Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1160 E. 2026/1371 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1160
Karar No
2026/1371
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1160 KARAR NO : 2026/1371

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/01/2025 (Dava) - 03/06/2026 (Karar) NUMARASI : 2025/55 Esas (Derdest Dosya) DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) BAM KARAR TARİHİ : 11/08/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/08/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/55 Esas sayılı dosyasından verilen 03/06/2026 tarihli ara kararın incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA/TALEP: İhtiyati tedbir talep eden/davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin annesi ... ile murisleri olan ...'ın Amerika Birleşik Devletlerinin Illonis eyaleti Chicago şehrinde 1979-1985 yılları arasında birlikte yaşadıklarını, aralarında yaşanan birliktelik neticesinde....'ın hamile kaldığını, 06/10/1981 tarihinde ... ve 27/11/1985 tarihinde ....'ın doğduğunu, müvekkillerinin yıllarca babalarının kendilerini resmi olarak tanımasını beklediklerini, ancak muris ...'ın çocuklarını nüfusuna almadığını, bunun üzerine müvekkillerince İzmir 13. Aile Mahkemesinin 2018/869 Esas sayılı dosyasında babalık davası açtıklarını, 29/11/2023 tarihli karar ile de muris ...'ın müvekkillerinin babası olduğuna hükmedildiğini, müvekkillerinin hali hazırda yasal mirasçı olmasalar da işbu davayı açmakta hukuki menfaatleri söz konusu olduğunu, zira babalık hükmünün kesinleşmesi ile tek yasal mirasçıların müvekkilleri olacağını, muris ... ve davalı ...'ın müvekkillerinin annesi ile kurulan ilişki devam ederken evlendiğini, daha sonra 2012 yılının sonlarında Türkiye'de resmi olarak boşandıklarını, ancak boşanmalarına rağmen birlikteliklerinin devam ettiğini, davaya konu .... A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı muris ... iken 08/03/2022 tarihli genel kurul kararı ile ...'ın yönetim kurulu başkanlığından istifa ettiğini, yerine davalı ...'ın geldiğini, ancak söz konusu imzanın ... imzasına benzememesi nedeniyle adli belge inceleme uzmanından uzman görüşü raporu istendiğini, bu raporda genel kurul kararında ... adına atılan imzanın ...'ın eli ürünü olmadığı tespiti yapıldığını, muris ...'ın o tarihlerde rahatsızlığının da artması nedeniyle sahte imza ile ...'ın şirketin başına geçtiğini, şirketin içinin boşaltılması amacıyla şirketin başına damadı .... ile ....'i getirdiğini, 08/03/2022 tarihinde alınan ...'ın şirket yönetim kurulu başkanı olmasına ilişkin genel kurulun iptali ile sonraki genel kurul kararlarının da yetkisiz temsil hükümleri gereği ...'ın genel kurul başkanlığı yaptığı tüm genel kurul kararlarının iptali zımnında şirketin temsili usule uygun olarak söz konusu olmadığından dava sonuna kadar şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "İddianın kapsamına ve mahiyetine, ölçülülük esasına, menfaatler dengesine, şirketin ticari faaliyetlerine olağan seyirinde devam etmesinin ortakların, şirket tüzel kişiliğinin ve üçüncü kişilerin menfaatine olmasına, şirket yöneticilerinin kötü yönetim halinde hukuki ve cezai sorumluluğunun bulunmasına, olayda mevcut durum nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi zararın doğacağından endişe edilmesi halinden söz edilememesine göre, yasal şartların gerçekleşmediği kanaatine varıldığından, şirkete kayyım tayinine ilişkin tedbir talebinin reddine" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden/davacılar vekili tarafından; "Öncelikle ....'nin hakim ortağı olan ... şirketi dava dilekçelerinde de beyan ettikleri üzere müteveffa ...'a ait olduğunu, dosyaya gelen Ticaret Sicil Kayıtları ve davalıların sunduğu belgeler de incelendiği takdirde 2019 yılına kadar dava konusu .... şirketinin genel kurullarında hazirun cetvellerinde, hakim ortak konumunda bulunan ABD menşeili .... adına ...'ın imza attığının görüleceğini, 2019 yılına kadar ....genel kurullarında bu şirketi ...'ın devir aldığına dair tek bir beyan ya da belge söz konusu olmadığını, dosyada bulunan genel kurul toplantı kayıtları ve hazirun cetvelleri incelendiğinde 2010-2019 yılları arasında .... adına imzaları asaleten ...'ın attığının görüleceğini, davalı şirket tarafından, ABD'de bulunan hakim ortak konumundaki şirketin belgeleri sunulmuş olup, bu belgelerin de iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, zira davalılar tarafından ABD'de bulunan hakim ortak konumundaki şirketin sadece 2020-2025 dönemi arası kayıtlarının sunulduğunu, müvekkillerinin ABD'den temin ederek aldıkları Apostil şerhli belgelerde, 2022 yılına kadar, şirketin başkan, denetçi ve sekreterlik görevlerini müteveffa ...’ın yaptığının görüleceğini, yine aynı tarihli beyan dilekçelerinde de belirttikleri üzere, sözde 01/07/2010 tarihinde yapılan hisse devrinin amacı tereke düzenleme olduğu açıkça yazılmış olup, 2019 yılına kadar da bu devir doğrultusunda herhangi bir işlem yapılmadığını, ... hisselerin kendisine bedelsiz şekilde devredildiğine dair hisse senedini 2019 yılının mayıs ayında sunarak onayladığını, söz konusu evraklar incelendiği takdirde, bu belgelerin 2020 yılının nisan ayında yetkili kişi tarafından onaylandığının görüldüğünü, 2022 yılına gelindiğinde ise ... tarafından tüm hisseleri sadece 10 dolar karşılığında damadı olan ....'e devredildiğini, bu devirlerin muvazaalı olduğu yönünde İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2024/164 Esas sayılı dosyasında muvazaadan kaynaklı iptal davaları da açıldığını, 2018 yılında müvekkilleri tarafından babalık davası açılması akabinde 2020 yılında bir anda şirket genel kuruluna ... . hisselerinin müteveffa ... tarafından davalı ...'a 2010 yılında devredildiği iddia edilerek bir takım belgeler sunulduğunu, söz konusu belgeler incelendiğinde ise, sözde 2010 yılının temmuz ayında ABD'de bulunan hakim ortak şirket hisselerinin tamamının ... tarafından ...'a bedelsiz bir şekilde devredildiğinin görüldüğünü, 2010 yılının şubat aylarında ABD'de bulunan şirket genel kurullarında bulunan imzaların da ... eli ürünü olmadığı düşünüldüğünden işbu dava devam ederken, bu hususta uzman görüşü alınmış ve atılan imzaların ... eli ürünü olmadığı değerlendirilmesi yapıldığını, davaya konu genel kurul tutanağında bulunan ... imzasının, ... eli ürünü olmadığının açıkça belirtildiğini, müteveffanın sembolik hissesine ihtiyaç olmadan da genel kurul yapılabilecekken, müteveffa adına sahte imzayla işlem yapıldığını, müteveffanın yönetim kurulu başkanlığına son verildiğini, önceki yönetim kurulu üyeleri de ibra edildiğini, şirketin hakim ortağının sözde sahibi olarak ...'ın sahte imzayla işlem yapılmasına ihtiyacı olmadığını, ancak kendisinin hakim ortak olduğuna dair hisse devirlerinin de bize göre sahte olması nedeniyle böyle bir yola başvurulmuş ve sahte imzayla şirketin yönetim kurulu başkanlığına geldiğini, şirketin ortakları bulunan ... ve ... isimli kişilerin ABD vatandaşı olduklarını, olumsuz bir durumda müvekkillerin ne hukuki açıdan ne de cezai açıdan muhatap alabilecekleri birileri bulunmadığını," beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, HMK'nun 389 vd. madde hükümlerine göre ileri sürülmüş anonim şirket genel kurul kararının iptali zımnında tedbiren şirkete kayyım atanmasına ilişkindir. Mahkemece; ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. İhtiyati tedbir; 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir kurumu kabul edilmiştir. HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmamasına, şirkette organ boşluğu olmamasına göre, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/55 Esas sayılı dosyasından verilen 03/06/2026 tarihli ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacılardan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/08/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1160, K. 2026/1371, T. 11.08.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1160-e-2026-1371-k-8f88fc78e2cb