Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/395 E. 2026/1002 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/395
Karar No
2026/1002
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/395 Esas

KARAR NO:2026/1002

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:05/12/2024

NUMARASI:2022/219 Esas, 2024/277 Karar

DAVANIN KONUSU:Marka İptalinden Kaynaklanan

KARAR TARİHİ:18/06/2026

İstinaf incelemesi ... dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının "..." markasının 14/01/1997, "... ..." markasının 05/08/1997, "... ...+Şekil" markasının 08/03/2020 tarihlerinde tescil edildiğini, ancak davalı şirketin markalarını tescil tarihinden itibaren kullanmadığını, markalar üzerinde hakkının kalmadığını, işbu dava ile bağlantılı olarak Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/507 Esas sayılı dosyasının mevcut olduğunu, ayrıca İstanbul Anadolu 2.FSHHM'nin 2013/144 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da dava konusu markaların dondurma emtiası dışında kullanılmadığının tespit edildiğini, bu tespit üzerine mahkememe davanın kabul edildiğini, Yargıtay tarafından da onandığını, Yargıtay karar düzeltme sürecinde Anayasa Mahkemesinin 556 sayılı KHK'nın 14. Maddesinin iptaline karar verildiğini, bu iptal kararı üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin mahkememizce verilen kararın bozulmasına ve akabinde İstanbul Anadolu 2.FSHHM'nin 2018/89 Esas sayılı dosyası ile davanın reddine karar verildiğini, ancak dosyada alınan bilirkişi raporunun mahkememizce göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek dava konusu markaların dondurma emtiası dışında kalan markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mahkemenin 2018/89 Esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmediğini, bu nedenle ilk olarak derdestlik nedeniyle, mahkememizce verilen kararın kesinleşmesi durumunda da kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, her ne kadar davacı Kanun2un 25/4 md olarak belirtmiş ise de ilgili maddenin SMK m.26/4 hükmü olduğunu, bu maddenin yayımı tarihinden 7 yıl sonra yürürlüğe gireceğini, dolayısıyla kanun maddesinin henüz yürürlükte olmadığını, davacının Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşmasının 19.maddesine dayanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:İlk derece mahkemesinin 2018/541E, 2020/133 Karar sayılı, 19/02/2020 tarihli ilamında; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF KARARI:Dairemizin 20/10/2022 tarihli, 2020/1979 Esas, 2022/1739 karar sayılı ilamı ile; "...İlk derece mahkemesince öninceleme duruşmasında HMK 141/5.maddesi gereğince davalı yana delillerini sunmak üzere süre verilerek bilirkişi incelemesi yapılması yapılması gerekirken, HMK 141/5. md aykırı olarak öninceleme duruşmasında tahkikatın bitirilerek karar verilmesi yerinde olmadığı gibi, dava tarihinde yürürlükte olan SMK hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekirken İstanbul Anadolu 2.FSHHM 2013/144E, 2015/7K sayılı dosyasında o dava tarihinde göre hazırlanmış bilirkişi raporuna göre karar verilmesi yerinde görülmemiş,davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Kabule göre de; davalı vekili cevap dilekçesinde kesin hüküm ve derdestlik itirazında bulunmuş ise de mahkemece öninceleme duruşmasında bu hususta olumlu yahut olumsuz karar verilmemesi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, HMK 353/1-a-6 md gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına" şeklinde karar verilmiştir.

DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2022/219, 2024/277 Karar sayılı, 05/12/2024 tarihli ilamında; "...Her ne kadar davalı taraf derdestlik ve kesin hüküm itirazında bulunmuş ise de, bu doğrultuda yapılan incelemede dosya taraflarının aynı olmadığı anlaşılmakla itirazların reddine karar verilmiştir....Tüm dosya kapsamı,TPMK kayıtları ve mahkememizce alınan 29/07/2024 tarihli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bir markanın iptalinin istenebilmesi ... haklı bir sebep olmadan Türkiye'de tescilden itibaren 5 yıldır ciddi bir şekilde kullanılmamış olması veya kullanımına 5 yıl süreyle ara verilmiş olması gerektiği, bilirkişi raporundaki tespitler ve davalının ciddi kullanımın ispatına yarar dava sonrası herhangi bir delil sunmadığı dikkate alındığında, davalının adına tescilli markayı, dava tarihinden geriye doğru son 5 yıl içinde ait olduğu mal veya hizmetin piyasada tanınması ve diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta ve ciddi biçimde kullanmadığı anlaşılmakla, davacının kullanmamaya dayalı iptal talebine ilişkin sübut bulan davasının kabulüne karar vermek gerekmiş;

-Davanın KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu ..., ... nolu ... ..., ... tescil nolu ... ... + şekil markalarının kullanıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığından dondurmalar, buz kremler, buz, mal ve hizmetler dışında kalan 29, 30,32 sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine" şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Müvekkiline ait markaların müvekkili şirketle bütünleşmiş ve tüketici nezdinde tanınmış markalar olduğundan ve geniş korumaya sahip olması nedeniyle 5 yıllık kullanım değerlendirmesinin yapılmasına gerek bulunmadığını, Müvekkil şirketin iştigal konusu genelde gıda, özel de dondurma olup sektörün öncü firmalarından olduğunu,Davacının müvekkili şirkete ait marka ile aynı ve benzer nitelikte "... + ŞEKİL" markası ile iltibasa, karışıklığa sebebiyet verecek nitelikte marka tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin ise iltibasa yol açan işbu markanın hükümsüzlüğü, haksız rekabet ve marka tecavüzünün tespiti - men-i talepleri ile işbu davanın davacısına karşı Mersin 3. Asliye Hukuk (FSHM Sıfatıyla) Mahkemesinin 2018/1085 E. Sayılı dosyası ile dava açtığını,Dava tarihi itibariyle derdest, karar tarihi itibariyle de kesinleşmiş mahkeme hükmüne rağmen yargılamaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, daha önce de aynı konuda dava açılmış olup, İstanbul Anadolu 1. FSHM 2018/89 Esas sayılı dosyası ile 27.11.2018 tarihinde davanın reddine karar verilmişken ilgili dosyanın kısa kararından, 2 gün sonra 29.11.2018 tarihinde işbu davanın açıldığını,Bilirkişi raporunda müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde gerekirse yerinde inceleme yapılması gerekirken bu işlemlerin yapılmadığını, salt mail dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve ... Gıda'ya dava konusu markalar yönünden lisans sözleşmesi ile kullanım hakkı verildiği gözetildiğinde ilgili markaların bu şirketçe kullanılıp kullanılmadığı hususunda bir inceleme ve araştırma yapılmamasının hatalı olduğunu, markanın kullanılmadığı iddiasında marka sahibinin ticari defter ve faturaları üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazların dikkate alınmadığını,kanunun 26. Maddesi davanın açıldığı tarihte ve halen yürürlükte olmadığını,kanunun 192. Maddesi gereğince; "Bu Kanunun 26 ncı maddesi yayımı tarihinden itibaren yedi yıl sonra yürürlüğe girer" şeklind olduğunu, yürürlükte olmayan kanun hükmüne dayalı olarak dava açılmasının hatalı olduğunu, iptal koşulları gerçekleşmediğinden kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı adına tescilli ... numaralı "..." markası, ... tescil numaralı "... ..." markası ve ... tescil numaralı ... ...+ŞEKİL markasının dondurma, buz kremler, buz emtiası dışında kullanmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekili kesin hüküm ve derdestlik itirazında bulunmuş ise de; mahkemece her iki dosyanın taraflarının farklı olduğu gerekçesi ile bu yöndeki itirazın reddine karar verilmesi yerindedir. Kullanmama nedeni ile markanın iptali davasında markanın tescilli olduğu sınıfta kullanıldığını ispat yükü davalıdadır. Somut uyuşmazlıkta; dosyada mevcut delil durumu ve bilirkişi raporuna göre davalı yanın davaya konu markanın iptali istenen sınıfları yönünden ciddi ve kesintisiz markasal kullanımı ispatlayacak delil ibraz edilmediğinin sabit olduğu, markanın kullanılması marka sahibine getirilen bir yükümlülük olup markanın tanımış marka olup olmamasının bu hususu etkilemeyeceği dikkate alındığında mahkemece taleple bağlı kalınarak dava tarihinde yürürlükte olan 6769 sayılı Kanun'un geçici 4.madde hükmüne göre inceleme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenle davalının istinaf sebepleri ve kamu düzeni dikkate alınarak yapılan incelemeye göre ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00TL harçtan, peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 20TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/395, K. 2026/1002, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-395-e-2026-1002-k-cd609ce936fb