşullar altında bir sürenin geçmesi üzerine bir hak kazanma ya da bir yükümden kurtulma yolu olarak tanımlanan zamanaşımı (Türk Hukuk Lûgatı, s.1244), hak sahibinin, mal varlığındaki eksilmeye yol açan işlemi ve sebepsiz zenginleşeni tam olarak öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ondan önceki noksan bilgiler ve tahminler bu sürenin başlangıcına esas olamaz. (Yargıtay HGK'nın 2021/3-251 esas ve 2022/1430 karar sayılı ilamı) Davacı banka ile dava dışı ... Kablo Elektrik Aydınlatma A.Ş hesabından davalı Sarp İntermodal Hizmetleri İç ve Dış Tic. A.Ş' ye göndermesi gereken bedeli hataen dava dışı Samsun Mak. San.A.Ş hesabından gönderdiği, Samsun Mak. San.A.Ş hesabına bu bedelin 17/10/2023 tarihinde geçici hesaptan iade edildiği, davalı ile iletişime geçilerek söz konusu bedelin iadesinin talep edildiği davalının bedeli iade etmediği, süresinde sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazına dayandığı görülmüştür. Paylaşılan mevzuat hükümlerinde sebepsiz zenginleşme talebine ilişkin zamanaşımının " hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıllık süreye tabi olduğu bilinmektedir. Somut olayda; davacı banka yapılan hatalı işlemi fark ederek 17/10/2023 tarihinde dava dışı üçüncü şahsın hesabına bedeli iade etmesi nedeniyle fakirleşmesinin gerçekleştiği, davalıya bildirim ve mail yoluyla ulaşarak hatalı gönderilen bedele ilişkin iade talebinde bulunduğu, işbu tarihin (17/10/2023) davacının zararı ve zenginleşeni öğrendiği tarih (ıttıla tarihi) olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafın sunduğu mail çıktıları doğrultusunda da davacının zenginleşmeye ilişkin durumu bildiği ispatlanmıştır. Davacı tarafından 05/12/2023 tarihinde gönderilen noter ihtarnamesi, borçluyu temerrüde düşürmeye yarayacağı ancak TBK m. 154'te sayılan (dava açma, icra takibi yapma, borçlunun ikrarı gibi) zamanaşımını kesen sebeplerden biri olmadığı dolayısıyla ihtarnamenin zamanaşımı süresini uzatmayacağı bilinmektedir. Bu bilgiler ışığında sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği iddia olunan tarihin 17/10/2023 olduğu, kanunda öngörülen iki yıllık sürenin işbu tarihten başlaması ve 17/10/2025 tarihine kadar devam etmesi gerektiği, davanın açıldığı tarihin 10/11/2025 tarihi olduğu dikkate alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu (arabuluculuk süresi dahil edildiğinde yine iki yıllık sürenin dolduğunun anlaşıldığı) davalının süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunduğu görülmekle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. "gerekçesi ile, '' 1-Davanın Zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TBK 153/1-6 uyarınca "alacağı, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece" zamanaşımının durduğunu, somut olayda, alacak hakkının talep edildiği 17.01.2024 tarihinin yerel mahkeme tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde zamanaşımını kesen bir husus olarak dikkate alınmadığını; oysa ki 17.01.2024 tarihinde mezkur alacağın talep edildiğini ve zamanaşımının kesildiğini; 17.01.2024 tarihinden itibaren mezkur davanın haksız ve hukuka aykırı olarak işlemden kaldırılması ve açılmamış sayılmasına karar verilmesi sürecinde derdestlik nedeniyle Türk mahkemelerinde yeni bir dava açılması imkanı bulunmadığını; bununla birlikte Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/484 E. sayılı dosyasında vekilliğinin haksız olarak silinmesi neticesinde işbu dosya üzerinden de taleplerini devam ettirme imkanlarının ellerinden alındığını; mahkeme tarafından diğer celselere katılmış olmalarının, dosyada beyanlarının bulunmasının, dosyanın bilirkişi incelemesinde olması göz ardı edilerek 15.04.2025 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılması kararı verildiğini; 15.04.2025 tarihli duruşmanın hemen ardından 15.05.2025 tarihinde haklılıklarını ispatlayan bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş olup ilk derece mahkemesi tarafından bu raporun incelenmediğini ve taraflara tebliğ edilmediğini, 10.11.2025 tarihinde Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/484 E. Sayılı dosyanın durumunun haricen öğrenildiğini ve hemen aynı gün istinafa konu kararı vermiş olan Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2025/996 E. sayılı dosyası ile davanın ikame edildiğini, Bir yandan derdestlik oluşturacak bir yargılama sürecinin varlığı bir yandan taraflarının bu süreçle ilgili işlem yapma imkanının elinden alınması neticesinde farklı bir talep imkanlarının mevcut olmadığını; bu bağlamda TBK m.153/1-6 uyarınca alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülmesi imkanının mevcut olmadığını; kanunun ilgili maddesinin, Türk mahkemelerinde ileri sürülememe ifadesini sınırlı sayıda tutmadığını; somut olayın da bu kapsamda değerlendirilerek, 17.01.2024 tarihinden 10.11.2025 tarihinde kadar zamanaşımının durduğuna hükmedilmesi gerektiğini, , Zamanaşımı definin öne sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu; davalının, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/484 E. sayılı dosyasında görülen yargılamada zamanaşımı defini ileri sürmediğini; bu yargılamada alınan bilirkişi raporu ile davacı bankanın haklılığının ispatlandığını; buna rağmen mahkeme tarafından haksız bir usuli işlem dolayısıyla davacı bankanın mülkiyet hakkının ihlal edildiğini; davalı tarafın da bu durumu fırsata çevirerek dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde zamanaşımı defini ileri sürdüğünü, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/484 E. Sayılı dosyasından alınan 13.05.2026 tarihli bilirkişi raporunda davalının iddialarının doğru olmadığının ve davalının kötü niyet ile hareket ettiğinin tespit edildiğini; davalının menfaat elde etmeye çalıştığı bu iş ve işlemler silsilesinde kötü niyetle öne sürülen zamanaşımı defiini kabul etmenin haksız ve hukuka aykırı olacağını; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/484 E. sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun sonuç bölümünde "Davalının ticari defterlerine göre; 30.06.20223 tarihi itibariyle, davalının dava dışı ... San. A.Ş.‟den yabancı para cinsinden 7.850,00 EUR alacaklı olduğu, işbu alacağın işlem tarihinde yapılan (17.10.2023) 1.900,00 EUR ve 5.950,00 EUR olmak üzere toplamda 1.900,00 EUR + 5.950,00 EUR = 7.850,00 EUR ödeme sonucu davalı Sarp İntermodal Hizmetleri İç ve Dış Tic. A.Ş.‟nin dava dışı ... San. A.Ş.‟nden yabancı para cinsinden alacaklı/borçlu olduğu yönünde bakiyesinin bulunmadığı, (...) Davalıya Samsun Mak.‟nin borcu olduğu, davacı Bankanın Samsun Mak. hesabından davalıya aktardığı ödeme ile davalının bu ödemeyi Samsun Mak.‟nin borcunu ödediği şeklinde yorumlayabileceği, fakat, yapılan ödemenin davacı Banka tarafından sehven olduğunun bildirildiği, ihtarname gönderildiği, davalının ödemeyi iade etmeyeceğini cevaben bildirdiği nazara alındığında davalı tarafın hak sahibinin zenginleşmeyi talep ettiğianda iyi niyetli olmadığı, sebepsiz zenginleşen davalının başından itibaren kötüniyetli olmadığı, talep ile kötüniyetli olduğu," hususlarının tespit edildiğini, davalının kötü niyetini ispatlayan bu incelemeye rağmen ilk derece mahkemesinin zamanaşımı defini kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davanın ret kararı usul yönünden olmuşsa, alacaklının eksiklikleri giderip, tekrar dava açana kadar zamanaşımı süresinin dolabileceğini; böyle bir adaletsiz durumu önlemek isteyen kanun koyucunun 6098 sayılı TBK'da 158. maddesi ile alacaklıya 60 günlük ek süre tanıdığını; somut olayda Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/484 E. sayılı dosyasında davanın düzeltilebilecek bir yanlışlık neticesinde usul yönünden neticelendiğini, bu sebeple TBK 158. maddesi uyarınca taraflarına tanınması gereken 60 günlük süreyi hesaba katmaksızın zamanaşımı defi nedeniyle davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; mahkemenin zenginleşmenin 17.10.2023 tarihinde gerçekleştiğini, zamanaşımı süresinin 17.10.2025 tarihinde son bulduğunu ifade ettiğini, ancak bu zaman diliminde davacı tarafından davaya konu hakkın dava yolu ile talep edildiği ve bu davanın haksız olarak usuli bir gerekçe ile neticelendiği aşikar iken TBK 158. madde uyarınca taraflarına tanınması gereken 60 günlük sürenin hesaba katılması ile hakkın talep edilebileceği son tarihin 17.12.2025 tarihi olması gerektiğini; 10.11.2025 tarihinde istinafa konu dava ikame edilmiş olup bu bağlamda davanın süresi içinde açıldığını, TBK m.158’in re’sen değerlendirilmesi gerektiğini, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne yargılama masrafları ve avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı bankanın davalıya, dava dışı ... Şirketi'nin banka nezdindeki hesabından göndermesi gereken parayı, sehven dava dışı ... Şirketi'nin banka nezdindeki hesabından gönderdiği, davalının parayı iade etmediği, bu nedenle bankanın tutarı geçici hesaptan ... Şirketi'ne iade ettiği, davalı hesabına gönderilen tutarın davacı zararına ve davalı yararına sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği iddiasına dayalı olup, ödenen bedelin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Somut olayda; davacı banka tarafından müşterisi ... Şirketi'nin talimatına istinaden bu şirket hesabından davalıya yapılması gereken toplam 7.850,00-Euro ödemenin, sehven yine davacı banka müşterisi dava dışı ... Şirketi hesabından yapıldığının, hatanın farkedilmesi üzerine davalıdan iade talebinde bulunulduğunun, olumsuz cevap alındığının ve ... A.Ş'ye banka tarafından iade yapıldığının ileri sürüldüğü, davacı banka tarafından ödemenin 17/10/2023 tarihinde yapıldığı, davalıya ilk iade talebinin de 17/10/2023 tarihli banka yazısı ile iletildiği, bu durumda davacının sebepsiz zenginleşme iddiası bakımından zenginleşmeyi ve zenginleşeni öğrendiği tarihin 17/10/2023 olduğu, buna göre mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere TBK'nun 82 maddesinde düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin 17/10/2023 olduğu ve bu sürenin 17/10/2025 tarihinde dolduğu, davacının 14/12/2023 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu, arabuluculuk sürecinin 20/12/2023 tarihinde son bulduğu, arabuluculukta geçen altı günlük süre boyunca 6352 Sayılı Kanunun 18/A-15 fıkrası uyarınca zamanaşımı süresinin durduğu, bu sürenin de eklenmesi ile zamanaşımının son gününün 22/10/2025 olduğu, davacı istinafının aksine davalıya gönderilen ihtarnamenin TBK'nun 154 maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebepler arasında yer almadığı, eldeki davanın ikame edildiği 10/11/2025 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, davalının cevap dilekçesi ile süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin mahkemece kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacı tarafından istinaf dilekçesinde, ilk derece yargılamasında ileri sürülmeyen bir vakıa ileri sürülmüş ve dava konusu uyuşmazlığa ilişkin önce Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/82 esas sayılı dosyası nezdinde 17/01/2024 tarihinde dava ikame ediliği, bu davada verilen yetkisizlik kararı nedeniyle dosyanın Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/484 esasına kaydedildiği, ancak bu dosyada vekil kayıtlarının haksız olarak silindiği ve 14/04/2025 tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacıya bu konuda herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı ve nihayet davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davanın açılmamış sayılması kararının da, karardan haberdar edilme imkanlarının ellerinden alınması nedeniyle kesinleştiği ve bunun üzerine eldeki davanın açıldığı, Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan dava ile zamanaşımının kesildiği, aksi düşünülse dahi dosyanın yetkisizlik üzerine tevzii edildiği Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği için TBK'nun 158 maddesindeki 60 günlük ek süreden yararlanılması gerektiği ileri sürülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nun 357/1 fıkrası uyarınca ilk derece yargılamasında ileri sürülmeyen iddia ve delillerin istinaf yargılamasında ileri sürülmesi mümkün değildir. Öte yandan dosyanın işlemsiz bırakılması ve süresinde yenilenmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılması yasa gereği kendiliğinden doğan bir netice olup, burada mahkemece verilen karar usuli bir hüküm değil, yasa gereği doğan sonucun tespitinden ibarettir.Davanın açılması ile doğan ve zamanaşımının kesilmesinin de aralarında bulunduğu hukuki sonuçlar, o davanın açılmamış sayılması ile kendiliğinden ortadan kalkar. TBK'nun 158 maddesinde davacıya tanınan ek süre ise davanın mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olması ve o arada zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin dolması hallerine münhasır olup, davanın açılmamış sayılması hükümde düzenlenen kararlardan değildir (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2018/1803 esas, 2019/7317 karar sayılı kararı). Yine davacı tarafından istinaf dilekçesinde açılmamış sayılmasına karar verilen ilk davada alınan bilirkişi raporu ile davalının haksız ve kötü niyetli olduğunun ispatlandığı, ilk davada ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin bu davada ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği yönündeki istinaf sebebi de HMK'nun 357/1 fıkrasın düzenlemesi karşısında yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/10/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1475, K. 2026/1760, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1475-e-2026-1760-k-ac87cb1e596b