Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1465 E. 2026/1685 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1465
Karar No
2026/1685
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1465 Esas

KARAR NO:2026/1685 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan) Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI:2025/1138 Esas - 2026/368 Karar

TARİH: 29/04/2026

DAVA:Şirketin İhyası

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı dava dilekçesinde özetle; ticaret sicilinden 19/09/2001 tarihinde resen terkin edilen ... Şirketi'nin TTK'nun 547 ve devamı maddelerince yeniden ihyasını talep ettiklerini, Bakırköy 46. İş Mahkemesi'nin 2025/216 esas sayılı dosyası ile hizmet süresinin tespiti hususunda dava açıldığı, iş yeri faal olmadığından bahisle kendisine ihya davası açması için süre verildiği beyanla ... Şirketi'nin yeniden ihyasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sicil müdürlüğünün TTK. m 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, şirket hakkında ek ihya kararı verilmesi için TTK 533 vd. Maddeleri uyarınca bir tasfiyenin olması ve TTK 545 uyarınca şirketin ticaret ünvanının sicilden silinmesi ya da TTK geçici 7. Maddesi uyarınca re'sen terk işlemi olması gerektiğini, oysa davacının ek tasfiyesini talep ettiği şirketin, devrolma suretiyle sona erdiğini, ... Şirketi ile birleştiğinin anlaşıldığı,birleşme/devrolma/devralma işlemi bir tasfiyesiz sona erme hâli olduğundan, devrolunan şirket (dava konusu şirket) sona ermesine rağmen malvarlıkları tasfiye edilmediğinden; devrolunan şirketin malvarlığı külli halefiyet ilkesine göre, miras hukukunda olduğu gibi tasfiye edilmeksizin birleşilen/devrolunan/devralan şirkete bir bütün olarak, kendiliğinden geçtiğinden davanın kabulüne karar verilmesinin mümkün olmadığını, ek tasfiye kararı verilirse tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, davada yasal hasım olduklarını ve davanın açılmasına neden olmadıklarını, davacı tarafça tasfiye işleminin eksik veya usulsuz olduğunun iddia edilmediğini, bu nedenle aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/04/2026 tarih ve 2025/1138 Esas - 2026/368 Karar sayılı kararında; "Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, ihyasını talep ettikleri ... Şirketi'nin ticaret sicil müdürlüğünden celp edilen kayıtlara göre, terkin edilmediği, ... ticaret sicili numarasında kayıtlı ... Şirketi'nin tüm aktif ve pasifiyle kül halinde ... ticaret sicil numarasında kayıtlı ... Şirketi tarafından devir alındığının, 14/06/2001 tarihinde tescil edildiğinden müdürlük kaydının kapatıldığının görüldüğü, 31/12/2025 tarihli Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün yazısına göre de ihyası talep edilen şirketin ... Şirketi'ne devir edildiği, devreden şirketin tüm malvarlığı ile devralan şirkete geçtiği (külli halefiyet) kural olarak hak ve borçlar zaten devralan şirkete geçtiğinden, davacının iş mahkemesinde açtığı dava tarihi itibaren, gizli borç, ek tasfiye, devredilemeyen haklar bakımından ... Şirketi'nin ihyasının mümkün olmadığı, davacının husumetini devralan şirkete yöneltebileceği anlaşıldığından, dolayısıyla davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun tespit edilemediği anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,

''1-Davanın HMK 114/1-h, 114/2, 115/1. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 46. İş Mahkemesi'nde görülmekte olan hizmet tespiti davası kapsamında mahkeme tarafından ihya davası açılması gerektiğinin belirtildiğini, iş bu yönlendirme üzerine hizzmet tespiti davasının görülebilmesi ve usuli eksikliğin giderilebilmesi amacıyla Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ihya davası açıldığını, yargılama sırasında ihyası talep edilen ... A.Ş'nin ... A.Ş ile birleştiği ve bu nedenle ihya koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, ancak söz konusu birleşme bilgisinin, ticaret sicili kayıtlarında yer alan ve resmi kayıtlarla tespit edilebilecek nitelikte bir husus olduğunu; bu durumun mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda ortaya çıkarıldığını, Bakırköy 46. İş Mahkemesi'nde görülen hizmet tespiti davasında da aynı kayıtların araştırılması mümkün iken, tarafına ihya davası açtırılması yoluna gidildiğini, bu dava sonucunda da birleşme nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, tarafının kötü niyetli veya haksız bir dava açma amacı bulunmadığını; aksine devam eden hizmet tespiti davasında verilen ara karar doğrultusunda hareket edildiğini ve mahkemenin işaret ettiği usuli işlemlerin yerine getirildiğini, bu nedenle sırf resmi sicil kayıtlarında mevcut bulunan birleşme bilgisinin sonradan tespit edilmesi nedeniyle davanın reddedilmiş olması karşısında tarafı aleyhine yüksek miktarda vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete ve usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu, davanın açılmasına sebep olan durumun tarafından kaynaklanmadığını, hizmet tespiti davasında yapılabilecek bir araştırmanın sonucunda ulaşılabilecek bir bilgi nedeniyle tarafına 45.000,00 TL vekalet ücreti yükletilmesinin adalet duygunu zedelediğini, mahkemece vekalet ücreti yönünden değerlendirme yapılarak, davanın açılmasına neden olan sürecin özellikle dikkate alınması ve tarafı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi veya hakkaniyete uygun şekilde kaldırılması gerektiğini; ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararını tarafı aleyhine hükmedilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin kaldırılmasına veya yeniden değerlendirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücreti hususunda hakkaniyete uygun karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; ticaret sicilinden birleşme nedeniyle terkin edildiği anlaşılan ... Şirketi'nin TTK'nun 547 maddesi kapsamında ihyası istemine ilişkin olup, mahkemece davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı sicil müdürlüğü lehine vekalet ücretine hükmedilmiş, davacı tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı vekalet ücreti yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacının, Bakırköy 46 İş Mahkemesi nezdinde ihyasını talep ettiği şirket aleyhine ikame ettiği hizmet tespiti davasında; mahkeme tarafından sicilden terkin edilen şirket aleyhine ihya davası açılması için davacıya kesin süre verildiği, davacı tarafından eldeki ihya davasının açıldığı, ihyası istenen şirketin celbedilen sicil kayıtlarından; tüm aktif ve pasifiyle kül halinde ... ticaret sicil numarasında kayıtlı ... Şirketi tarafından devir alındığının, bu nedenle sicil kaydının 24/02/2006 tarihinde terkin edildiğinin, devralan şirketin tüzel kişiliğinin ise halen devam ettiğinin anlaşıldığı, bu durumda hizmet tespiti davasında husumeti devralan şirkete yöneltebilecek olan davacının ihya davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davalı sicil müdürlüğünün davaya vekalet ve cevap dilekçesi sunduğu, HMK'nun 326/1 fıkrası uyarınca; kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmesi gerektiği, aynı Kanunun, 323/1-ğ bendi uyarınca da vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, buna göre mahkemece usulden reddedilen davada, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı sicil müdürlüğü lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maktu vekalet ücreti takdir edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1465, K. 2026/1685, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1465-e-2026-1685-k-634d04e5c110