Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1187 E. 2026/1263 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1187
Karar No
2026/1263
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1187 Esas

KARAR NO: 2026/1263

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/06/2026

NUMARASI: 2026/... Esas, 2026/... Karar

DAVANIN KONUSU: İFLAS - (İİK.m. 177)

KARAR TARİHİ: 01/10/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından açılan iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasında İstanbul 4. İş Mahkemesinin 2019/... Esas ve 2023/304 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabul edildiğini, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibine rağmen borcun ödenmediğini, ilk olarak hakkında takibin başlatıldığı.... A.Ş.'nin, .... A.Ş. tarafından şirketlerin birleşmesi yoluyla devralındığını, adı geçen şirketin de borçlu olarak dosyaya eklenmesinden sonra bakiye borç muhtırası tebliğine rağmen ödeme yapılmadığını, müvekkilinin maddi durumu iyi olmadığından adli yardım taleplerinin olduğunu belirterek icra emrine rağmen borcunu ödemeyen davalı şirketlerin ayrı ayrı İİK'nun 177/4. maddesi uyarınca iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı .... Şti. vekili cevap dilekçesinde; iflas avansı ve ilan giderinin davacı tarafından süresi içerisinde yatırılmadığını, davaya dayanak icra takibinde müvekkili şirkete usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmadığını, buna rağmen iflas kararı verilmesinin, mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğuracağını, sadece bir iş mahkemesi kararına dayalı alacağın, usuli itirazlar nedeniyle henüz ödenmemiş olmasının, şirketin teknik olarak borca batık olduğunu göstermediğini, bu nedenle, davacının ispat yükünü yerine getiremediğinin ve müvekkili şirketin mali durumunun iflasını gerektirmediğinin sabit olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında başlatılan ilamlı icra takibinde karar kesinleşmediğinden alacağın tahsil edilemediğini, bu dosyada elde edilecek miktar ile dahi davacının alacağının karşılanabileceğini, hatta davacının bu dosyadaki müvekkilinin alacağına haciz koydurduğunu, dava konusu mahkeme kararının, henüz kesinleşmediğinden icra kabiliyetine sahip olmadığını, iflas davasının, tazminat alacağını tahsil etmek için bir baskı aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı .... A.Ş. (.... A.Ş.'nin birleşme ile devredildiği) vekili cevap dilekçesinde; iflas hukuku kuralları ve yerleşik yargı kararları gereğince, doğrudan iflas davalarında davacının adli yardım talebinde bulunarak iflas avansı yatırma yükümlülüğünden kaçınmasının mümkün olmadığını, bu nedenle adli yardım talebinin kabulüne dair karardan rücu edilmesini talep ettiklerini, öncelikle icra dosyasındaki tebligatların ve ihtaratların usulüne uygun olmasının zorunlu olduğunu, bu nedenle davacı tarafın icra dosyasından gönderdiği bakiye borç muhtırasının, doğrudan iflas davasına mesnet teşkil edecek nitelikte usulüne uygun bir iflas ödeme emri veya ihtaratı niteliği taşımadığını, müvekkilinin borca batık olmadığını, müvekkilinin alacaklı olduğu .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı ilamlı icra dosyasındaki alacak tutarının davacının alacağını fazlasıyla karşılayacak miktarda olduğunu, ancak karar kesinleşmediğinden bu dosyadan tahsilat yapılamadığını, bu nedenle bu icra takibinin dayanağı olan kararının kesinleşmesinin beklenilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından bahsi geçen icra dosyasına haciz konulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:

İlk derece mahkemesince; davacı tarafından başlatılan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamlı icra takibine konu borca ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı, İİK'nun 177. maddesi uyarınca usulüne uygun tebligat yapılan şirket yetkililerinin duruşmaya katılmadığı, davalılar tarafından duruşma tarihine kadar ilama müstenit alacak nedeniyle mahkeme veznesine veya icra veznesine yada alacaklıya herhangi bir ödemenin yapılmadığı, buna göre davalıların ilama müstenit borcunu ödemediğinden doğrudan iflas koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davalı şirketlerin ayrı ayrı iflasına dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Karar yasal süresinde davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.

Davalı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde; iflas avansı ve ilan giderinin davacı tarafından süresi içerisinde yatırılmadığını, davaya dayanak icra takibinde müvekkili şirkete usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmadığını, müvekkili şirketin temsilcilerinin dinlenilmesine ilişkin düzenlenen davetiyelerin açık bir şekilde usulsüz olduğunu, zira İİK'nun 177/4 hükmü uyarınca borçlunun dinlenilmesi için mahkemece yapılacak çağrının, basit bir duruşma davetiyesi niteliğinde olmayıp borçlunun iflas tehdidi altında olduğunu ve mahkeme huzurunda kendisini savunması gerektiğini bildiren, usuli güvencelerle donatılmış bir davet olduğunu, oysa müvekkiline gönderilen davetiyede, duruşmaya gelinmediği takdirde iflas kararı verileceğine dair emredici ihtar yer almadığını, müvekkilinin alacaklı olduğu .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı ilamlı icra takibinin neticesi, şirketin borca batıklık durumunu ve ödeme kabiliyetini doğrudan tayin edeceğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, iflas kararının, ölçülülük ilkesine ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

Davalı .... A.Ş. (.... A.Ş.'nin birleşme ile devredildiği) vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından müvekkili şirketin alacaklı olduğu .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına haciz konulduğunu, bu dosya alacağı ile sunulan teminat mektubu tutarının, davacının tüm alacaklarını fazlasıyla karşıladığını, bu nedenle alacağın her an tahsil imkanı bulunan davacının davasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkilin borca batık olmadığı ve alacağın teminat altında olduğu hususu gözardı edilerek iflas kararı verilmesinin hatalı olduğunu, .... A.Ş.'nin ticari ünvanı ve tüzel kişiliği .../10/2025 tarihli icra emrinden önce sona erdiğinden tüm tebligatların bu şirketin birleştiği müvekkili şirkete gönderilmesi gerekirken bu usule uyulmayarak yine.... A.Ş.'ye icra emri gönderildiğini ve icra takibinin bu usulsüz tebligata dayalı olarak hukuka aykırı şekilde kesinleştirildiğini, icra takibinin dayanağı olan dava dosyasına sunulan vekaletnamede birleşen her iki şirketin de vekilinin aynı vekil olduğunun belli olduğunu, bu nedenle vekili olan müvvekkiline ilamlı icra takibinde icra emrinin vekile tebliğ edilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, asile gönderilen tebligatın içerik olarak muhtıra olmasına rağmen kapağında icra emri yazılması ve vekilin varlığına rağmen ilamlı icra takibinde doğrudan asile tebligat çıkartılması sebebiyle icra emri tebligatının usulsüz olduğunu, bu sebeple verilen iflas kararının da hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket yetkilisine usulüne uygun tebligat yapılmadığını, zira duruşmaya gelmediği takdirde yetkilisi olduğu şirket hakkında iflas kararı verilebileceğinin özellikle tebligatta belirtilmesi gerektiğini, aynı davada birden fazla şirket hakkında iflas kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davacının adli yardım şartlarını taşımadığını, bu hususta yeterli araştırma yapılmadığını, alacağın tahsili için haciz yollarına başvurmak yerine davacının adli yardım talep ederek doğrudan iflas talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, borca batık olmayan müvekkili şirketin mali verileri ve ticari sicil kayıtlarının yeterince incelenmediğini, son celse sulh görüşmeleri için talep edilen süreye rağmen mahkemece iflas kararı verildiği, oysa sürenin bu sürenin tanınmasının hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davalıların istinaf başvurularının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dava, İİK'nun 177. maddesi uyarınca doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. İşbu eldeki iflas davası, İİK'nun 177/1-4. bendi uyarınca, ilama müstenit alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemesine dayalı olarak açılmıştır. Mahkemece, doğrudan iflas koşullarının oluştuğundan bahisle davalı şirketlerin iflasına karar verilmiş olup hüküm her bir davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Uyuşmazlık, İİK'nun 177/1-4. bendi kapsamında dayanılan iflas sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği, buna göre davalı şirketlerin doğrudan doğruya iflasına ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2004 sayılı İİK'nun 177. maddesinde "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında alacaklının talebi ile evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas halleri düzenlenmiştir. İşbu eldeki davanın dayanağı da olan maddenin 4. bendinde "İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağrılır." denmiştir. Bu maddedeki ilam kavramından her türlü ilamı değil, para ve teminat alacaklarına ilişkin ilamları anlamak gerekir. Alacaklı, doğrudan doğruya iflas davasında alacağının varlığını ispat etmek zorundadır. Bundan başka, alacaklı dayandığı doğrudan doğruya iflas sebebini de ispat etmekle yükümlüdür (Prof. Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1153).

Davacı ...tarafından .... Şti. ile.... A.Ş.'ye karşı açılan iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması neticesinde İstanbul 4. İş Mahkemesinin 06/07/2023 tarih ve 2019/... Esas 2023/304 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne, 1.034.330,67 TL maddi tazminat ile 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine yapılan inceleme neticesinde İstanbul BAM 26. Hukuk Dairesinin 18/12/2024 tarih ve 2023/2632 Esas 2024/2012 Karar sayılı kararı ile, reddedilen miktarın 100,00 TL olmasına rağmen maddi tazminat yönünden 100,00 TL yerine davalılar lehine 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından bahisle ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmiş, diğer istinaf sebepleri ise yerinde görülmemiştir. Söz konusu kararın ise temyiz edilmeyerek 18/02/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından önce İstanbul 4. İş Mahkemesinin 06/07/2023 tarih ve 2019/... Esas 2023/... Karar sayılı kararına dayalı olarak icra takibine girişildiği, düzenlenen icra emri ile, maddi ve manevi tazminat, yargılama giderleri ile bunların faiz ve ferileri olmak üzere toplam 2.052.838,57 TL'nin tahsilinin talep edildiği, icra emrinin borçlu.... A.Ş. ile .... Şti.'ye tebliğ edildiği, ancak dosyaya bir ödemenin yapılmadığı, akabinde İstanbul BAM 26. Hukuk Dairesinin 18/12/2024 tarih ve 2023/2632 Esas 2024/2012 Karar sayılı kararından sonra alacaklı vekilinin talebi üzerine alacak miktarları ve faizleri değiştiğinden bahisle düzenlenen icra emri ile, maddi ve manevi tazminat, yargılama giderleri ile bunların faizleri olmak üzere toplam 2.698.676,75 TL'nin tahsilinin talep edildiği, düzenlenen bu icra emrinin de borçlulara tebliğ edildiği, daha sonra alacaklı vekilinin, borçlu.... A.Ş.'nin devredildiği .... A.Ş.'nin dosyaya borçlu olarak eklenmesi talebinin icra müdürlüğünce kabul edilmesi üzerine, bu şirkete çıkarılan tebligatın iade dönmesi üzerine bu sefer aynı adrese Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca icra emrinin tebliğinin yapıldığı anlaşılmıştır.

İİK'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendine dayalı olarak, ilama müstenit alacağın icra emriyle istenildiği halde ödenmemesine dayalı doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine gerek olmasa da, takibin dayanağı ilam için icranın geri bırakılması kararı alınması halinde ilamın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerekir. Ayrıca bu madde gereği iflas kararı verilebilmesi için borçlunun aciz halinde veya borca batık olması önem taşımamaktadır.

Somut olayda, davanın yetkili asliye ticaret mahkemesinde açıldığı, takibin dayanağı ilam kesinleştiği gibi ayrıca ilamın kesinleşmesinden önce de icranın geri bırakılması kararının bulunmadığı, mahkemenin 02/02/2026 tarihli tensip tutanağı ile kabul edilen adli yardımın etkisinin hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği gözetildiğinde iflas avans ve giderlerinin de bu kapsamda karşılanacak olması sebebiyle davacının ayrıca iflas avans ve giderlerini yatırmasının gerekmediği, iflas ilanlarının yapıldığı, İİK'nun 177/1-4 maddesi kapsamında beyanlarının alınması amacıyla tebligat çıkarılan davalı şirketlerin yetkililerinin duruşmalarda hazır bulunmadığı, alacaklının icra dosyası kapsamında alacağın tahsiline yönelik icrai işlemler yapmadan işbu eldeki davayı açmasına yasal olarak bir engelin bulunmadığı, icra dosyası kapsamında icra emrinin borçlulara tebliğine yönelik işlemde bir usulsüzlük bulunmadığı, borçlu.... A.Ş.'ye icra emrinin tebliğ edilmesi sebebiyle ayrıca bu şirketin tüm aktif ve pasifiyle devredildiği .... A.Ş.'ye yeniden icra emri tebliğine de gerek bulunmadığı, buna göre ilama konu alacakların tahsili amacıyla başlatılan ilamlı icra takibi kapsamında icra emri tebliğine rağmen borcun ödenmediği, buna göre İİK'nun 177/1-4 maddesinde belirtilen doğrudan doğruya iflas halinin gerçekleştiği anlaşılmakla mahkemece yazılı olduğu şekilde davalı şirketlerin iflasına yönelik tesis edilen karar isabetli olup davalılar vekillerinin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... Esas, 2026/... Karar sayılı ve 25/06/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalılar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince her bir davalı bakımından alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 164/2. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01.10.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1187, K. 2026/1263, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1187-e-2026-1263-k-31898342610a