Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1216 E. 2026/1293 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1216
- Karar No
- 2026/1293
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1216 Esas
KARAR NO: 2026/1293
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (Kapatılan).... Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 10/06/2026
NUMARASI: 2025/... Esas, 2026/... Karar
DAVANIN KONUSU: İFLAS (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
KARAR TARİHİ: 08/10/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine açılan alacak davası sonucunda ... Tüketici Mahkemesi'nin 2018/... E- 2019/... K sayılı 10/05/2019 tarihli kararı ile hüküm altına alınan alacakların tahsili amacıyla ilamın ...İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu edilerek takibin kesinleştiğini ancak davalı şirket tarafından bugüne kadar ödeme yapılmadığını belirterek ilama müstenit alacağın icra emriyle istenildiği halde ödenmemiş olması nedeniyle davalı şirketin İİK.m.177/4 maddesi uyarınca iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... Bölgesinde yaşanan imar sorunları sebeiyle yani kusurundan kaynaklanmayan sebeplerden dolayı tüketici Mahkemelerinde görülen davalarla uğraştığını, müvekkilinin esasen adına kayıtlı çok sayıda gayrimenkulü bulunduğunu, ancak ekonomik olarak zor duruma düştüğünden bu gayrimenkuller üzerinde çok sayıda hacizlerin bulunduğunu, imar problemleri nedeni ile projelerine devam edemeyen müvekkil açısından ifa imkansızlığı oluştuğunu ve bu süreçte İflas Erteleme talebinde bulunduğunu ve iyileştirme projesi kapsamında talebi Bakırköy 17 Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/26 E. sayılı dosyası ve birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/711 E. sayılı dosyası ile kabul edildiğini,müvekkilinin uzun yıllar yönetici kayyumlar tarafından sevk ve idare edildiğini, son süreçte müvekkili şirket hakkında sunulan kayyum ve bilirkişi raporları ile şirketin iflasına değil sadece hakkında iflas erteleme kararının kaldırılmasına karar verildiğini, daha sonrasında Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/843 (2023/1076) esas sayılı dosyasına ile 08/09/2022 günü şirketin iflasına karar verildiğini, istinaf Mahkemesi tarafından kararın kaldırıldığını ve iflas dosyasının kapandığını,yine bu süreçte de müvekkili şirketin iflas masası tarafından idare edildiğini, müvekkilinin borca batık olmadığını, iflas kararı verilmesinine sadece müvekkilinin değil diğer alacaklıların da zararına olacağını, ayrıca şu an müvekkili şirket hakkında açılmış iflas davalarının bulunduğunu, iş bu davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; Davacı tarafın ilama müstenit alacağının usulüne uygun icra emri tebliğine rağmen ödenmediği, iflas ilanlarının yapıldığı, davacı şirket temsilcisinin dinlenmek üzere duruşmaya davet edildiği, verilen süreye rağmen ödemenin yapılmadığı ve iflas koşullarının oluştuğu gerekçesi ile açılan davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kararın gerekçesiz olduğunu, şirketin mali yapısına ilişkin savunmalar, şirket aktiflerine ilişkin açıklamalar, kısmi ödeme olgusu, borcun ödeneceğine ilişkin beyanların hiç tartışılmadığını, dosyada borca batıklığın tespitinin bulunmadığını, şirketin malvarlığı, aktifleri ve ekonomik varlığı araştırılmadan iflasına karar verildiğini, kısmi ödeme olgusu ve borcu ödeme iradesinin tamamen göz ardı edildiğini, şirketin gerçek mali durumu ortaya konulmadan iflas kararı verilemeyeceğini, iflas kararının hakkaniyet ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığını, şirketin faaliyetlerini sürdüremediğine ilişkin hiç bir tespitin bulunmadığını, dosya kapsamı ile hüküm sonucu arasında ciddi ve açık bir uyumsuzluk bulunduğunu, iflas hukukunun temel prensibi olan son çare ilkesinin göz ardı edildiğini, iflas kararının ölçülülük ve orantılılık ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahalenin söz konusu olduğunu, Mahkemenin resen araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, şirketin fiili durumu ile Mahkemenin ulaştığı sonucun birbiriyle bağdaşmadığını,kararın ekonomik gerçeklikler ve ticari hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, iflas kararının diğer alacaklıların menfaatlerini de zedelediğini, dosyada bulunan tüm şüphelerin müvekkili lehine değerlendirilmesi gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, kararın hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerine de aykırı olduğunu, kararın hakkaniyet duygusunu zedelediğini, kararın ekonomik varlığı devam eden bir şirketin tasfiyesi sonucunu doğurduğunu, dosyanın bütün değerlendirildiğinde müvekkilinin borçtan kaçmadığını ve ödeme iradesini sürekli olarak ortaya koyduğunu, dosya kapsamından müvekkili şirketin sürekli ödeme aczi içerisinde bulunduğu sonucunun çıkarılamayacağını, İİK 177/4 hükmünü somut olayın özellikleri değerlendirilmeden otomatik şekilde uygulandığını, kararın iflas kurumunun amacıyla bağdaşmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nun 177. maddesi uyarınca doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir.İşbu eldeki iflas davası, İİK'nun 177/1-4. bendi uyarınca, ilama müstenit alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemesine dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece, doğrudan iflas koşullarının oluştuğundan bahisle davalı şirketin iflasına karar verilmiş olup hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Uyuşmazlık, İİK'nun 177/1-4. bendi kapsamında dayanılan iflas sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği, buna göre davalı şirketin doğrudan doğruya iflasına ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.İlk derece Mahkemesi 16/04/2025 tarihli ara kararı ile davalı şirket hakkında 2024/1097 esas sayılı dosyası üzerinden iflas kararı verildiği, iflasın 26/02/2025 tarihinde açılmış olduğu belirtilerek “İflasın tekliği” prensibi nazara alınarak davalı şirket hakkında iflas kararı verilen mahkemenin 2024/1097 esas sayılı dosyanın kesinleşmesinin beklenmesine karar verildiği, 11/02/2026 tarihli celsede de davalı şirket hakkında verilen iflas kararının kaldırılmış olduğu belirtilerek yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
Uyap sistemi üzerinden ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/24 E sayılı dosyasının incelenmesinde; Mahkemenin 2024/1097 E, 2025/182 K sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45 Hukuk Dairesinin 24/12/2025 tarih 2025/704 E-2025/148 K sayılı ilamıyla kaldırılması üzerine dosyanın 2026/24 Esasa kaydedildiği, Mahkemenin 15/04/2026 tarihli 2026/24 E-2026/376 K sayılı kararı ile davacı vekilinin 15/04/2026 tarihli duruşmada ödemenin gerçekleştiğini beyan ettiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği ve kararın 12/05/2026 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
2004 sayılı İİK'nun 177. maddesinde "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında alacaklının talebi ile evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas halleri düzenlenmiştir. İşbu eldeki davanın dayanağı da olan maddenin 4. bendinde "İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağrılır." denmiştir. Bu maddedeki ilam kavramından her türlü ilamı değil, para ve teminat alacaklarına ilişkin ilamları anlamak gerekir.
İİK'nun 177/1-4 bendi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine gerek olmasa da, takibin dayanağı ilam için icranın geri bırakılması kararı alınması halinde ilamın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerekir.
Alacaklı, doğrudan doğruya iflas davasında alacağının varlığını ispat etmek zorundadır. Bundan başka, alacaklı dayandığı doğrudan doğruya iflas sebebini de ispat etmekle yükümlüdür (Prof. Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1153).
Takibin dayanağı olan ... Tüketici Mahkemesinin 2018/... Esas -2019/... Karar sayılı .../05/2019 tarihli ilamının incelenmesinde; davacının davanın davacısı olduğu, davalı şirketin ise davanın davalısı olduğu, yapılan yargılama neticesinde,davanın kabulü ile 60.750,00 TL'nin ve 300.000,00 TL daire bedelini dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından ... Tüketici Mahkemesinin 2018/.... Esas 2019/... Karar sayılı .../05/2019 ilamı ...İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında 02/10/2019 tarihinde ilamlı icra takibine konu edilmiş olup icra emri davalı borçlu şirkete tebliğ edilmiş ise de, bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda icra emrinin davalı şirkete tebliğine rağmen borcun ödenmediği,takibin kesinleştiği, İİK'nın 177/4. maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak kararın kesinleşmiş olmasının gerek olmadığı, ilam için alınmış icranın geri bırakılması kararı bulunduğunun da ileri sürülmediği, davacının iflas avansını ve gerekli masrafları yatırdığı, iflas talebinin İİK'nın 166/2 maddesinde öngörülen usulle ilan edildiği, borçlu şirket temsilcisinin dinlenmesi için davetiye de tebliğ edildiği, ancak temsilcinin duruşmaya gelmediği gözetildiğinde, mahkemece, İİK'nın 177/1.4 bendi gereğince borçlu şirketin iflasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı şirket vekili, kısmi ödeme olgusu, borcun ödeneceğine ilişkin beyanların hiç tartışılmadığını, dosyada borca batıklığın tespitinin bulunmadığını, şirketin malvarlığı, aktifleri ve ekonomik varlığı araştırılmadan iflasına karar verildiğini ileri sürmüş ise de, doğrudan doğruya iflası düzenleyen İİK'nın 177/1-4 maddesi şekli nitelikte olup, borçlunun aciz halinde olup olmaması önem taşımaz (Yargıtay 19. HD'nin 12/07/2007 tarih ve 2007/7428 Karar sayılı kararı).
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-(Kapatılan).... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/... Esas, 2026/... Karar sayılı ve .../06/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 164. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08.10.2026