Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1301 E. 2026/1154 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1301
Karar No
2026/1154
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1301 KARAR NO : 2026/1154

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/191 DAVA TARİHİ : 20.02.2026 ARA KARAR TARİHİ : 02.04.2026 İSTEM : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 05.08.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 05.08.2026

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/191 Esas sayılı dosyasından verilen 02.04.2026 tarihli ara kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 14.07.2026 tarih ve 2026/1205 Esas, 2026/1769 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen ihtiyati haciz talepli dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin, üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere bir makine temini amacıyla davalı taraf ile irtibata geçtiğini, yapılan görüşmeler neticesinde makinenin niteliği, teknik özellikleri ve satış bedeli hususlarında taraflar arasında mutabakata varıldığını, bu mutabakat doğrultusunda müvekkil şirketin, söz konusu makinenin finansmanı için .... A.Ş. .... Şubesi nezdinde girişimde bulunduğunu ve anılan banka ile finansal kiralama (leasing) sözleşmesi akdettiğini, ancak taraflar arasında kararlaştırılan süreye rağmen, dava konusu makinenin davalı tarafından müvekkil şirkete teslim edilmediğini; bu suretle davalının, üstlendiği edimini gereği gibi ve süresinde ifa etmeyerek temerrüde düştüğünü, davalı tarafın sözleşmeden doğan edimini ifa etmemesi nedeniyle sözleşmeden dönüldüğünü, müvekkilinin dava konusu makinenin kendisine teslim edilmemesi nedeniyle zarara uğradığını, davalının mal kaçırma ve alacaklılardan malvarlığını gizleme ihtimalinin somut ve ciddi biçimde mevcut olduğunu beyan ederek müvekkilin alacağının ileride önemli ölçüde tehlikeye düşmemesi, yargılamanın amacının gerçekleştirilebilmesi ve hukuki korumanın etkinliği açısından davalının tüm malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesinin 25.02.2026 tarih ve 2026/191 Esas sayılı dosyasından verilen ara kararı ile özetle; "Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kabulü ile; Dava değeri 84.648,10 USD'nin %15'i oranında (3.669.181,93 TL'nin %15'i 550.377,28 TL ) nakit veya süresiz banka teminat mektubunun ibrazı halinde İİK'nın 257. maddesi uyarınca davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının 84.648,10 USD'yi karşılayacak miktarda İHTİYATEN HACZİNE," dair ara karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından verilen 06.03.2026 tarihli itiraz dilekçesinde özetle Davacının müvekkil firma ile 2024 yılı Nisan ayında irtibata geçtiğini, paketleme makinası için talepte bulunduğu, müvekkili tarafından son teklifin 27/05/2025 tarihinde verildiğini, teklifin müşteri tarafından onaylanması ve 2025 Temmuz ayının sonunda peşinatın müvekkili hesabına yatırılması ile sipariş alındığını, müvekkili firma tarafından defalarca numune istenmesine rağmen davacı tarafından ambalaj ve ikinci kapak numunelerinin gönderilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin, bobinden çalışan ... Paketleme Makinası olduğunu, hazır ambalajdan çalışmak için büyük revizyonlara ihtiyaç olduğu, ek maliyetler ve zaman gerektirdiği kendilerine iletilmesine rağmen istedikleri ve tamamen kendi hatalarından kaynaklanan revizyonların yapılmaması durumunda, hazır ambalajdan çalışan ve daha ucuz bir yerden makina alabileceklerini söyleyerek müvekkil firmayı haksız yere baskı altına almaya çalıştıklarını, davacının sözleşmede ve kendilerine verilen teklifte yer alan G serisi bobinden çalışan makinaya ihtiyacı olmadığını, hazır ambalajdan çalışan makinayı daha ucuz imal eden bir firmadan almak istediğini yapılan görüşmelerde müvekkil firmaya ilettiği, vermiş oldukları hatalı sipariş sebebiyle müvekkilini ciddi zarara ve zaman kaybına uğrattıklarını, davalının 18.10.2025 tarihinde makinayı teslim etmeyeceği ifadesinin gerçeği yansıtmadığını, davacının soyut ve mesnetsiz iddialar ile vermiş oldukları hatalı siparişten dönerek haksız fesih gerçekleştirdiklerini, ihtiyati haczin şartlarının da oluşmadığını, İhtiyati haczin yapılmasını haklı gösterecek somut hiçbir delil olmadığını, hakkaniyete aykırı olarak verilen ihtiyati haciz kararına karşı itirazlarının kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 02.04.2026 tarih ve 2026/191 Esas sayılı dosyasından verilen ara kararı ile özetle; "İİK 258. Maddesi, "...alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur." uyarınca, ihtiyati haciz talep eden ihtiyati hacze yeter nitelikte alacağın varlığı yönünde mahkemeye deliller göstermek zorundadır. Her ne kadar davacının talebine istinaden ihtiyati haciz kararı verilmiş ise de, ihtiyati hacze itiraz dilekçesinin kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında tanzim olunan bir eser sözleşmesi bulunduğu, yapılan ödemenin sözleşmeye istinaden yapıldığı, ödemenin tekrar iadesinin feshe bağlı haklardan olması sebebiyle yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından, davalının ihtiyati hacze itirazının kabulü ile, Mahkememizin 25/02/2026 tarihli ara kararı ile tesis olunan ihtiyati haczin kaldırılmasına" dair ara karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 18.05.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; - Müvekkilinin, davalıdan makine satın alabilmek maksadı ile .... A.Ş ile finansal kiralama sözleşmesi akdetmiş olup makinenin müvekkiline teslim edilmediği ve sipariş bedelinin davalıya ödendiği konusunda bir şüphe bulunmadığını, - Müvekkili şirketin, fason üretim faaliyeti yürüten ve bu alanda Türkiye’nin en büyük üreticileri arasında yer alan bir ticari işletme olduğunu, müvekkilinin yürütmekte olduğu üretim faaliyetlerinin kesintisiz ve verimli şekilde sürdürülebilmesi için, üretim hattında kullanılmak üzere paketleme makinesi temin edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, bu ihtiyaç doğrultusunda müvekkilinin, davalı firma ile iletişime geçtiğini ve makine teminine ilişkin görüşmelerin gerçekleştirildiğini, - Davalı firma tarafından müvekkiline, ekte sunulan 27.05.2025 tarihli teklif formu ile .... Paketleme Makinesine ilişkin fiyat ve teknik içeriği haiz bir satış teklifi iletildiğini, bu teklif doğrultusunda müvekkilinin,....A.Ş ile bir finansal kiralama sözleşmesi akdettiğini,, dava dilekçesinin ekinde yer alan belgelerden de anlaşılacağı üzere söz konusu.... Paketleme Makinesi’nin, davalı ... firmasından 169.296,20 USD bedelle .... A.Ş. tarafından satın alınacağı, müvekkilinin ise bu makine için 25 taksit halinde toplam 184.933,21 USD ödeme yapacağı ve kira süresinin sonunda makinenin müvekkili tarafından satın alınacağının açıkça düzenlendiğini, - Bu kapsamda ..... A.Ş tarafından davalıya, 18.07.2025 tarihinde 84.648,10 USD ödendiğini, ancak makinenin teslimi için öngörülen sürede makinenin teslime hazır edilmediğini, davalı şirket yetkilileri ile yapılan şifahi görüşmede makinelerin teslim edilmeyeceği bilgisinin taraflarına verildiğini, bu nedenle taraflarınca gerekli hukuki işlemlere başlandığını, nihayetinde ....'ten alınan muvafakate binaen işbu davanın ikame edildiğini, - Davalı tarafın, ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde müvekkili tarafından/adına yapılan ödemenin varlığını açıkça ikrar ettiğini, nitekim davalı tarafın, söz konusu dilekçesinde; “teklifin müşteri tarafından onaylanması ve 2025 Temmuz ayının sonunda peşinatın müvekkil firma hesabına yatırılması ile sipariş alınmış, öncelikle makinanın tasarımına, ardından imalatına başlanmıştır.” şeklinde beyanda bulunduğunu, Anılan ifadede de açıkça gösterdiği üzere, davalı tarafın müvekkili tarafından kendi hesaplarına bir peşinat ödemesi gerçekleştirildiğini kabul ettiğini, ancak, davalının sözleşmede öngörülen sürenin dolmasına rağmen makineyi teslim edemeyeceklerini beyan ettiğini, bu durumda alacaklarının varlığı konusunda herhangi bir şüphe dahi bulunmadığını, - Davalı tarafça dosyaya sunulan teklif formu ve müvekkiline ait olduğu bildirilen mail kayıtlarının gerçeği yansıtmamakta olup sahte delil niteliğinde olduğunu, - Davalı tarafın, sözleşme konusu makinenin teslim edilmemesini haklı gösterebilmek amacıyla önce müvekkili tarafından örnek kutuların gönderilmediğini ileri sürdüğünü, devamında ise müvekkilinin makinede değişiklik yapılmasını talep ettiği yönünde iddialarda bulunduğunu, ancak söz konusu iddiaların hiçbirinin somut bir delile dayanmadığı açık olup, davalının bu yöndeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, - Davalı tarafın ihtiyati hacze itiraz dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu teklif formu ile müvekkili şirkete gönderilen ve taraflarınca dava dilekçesi ekinde mahkemeye ibraz edilen "EK-5" başlıklı fiyat teklif formu karşılaştırıldığında, söz konusu belgelerin aynı belge olmadığı ve davalı tarafça mahkemeye içeriği değiştirilmiş farklı bir teklif formu sunulduğunun açıkça anlaşıldığını, - Davalı tarafın dosyaya sunmuş olduğu teklif formunda müvekkili tarafından talep edilen makine ve teknik özelliklerin ve bunlara ilişkin fiyatlandırmanın farklı gösterildiği, bu suretle müvekkilinin farklı bir makine talep ettiği yönünde gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturulmaya çalışıldığını, müvekkilinin numune göndermediği ve bu nedenle üretimin yapılamadığı yönündeki savunmayı desteklemek amacıyla belgenin içeriğinin değiştirilerek mahkemeye sunulduğunun açıkça anlaşıldığını, ancak; dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları teklif formunun, davalı ....tarafından müvekkili şirkete gönderilmiş, kaşelenmiş ve taraflarına iletilmiş olan gerçek teklif formu olduğunu, buna karşılık davalı tarafın dosyaya sunduğu teklif formunun imzasız ve kaşesiz olduğu, bu yönüyle dahi ticari teamüllere ve belge düzenine aykırı olduğunun görüldüğünü, bu hususun dahi davalının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalının sahte deliller ile mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını açıkça gösterdiğini, - Ayrıca davalının savunmalarının kendi içinde de çelişkili olduğunun görüldüğünü, zira davalı tarafın bir yandan üretimin gerçekleştirilememesini örnek kutuların gönderilmemesine, diğer yandan ise makinede değişiklik talep edildiğine bağladığını, oysa bu iki iddianın aynı anda varlık göstermesinin mümkün olmadığını, bu durumun dahi davalının ileri sürdüğü savunmaların gerçek durumu yansıtmadığını ve yalnızca sözleşmeden doğan sorumluluğunu bertaraf etmeye yönelik olduğunu ortaya koyduğunu, - Ancak mahkemenin, davalının itirazları doğrultusunda taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir eser sözleşmesi olduğunu ve ödemenin iadesinin feshe bağlı haklardan olması sebebiyle yargılamayı gerektirdiğini belirterek ihtiyati haciz kararını kaldırdığını, mahkemenin bu yöndeki kararının kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, - Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi gereğince ispat yükünün iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, davalı tarafın, müvekkilinin sözleşmede değişiklik yapılmak istendiğini iddia etmişse de bu hususun ispatına yönelik hiçbir delil dosyaya sunamadığını, dosyaya sunmuş olduğu belgelerin de sahte düzenlenmiş, imzasız ve kaşesiz teklif formu olduğunu, bu durumda taraflarınca, alacaklarının yaklaşık olarak değil, kesin olarak ispat etmiş durumda olduklarını, bu nedenle mahkemenin kararının kaldırılması gerektiğini, -İhtiyati haciz kararının verilebilmesi için alacağın yaklaşık ispatı yeterli olup alacağın yargılamayı gerektirmesi gerekçe gösterilerek ihtiyati haciz kararı kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, İhtiyati haciz kurumunun, alacaklının alacağını güvence altına alabilmesini teminen düzenlenmiş olup, bu tedbirin uygulanabilmesi için alacağın kesin ve nihai biçimde ispat edilmesinin zorunlu olmadığını, nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para alacağı bulunan alacaklının, borçlunun malları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep edebildiğini, anılan düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın mahkeme kararı ile kesin olarak hüküm altına alınmış olmasının şart olmadığını, - Dava konusu olayda davalı tarafın müvekkili tarafından/adına yapılan ödemeyi ikrar etmiş olup alacaklarının varlığının kesin olarak ispatlandığını, davalı tarafın, bir yandan müvekkili tarafından peşinat ödemesi yapıldığını açıkça kabul edip diğer yandan alacağın varlığına veya ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığına yönelik itirazda bulunmasının dürüstlük kuralı ile de bağdaşmadığını, bu nedenle mahkemenin ihtiyati haciz kararını hiçbir dayanağı bulunmayan iddialar doğrultusunda kaldırmasının kanuna aykırı olduğunu, nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/19767 Esas, 2015/3716 Karar sayılı ilamında alım satım ilişkisinin, faturaların, ödemelerin ihtiyati haciz kararı için yeterli olduğuna hükmedildiğini, - Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2009/3369 Esas, 2009/2914 Karar sayılı ilamında malın teslim edilip edilmemesinin yargılama gerektirmesi nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini kanuna aykırı bulduğunu, - İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararının kaldırılarak müvekkili lehine ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, - Mahkemece, taraflar arasındaki alacak ilişkisinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de; içinde bulundukları ekonomik koşullar ve yargılamaların uzun sürmesinin, müvekkilinin alacağının güvence altına alınmasını zorunlu kıldığını, - Türkiye ekonomisinde yaşanan dalgalanmaların, şirketlerin ödeme güçlüğüne düşme riskini artırdığını; ticari hayatta tahsil kabiliyeti günden güne zayıfladığını, bu durumun, alacaklıların alacaklarını koruyabilmeleri için ivedi bir şekilde geçici hukuki koruma tedbirlerinin uygulanmasını zaruri kıldığını, zira ihtiyati haczin, 2004 sayılı İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca, henüz ilam elde edilmeden dahi alacağın güvence altına alınmasını sağlayan, etkin ve zorunlu bir tedbir olduğunu, - Öte yandan, yargılamaların fiili seyri dikkate alındığında, davaların sonuçlanmasının uzun bir zaman dilimine yayılmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, bu süreçte borçlunun malvarlığında tasarrufta bulunması, mallarını devretmesi, kaçırması veya ticari faaliyetlerini sonlandırması ihtimalinin her geçen gün arttığını, bu nedenle mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmemesinin, müvekkilinin alacağını tahsil etme ihtimalini ciddi şekilde tehlikeye düşürdüğünü, - İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispat kuralının dava konusu olayda fazlasıyla mevcut olduğunu, alacağın varlığını gösteren fatura, sevk irsaliyeleri, ticari kayıtlar ve davalının ödeme yapmadığını bizzat ikrar eden beyanlarının dosya kapsamında olduğunu, ayrıca, ülkenin ekonomik koşulları ve borçlunun mali yapısına ilişkin riskler dikkate alındığında, alacağın güvence altına alınması artık kaçınılmaz bir ihtiyaç hâline geldiğini, - Tüm bu nedenlerle, müvekkilinin alacağının ileride önemli ölçüde tehlikeye düşmemesi, yargılamanın amacının gerçekleştirilebilmesi ve hukuki korumanın etkinliği açısından ihtiyati haciz kararının verilmesinin zaruri olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına itirazın kabulü kararının, geçici hukuki korumanın amacıyla bağdaşmamakta olup istinaf incelemesi kapsamında kaldırılması gerektiğini belirterek; - Yukarıda açıklanan nedenler ve resen göz önünde bulundurulacak hususlar karşısında istinaf başvurularının kabulü ile mahkemenin ihtiyati hacze itirazın kabulü kararının kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinin feshi nedeniyle ödenen bedelin iadesi ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin Mahkemece 25.02.2026 tarihli ara kararla kabulüne karar verildiği, davalı tarafın itirazı üzerine Mahkemece duruşma açılarak 02.04.2026 tarihli ara kararla itirazın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiği, bu ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. İhtiyati haciz; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”; 258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur. İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur. Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ve tüm dosya kapsamına göre İİK.'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince sunulan delillerin muaccel bir alacağın varlığına ilişkin "yaklaşık ispat" ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiğinden Mahkemece ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin kararda usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/191 Esas sayılı dosyasından verilen 02.04.2026 tarihli ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 1.206,00 TL istinaf ihtiyati haciz harcından, peşin alınan 732,00 TL harcın mahsubu ile kalan 474,00 TL harç bedelinin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 258/(3) ve 6100 sayılı HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 05.08.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1301, K. 2026/1154, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1301-e-2026-1154-k-a4d8dd2e57c2