Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1209 E. 2026/1305 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1209
- Karar No
- 2026/1305
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1209 Esas
KARAR NO : 2026/1305 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2026/244 Esas - 2026/249 Karar
TARİHİ: 10/03/2026
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 25/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf hakkında icra takibinin kesinleşmesi sebebi ile doğmuş yasal takip ve tahsil haklarımız saklı kalmak kaydı ile Davalı Borçluların icra takibine yaptığı haksız ve yersiz itirazların iptali ile takibin aynen devamı ile fazlayı talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla ve tahsilde tekerrür olmamak üzere, Müvekkil Sigorta Şirketinin dava dışı ... ödeyerek haklarına halef olduğu 1.425.802,32 TL alacağın talebimiz gibi faizi ve masrafları ile birlikte Davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Davalı Borçluların, başlatılmış olan icra takibine karşı yapmış olduğu haksız ve yersiz itiraz nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine,.Mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin ve diğer tüm giderlerin Davalı taraflara tahmiline,
karar verilmesini bilvekale saygılarımızla arz ve talep ederiz.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 10/03/2026 tarih ve 2026/244 Esas - 2026/249 Karar sayılı kararında;
"...Davacı yanca davalı tarafından açılan menfi tespit davasına ilişkin arabuluculuk sürecinin tamamlandığı beyan edilmiş ise itirazın iptali davasında itirazın iptali gerekip gerekmediği hususu ve icra inkar tazminatı istemi uyuşmazlık konusu olup, itirazın iptali davasında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. " gerekçesi ile,
''1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda hasarın meydana gelmesi akabinde gerekli incelemelerin tamamlanmasını takiben 1 yıllık süre içinde, 02/12/2024 tarihinde ilamsız icra takibinin yasa ve usule uygun bir şekilde başlatıldığını, İcra Ödeme Emrinin borçlu taraflara usule uygun olarak tebliğ edildiğini, tebellüğ edilen evraka karşı diğer borçlular tarafından yasal süresi içerisinde borca itiraz edildiğini, ... Limited Şirketi tarafından yasal süresi geçirilmek suretiyle 26/12/2024 tarihinde, yani 10 gün sonra borca itiraz edildiğini, söz konusu icra takibinin davalı ... Limited Şirketi yönünden kesinleştirilmiş olduğunu, işbu şirketin taşıyan olarak imza ve kaşesi olduğu teyit edilebilir olduğundan emtianın hasarlanmasında sorumluluğu bulunduğunu, işbu davalının borca itirazlarının icra müdürlüğünce kabul edilmemesi sebebiyle dava konusu ihtilafa ilişkin tebligat ile ilgili icra memuru işleminin şikayeti ve alacağa ilişkin borçlu olmadığına dair Menfi Tespit davalarının mevcut ve derdest olduğunu, bu davalarda dava şartı arabuluculuk yapıldığını ve ve taraflarca anlaşma sağlanamadığına ilişkin anlaşmazlık tutanakları düzenlendiğini, söz konusu ihtilafa ilişkin tüm taraflar ile arabuluculuk görüşmelerinin gerçekleştirildiğini, yani dava öncesi arabuluculuk şartının yerine getirildiğini ve ihtilaf ve alacak tutarı yönünden anlaşma sağlanamadığını ve anlaşamama tutanakları imzalandığını,
Arabuluculuk hususunun yargılama sürecinde tamamlanmasının kabul edilebilir olduğunu, eksikliğinin giderilebilir nitelikte olduğunu ve mahkemece süre verilmesi gerekirken doğrudan ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu kapsamda arabuluculuk başvurusunda bulunmak için taraflarına süre verilmesi gerektiğini, buna ilişkin taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını,
Somut olayda davalı sorumluluğunda gerçekleştirilen taşıma sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, nezaret borcuna aykırılık ve haksız fiiller nedeniyle hasar meydana geldiği ve hasarın teminat dahilinde olduğu tespit edilen yükler için müvekkil sigorta şirketinin, nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalısı şirkete ait emtia hasarı kapsamında 33.631,00 EUR tutarının ödeme günkü kurdan TL karşılığı olan 1.198.788,00 TL sigorta tazminat tutarının ... ödendiğini ve böylece müvekkil sigorta şirketinin, sigortalısının haklarına halef ve temellük eden olduğunu, bunun üzerine TTK ve ... maddeleri tahtında ve diğer yasal düzenlemeler çerçevesinde işbu somut olayda taşıyan sıfatına haiz bulunan davalı tarafların, ilgili emtiaların taşıma koşullarına uygun ve elverişli şekilde taşınmasından, tam ve eksiksiz bir şekilde alıcısına tesliminden sorumlu olduğundan; dava dışı sigortalı şirket tarafından yazılı ihtarnamelerin taraflara tebliğ edildiğini, söz konusu rücu mektubunun davalı tarafça tebellüğ edildiğinin ve takiben ihtilafa ilişkin belge talebinde bulunduğunun da yazışmalar ile ispatlanabilecek durumda olduğunu, davalı tarafın haksız iddiaları karşısında verilen red kararının inceleme konusu edilmesi ve yasa ve içtihatlara aykırı şekilde verilen ilk derece mahkemesinin ret kararının kaldırılması ve böylece işbu mahkeme kararının düzeltilmesi ve böylece hukuki düzen ve güvenliğin yeniden tesisi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; Rücuen tazmin talebi ile başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece; davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Somut olayda, davacı tarafından davalı ... Limited Şirketi ile dava dışı ... A.Ş., I.... Ltd. Şti. (Yeni Ünvan... Ltd. Şti. ) hakkında rücuen tazmin talebiyle İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmadan önce davacı alacaklı tarafından 17/02/2025 tarihinde borçlulardan ... A.Ş., ... Ltd. Şti. (Yeni Ünvan:... Ltd. Şti.) hakkında arabuluculuğa başvurulduğu, 18.02.2025 tarihinde arabulucunun görevlendirildiği, 07/03/2025 tarihinde görüşme sonunda anlaşamama son tutanağının düzenlendiği, davalı ... Limited Şirketi hakkında arabuluculuğa başvurulmadığı ve tüm borçlular hakkında 10/12/2025 tarihinde İstanbul Anadolu 10 ATM.'nin 2025/1140 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, mahkemece 10/03/2026 tarihli duruşmanın ara kararı ile; Davalı ........Şirketi ve ihbarı talep edilen ihbar olunan ... Sigorta şirketi yönünden davanın tefrik edilerek dava şartı olan arabuluculuk sürecinin itirazın iptali talebi bakımından dava öncesinde tamamlanmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine dair karar verilmek üzere tefrik işlemlerinin yapılmasına karar verildiği, tefrik edilen davanın aynı mahkemenin 2026/244 Esasına kayıt edildiği ve 10/03/2026 tarihinde, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verildiği anlaşılmıştır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca itirazın iptali davası bakımından dava açmadan önce arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak düzenlenmiştir. Davacı tarafından hakkındaki dava tefrik edilen ve istinafa konu davanın davalısı ... Limited Şirketi hakkında itirazın iptali davası açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, İtirazın iptali davasına konu İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile ilgili davalı ... Limited Şirketi tarafından iş bu davanın davacısı hakkında İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/64 Esas sayılı dosyası ile 28/01/2025 tarihinde menfi tespit davası açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması davacı istinafının aksine menfi tespit davası bağımsız olarak ikame edilmiş bir dava olduğundan, her dava yönünden dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru şartının yerine getirilmiş olması gerekmektedir.
İtirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurma yükümlülüğünün davacı üzerinde bulunduğu, bu nedenle menfi tespit davası ikame etmek için bu dosya davalısı tarafından yapılan başvuru sonucu düzenlenen anlaşamama tutanağının, eldeki itirazın iptali davası yönünden dava şartı eksikliğini gidermeyeceği, dava şartlarının her dava bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, davacı vekili her ne kadar arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı olduğunu ileri sürmüş ise de arabuluculuk dava şartı eksikliğinin dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenleme mevcut olmadığından arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı değildir. 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesinde, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olup, buna göre mahkemenin arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının tesbiti üzerine dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.