Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/56 E. 2026/164 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/56
- Karar No
- 2026/164
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/56 - 2026/164 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/56 KARAR NO : 2026/164
TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/02/2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2017/234 E., 2022/68 K.
DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 15/10/2026 YAZIM TARİHİ : 15/10/2026
Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davacı ile arasında "" adı altında kat karşılığı inşaat işi sözleşmesi imzalandığını ve inşaat yapım işine başlanıldığını, 12/07/2016 tarihinde inşaat sahası zemininde kayma meydana geldiğini, hasarın sigorta poliçesi kapsamında davalıya ihbar ve ihtar edilmesine rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını, davalı sigorta şirketince inşaat alanının eski hale getirilmesi ve tazmin edilmesi gerektiğini, uğranılan kar kaybı nedeniyle davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL belirsiz alacak ile kar kaybı için 1.000 tl belirsiz alacağın davalıya müracaat tarihi 22/08/2016'dan itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: Poliçede sigortalının ... ... ... ... olup davacının ise sigorta ettiren sıfatına sahip olduğundan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, belirsiz alacak davasına konu tazminat kaleminin enkaz kaldırma masraflarından ibaret olduğunu, enkaz kaldırma ve kar kaybı talebinin sigorta poliçesi teminatı kapsamında yer almadığını, sigortalı inşaat alanında kazı derinliğinin 50 metreye ulaştığını ve bu durumun sigorta şirketine bildirilmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığını, davaya konu hasarın ani ve beklenmedik bir doğa olayı sonucu meydana gelmediğinden poliçe kapsamındaki risk tanımına uygun olmadığını, davacının inşaat alanının korunması için hiçbir güvenlik önlemi almadan, yamaç stabilitesini sağlamadan 50 metre derinliğinde kazı yaparak hadiseye davetiye çıkardığını, bölgede hiçbir hareketlilik yağış olmamasına rağmen inşaat alanındaki sadece bir parselde kayma olması halini doğal bir afet olarak tanımlamanın mümkün olmadığını, sigorta poliçesiyle kar kaybı teminatı verilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince ".... İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi ile sigortalı 28861/1, 29623/1 , 28864/1 ada/ parselden oluşan inşaat alanında yüksek katlı blokların güney cephesinde 28864 parselde yapılan kazı sırasında zeminde toprak kaymasının oluştuğu, bu bölgenin jeolojik yapısının çürük formasyon olarak anılan Gölbaşı formasyonu olduğu, ayrıca toprak kaymasının oluştuğu alanın şevli ve topoğrafik olarak %40-45 derecelik bir eğime sahip olduğu, toprak kaymasının dik bir şev topoğrafyasına sahip olan alanda herhangi bir önlem alınmadan topuk ve gövde bölgesinde yapılan kazı ve şevin yatırılması için yapılan çalışmalardan kaynaklandığı, bu kapsamda toprak kaymasının önceden bilinmeyen ani ve beklenmedik olay olarak nitelendirilemeyeceği, ... 10 sulh hukuk mahkemesinin 2016/251 değişik iş tespit dosyasında düzenlenen raporda heyelanın tünek suların etkisi ile meydana geldiği ifade edilmiş ise de keşfen yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda bilirkişi heyetince keşif gözlemleri yanında dosya kapsamına sunulan zemin etüt ve sondajlardan elde edilen karot örnekleri ile MTA tarafından düzenlenen jeolojik haritalar incelenmek sureti ile 45 derecelik şevli bir yapıda silktli, kumlu, az çakıllı bir zemin özelliğinde geçirgenliği nedeniyle kil ceplerinin tünek suyunun (asılı su) oluşamayacağı, bu tip zemin özelliğine sahip katmanların bünyesindeki suyu geçirgenliği nedeniyle tabana ilettikleri bu kapsamda hafriyat öncesi 45 derecelik dik bir şev topoğrafyasına sahip olan alanda önlem alınmadan yapılan kazı çalışması sonucu toprak kayması meydana gelmesinin kaçınılmaz olduğu, bu durumun tünek suyundan kaynaklanmadığı anlaşılmakla sigortalı 3 ayrı parselden oluşan inşaat alanının bir parseli üzerinde yapılan çalışmaya dayalı olarak meydana gelen toprak kaymasının genel şartlar A.1 maddesinde öngörülen önceden bilinmeyen ani beklenmedik bir olay olarak nitelendirilemeyeceği bu kapsamda inşaat sahasının eski hale getirilmesine ilişkin tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamında olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Öte yandan poliçede kloz111-enkaz kaldırma masrafları özel şartı ile hasar sonucu ortaya çıkan enkazın kaldırılması masrafları sigorta teminatı kapsamına dahil edilmiş ise de gerekli ve yeterli önlemlerin zamanında alınmamış olması nedeniyle eğimli arazide ve yamaçlarda kayan ve bozulan setlerin yeniden inşası giderlerinin sigortacının tazminat sorumluluğuna girmediğinin klozda belirtilmiş olduğu, somut olayda dava dilekçesinde toprak kayması nedeniyle nedeniyle inşaat sahasında bir toprak birikintisi oluştuğu belirtilerek eski hale getirme masrafı talep edilmişken talep artırma dilekçesinde teknik bilirkişilerin heyelan sonrası iksa kapsamında yapılan imalat bedeli olarak belirledikleri tutar üzerinden talepte bulundukları anlaşılmakla inşaat sahasında toprak kayması öncesinde iksa uygulaması bulunmazken sonradan yapılan iksa nedeniyle imalat bedelinin poliçe kapsamında talep edilemeyeceği, toprak kayması, bölgenin Gölbaşı formasyonu (çürük bir zemin) olduğu bilinen ve topoğrafik olarak %40-45 derece eğime sahip olan alanda herhangi bir önlem alınmadan topuk ve gövde bölgelerinde yapılan kazı çalışmalarından kaynaklandığı, ani beklenmedik bir olay olarak nitelendirilemeyeceğinden Kloz111'e göre talepte bulunulamayacağı ayrıca genel şartlar A.4.h maddesi gereği inşaattaki plan, proje ve hesap hatasından dolayı meydana gelen hasarlar sigorta teminatı dışında bulunduğundan toprak kaymasının gerçekleştiği bölgede önceden iksa sisteminin yapılmamış olmasının proje eksikliği olarak değerlendirilebileceği ve bu yönü ilede talebin poliçe teminatı dışında kaldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı yanın bir diğer talebi inşaatın gecikmesi nedeniyle kar kaybının tahsili talebi olup İnşaat Sigortası Genel Şartlarının A.4 Teminat Dışında Kalan Kıymetler ve Haller başlıklı k hükmüne göre kar kaybı başta olmak üzere diğer dolaylı zararların sigorta teminatının kapsamı dışında olduğu ifade edilmekle davacının poliçe kapsamında kar kaybı talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış neticede kanıtlanamayan davanın reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: bilirkişiler tarafından hazırlanan ve önceden önlemlerin alınmamasına ilişkin raporu kabul etmediklerini, gerekli önlemleri önceden aldıklarını, 12/7/2016 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağını, bu rapora göre tünek suların etkisiyle bu olayın gerçekleştiğini, toprağın içinde kil tabakası üstünde sıkışan suyun topraktan aşağı inmediği için asılı kaldığını, bunun da ağırlık yapması nedeniyle heyelanın meydana geldiğini, inşaatta iksa sisteminin yapılması zorunluluğunun bulunmadığını, raporda "bazı önlemler alınsaydı bu olay gerçekleşmedi" şeklindeki ifadelerin açık net bir şekilde belirtilmediğini, olayın gerçekleşmesinden sonra sulh hukuk mahkemesinde alınan rapor ile Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunmasına rağmen mahkemece çelişkinin giderilmediğini, sigorta şirketinin 4 metreden fazla kazı yapılması halinde poliçe kapsamı dışında kalacağına ilişkin önceden gerekli bilgilendirmeyi müvekkile yapmadığını, Mahkeme tarafından hesaplanan vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, zira avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/4 maddesi uyarınca maddi tazminat davalarının tümünün reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen zararın tahsili taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına ve özellikle bilirkişi raporu doğrultusunda meydana gelen zararın poliçe kapsamında bulunmadığının anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732 TL istinaf harcından peşin alınan 80,70 TL'nın mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.15/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip