Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1319 E. 2026/1332 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1319
Karar No
2026/1332
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1319 Esas

KARAR NO: 2026/1332

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi)

ARA KARAR TARİHİ: 25/06/2026

NUMARASI: 2026/1138 (2026/628) Esas

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 15/10/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya mühendislik hizmeti verildiğini, bu kapsamda düzenlenen faturaların davalı tarafından ödenmediğini, davalının faturalara itiraz da etmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibine girişildiğini, davalının haksız ve gerekçesiz şekilde takibe itiraz ettiğini, yargılama sürecince davalının mal varlığındaki değişimlerin davacıyı olumsuz etkileyeceğini belirterek davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün 2025/12046 E sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takip miktarının % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama süresince davalı şirketin tüm mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemenin 25/06/2026 tarihli ara kararı ile; 6100 sayılı yasanın 389. Maddesi gereği uyuşmazlık konusu şey hakkında tedbir kararı verilebileceği, davalının sahip olduğu menkul ve gayrımenkuller, mal varlığının uyuşmazlık konusu oladığı, davacının haklı olup olmadığnın da ticari defter ve kayıtlar incelendikten sonra ancak ortaya çıkacağı gerekçesi ile tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Ara Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; HMK 389 ve 390 maddeleri gereğince ihtiyati tedbirin şartlarının oluştuğunu, dosyaya sunulan delillere göre yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, davalının mal varlığı üzerine tedbir konulması talebinin, hakkın elde edilmesini güvence altına almaya yönelik ve yargılama süresi boyunca davalının mal varlığında meydana gelebilecek değişiklikler nedeniyle ileride verilecek hükmün icrasının güçleşmesini amaçlayan geçici hukuki koruma niteliğinde olduğunu, eksik inceleme sonucu verilen bu kararın kaldırılması gerektiğini, Mahkemenin telafisi güç ve imkansız zarar ihtimalini değerlendirilmediğini, yine teminat karşılığında tedbir verilmesi talebi hakkında da değerlendirme yapılmadığını, ihtiyati tedbir kurumunun amacının göz ardı edildiğini, somut olayda faturalara süresinde itiraz edilmemiş olması, davalının borcu çeşitli şekillerde ikrar etmesi, yüksek miktarlı alacağın ödenmemesi ve icra takibine hiç bir somut belgeye dayanmaksızın itiraz edilmesi birlikte değerlendirildiğinde HMK 389 maddesi kapsamında aranan yaklaşık ispat ve ciddi tehlike şartlarının gerçekleştiğini belirterek ilk derece Mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddine yönelik ara kararının kaldırılarak davalının tüm mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup dava dilekçesi kapsamında ayrıca ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.

Derdest dava kapsamında, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik tesis edilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile faturaya dayalı olarak toplam 8.826.954,34 TL (fatura alacağı ve işlemiş faiz toplamı) alacağın tahsili amacıyla icra takibi yapıldığı, ödeme emrine karşı davalının süresi içinde yetkiye, borca, faize ve ferilerine itiraz ettiği ve takibin durmasına karar verildiği görülmüştür.

Uyuşmazlık, HMK'nun 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." ve yine Kanunun 390/3 maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükümlerini içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır.

İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarında biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır.

Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.

Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi).

Somut olayda, dava konusu, icra takip dayanağı fatura alacakları olup davacı, davalı şirketin tüm malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Öncelikle, tedbir talep edilen davalının mal varlığı uyuşmazlığın konusu değildir. Uyuşmazlık konusu olmayan mal, hak ve alacaklar üzerine de ihtiyati tedbir konulaması mümkün değildir. Diğer yandan, davalı tarafın icra takibine karşı itirazı, yasanın kendisine tanıdığı bir hak olmakla birlikte, itirazın tek başına mal kaçırma maksatlı değerlendirilemeyeceği gibi, böyle bir kabul şekli, yasada düzenlenen, yaklaşık ispat şekli olarak değerlendirilemez.

Sonuç olarak, HMK'nun 389/1 maddesi uyarınca ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği dikkate alındığında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece Mahkemesinin 25/06/2026 tarihli ara kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen 25/06/2026 tarihli ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ((Kapatılan İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi) 2026/... (2026/...) Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 25/06/2026 tarihli ara karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15.10.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1319, K. 2026/1332, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1319-e-2026-1332-k-24d7a89e952a