Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/358 E. 2026/1006 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/358
Karar No
2026/1006
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/358 Esas

KARAR NO:2026/1006

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:14/11/2024

NUMARASI:2022/354 Esas, 2024/216 Karar

ASIL DAVA TÜRÜ:Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan

BİRLEŞEN DAVA TÜRÜ:Markaya Tecavüzden Kaynaklanan

KARAR TARİHİ:18/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait olan “...” ibareli markanın temeli aslen 1976 yılında ... Üniversitesinden mezun olan Dr. ... tarafından daha hızlı ve derin hemostaz sağlayan bir doku düzenleme ürününe duyulan ihtiyacı karşılayan, ...™ isimli çığır açıcı hemostatik solüsyonu icat etmesiyle başladığını, müvekkili şirkete ait olan “...” markasının, diş beyazlatma sistemi markası olarak bugüne denk geldiğini, “...” ibareli markanın TPMK nezdinde müvekkili adına ... sayı ile tescilli olduğunu, ancak hal böyle iken müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlanmak isteyen davalının adına ... sayı ile tescil ettirmiş olduğu , “...” markasının müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer/neredeyse birebir aynı olduğunu, iki marka arasında yazım şekli nerdeyse aynı olup aralarındaki farklılık yaratacak harfler aynı şekilde telaffuz edildiğinden hiçbir şekilde ayırt edicilik vasfı taşımadığını, söz konusu tescilin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin medikal ve temizilik ürünleri alanında faaliyet gösterdiğinden ve ülke genelinde faaliyetler yürüttüğünden müvekkilinin herhangi bir temizlik ve kişisel bakım ürünü imal etmesi yahut satışını yapmasının son derece beklenebilir ve öngörülebilir bir durum olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca alanı dahilinde faaliyetler yürüttüğünü ve sadece "..." markasının tescili için başvurduğunu, müvekkilinin buna dair herhangi bir faaliyette bulunmadığını keza herhangi bir ürün satışına da girişmediğini, dolayısıyla müvekkili şirketin haksız yarar elde etmeye çalıştığı iddiası bütünüyle gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın da belirttiği üzere "..." adlı marka yabancı bir sermaye şirketine ait olup üretimi de ülke dışında yapıldığından çoğu markaya göre daha pahalı ve daha üst segment bir ürün olduğunu, dolayısıyla kullanıcı ürünü satın alırken herhangi bir diş macunu almadığının farkında ve bilincinde olacağından tüketicinin yanılmayacağının açık olduğunu, benzerliğinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA:Birleşen davada davacı vekili dilekçesinde özetle; TPMK nezdinde ... tescil numaralı ... markasının sahibi olduğunu, müvekkili markasının dünya çapında belirli bir tanınmışlık düzeyine eriştiğini, davalının müvekkilinin tanınmış "..." markasına yönelik tecavüz niteliğindeki eylemlerine temel teşkil eden ... tescil numaralı "..." markasını tescil ettirdiğini, bu durumun davalı markasının müvekkili markasına yanaşma amacıyla tescil edildiğini gösterdiğini, her iki marka arasında yazım şeklinin neredeyse aynı olduğunu, aralarındaki farklılık yaratacak harflerin aynı şekilde telaffuz edildiğinden hiçbir şekilde ayırt edicilik vasfı taşımadığını, davalı tarafın eylemlerinin, müvekkilinin tanınmış markasına yönelik tecavüz teşkil ettiğini, benzerlik nedeniyle davaya konu markanın, müvekkiline ait olduğu inancı ile tüketicilerin davalının ürünlerini tercih edeceğini ve bu durumun da müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmesine neden olacağını iddia ederek, müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, durdurulmasını, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"... asıl dosyadaki hükümsüzlük yönünden yapılan değerlendirmede; önceki tarihli "..." ibareli davacı markaları ile dava konusu sonraki tarihli ... tescil numaralı “...” ibareli markanın bütünsel olarak yapılan incelemede Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğ‟in; 03.Sınıfında “diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. emtiaları ile 35. Sınıfında “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.”, “Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.”, “Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar.”, “Diş fırçaları, elektrikli diş fırçaları, diş ipleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bakımından SMK 6/1 hükmü kapsamında kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, davacı yana ait davaya ... markanın dava konusu marka tescil başvurusunun gerçekleştirildiği tarih itibari ile tanınmış marka vasfında olup olmadığı dosya münderecatından anlaşılamadığından davalı yana ait davaya konu markanın SMK 6/4 ve 6/5 hükümleri kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, ancak "..." şeklindeki kullanımların bilirkişi raporunda detaylandırıldığı üzere ambalaj ve görsel olarak davacı markası ile birebir olarak benzer şekilde kullanılması karşısında davalı tescilin kötü niyetli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak kötü niyet bölünemeyeceğinden davanın kabulü ile dava konusu markanın tümden hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Birleşen dosyadaki tecavüz davası yönünden yapılan değerlendirmede; davalı adına tescilli olup, hükümsüzlüğüne karar verilen markanın kullanıldığı ambalaj tasarımının ayırt edilemeyecek şekilde ambalaj tasarımında kullanılması suretiyle markaya tecavüzün varlığının da kabulü gerekmiştir. Yine marka tecavüzü olan davalı kullanımının davacı ambalaj ve ticari takdim şekli ile iltibas yaratmak suretiyle olduğundan bu haliyle ayrıca davalı eylemi haksız rekabet de oluşturduğundan bu yönden de dava kabul edilmiştir. Davacının tazminat talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise; davalı ticari kayıtlarında ürün bazlı kayıt bulunmadığından maddi tazminatın tam olarak tespiti mümkün görülmediğinden ihlalin niteliği, süresi ve markanın bilinirliği gözetilerek TBK 50 , 51 maddesi uyarınca davacı yararına 10.000,00 TL maddi tazminat takdir edilmiştir. Yine davalının eylemi davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden ihlalin niteliği, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek taleple bağlı kalınmak suretiyle davacı yararına 5.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. " gerekçesi ile neticeten;

-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN;

-Davacının davasının kabulüne ,davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,

-BİRLEŞEN 2. FSHM 2023/26 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;

-Davacının davasının kabulüne, davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markası ile iltibas yaratacak şekilde "..." markası altında, davacı ambalaj ve ticari takdim şekli ile iltibas yaratmak suretiyle ürünlerini satışa arz etmesinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına ve men'ine , sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,

-Takdiren 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davalı ... vekili istinaf isteminde özetle;Kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkili temialik ürünleri ve medikal ürünlerde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin yalnız ... markasının tescili için başvurduğunu, herhangi bir faaliyette bulunmamış herhangi bir ürün satışına girişmediğini, müvekkilinin haksız yarar elde etmeye çalıştığı iddiasının yerinde olmadığını, dava konusu ürünün asla ve kesinlikle müvekkili tarafından ... veya başkaca bir satış mecrasında satışa sunulmadığını, tanıtımı da yapılmadığını, raporla ve ...'dan gelen cevapla da bu durumun tespit edildiğini, Müvekkilinin satış yaptığının ispatlanamadığını, yalnız nereden ve kimden ihdas olduğu belli olmayan ekran görüntüleri sunulduğunu,Müvekkilinin markasının tescil korumasından yararlandığını ve müvekkilinin kötüniyetli olduğuna dair davacı iddiasını kabul etmediklerini, Davanın ispatlanamadığından reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını davanın tümden reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Birleşen dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile maddi, manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; mahkemece davacının önceki tarihli "..." ibareli markaları ile davalının sonraki tarihli ... tescil numaralı “...” ibareli markasının bütünsel olarak karşılaştırılmasında benzer olduğu ve tescilde kötüniyet olduğu gerekçesi ile markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde olduğu gibi, davacı tarafça sunulan noter tespit tutanakları dikkate alındığında davalının markasının yer aldığı diş macunu emtialarındaki markasal kullanımda davalının tescilli markasından uzaklaştığı ve kullanımın iltibas oluşturduğu gerekçesi ile markaya tecavüzün kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle davalının istinaf sebepleri ve kamu düzeni dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;

1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken; 732'şer Tl harçtan peşin alınan 1.230,80TL harcın mahsubu ile bakiye 233,20TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 20TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/358, K. 2026/1006, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-358-e-2026-1006-k-d3c8086294d8