Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1304 E. 2026/1267 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1304
Karar No
2026/1267
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/1304 Esas 2026/1267 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1304 KARAR NO : 2026/1267

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2026 NUMARASI : 2024/744 Esas 2026/552 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/01/2024

KARAR TARİHİ : 29/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/10/2026

Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı ile davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın davalı tarafından kasko sigorta poliçesiyle teminat altına alındığını, sigortalı aracın tüm bakımları ve muayenesi tam olarak yapılmasına rağmen trafikte seyir halinde iken motorunun yanarak aracın kullanılamaz hale geldiğini, müvekkilinin ve sürücünün kusurunun bulunmadığını, davalıya zararın giderilmesi için başvuru yapıldığı halde taleplerinin reddedildiğini belirterek şimdilik 100,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 500.000,00 TL'ye artırmıştır. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalının kazaya karışan aracını kendi iradesiyle anlaşmalı yetkili servise teslim ettiğini, eksper tarafından bizzat araç üzerinde inceleme yapıldığını, eksper raporu ile sabit olduğu üzere meydana gelen hasarın teminat dışı olarak değerlendirildiğini, eksperin raporunun delil tespiti niteliğinde olduğunu, layıkıyla yapılmayan bakım ve onarım işlemleri nedeniyle rizikonun doğduğunu, servis kayıtlarının bir adet bakım kaydı ve bir adet yağ kartından ibaret bulunduğunu, buna göre 24/12/2022 tarihli bakım kaydında aracın süspansiyon sisteminde onarım işlemlerinin mevcut olduğu, yağ kartından ise 21/09/2022 tarihinde 166.419 km'de yağ bakım işleminin yapıldığının anlaşıldığını, 14/02/2023 tarihli muayene raporunda aracın kullanım bilgisinin 169.593 olarak belirtildiğini, motor bölümünde şanzıman bölgesinde yangın riski teşkil ettiği bilinen yanıcı sıvı kaçaklarının tespit edildiğinin görüldüğünü, yangın olayına sebep olduğu tespit edilen mekanik arızanın anlık arıza olarak nitelendirilemeyeceğini, olay tarihinden itibaren avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacıya ait aracın davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi ile teminat altında bulunduğu, aracın 26/09/2023 tarihinde hareket halinde iken yanması sonucu pert olduğu dava konusu aracın ...'e ait 160.814 km'de iken 02.02.2022 tarihli muayenesinde motor yağ kaçağı bulunduğunun tespit edildiği, takiben 169.357 km'de iken 02.02.2023 tarihli araç muayenesinde 169.593 km'de iken 14.02.2023 tarihli araç muayenesinde, 174.263 km iken 29.11.2024 tarihli araç muayenesinde ve 174.290 km'de iken 17.12.2024 tarihli araç muayenesinde motor yağ kaçağı bulunmadığının tespit edildiği, servise ait 164.000 km de iken 21.09.2022 tarihli ... nolu iş emrinde, 169.979 km de iken 24.12.2022 tarihli ... nolu iş emrinde, 174.000 km de iken 26.10.2024 tarihli ... nolu iş emrinde yağ kaçağına dair bir tespit ve bakım hizmetinde bulunmadığı, bu kapsamda 26/09/2023 tarihinde araçta yağ kaçağı bulunduğuna dair bir delil bulunmadığı gibi aracın düzenli bakımlarının yapıldığı, araç malikinin araca gerekli bakım ve özeni gösterdiği, bu kapsamda araçtaki yangın olayının Kasko Sigorta Genel Şartların A.4.14. Maddesi kapsamında kalmadığı, sigorta teminat kapsamında kaldığı, aracın kaza tarihi itibariyle rayiç değerinin 750.000,00 TL olup, sovtaj değerinin ise 250.000,00 TL olduğu, davacının karşılanmayan bakiye 500.00,00 TL zararının bulunduğu, taraflar arasındaki genişletilmiş kasko poliçesi kapsamında davacının bu bedeli talepte haklı olduğu, yangın üzerine düzenlenilen 27/09/2023 tarihli ... numaralı ekspertiz raporu, bu raporu doğrulayan ... ve servis kayıtlarına dayalı bilirkişi raporu hasar dosyası ve tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 500.000,00 TL'nin 21/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan avans faizi talebinin mahkemece gerekçe gösterilmeden görmezden gelindiğini, avans faizi işletilmesi gerektiğini belirterek faiz türü yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından esas alınan değerin emsal piyasa satış bedellerinin üzerinde kaldığını, rayiç değerin fahiş olarak belirlendiğini, taraflar arasındaki poliçe klozlarının hükme esas alınmadığını, poliçede tam hasar durumlarında ödenecek hasar bedeli üzerinden %75 tenzili muafiyet uygulanmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu, %25 hasar bedelinin sigortalı tarafından karşılanması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen 2024/54 Esas 2024/256 Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Ankara 3. Tüketici Mahkemesine tevzi edilmiştir. Anılan mahkemece asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle 2024/175 Esas 2024/215 Karar sayılı karar ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmaması üzerine yargı yerinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2024/1363 Esas 2024/1373 Karar sayılı kararıyla Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenmesi üzerine anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda işbu istinaf incelemesine konu karar verilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken motorunun bir anda yandığını, aracın kullanılamaz hale geldiğini, davalının zarardan sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise araçtaki yangının davacının kusurundan kaynaklandığını, araçta yağ kaçağı bulunduğunu, bakım ve onarım işlemlerinin gerektiği şekilde yapılmadığını, hasarın poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken motor kısmından yandığı, hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın yanarak zarar görmesinde davacının bir kusurunun bulunup bulunmadığı, aracın bakım ve onarım işlemlerinin davacı tarafından gerektiği şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davacı aracının yanması nedeniyle oluşan zararın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, teminat kapsamında ise araçta oluşan hasar miktarı, faiz türü hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesinde, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda davacının sigortalı aracın bakım ve onarım işlemlerini gerektiği şekilde yaptırmadığını, olay tarihinde aracın motor kısmında yangının araçtaki bakım eksikliğinden kaynaklandığını, bu hali ile araçtaki hasarın kasko sigorta poliçesi teminatında bulunmadığı tespit edildiğinden davacının başvurusunun reddine karar verildiğini ileri sürmüştür. Anılan savunma karşısında ispat külfeti davalı üzerinde olup, davalının davacı aracında bakım ve onarım eksikliği bulunması nedeniyle olay tarihinde motor kısmında yangın meydana geldiğini, bu nedenle hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir. Dava konusu olaya ilişkin olarak ... Başkanlığı İtfaiye Amirliği'nin 26/09/2023 tarihli vaka raporunda, olay yerine varıldığında sigortalı aracın ön motor kısmından alev aldığı, araç sahibi tarafından ilk müdahalenin yapıldığı, daha sonra itfaiye ekibi tarafından kontrollü soğutma işleminin yapıldığı, olayın çıkış nedeninin bilinmediği, olay sonunda aracın motor kısmının kısmen yanarak kullanılamaz hale geldiği belirtilmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda, sigortalı araçta 26/09/2023 tarihinde motor kısmında meydana gelen yanma olayının, Karaaraçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.4 ek sözleşme ile teminat kapsamına dahil edilebilecek zararlar, 4.14 yağsızlık, susuzluk, donma, bozukluk, eskime, çürüme, paslanma ve bakımsızlık nedeniyle meydana gelen zararlar kapsamında olmadığı, araç malikinin gerekli bakım özenini gösterdiği, aracın motor kısmında meydana gelen yangının nedeninin belli olmadığının itfaiye raporunda belirtildiği, ... muayene istasyonu yazısında aracın 08/10/2016 ile 31/10/2018 tarihlerinde yapılan muayenesinde motorda yağ kaçağı bulunmadığı, 30/10/2019, 09/11/2020 - 02/02/2022 tarihleri arasında yapılan muayenelerinde motorda yağ kaçağı bulunduğu, 02/02/2023 tarihinden sonra yapılan 3 ardışık muayenesinde motorda yağ kaçağının bulunmadığının tespit edildiği, aracın servis bakım iş emri formlarından bakımlarının 21/09/2022, 24/12/2022, 26/10/2024 tarihlerinde bakımlarının yapıldığı, servis bakım fişlerinden olay tarihine yakın formlar ve muayene raporları incelendiğinde motor yağ kaçağının bulunmadığının tespit edildiğinin anlaşıldığı, aracın yanmasında sürücü ve araç sahibinin kusurunun bulunmadığı, aracın yanarak kullanılamaz hale geldiği, aracın piyasa rayiç değerinin 750.000,00 TL, sovtajının 250.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gibi, rapor dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile de uyumlu niteliktedir. Bu durumda mahkemece, davacının sigortalı aracının trafikte seyri sırasında motor kısmında çıkan yangın sonucu aracın hasara uğradığı, aracın motor kısmındaki yangının sigortalı araçtaki bakım eksikliğinden kaynaklanmadığı, davacı araç malikinin araçtaki yangında herhangi bir kusurunun bulunmadığı, yargılama aşamasında alınan raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sigortalı araçta meydana gelen zararın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, kasko sigorta poliçesinde pert araç klozu başlıklı madde, "Sigortalı aracın, sigorta başlangıcından önce ağır bir hasara maruz kalarak onarıldığını poliçe süresi içinde herhangi bir hasar olmadan veya hasar olduktan sonra tespit etmesi halinde poliçeyi iptal etme ve "Beyana Aykırılık Klozu"nu işletme hakkı saklıdır. Sigortacı meydana gelen kısmi hasarlarda aracı anlaşmalı serviste ve eşdeğer parça kullanarak tamir ettirme hakkına sahiptir. Kısmi veya Tam Ziya(Pert) hasarlarında ödenecek hasar bedeli üzerinden %75 tenzili muafiyet uygulanır. Ayrıca aracın pert olduğu tespit edilmesi durumunda kıymet kazanma ve anahtar teslim klozları geçersizdir." hükmünü içermektedir. Anılan hükümden açıkça anlaşılacağı üzere aracın tam ziya halinde hasar bedeli üzerinden %75 tenzili muafiyet uygulanması sigortalı aracın, sigorta başlangıcından önce ağır bir hasara maruz kalarak onarıldığının poliçe süresi içinde herhangi bir hasar olmadan veya hasar olduktan sonra tespit edilmesi halinde mümkün olacaktır. Somut olayda ise, davacının sigortalı aracının kasko sigorta poliçesi akdedilmeden önce ağır bir hasara maruz kaldığına ilişkin bir iddia ileri sürülmediği gibi, bu yönde dosyaya sunulan bir bilgi ve belgede bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, herhangi bir tenzili muafiyet uygulamadan aracın olay tarihindeki piyasa rayiç değerinden sovtaj değeri mahsup edilmek suretiyle bakiye zarar miktarının hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazına itibar edilmemiştir. Davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; davacı yan dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilmesini talep etmiş, bedel artırım dilekçesinde de avans faizi talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda mahkemece, hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih ve 2013/10862 Esas 2013/13042 Karar). Mahkemece yapılan yargılama sonunda, yargılama aşamasında adli yardım kararı nedeniyle suç üstü ödeneğinden karşılanan yargılama giderleri ile davacıdan tahsil edilmediği anlaşılan dava peşin harcı ve başvurma harcının davada haksız olduğu anlaşılan davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, davalıdan tahsil edilen bu bedellerin hazineye irat kaydı yerine, davacı tarafından karşılanmamasına rağmen davacıya verilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiş, hazineye irat kaydedilmesi gereken miktarın davacıya verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan istinafa gelenin sıfatı gözetilmeksizin Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sırasında re'sen dikkate alınmış ve husus Dairemizce kurulan hüküm sırasında düzeltilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında faiz türü yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının faiz türü yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı harçtan muaf olup, harç alınmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2026 tarih 2024/744 Esas 2026/552 Karar sayılı kararının faiz türü yönünden KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜNE, 500.000,00 TL'nin 21/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalının harçtan muaf olduğu anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Dava sırasında adli yardım nedeniyle davacıdan tahsil edilmeyen 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı ile suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.860,00 TL tebligat ücreti ve 8.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.715,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 80.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-Davacı hakkında verilen adli yardım kararı nedeniyle maktu istinaf karar harcı yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 2-Adli yardım kararı nedeniyle davacıdan tahsil edilmeyen 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile adli yardım kararı nedeniyle suçüstü ödeneğinden posta gideri olarak karşılanan 530,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/09/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1304, K. 2026/1267, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1304-e-2026-1267-k-274543f9cbe8