Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1183 E. 2026/1232 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1183
Karar No
2026/1232
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1183 Esas

KARAR NO: 2026/1232

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ: 29/07/2026

NUMARASI: 2026/... Esas

DAVANIN KONUSU: SIRA CETVELİNE İTİRAZ (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik

Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))

KARAR TARİHİ: 24/09/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar arasında imzalanan 06.08.2012 tarihli Konut/İşyeri Satış Vaadi Sözleşmesine göre, ... ili, ... İlçesi, ... Mah. Mevkii, ... Ada, ... Parsel numaralı taşınmaz üzerindeki ... ... Blok .... Kat ... nolu daireinin müvekkili adına kayıt ve tescilinin yapılacağına yönelik anlaşma yapıldığını, söz konusu taşınmaz sözleşme gereği tüm ödemelerini yapan müvekkiline teslim edilmiş ise de, aradan geçen süreye rağmen davalılar tarafından tescilin halen yapılmadığını, dava konusu taşınmazın, bedeli tamamen ödenerek müvekkiline teslim edilmesi sebebiyle iflas masasının malvarlığına dahil edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi, üzerinde ayni veya şahsi hak ile ipotek tesis edilmesi yada sair tasarruf işlemlerine konu edilmesi halinde müvekkilinin haklarının telafisi güç ve imkânsız zararlara uğrayacağını, taşınmazın bedeli ödenip müvekkiline teslim edildiğinden yaklaşık ispat şartının da sağlandığını, bu nedenle taşınmazın devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili lehine her türlü takyidattan ari olarak tapuya kayıt ve tesciline; bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın karar tarihindeki rayiç piyasa değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davalıların temerrüdü sebebiyle oluşan cezai şart alacağının, müvekkilin taşınmaz üzerinde tasarruf imkanından mahrum kalması, taşınmazı teminat gösterememesi, satamaması, devredememesi sebebiyle oluşan munzam zararın ve tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:

İlk derece mahkemesince; davanın sıra cetveline itiraz davası olduğu, uyuşmazlık konusunun para alacağına ilişkin olduğu, taşınmazın uyuşmazlık konusu olmadığı gerekçelerine istinaden ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin öncelikli talebinin para alacağına değil, mülkiyet hakkına dayalı ayni hak talebine ilişkin olduğunu, tedbir taleplerinin para alacağının güvence altına alınmasına değil, dava sonunda verilecek tescil kararının etkisiz hale gelmesini önlemeye yönelik olduğunu, bu nedenle mahkemenin yalnızca davanın para alacağına ilişkin olduğu gerekçesiyle tedbir talebini reddetmesinin, dava dilekçesindeki asli tescil talebini ve tedbir isteminin amacını göz ardı eden eksik ve hatalı bir değerlendirme olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılmasını talep ve istinaf ederek dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Davacı dava dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ve tesciline; olmazsa taşınmazın rayiç bedeli ile birlikte cezai şart ve tazminat alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Derdest dava kapsamında Mahkemece tesis edilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar davacı tarafından istinaf edilmiş olup uyuşmazlık ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.

İhtiyati tedbir 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde "geçici hukuki korumalar" üst başlığı ile 389. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." ve yine Kanunun 390/3 maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükümlerini içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır.

İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarında biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas, 2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi).

Dava konusu taşınmazın müflis .... A.Ş. adına kayıtlı olduğu, bu taşınmazın 2012 yılında davalı ... tarafından adi yazılı sözleşme ile müflis şirketten satın alındığı, daha sonra adı geçenin bu taşınmazın mülkiyetini 2018 yılında noter senedi ile davacı şirkete devrettiği anlaşılmakla davacı işbu dava ile fiilen teslimi yapılan taşınmazın tescilinin yapılmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil; olmadığı taktirde taşınmazın karar tarihindeki rayiç piyasa değeri ile cezai şart ve tazminat alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi, tapu iptali ve tescilini istediği dava konusu taşınmazın devrinin önlenmesine yöneliktir. Dosya kapsamındaki mevcut yazı, belge ve bilgilere göre, 6100 sayılı HMK'nun 389. ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbire ilişkin şartların somut olayda gerçekleşmediği dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin ara kararının gerekçelerine nazaran usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen .../07/2026 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1183, K. 2026/1232, T. 29.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1183-e-2026-1232-k-da698a615f75