Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/234 E. 2026/2279 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/234
- Karar No
- 2026/2279
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/234 - 2026/2279 "T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I"
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/234 KARAR NO : 2026/2279
BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/11/2025 NUMARASI : 2025/87 Esas - 2025/951 Karar
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. ... - ... Av. ... - ... DAVACI : ... (T.C. NO:...) - .... VEKİLLERİ : Av. ... - ... Av. ... - ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.) BAŞVURU TARİHİ : 05.01.2026 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 06.02.2026 KARAR TARİHİ : 05.11.2026 YAZIM TARİHİ : 05.11.2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.03.2018 tarihinde dava dışı ehliyetsiz sürücü Fatih Yıldız yönetimindeki ... plakalı aracın davacı yönetimindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde davacının sakat kaldığını ve %27,3 oranında maluliyete (sürekli iş göremezliğe) uğradığını, ... plakalı aracın ... Sigorta A.Ş. tarafından 25157245 Poliçe No'lu ZMMS Poliçesi ile sigorta edildiğini, 02.10.2019 tarihinde zararlarının tazmini amacıyla davalı Sigorta şirketine müracaat ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile iş gücü kaybı nedeniyle 8.000,00 TL maddi tazminatın, 29.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 22.06.2023 tarihli dilekçesiyle tazminat taleplerini toplam 330.000,00 TL'ye arttırmıştır. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; 29.03.2018 tarihli trafik kazasına karıştığı bildirilen ... plaka sayılı aracın, 20.07.2018 - 20.07.2019 dönemi için 25157245 Poliçe No'lu zorunlu Trafik Sigortası Poliçesi ile davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigorta edildiğini, davacının mevzuata uygun olarak gerekli belgelerle sigorta şirketine müracaat etmesi, geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğini, kusur ve maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini faiz ile sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın Kabulü ile, 330.000,00 TL maddi tazminatın 10.10.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, o karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf yoluna başvurması neticesinde Dairemizin 13.01.2025 tarih 2024/94 esas, 2025/55 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, 330.000,00 TL maddi tazminatın poliçe limitleri dahilinde 10.10.2019 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; KTK 104 maddesi uyarınca, sigortalı aracın tamir amaçlı motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan bir oluşuma bırakılması halinde, teşebbüs sahibinin sebep olduğu zararlardan dolayı sigorta şirketlerinin sorumlu olmayacağını, davacı tarafça davalı sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, davanın öncelikle “dava şartı eksikliği” sebebiye usulden reddi gerekirken yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu hükme esas alınan maluliyet oranına itiraz ettiklerini, maluliyet oranı fahiş olarak belirlendiğini, dosyaya sunulan maluliyet raporuna istinaden, tazminat hesaplamasi yapılmasini istendiğini ancak dosyaya ibraz edilen mezkur maluliyet raporunun huzurdaki başvuruda dikkate alinmasının mevzuat gereği mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte prograsif rant yöntemine göre yapılan hesaplama neticesinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, asgari ücret baz alınarak yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazaya konu poliçe tanzim dikkate alındığında uyuşmazlıkta trafik sigortası genel şartları hükümlerinin uygulanacağını, yapılacak tazminat hesaplamalarında zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası genel şartlarınca benimsenen TRH-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,8 teknik faiz oranının kullanılması gerektiğini, davalı şirketin geçici taleplere ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından, huzurdaki davanın bu nedenle de esastan reddi gerektiğini, kaza tarihi dikkate alındığında, burada, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarının hükümlerinin uygulanması gerektiğini, talep edilen tedavi-bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı “sağlık giderleri teminatı” içerisinde değerlendirildiğini, ilgili yasa, genel şart hükümleri ve itiraz hakem heyeti kararı doğrultusunda bu yöndeki taleplerinin poliçe teminatı dışında kaldığını belirtir başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, itirazlarının kabul görmemesi halinde, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirket aleyhine bir tazminata hükmedilecek ise, müterafik kusur durumunun araştırılması gerektiğini, ancak bilirkişi raporunda işbu hususa değinilmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu, 29.03.2018 tarihinde meydana gelen birden fazla aracın karıştığı zincirleme maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası neticesinde davacının yaralanmış olduğu ve eldeki davanın kazaya karışan araçlardan ... plakalı aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı 6098 sayılı TBK 54/2,3 maddelerine dayalı olarak iş gücü kaybı nedeniyle yöneltildiği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta; davalı sigorta şirketince sigortalanan aracın dava dışı ehliyetsiz sürücüsü Fatih Yıldız'ın soruşturmada alınan ifadesinde : ''...olay tarihinden önce annemin adına kayıtlı olan ve sanayide tamir için bekletilmiş olan ... plakalı aracı kimseye haber vermeden kendimin de çalışmakta olduğu tamirci dükkanından çıkardım. gebze'den muallimköy çıraklık okuluna gittim. okul dönüşünde kaza meydana geldi. hatırladığım kadarı ile olay anında hızım 40-50 km/s idi. yol ıslaktı. yağmur çiseliyordu. bu nedenle direksiyon hakimiyetini kaybettim. kazanın tam olarak nasıl olduğunu hatırlamıyorum. heves ettiğim için aracı kullandım...'' şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek ve HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmadan yapılan istinaf incelemesi neticesinde; 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; trafik kolluğu tarafından düzenlenen 09.03.2018 tarihli kaza tespit tutanağının içerdiği maddi vakıalarla uyumlu olan ve Gebze Çocuk Mahkemesinin 2019/16 Esas sayılı dava dosyası kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 14.12.2020 tarihli kusur raporu ile eldeki dava dosyası kapsamında Öğretim üyesi Makine ve Adli Trafik Bilirkişi tarafından düzenlenen 26.08.2022 tarihli kusur raporları ile örtüşen oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 03.02.2023 tarihli raporunun kusur tespitinin benimsenerek; sigortalı aracın dava dışı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK 46/c. Maddesine göre şerit değiştirme ve güvenli sürüş kurallarını ihlal etmek suretiyle tam kusurlu olduğunun benimsenmesinde, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine dayalı olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas (Tıp) Dairesinden alınan maluliyet raporunun aktüerya hesabına esas alınmasında, Mahkemece Yüksek Mahkemenin güncel ve değişen içtihadı doğrultusunda Teknik Faiz Uygulanmadan TRH Yaşam Tablosuna Göre iskontolu Hesap yöntemine (prograsif rant yöntemi) göre alınan aktüerya raporuna dayalı olarak karar verilmesinde, davalının poliçe kapsamında sorumlu olduğu ve tedavi gideri kapsamında bulunmayan geçicici iş göremezlik tazminatı yönünden SGK'nın sorumlu olduğu belgeli tedavi gideri mahsup edilerek davalının kaza tarihinde belgeli kazancına göre belirlenen gelirine göre yapılan hesaplamaya göre pasif dönem hesabına AGİ dahil edilmeyerek karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre; davalı sigorta şirketi vekilinin anılan yönlere değinen istinaf itirazları yerinde bulunmamıştır. 2-Dairemizin 13.01.2025 tarih, 2024/94 Esas ve 2025/55 Karar sayılı karar ilamında da üzerinde durulduğu üzere : 2918 sayılı KTK'nın 104. maddesi uyarınca, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişiler, gözetim, onarım, bakım, veya buna benzer amaçlarla kendilerine bırakılan araçların neden olduğu zararlardan dolayı, işleten gibi sorumlu tutulmuşlardır. Bu şekilde oluşan zararlardan, aracın asıl işleteni veya o araç için trafik sigorta sözleşmesini yapan sigortacının sorumlu olmayacağı da açıkça belirtilmiştir. Aynı madde hükmünde ayrıca, bu gibi mesleki faaliyette bulunanların, kendilerine teslim edilen araçların yönetmelikte gösterilen biçimde defterini tutmakla, maddenin ikinci fıkrasında da bu meslek sahiplerinin kendilerine teslim edilen motorlu araçların tümünü kapsayacak şekilde trafik sigortası yaptırmakla yükümlü tutuldukları açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu tutulabilmeleri için, araç üzerindeki hakimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçmesi gerekir. Bu durum, her somut olayın özelliğine göre ayrı değerlendirilmelidir. Kısa süreli basit onarımlar gibi kesinlikten uzak, duraksamalı durumlarda, hakimiyetin geçtiği kabul edilmemelidir. Zira, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmalarının nedeni, bunların motorlu araç üzerindeki fiili hakimiyetin kesin olarak sahibi bulunmalarından kaynaklanmaktadır. Buna göre, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmaları için, öncelikle bu yerin yukarıda belirtilen şekilde teşkilatlanmış, güven veren bir tamirhane olması, aracın fiili hakimiyetinin de kesin olarak tamirhaneye geçmesi gerekmektedir. Kısa süreli tamiratlar, bu şekilde bir terk iradesini göstermez. Buna göre kaldırma gerekleri yerine getirilerek yapılan araştırmaya göre dava dışı işletenin sorumluluğunu ispat yükü kendisine düşen davalı sigorta şirketince kanıt ortaya konulamadığından; davalı sigorta şirketinin mevcut ZMMS poliçesi kapsamında sorumlu tutulmasında sonuç olarak bir yanılgı görülmediğinden; davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.11.2025 tarih ve 2025/87 esas, 2025/951 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalılardan alınması gereken 22.542,30 TL harçtan peşin alınan toplam 5.636,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 16.906,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafın istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine, 4-Kararın HMK 359/4 md uyarınca resen taraflara tebliğine, 5- Harç takibi ve avans iade işlemlerinin karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05.11.2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*