Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1391 E. 2026/1294 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1391
Karar No
2026/1294
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1391 KARAR NO : 2026/1294

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1195 DAVA TARİHİ : 17.12.2025 İSTEM TARİHİ : 05.03.2026 ARA KARAR TARİHİ : 16.06.2026 İTİRAZ TARİHİ : 30.06.2026 ARA KARAR TARİHİ : 13.07.2026 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP : Davalıdır Şerhinin Kaldırılması KARAR TARİHİ : 24.09.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 25.09.2026

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1195 Esas sayılı dosyasından verilen 13.07.2026 tarihli ara kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili 05.03.2026 tarihli dilekçesinde özetle; davalı tarafından sözleşme gereği müvekkili şirkete devri taahhüt edilen İzmir İli, Gaziemir İlçesi, ... ada ...parsel, ... Blok ... giriş, .. kat ... no'lu bağımsız bölüm; ... Blok.. giriş, ... kat ... no'lu bağımsız bölüm; ... Blok ... giriş, ..Kat ...No'lu bağımsız bölüm; ...Blok ... giriş,... kat ... no'lu bağımsız bölüm ve .. Blok ...giriş, .... Kat ... no'lu bağımsız bölümlerin üzerine davalıdır şerhi konulmasına, müvekkilinin taşınmazları devretmeyi vaat ettiği ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ....'a ihbarına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 2025/1195 Esas sayılı dosyasından verilen 16.06.2026 tarihli ara kararında özetle; "...Davacı vekilinin davanın ihbarı taleplerinin kabulü ile dosya içerisine ibraz ettiği 22.01.2026 tarihli cevaba cevap dilekçesinde belirtilen dava konusu edilen taşınmazlardan İzmir ili, Gaziemir ilçesi,.... Ada.... Parselde bulunan, ... Blok ... giriş,... kat ... no'lu bağımsız bölüm yönünden....'e, ... Blok ...giriş, ... kat... no'lu bağımsız bölüm yönünden ....'ye, ... Blok ....giriş, .... Kat ... No'lu bağımsız bölüm yönünden ...'a,... Blok ... giriş, ... kat... no'lu bağımsız bölüm yönünden ...'ya, .... Blok ... giriş, .... Kat ...no'lu bağımsız bölüm yönünden ...'e, ... Blok ... giriş, .... Kat ... no'lu bağımsız bölüm yönünden ...'e, ...Blok ... giriş,.... Kat ... nolu bağımsız bölüm yönünden ....'a davanın ihbarına, cevaba cevap dilekçesinin davanın ihbarı dilekçesi olarak kabul edilerek dilekçede adı geçen ihbar olunanlarla bir örneğinin tebliğine, giderin davacı avansından karşılanmasına, dava konusu taşınmazlar üzerine davalıdır şerhi konulması talepleri yönünden yapılan değerlendirmede davacı vekilinin talebinde davaya konu edilen taşınmazların tapu kaydı üzerine davalıdır şerhinin konulmasının talep edildiği, talebine konu taşınmazların davanın esas konusunu oluşturduğu görüldüğünden kabulüne, dava konusu taşınmazlar üzerine davalıdır şerhi konulmasına, davalıdır şerhi konulması için Gaziemir Tapu Müdürlüğü'ne yazı yazılmasına karar vermek gerekmiştir..." gerekçeleriyle; Dava konusu taşınmazlar üzerine "davalıdır" şerhi konulması talebinin kabulü ile; dava konusu İzmir İli, Gaziemir İlçesi, ... ada ... parselde bulunan,... Blok... giriş, ... kat ... no'lu bağımsız bölüm, .... Blok... giriş, ... kat ... no'lu bağımsız bölüm,... Blok ... giriş, .. Kat.. No'lu bağımsız bölüm, ... Blok ... giriş, ... kat ... no'lu bağımsız bölüm, ...Blok .. giriş, .. Kat .. no'lu bağımsız bölüm, ... Blok... giriş, ... Kat .. no'lu bağımsız bölüm,... Blok ... giriş, ... Kat... nolu bağımsız bölüm, taşınmazların tapu kaydına "davalıdır" şerhi konulmasına, İTİRAZ: Davalı vekili 30.06.2026 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Mahkemece daha önce ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davacı yan tarafından teminat yatırılmadığından kararın uygulanamadığını, davacının bundan sonra taşınmazlara davalıdır şerhi konulmasını talep ettiğini, müvekkilinin taşınmazlarına davalıdır şerhi konulmasının psikolojik açıdan alıcıları etkilediğini, bu durumun da müvekkiline zarar verebileceğini, tedbir kararının dolanılarak davalıdır şerhi konulmasına karar verildiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, davaya konu 7 adet taşınmazın devrinin talep edildiği adi yazılı sözleşmeden sonra bu sözleşmenin taşınmaz devri içermesi ve bunun adi yazılı şekilde yapılamaması nedeniyle taraflar bu edimi inşaat bedeline dönüştürdüğünü, davaya konu olan bu 7 adet taşınmaz, taraflar arasında yapılmış olan 09.02.2021 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı müvekkiline ait olmasına karar verilen taşınmazlar olduğunu ancak tarafların aynı tarihli (09.02.2021) başka bir adi yazılı sözleşme yaparak, davalıya ait Alaçatı' da, ... Mevkii, ... ada, .. parselde kayıtlı taşınmazda yapılacak otel inşaatı karşılığında, davalının kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre alacağı olan 7 adet daireyi davacıya vermeyi kararlaştırdıklarını, davacı, davalı müvekkilinin arsa sahibi olduğu, davacının da yüklenicisi olduğu Alaçatı' daki otel inşaatına karşılık davaya konu taşınmazların adi yazılı sözleşmeyle kendisine verileceğini iddia etmekte olduğunu, ancak müvekkili ile davacı yüklenici arasında yapılan ve bu adi yazılı sözleşmesinin taşınmaz devri hükümleri yönünden geçersiz olması nedeniyle sonradan İzmir 32. Noterliği'nin 08/09/2022 tarih, 15828 yevmiye nolu inşaat sözleşmesi yapılarak, bu davaya konu taşınmazların devrinden vazgeçilmiş, bunun yerine inşaatın maliyetinin bedel olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, mahkemenin ihtiyati tedbir kararının davacı tarafından yerine getirilememesi nedeniyle sonrasında tedbir uygulanırmış gibi davalıdır şerhinin uygulanması haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin tedbir kararını dolandığını, bu nedenle eğer bir tedbir uyuglamak konusunda ısrarcı ise teminat gösterilerek davalıdır şerhi konulması gerektiğini, davaya konu taşınmazların toplam değerinin 100.000.000,00 TL değerinde olduğunun göz önüne alınması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davalıdır şerhlerinin kaldırılmasına, eğer davalıdır şerhi uygulanmasında ısrarcı olunacak ise bu hususta taşınmazların değeri olan 100.000.000,00 TL üzerinden teminat belirlenerek teminatın davacı tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 2025/1195 Esas sayılı dosyasından verilen 13.07.2026 tarihli ara kararında özetle; "..."Davalıdır şerhi konulmasına" dair mahkememiz 16/06/2026 tarihli kararı ile taşınmazların 3. Kişilere devir ve temlikini önleyici nitelik taşımayıp, dosya kapsamına göre davalının tasarruf yetkisini kısıtlamayan şerhin kaldırılmasına yönelik itiraz ve teminat alınmasına dair itiraz yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçeleriyle; Davalıdır şerhinin kaldırılmasına yönelik talebin reddine, teminat alınmasına dair itiraz yerinde görülmediğinden reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili 31.07.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Davaya konu dairelerin, müvekkiline hiçbir şekilde fiilen teslim edilmediği gibi, müvekkilinin üçüncü kişilere tapuda temlik edebilmesinni de mümkün olmadığını, Davalıdır şerhi uygulanmasında ısrarcı olunacaksa, teminat ödenerek yerine getirilmesi gerektiğini, davacının teminat koyamadan ihtiyati tedbir kararını uygulatamamasının, mahkeme tarafından davacıya ayrımcılık yapılarak dolanıldığını, Mahkemenin, ilk verdiği 23.12.2025 tarihli ara kararda, 4.500.000,00 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verildiğini ve teminat ödenmediğinden tedbirin uygulanamadığını, bu karara karşı yaptıkları itirazın da mahkemece tedbir uygulanmadığından değerlendirilemediğini, daha sonra ise davacının, taşınmazlara davalıdır şerhi uygulanmasına karar verdiğini ve mahkemenin, teminat ödenmeksizin şerh uygulanmasına karar verildiğini, davalıdır şerhinin her ne kadar taşınmazların devrini engelleyici olmasa da, davaya konu taşınmazların zaten müvekkiline teslim edilmediğini ve davanın ihbar edildiği kişilere teslim edildiğini, yani uyuşmazlık konusu olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin tapuda bir üçüncü kişiye taşınmazı devretmesinin zaten mümkün olmadığını, yargılama sonunda davacının haksız çıkması halinde ise müvekkilinin bu katlanacak zararının tazmininin mümkün olamaycağını, müvekkilinin menfaatleri gözetilmeden yalnızca davalıdır şerhinin devri engelleyici özelliği olmadığı gerekçesiyle davacıya tolerans gösterilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin, bu hususları incelemeksizin davacı lehine, teminat uygulanmaksızın şerh uygulanmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sanki teminat ödenmediğinden bu yola başvuran davacının talebi yerine getirilerek teminat ödenmesine ilişkin ara karar dolanılmış gibi göründüğünü, bu nedenle karara itiraz edilmesi gerektiğini, Mahkemenin ihtiyati tedbir kararının davacı tarafından yerine getirilememesi nedeniyle sonrasında tedbir uygulanırmış gibi davalıdır şerhinin uygulanmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin, tedbir kararını dolandığını, bu nedenle eğer bir tedbir uygulamak konusunda ısrarcı ise teminat gösterilerek davalıdır şerhi konulmasının gerekli olduğunu, Davalıdır şerhine ilişkin ara kararın hukuki nitelik itibariyle, daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının yerine verildiğini, öyle ki, ihtiyati tedbir kararının gereği olan teminatın, davacı tarafından ödenmediğini ve bu nedenle ihtiyati tedbirin uygulanamadığını, tedbirin uygulanamaması sebebiyle tedbire yaptıkları itirazların da incelenemediğini, tedbire itirazlarıyla ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, Bunun üzerine de davacının davalıdır şerhi talebinin kabul edilmesinin, daha önce mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbire ilişkin ara kararın yerine getirilememesini, özellikle de teminatın ödenememesi nedeniyle tedbirin uygulanamaması hususunu davacı lehine bertaraf ettiğini, davalıdır şerhinin bu çerçevede işlenmesine karar verilmiş olmasının bir mantığı olmadığı gibi, ihtiyati tedbir kararı dolanılarak davacı lehine verilmiş olması gözetilerek teminat şartıyla birlikte konulmasına karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle teminatsız olarak davalıdır şerhinin işlenmesine karar verilmesinin, daha önceki tedbir kararının yerine getirilememesi ve teminatın ödenmemesi üzerine davacıya verilmiş bir kazanım niteliğinde olduğunu, davalıdır şerhinin işlenmesi nedeniyle her ne kadar taşınmazın devri engellenmeyecek ise de, bu şerhin varlığı nedeniyle yapılacak potansiyel satış işlemlerinin olumsuz etkilenmesi ve müvekkilinin zararının söz konusu olabileceğini, nitekim uygulamada da mahkemeler tarafından teminat gösterilmek suretiyle davalıdır şerhinin işlenmesine karar verildiğinin görüldüğünü, Mahkemenin teminat uygulanmasına karar vermesi halinde de teminat miktarının yeniden belirlemesi ve davaya konu dilen 7 adet taşınmazın her birinin değerinin en az 15 milyon TL olduğu gözetilerek davanın konusu olan taşınmazların toplam 100.000.000,00 TL değerinde olduğunun göz önüne alması gerektiğini, davanın reddi halinde taşınmazı yıllardır işgal etmiş olan bu işgalciler için müvekkilinin ecrimisil talep hakkı doğacağı ve bu talep hakkının kesinleşeceği gibi, ayrıca teminatsız olarak taşınmazın kaydına şerh işlenmesi nedeniyle taşınmazın devrinin engellenmesiyle de bu zararın katlanacağını, bu hususların dikkate alınarak teminat miktarının belirlenmesinin gerekli olduğunu, Davaya konu 7 adet taşınmazın devrinin talep edildiği adi yazılı sözleşmeden sonra, bu sözleşmenin taşınmaz devri içermesi ve bunun adi yazılı şekilde yapılamaması nedeniyle tarafların bu edimi inşaat bedeline dönüştürdüklerini, Mahkemenin, davalıdır şerhi uygulanmasına ilişkin ara kararda ayrıca davaya konu taşınmazları işgal ettiği bildirilen kişilere davanın ihbarına karar verdiğini, bu kişilerin hak sahipliği ya da davacının davasında ileri sürdüğü iddiaların hiçbir dayanağı bulunmadığı ve bu kişilerin hiçbir hak sahipliğinin söz konusu olamayacağının davaya sundukları resmi yazılı sözleşmeyle çok açık ve net olup, davacının taleplerinin kabulünün söz konusu dahi olamayacağını, Davaya konu olan bu 7 adet taşınmazın, taraflar arasında yapılmış olan 09.02.2021 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı müvekkiline ait olmasına karar verilen taşınmazlar olduğunu, ancak tarafların aynı tarihli (09.02.2021) başka bir adi yazılı sözleşme yaparak, davalıya ait Alaçatı'da, ... Mevki, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazda yapılacak otel inşaatı karşılığında, davalının kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre alacağı olan 7 adet daireyi davacıya vermeyi kararlaştırdıklarını, davacının dava dilekçesinde taleplerini de doğru, açık ve anlaşılır şekilde belirtmediği gibi, sanki kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı bir alacağı varmış gibi bir hava yarattığını, yani davacının, davalı müvekkilinin arsa sahibi olduğu, davacının da yüklenicisi olduğu Alaçatı'daki otel inşaatına karşılık davaya konu taşınmazların adi yazılı sözleşmeyle kendisine verileceğini iddia ettiğini, ancak müvekkille davacı yüklenici arasında yapılan ve bu adi yazılı sözleşmesinin taşınmaz devri hükümleri yönünden geçersiz olması nedeniyle sonradan İzmir 32. Noterliği'nin 08.09.2022 tarih, 15828 yevmiye nolu inşaat sözleşmesi yapılarak, bu davaya konu taşınmazların devrinden vazgeçildiğini, bunun yerine inşaatın maliyetinin bedel olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, yani huzurdaki davadanın taşınmazların devrine ilişkin 09.02.20221 tarihli adi yazılı sözleşme hükümlerinin geçersiz olması nedeniyle yapılan resmi sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesinin gerekli olduğunu, bunun da, davacının davasının dayanaksız olduğunun açık bir göstergesi olup, davalıdır şerhi uygulanmasının hususu da değerlendirilerek neticelendirilmesinin gerekli olduğunu, davacının, bu davaya konu taşınmazların devrine hak kazandığını iddia ettiği adi yazılı sözleşme geçersiz olduğundan ve bunun yerine bir resmi sözleşmeyle bu edimin yerine para olarak ödenmesi öngörüldüğünden davacının davaya konu taşınmazları devrettiğini söylediği ve davanın ihbarına karar verilen kişilerin bu davanın neticesinde işgalci sıfatları kesinleşecek olan kişiler olduğunu, mahkemenin bu işgalcilere davayı ihbar etmesiyle ve işgal ettikleri taşınmazların tapu kaydına şerh işlendiğini öğrenmeleriyle davayı kazanmışçasına sevinç yaşandığının da bilindiğini, tüm mahkemenin bu hususları birlikte değerlendirme gerektiğinin ortada olup, eksik incelemeyle ve davacı tarafın teminat şartını yerine getirememesi üzerine davalıdır şerhi verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının ve ihbar olunan işgalcilerin menfaatini koruyan, müvekkilinin ise menfaatlerini zedeleyen bu şerhin kaldırılmasının gerektiğini, bu nedenle davalıdır şerhine karşı yaptıkalrı itirazın reddine karşı itiraz etmeleri gerektiğini, Davacı tarafça yerine getirilmeyen İzmir İli Çeşme İlçesi, .... Mahallesi, ...Ada,...parselde kayıtlı villa niteliğindeki taşınmaza yapılacak tadilata karşılık verilmesi kararlaştırılan ancak yerine getirilmediği davacı tarafça kabul edilen adi yazılı sözleşmeyle ilgili, taşınmazlara davalıdır şerhi kararı verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Davacının dava dilekçesinde iddiasına göre taraflar arasında davalı müvekkilin eski eşine ait İzmir İli, Çeşme İlçesi, .... Mahallesi,... Ada, ... Parsel de kayıtlı villa niteliğindeki taşınmaza yapılacak tadilatla ilgili 09.02.2021 tarihli başka bir adi yazılı sözleşme yapılmış olup (davacını dava dilekçesi ekinde mürbez), bu sözleşme uyarınca da davacıya ... Blok .... giriş,... kat ...no'lu bağımsız bölüm ve...Blok .... giriş, ... kat.... no'lu bağımsız bölüm verilmesi konusunda taraflarca anlaşmaya varıldığını, ancak burada yapılan adi yazılı sözleşmeye konu tadilat yapılması öngörülen taşınmazın, müvekkilinin eski eşi ....'ye ait olup, müvekkilinin üçüncü kişi yararına bir sözleşmede bulunduğunu, ancak bu sözleşme ifa edilmeden taşınmazın .... tarafından satıldığını, davacının, adi yazılı sözleşmenin "İş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi” başlıklı maddesini ileri sürerek, "İş sahibi tarafından iş bu sözleşmenin haksız yere ve sebepsizce feshedilmesi veya gayrimenkul malikinin değişmesi sebebiyle yeni malikin bu sözleşmeye aynı şartlar ile devam etmek istememesi durumunda yüklenicinin iş Sahibine 1.250.000-TL ödemesi halinde aynı taşınmazların yükleniciye devredileceği hüküm altına alınmıştır." denildiğini belirterek adi yazılı sözleşmeye göre bu taşınmazların devrini talep ettiğini, davacının adi yazılı sözleşmeyle taşınmazın devrini talep etmesine ilişkin hüküm geçersiz olduğundan bu talepte bulunmasının mümkün olmadığını, ayrıca ...'nin taşınmazı devretmesi yönünden müvekkilinin bir tasarrufu bulunmayacak olup, davacının yeni malikle aynı koşullarda bu sözleşmeyi devam ettirmek istediğine yönelik beyanını ispatlamasının gerekli olduğunu, bunu ispatlamadan yalnızca geçersiz bir sözleşme hükmünü dikkate alarak talepte bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olup, bu adi yazılı sözleşmede belirtilen taşınmazlar yönünden de tedbir kararı verilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, üçüncü bir kişi olan ....'nin evinde yapılacak tadilatın yapılamadığının davacının kendi beyanlarıyla sabit olduğunu, davacının ifa etmediği açık olan bir adi yazılı inşaat sözleşmesiyle taşınmazın devredildiğini söylemesinin basiretli davranma yükümlülüğüne de aykırı olduğunu (değildir?), basiretli tacir olan davacının da bunu bildiğini varsayılacak olmakla birlikte, bu sözleşme gereği taşınmazda hiçbir inşai faaliyet yapılmadığını ve sözleşmenin davacı tarafından ifa edilmediğini ve taşınmaz üçüncü kişiye satılmış olduğundan bu sözleşmeye göre konulan tedbirlerin de kaldırılmasının gerekli olduğunu, bu hususun yaklaşık ispat kuralıyla bağdaşmadığı gibi, mahkemenin şu anda davacının adi yazılı bir sözleşmeye dayalı olarak yaptığı tescil talebine istinaden müvekkiline ait taşınmaza tedbir uyguladığını, bu durumun HMK'nın 389. Maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir talep edenin iddiasını yaklaşık olarak ispatla mükellef olmasına ilişkin hükme de aykırı olduğnu, bu nedenle mahkemece haksız ve hukuka aykırı şekilde Çeşme İlçesi, .... Mahallesi,... ada, ... parselde kayıtlı villa niteliğindeki taşınmaza yapılacak tadilatla ilgili 09.02.2021 tarihli başka bir adi yazılı sözleşme uyarınca tedbir uygulanan ... Blok ...giriş, .... kat... no'lu bağımsız bölüm ve ... Blok .... giriş, ... kat ... no'lu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazlara uygulanan davalıdır şerhinin de kaldırılması gerektiğini, mahkemece bu hususlar değerlendirilmeksizin davalıdır şerhine karşı yaptıkları itirazın değerlendirilmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.06.2026 tarihli ara kararı ile verilen haksız ve hukuksuz davalıdır şerhi işlenmesine dair ara karara itirazlarının reddine ilişkin 13.07.2026 tarihli kararın kaldırılmasına, itirazlarının kabulü ile taşınmazlardaki davalıdır şerhinin kaldırılmasına, eğer davalıdır şerhi uygulanmasında ısrarcı olunacak ise 7 adet taşınmazın toplam değeri olan en az 100 milyon TL üzerinden belirlenecek teminatın davacı tarafından ödenmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, taraflar arasında resmi şekilde yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve adi yazılı eser sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, davacı vekilinin talebi üzerine, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların tapu kaydına "Davalıdır" şerhi konulmasına karar verilmiştir. Davalı vekilince şerhin kaldırılması talep edilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince davalıdır şerhinin kaldırılmasına yönelik talebinin reddine karar verilmesi üzerine de davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Tapu kaydına şerh verilmesini özel olarak düzenleyen TMK m. 1010/2 ve m. 1011/2 hükümlerinde belirtildiği üzere şerhin amacı, üçüncü kişilerin iyiniyet savunmasının önüne geçmektir. Başka bir ifade ile taşınmaz üzerinde sonradan hak elde eden kişilere karşı ileri sürülerek, ortaya çıkması muhtemel zararların ve tehlikenin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Mahkemece konulan şerhin fonksiyonu, mevcut durumda ortaya çıkacak değişikliğin hakka ulaşılmasına ve dolayısıyla sonradan ortaya çıkacak başkaca hak kayıplarına engel olmaktır. Yani, hakkın tehlikeye girmesinin önüne geçilmektedir. Davalıdır şerhi, tıpkı ihtiyati tedbirde olduğu gibi tasarruf yetkisini kısıtlamakta, ancak bu kısıtlama, taşınmazın üçüncü kişilere devrine bir engel olmasa da üçüncü kişiler yönünden taşınmazı satın almaktan kaçınma sonucunu meydana getirmekte ve şerhin munzam etkisi sonucu (TMK m. 1009/II) iyi niyet savunmasını da devre dışı bırakmaktadır. Bu durumda, tapu iptali ve tescili davalarında tapuya konulan “davalıdır” şerhinin temel fonksiyonu geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirle aynı ve benzer niteliktedir. Ayrıca, ''davalıdır" şerhi, geçici hukuki korumaların temel özelliklerinden olan, tarafların talebi üzerine kural olarak yargı organları tarafından verilme, geçici koruma sağlama, basit yargılama usulüne tabi olma özellikleri ile yaklaşık ispatın yeterli olduğu, geçici hukuki korumaların bağlayıcı ve zorlayıcı etkisine de sahiptir. (Bkz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2026/2794 Esas, 2026/2586 Karar sayılı ilamı) İlk derece mahkemesince "Davalıdır" şerhi konulan taşınmazlar davalı adına tapuya kayıtlıdır. Davacı tarafça tapu iptali ve tescil talep edilen dava konusu bağımsız bölümler üzerine "Davalıdır" şerhi konulması istenmiştir. Davanın taşınmazın aynına ilişkin olması,dava konusu taşınmazlar yönünden davalıdır şerhi konulmasının isteniyor olması karşısında, mahkemece, dava konusu taşınmazlar üzerine davalıdır şerhi konulmasında ve davalıdır şerhinin kaldırılması talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. “Davalıdır” şerhinin temel fonksiyonunun geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirle benzer nitelikte olduğu gözetildiğinde; 6100 sayılı HMK'nun 392. maddesi ile ihtiyati tedbir talep edenin haksız çıktığı taktirde doğabilecek zararlar için teminat göstermek zorunda olduğu hüküm altına alınmış ve teminata ilişkin karara karşı herhangi bir kanun yolu gösterilmemiştir. Bu yasal düzenleme itibarıyla davalı vekilinin davalıdır şerhine ilişkin teminata yönelik yapmış olduğu talep hakkında ilk derece mahkemesince verilen karar kesin olup buna karşı istinaf kanun yolu bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1195 Esas sayılı dosyasından verilen 13.07.2026 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 1.206,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 732,00 TL harcın mahsubu ile kalan 474,00 TL harç bedelinin davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 394/(5) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca kesin olmak üzere, 24.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1391, K. 2026/1294, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1391-e-2026-1294-k-a5cfaddb2efa