Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1179 E. 2026/1147 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1179
Karar No
2026/1147
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1179 Esas 2026/1147 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1179 KARAR NO : 2026/1147

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 17/06/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2026/489

DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) TALEP TARİHİ : 16/06/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026

Taraflar arasındaki şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine ilişkin davada mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden dava dilekçesinde özetle; %50 oranında hissedar olduğu davalı şirkette diğer şirket ortağı ... ile birlikte 18/09/2017 tarihinde alınan şirket ortaklar kurulu kararına istinaden 20 yıl süreli şirket müdürü olarak atandıklarını, davalının şirket nezdinde uzun süredir müvekkilinin ortaklık haklarını ihlal eden işlem ve uygulamaları nedeniyle müvekkilinin haklarını korumak amacıyla taraflarınca yapılan tüm sözlü ve yazılı ihtar ve görüşmelere bağlı herhangi bir sonuç alınamadığını, müvekkilinin şirket ortağı sıfatıyla diğer ortakla eşit hak ve yetkilere sahip olmasına rağmen şirketin iç işleyişi ve yönetim süreçlerinin tamamen dışında bırakılarak, şirket gelirleri, mali tabloları, kar zarar durumu ve şirket faaliyetlerine ilişkin sağlıklı bir bilgiye erişiminin bulunmadığını, son ortaklar kurulu toplantısının 18/09/2017 tarihinde gerçekleştirildiğini, sonrasında herhangi bir ortak irade oluşturulup müşterek karar alınamadığını belirtip, dava dilekçesinde açıklanan diğer nedenlere dayalı olarak, şirketin haklı nedenle feshine, şirket mallarının tasfiyesine, aksi halde çıkma payının hesaplanıp tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, ayrıca dava süresince görev yapmak üzere şirket mal varlığının muhafazası için şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 17/06/2026 tarihli ara karar ile; davacı vekilince ileri sürülen iddialarının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin yönetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda yaklaşık ispatın gerçekleştiğini, dava konusu şirketin son ortaklar kurulu toplantısının 18/09/2017 tarihinde yapıldığını, bu tarihten itibaren yaklaşık dokuz yıl boyunca herhangi bir ortaklar kurulu toplantısı yapılmadığını, müvekkilin şirket yönetimine katılım ve denetim haklarını fiilen kullanmasının engellendiğini, ortaklık ilişkisinin kanunun öngördüğü şekilde işletilmediğini ve müvekkilinin şirket yönetiminden iradesi dışında dışlandığını, özellikle yalnızca iki kardeşin ortak olduğu ve görünürde bir aile şirketi olarak nitelendirilebilecek bir limited şirkette, ortaklar kurulunun yaklaşık dokuz yıl boyunca hiç toplanmamış olmasının ticari hayatın olağan akışıyla bağdaşmayan, şirket yönetimindeki işleyişin ciddi biçimde bozduğunu, davalı şirketin yönetimi, müvekkile baskı uygulayan diğer ortak ...'ya fiilen terk edildiğini, bu durumun şirketi yönetilemez ve denetlenemez hale getirdiğini, şirket yönetiminin tarafsız ve bağımsız bir yönetim kayyımı marifetiyle yürütülmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep;HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları" başlıklı 636.maddesinde; "(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." düzenlemeleri mevcuttur. Davalı şirketi temsile yetkili organların bulunduğu ve hali hazırda organ boşluğunun söz konusu olmadığı, dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince şirkete kayyım atanmasına yönelik talebin reddine ve ihtiyati tedbir isteyen tarafından, ihtiyati tedbirin dayandığı hakkın açıkça belirtilmesi ,ihtiyati tedbirin dayandığı sebep veya sebeplerin somut ve açık olarak tam olarak belirtilmesi,dilekçede bu hususların belirtilmesi yeterli olmayıp bunları en azından yaklaşık ispat seviyesinde ispata elverişli olarak dayanak ve delillerin gösterilmesi zorunlu olduğu dikkate alınarak, şirketin mal varlığının muhafazası için şirkete kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/09/2026

Başkan- ... Üye - ... Üye -... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1179, K. 2026/1147, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1179-e-2026-1147-k-baf93ebf174c