Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1100 E. 2026/1669 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1100
- Karar No
- 2026/1669
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1100 KARAR NO : 2026/1669
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.04.2024 NUMARASI : 2020/700 E. - 2024/273 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 21.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 21.10.2026
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.04.2024 tarih 2020/700 E. - 2024/273 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalının müvekkili firmada bir dönem mimar ve muhasebe görevlisi olarak çalışmış olup ....'in babası olduğunu, dava konusu icra takibine konu senetteki kaşenin müvekkil şirkete ait olup, şirket eski ortağı ....'nun imzasıyla sahte olarak düzenlenmiş olduğunu, davalı tarafından da, 200.000 TL bedelli ve 30.12.2018 vadeli bonoya dayanarak müvekkil şirket hakkında İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2019/9722 E sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, bononun, gerçek dışı olup davalı, davalının kızı dava dışı .... ve müvekkil şirketin eski ortağı dava dışı ... tarafından sonradan ve sahte olarak düzenlenmiş olduğunu, bu senedin 30.12.2018 vadeli olmasına rağmen, hem....'in müvekkil şirketteki hisselerini devrinden hem de ...'nın işten ayrılmasından sonra 18.07.2019 tarihinde takibe konulduğunu, müvekkilin iş bu senetten ödeme emrinin tebliği ile haberi olduğunu, müvekkili firma eski ortağı ....nun, 26.11.2018 tarihinde tüm hisselerini ....'a devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, davalının kızı ve eski müvekkil firma çalışanı ....in ise; 05.09.2017 tarihinde, eski firma ortağı .... ile olan yakınlığı sebebiyle müvekkili şirkette mimar olarak çalışmaya başladığını ve kendisine verilen yetki ile muhasebe işlemlerinin de takibini yaptığını, ancak....'nun hisselerini devredip şirketten ayrılmasından sonra şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ....'ın, davalının kızı ....'nın şüpheli hareketleri üzerine, şirket hesabından kendi hesabına paralar aktardığını ve şirket aleyhine işlemler gerçekleştirdiğini tespit ettiğini ve bunun üzerine de ....'nın, 03.06.2019 tarihinde de istifa ederek müvekkil firmadaki işinden ayrıldığını, müvekkili şirket yetkilisi ...'ın, .... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan şikayetçi olduğunu ve şirket hesapları üzerinde Savcılık tarafından yapılan inceleme neticesinde ....'in şirket hesabından kendi hesabına paralar aktardığı tespit edilerek dava açıldığını, .... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan davanın İzmir 50. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/9654 E sayılı dosyası ile derdest olduğunu, müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcu olmadığı gibi verilmiş bir senet de bulunmadığını, müvekkilinin senedi incelediğinde senedin eski ortağı .... tarafından imzalandığını gördüğünü ve .... ile yaptığı görüşmede ....'nun kendisine bu senedin sadece kaşeli kısmını imzaladığını ve teminat olarak verdiğini belirttiğini, senetteki diğer imzaların kendisi tarafından imzalanmadığını taklit edildiğini, senet içeriğinin de kendisi tarafından doldurulmadığını beyan ettiğini, dava konusu senedin .... tarafından teminat senedi olarak verilmişse bile doğrudan icra takibine konu edilmesi mümkün olmadığından öncelikli olarak senedin sahteliği ve akabinde de teminat senedi niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı taraf arasında daha önce bir taşınmaz satışı sebebi ile ticari ilişki kurulmuş olup, davalı tarafça müvekkil şirkete ödenen paralar ve müvekkil şirket tarafından davalı tarafa devredilen taşınmaz kayıtlarının müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında mevcut olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında 08.05.2017 tarihinde Uşak İli ... Mah. ...Ada ...Parsel'de yaptıkları inşaattan daire satmak üzere satış sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme gereği 250.000 TL nakit alındığını, 85.000 TL nin 15.05.2017 tarihinde ödenmek üzere anlaşıldığını ve bedelin tamamı ödendikten sonra da taşınmazın tapu devrinin davalıya yapıldığını, ticari defterler ve tapu kayıtları incelendiğinde taraflar arasında yapılan sözleşme gereği alınan bedel ve verilen tapunun ortaya çıkacağını, müvekkili aleyhine haksız icra takibi yapılarak icra dosyasından da müvekkilin alacaklılarına haciz ihbarnamesi gönderildiğini, tüm banka hesaplarına haciz konulduğunu, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini ve tüm bankalardaki yüksek kredibilitesinin sıfırlandığını, ticari faaliyetlerinin durduğunu ve iflasın eşiğine geldiğini beyanla müvekkilinin İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2019/9722 E sayılı icra takip dosyası ve takibe konu bono'dan dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olmaları nedeni ile icra takip çıkışı olan 220.408,22 TL'nin en az % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalıya dava dilekçesi ve ekleri ile tensip zaptının usulüne uygun davetiye ile tebliğine rağmen davalının dilekçeler aşamasında davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap süresinden sonra verdiği beyan dilekçesinde, takip konusu kambiyo senedinin müvekkili ile davacı/borçlu şirket arasında gayrimenkule ilişkin Satış Sözleşmesine ve Satış Sözleşmesinin eki niteliğindeki 01.11.2017 tarihli sözleşmeye dayanmakta olduğunu, satış sözleşmesine göre davacı şirket tarafından, 08.05.2017 tarihinde Uşak İli, Merkez İlçesi,....Mahallesi/Köyü, ....Ada,....parsel sayılı arsada inşa edilecek olan ve "numarataj çıktıktan sonra alıcı/müvekkilin belirleyeceği" bağımsız bölümün müvekkile teslim edileceğininin taahhüt edildiğini, müvekkilinin sözleşmedeki kendine düşen edimi yerine getirerek davacı şirkete 485.000,00-TL ödemiş olduğunu, Satış Sözleşmesi'nin eki niteliğindeki 01.11.2017 tarihli sözleşmede; davacı firma ile müvekkili arasında yapılan anlaşmaya göre, müvekkili tarafından davacı firmaya 485.000,00-TL para verildiğini, buna karşılık kendisine Uşak İli, Merkez İlçesi, ... Ada (...Parsel yerine) ... Parsel ... Nolu Bağımsız Bölüm ve fazla ödenen 200.000,00-TL'nin nakit olarak en geç 30.12.2018 tarihinde davacı firma tarafından müvekkiline geri ödeneceğinin kararlaştırıldığını ve sözleşmenin davacı şirket ile müvekkili tarafından imzalandığını, bononun sözleşmeden kaynaklanan davacı borcundan dolayı; imzaya yetkili müdür tarafından şirket adına tanzim edilmiş olup bu hususun şirket kaşesinin üzerindeki imza ve sözleşmelerle de sabit olduğunu, sözleşmelere binaen, geri ödeneceği kararlaştırılan 200.000,00-TL için 200.000,00-TL tutarında bono düzenlendiğini ve bononun müvekkile teslim edildiğini, dosyaya sunulan 01.11.2017 tarihli sözleşmenin bir ikrar sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve yazılı olma şekil şartına da haiz olduğunu, sözleşmede borcun sebebinin açıklandığını ve davacı yanın borcun varlığını ve sebebini kabul ettiğini, herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmediğini, davacı yanın söz konusu bono dayanağı ile açılan icra takibine ilişkin "takibin iptali" davası açtığını, İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesi, 2019/558 E. - 2019/750 K. sayılı, 07.11.2019 tarihli kararı ile davanın reddedildiğini ve ret kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, bonoda yer alan imzanın sahte olduğu iddiası savcılık soruşturması neticesinde verilen takipsizlik kararı ile çürütüldüğünü, davacı yanın senede karşı iddialarını HMK uyarınca senetle ispat etmek zorunda olduğunu, davacı yanın müvekkilin kızı ...'e ilişkin iddialarının hem dava konusu ile ilgisiz hem de asılsız olduğunu beyanla davacı yanın haksız ve mesnetsiz davasının reddine, davacı yan aleyhine 220.408,22-TL alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senedin bono niteliğinde olup kambiyo vasfı taşıdığı, düzenleyenin .... Şti. olduğu, senet metninde şirket kaşesini kapsayacak biçimde bir imza ve şirket kaşesini kapsamayacak şekilde, düzenleme tarihinin altında .... ismi ve altında iki imzanın atılı bulunduğu, şu hâle göre, yasal düzenlemeler karşısında şirket kaşesi dışına atılan ikinci imzanın, düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren olduğunun kabulü gerektiği, her ne kadar davacı tarafından bononun eski şirket müdürü olan .... tarafından herhangi bir hukuki ilişkinin dayanağı olmaksızın tanzim edildiğinden bahisle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş ise de, bononun keşideci kısımındaki kaşe üzerindeki imzanın kendisine ait olduğu davacı tarafça beyan edilen ....'nun şirketten ayrıldığı 26/11/2018 tarihine kadar şirket müdürü olduğunun davacının da kabulünde olduğundan bono üzerinde imza incelemesi yaptırılmadığı, bu yönde TSM'den celp edilen kayıtlardan....'nun 08/01/2016-22/06/2018 tarihleri arasında yetkili kaydı olmadığı belirtilmiş ise de, dosyada bulunan delillerden olan İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/558 E. Sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde davacı tarafça, ....'nun şirkette müdür tayin edildiğinin beyan ve ikrar edildiği, ....'nun ticari kayıtlarda dayanağı olmayan borç için bonoyu düzenlediği şekilde beyanda bulunulduğunu,. Aynı yönde, gerek dosya kapsamında gerekse mahkemece bekletici mesele yapılan soruşturma dosyası kapsamında, davaya dayanak olan bononun keşide tarihindeki müdürü olan ... ..'nun, şirketi zararlandırmak amacıyla derdest dosyanın davalısının kızı ile işbirliği içerisinde hareket ederek bonoyu düzenlediği iddia edilmiş ise de, bu yöndeki iddianın ispatına elverişli herhangi bir delil sunulmadığı, soruşturma dosyası kapsamında ise, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın kesinleştiğinin İzmir CBS Genel Soruşturma Bürosunun 01/04/2024 tarihli yazısında bildirildiği, davacı tarafça yazıların keşideciye ait olmadığı, açık bononun sonradan doldurulduğu savunmasında da bulunulmuş ise de, TTK'nın 778. maddesi delaletiyle 680. maddesi gereğince açık bono düzenlenebileceği ve davacının bu iddiasını da ancak yazılı delille ispat edebileceği değerlendirilerek bu yönde herhangi bir delil ibraz edilmediği ve yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı tarafın yerel mahkemece yapılan yargılamada davaya süresinde cevap vermediğini, bu sebeple davalının delil ve vakıalarının hükme esas temel teşkil etmeden sonuca gidilmesi gerektiğini, davalının davaya süresinde cevap vermemesi ile birlikte ; menfi tespit davaların da ispat yükünün davalıda olmasına rağmen davalı tarafın davanın en başında söz konusu borç ilişkisinin olmadığını ispat edememekle birlikte, ispat edemeyecek bir duruma da kendisini usul gereği iteklediğini, nitekim bu dava türünde davacı olarak borcun olmadığını iddia ettiklerinden ötürü yokun ispatı mümkün olmadığından kural olarak ispat yükünün alacaklıya yani davalıya ait olduğunu, zira hukuki ilişkin varlığını ispat yükünün davalı alacaklıda olduğundan alacaklının hukuki ilişkinin, yani borcun varlığını kanıtlamak durumunda olduğunu, yerel mahkemece yapılan yargılamada davalının söz konusu borç ilişkisinin olmadığına dair tek bir delili bulunmadığını, müvekkili şirketin eski ortağı ...; ...'in Kızı...'in İzmir 50. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/122E. Sayılı güveni kötüye kullanma suç konulu sanık sıfatıyla yargılandığı dosyasında davalının kızı sanık ....'in bilirkişi tarafından tespit edilen şirket kayıtlarının dışında şirket hesaplarından kendi hesaplarına yaptığı kayıt dışı para aktarıma yönelik 08/09/2020 gün tarihli 1. celsede vermiş olduğu ifadesinde ''Ben şirket yetkilisiyim, fakat sanığa da şirket adına bankalardan para çekmek için yetki vermiştim, bilgim dahilinde olan paraları zaten kasa defterlerine işliyorduk, onun haricinde çektiği paraları zaten bilirkişi tarafından belirlenmiş onlarla ilgili bir bilgim yoktur, ben şirketi devrettikten sonra ....'ın bahsi geçen parayı sanığın babasına ödediğini duydum'' dediğini, davalı ...'in kızı ...'e, eski ortak .... tarafından şirket hesaplarının kullanımlarına dair davalının kızına bazı yetkiler verildiğini ve bu yetki nazarında eski ortak .... tarafından açıkça kendisinden habersiz davalının kızının şirket adına işlem yapıldığının kabul edildiğini, öte yandan .... ile müvekkili .... arasında yapılan görüşmede...'nun kendisine bu senedin sadece kaşeli kısmını imzaladığını ve teminat olarak verdiğini belirttiğini, senetteki diğer imzaların kendisi tarafından imzalanmadığını taklit edildiğini, senet içeriğinin de kendisi tarafından doldurulmadığını beyan ettiğini, buna rağmen yerel mahkemede yapılan tahkikatta ...'nun tanık olarak dahi dinlenilmediğini, takibe konu bonoda yer alan tarih, yazı ve tüm imzaların aynı el ürünü olup olmadığının araştırılmadığını, ....'ya örnek imza attırılarak atılan örnek imza ile senetteki imzanın aynı olup olmadığının karşılaştırılmasının bir grafoloji uzmanı tarafından yapılmadığını, yine dava konusu bononun .... tarafından teminat senedi olarak verilmiş olması,....'nun yapılan her işlemin ticari defterlere işlendiğinin ikrarı akabinde şirket ticari defterleri incelenmemiş söz konusu borcun olup olmadığına yönelik davanın amacına hizmet eden bir yargılamadan kaçınıldığını, müvekkili şirketin söz konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının müvekkili şirketin defterleri incelendiğinde de ortaya çıkacağını, müvekkili şirket ile davalı ... arasında 08.05.2017 tarihinde Uşak İli ... Mah...Ada... Parsel'de yaptıkları inşaattan daire satmak üzere satış sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme gereği 250.000 TL nakit alındığını, 85.000 TL 15.05.2017 tarihinde ödenmek üzere anlaşıldığını ve bedelin tamamı ödendikten sonra da taşınmazın tapu devrinin ...'in eşi ....'e yapıldığını, bunun dışında da söz konusu senede dayalı taraflar arasında bir borç ilişkisi olmadığını, varlığının da herhangi bir maddi delil ile ispat edilemediğini ve yine dava konusu senedin .... tarafından teminat senedi olarak verilmişse bile doğrudan icra takibine konu edilmesi mümkün olmadığından öncelikli olarak senedin sahteliği ve akabinde de teminat senedi niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerektiğini, tüm bu açıklamalar çerçevesinde davalı, davalının kızı ve eski şirket ortağı .... arasında sonradan sahte olarak düzenlenen kambiyo senedi sebebi ile müvekkili şirketin hiçbir borcu olmamasına rağmen, aleyhine haksız icra takibi yapılarak icra dosyasından da müvekkilinin alacaklılarına haciz ihbarnamesi gönderildiğini, tüm banka hesaplarına haciz konulduğunu, müvekkilinin ticari itibarının yerle bir edildiğini ve tüm bankalardaki yüksek kredibilitesinin sıfırlandığını, bu sebeple müvekkilinin ticari faaliyetlerinin durduğunu, iflas ettiğini, bahse konu İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2019/9722 E sayılı icra takip dosyasının haksız ve kötü niyetli olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, İİK'nun 72. maddesi uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu olan İzmir 21 İcra Müdürlüğü'nün 2019/9722 esas sayılı dosyasında takibe konu edilen ....'nun düzenlediği 200.000 TL bedelli 30.12.2018 vadeli bonodan dolayı şirketin borçlu olmadığını belirterek dava açtığı, davalı tarafın ise beyan dilekçelerinde borcun kaynağının 01.11.2017 tarihli sözleşmeye dayandığını, davacı borçlunun şirketten gayrimenkul satın aldığını, Uşak İli Merkez İlçesi .... Mahallesi .... ada bir parselde kayıtlı bağımsız bölümü satın almak istediğini, 335.000 TL bedelli taşınmazın 250.000 TL'sinin ödendiğini, 85.000 TL'sinin ise 15.05.2017 tarihinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, ayrıca 01.11.2017 tarihli sözleşmeyle de ....'in ... Şirketine 485.000 TL para verdiğini, buna karşılık kendisine Uşak ili Merkez ilçesi ....ada ... parsel ...no'lu bağımsız bölüm ve 200.000 TL nakit olarak en geç 30.12.2018 tarihinde .... Şirketi tarafından ...'e geriye ödeneceğine ilişkin sözleşme bulunduğu, bu sözleşmeden dolayı borcundan imzaya yetkili müdür tarafından şirket adına tanzim edilmiş bononun düzenlendiği, bu sözleşmenin yazılı borç ikrarı olduğu, davacının bu bonoya ilişkin takibin iptali davası açtığını, ancak bu davanın reddedilerek kesinleştiğini, bonoda yer alan imzanın sahte olduğuna dair şikayetin de reddedildiğini ve takibin kesinleştiğini, kötü niyet tazminat talebi olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılamada davacının 19.10.022 tarihli dilekçesinde yer alan senedin şeklen geçersiz olduğu, kambiyo senedi vasfı taşımadığı iddialarının değerlendirilerek senetteki şekil unsurlarının tam olduğu, senedin o tarihte şirket yetkilisi olan ... tarafından düzenlendiği, yine davacının iddia ettiği soruşturma dosyalarından da takipsizlik kararı verildiği,... ....'nun ... ile ilişkisi bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, ayrıca resmi belgede sahtecilik iddiası konusunda da takipsizlik kararı verildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacının istinaf dilekçesinde iddialarının değerlendirilmediği, delillerin toplanmadığı tanıklarının dinlenmediği belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Ancak davacının dava dilekçesi ve delil dilekçesi incelendiğinde deliller arasında tarafların defter ve kayıtlarının yer almadığı belirlenmektedir. Mahkeme tarafından da resmen bu konuda bir inceleme yapılmasına karar verilmediğinden davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için delil dilekçesinde de talepte bulunmadığından mahkeme tarafından incelenmemesi usule uygundur. Davacının diğer delilleri olan tanık ile somut olayda senede karşı senetle ispat kuralı kapsamında delil değeri bulunmadığı ve yazılı delil başlangıcı da ibraz edilmediğinden ve davacının iddia ettiği imza incelemesinin gerek olmadığı belirlenmiştir. Somut olayda mahkeme tarafından davalının dosyaya sunduğu 01.11.2017 tarihli sözleşme başlıklı belgenin ibraz edildiği, bu belgede ...'in ... Şti.ne 485.000,00 TL para verdiği, bu paranın 285.000,00 TL'lik kısmı ile taşınmaz ve 200.000,00 TL nakit olarak ödemesinin yapılacağının belirtildiği, davacının da bu belgeye karşılık yazılı ve sözlü bir beyanda bulunmadığı ve bu belgenin geçerli olmadığını iddia etmediği, davacının iddialarını ispatlayacak yazılı bir belge sunmadığı, bilakis aleyhine düzenlenmiş ve şirket adına imzalanmış 01.11.2017 tarihli sözleşmenin bulunduğu ve bunun geçerli olmadığını da iddia edilmediği anlaşılmakla davacının başkaca bir geçerli istinaf sebebi de yer almadığından talebin reddi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 21.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.