Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/469 E. 2026/1021 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/469
Karar No
2026/1021
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/469 Esas 2026/1021 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/469 KARAR NO : 2026/1021

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2024 NUMARASI : 2023/834 Esas 2024/813 Karar DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 15/04/2022 KARAR TARİHİ : 16/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2026

Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilince alacaklarının tahsili için ... San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine takip yapıldığını ancak alacağını tahsil edemediğini, borçlu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen silinerek, Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini öğrendiklerini, tüzel kişiliğin sona ermesi için resen terkin, tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılması gerektiğini, terkin ve tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve terkin, tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu ileri sürerek Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin tüzel kişiliğinin ihyasına ve ticaret siciline kaydedilmesine, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihyası talep edilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen terkin edildiğini, terkinin usulüne uygun olarak yapıldığını, şirketin müdürlüklerine bildirilen son adresine çıkarılan tebligatın "taşınmış" notuyla iade olunduğunu, ihtarın ayrıca Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın yapılmış bir tebligat sayılacağından hukuka uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının alacak ve borçlarının bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, dava tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrası ile öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, yasal hasım olunduğundan aleyhlerine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ; TK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, davalının usulsüz terkin işlemi ile iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, nitekim geçici 7. maddeye 7511 Sayılı Kanun'un 16. maddesi ile eklenen "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz" düzenlemesinin TTK'nun geçici 7. maddede belirlenen usule uygun olarak kaydı silinen şirketler hakkında açılan davalar açısından uygulanabileceği, kanunun lafzi yorumunun aksinin kabulünün mümkün olmadığı gözetilerek terkinden önceki ihtar ve ilan prosedürünü usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirdiğinden davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği kanaatine varılarak davanın kabulü ile, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı iken terkin edilen Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin Ankara 11.İcra Müdürlüğü'nün 2010/11707 Esas (2020/10169 Yeni Esas) sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyası ile ticaret siciline tesciline, ek tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından son şirket yetkilisi ve ortak ...'nun (T.C. Kimlik No ...) tasfiye memuru olarak atanmasına ve tesciline, tasfiye memuruna ücret tayinine takdiren yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince davalı aleyhine yargılama gideri hükmedilmesine rağmen vekalet ücreti hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, terkinin usulsüz olup, davacı kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; 6102 sayılı TTK'nun geçici 7.maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğünce re'sen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir. Dosya içerisinde yer alan sicil kayıtları incelendiğinde, ihyası talep edilen ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin münfesih sayılmasına rağmen TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak 5174 sayılı kanuna göre odaca kaydı silinenler olarak yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı yan ihyası talep edilen şirket aleyhinde yapılan icra takibinde hasım edilebilmesi yani taraf teşkilinin sağlanabilmesi amacıyla eldeki davayı 15/04/2022 tarihinde açtığı, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/278 E sayılı sırasına kaydı yapılan dosya kapsamında mahkemenin 09/12/2022 tarih, 2022/278 E, 2022/724 K sayılı ilamı ile, ihyası istenilen şirketin tam ihyasına karar verildiği, tasfiye memuru atanmasına gerek görülmediği, ilgili kararın davalı yanca istinaf başvurusunun Dairemizin 08/12/2022 tarih, 2022/278 E, 2022/724 K sayılı ilamı ile esastan reddine karar verildiği, ilgili kararın davalı yanca temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/10/2023 tarih, 2023/4966 E, 2023/5909 K sayılı ilamı ile " Dava, davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhinde yapılan icra takibinde hasım edilebilmesi amacıyla açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesinde icra dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiğinden şirketin tam ihyasına karar verilmiş, tasfiye memuru atanmasına gerek görülmemiştir. Davacı tarafça sınırlı ihya kararı verilmesi ve tasfiye memuru atanması istenmese dahi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin genel amacının gayri faal şirketleri sicilden temizleme olduğu hususu gözetildiğinde ticaret sicilinden terkin edilen şirketin sadece takip dosyası ile sınırlı ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi talep aşımı niteliğinde olmayacağından icra dosyası ile sınırlı ihyaya ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile Dairemiz kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Yargıtay bozma ilamı üzerine dosyanın mahkemenin yukarıda belirtilen esasına kaydının yapıldığı, yargılama sonunda ihyası istenilen şirketin yukarıda ayrıntısı ile yazıldığı üzere icra dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ve ek tasfiye işlemleri için şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verildiği, ilgili kararın davacı yanca temyizi üzerine dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/11/2025 tarih, 2025/5212 E, 2025/6591 K sayılı ilamı ile " Dava, şirket ihyası istemine ilişkin olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.07.2025 tarihli, 2024/11-251 E., 2025/468 K. sayılı kararı doğrultusunda çekişmesiz yargı işi olarak kabul edildiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 382. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinin çekişmesiz yargı işleri bakımından verdikleri kararlara karşı, 6100 sayılı Kanun’un 362/1-ç hükmü uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz." gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği, Mahkemece Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı ile yapılan yazışmalara verilen 27/02/2026 tarihli cevabi yazı ile, bahsi geçen kararın temyiz yolu kapalı olduğundan kanun yolu incelemesinin istinaf mahkemesince yapılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine dosyanın ilk derece mahkemesince Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Mahkemece bozma ilamına uygun yapılan inceleme neticesinde davanın kabulü ile, " 1-Davanın kabulü ile; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı iken terkin edilen Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin Ankara 11.İcra Müdürlüğü'nün 2010/11707 Esas (2020/10169 Yeni Esas) sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyası ile ticaret siciline tesciline, 2-Ek tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından son şirket yetkilisi ve ortak ...'nun (T.C. Kimlik No ...) tasfiye memuru olarak atanmasına ve tesciline, tasfiye memuruna ücret tayinine takdiren yer olmadığına, 3-İş bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına, 4-Karar kesinleştiğinde bir örneğinin tescil ve ilan için Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne gönderilmesine, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 4,75 TL kep gideri ve 140,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 145,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,..." karar verildiği, davalı aleyhine yargılama gideri hükmedilmesine rağmen vekalet ücretine hükmedilmediği, davacı yanın bu hususta ilgili karara itiraz ettiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise şirketin adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. Öte yandan 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesinde; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir. 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; "01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus) bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas 2017/1193 karar sayılı kararında; "...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Özetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. Doktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır (Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,). Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/12/2023 tarih ve 2023/6272 Esas 2023/7130 Karar, 04/12/2023 tarih ve 2023/6185 Esas 2023/7038 Karar sayılı ilamları). Hal böyle olunca mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal içtihatı). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında vekalet ücreti yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/11/2024 tarih ve 2023/834 Esas 2024/813 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca vekalet ücreti yönünden KALDIRILMASINA, 3-Davanın kabulü ile; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı iken terkin edilen Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin Ankara 11.İcra Müdürlüğü'nün 2010/11707 Esas (2020/10169 Yeni Esas) sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyası ile ticaret siciline tesciline, 2-Ek tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından son şirket yetkilisi ve ortak ...'nun (T.C. Kimlik No ...) tasfiye memuru olarak atanmasına ve tesciline, tasfiye memuruna ücret tayinine takdiren yer olmadığına, 3-İş bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına, 4-Alınması gerekli olan 732,00 TL peşin harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan posta, davetiye gideri olmak üzere 72,75 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-HMK'nun 333. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, B)1-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 857,90 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362./ç maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.16/07/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/469, K. 2026/1021, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-469-e-2026-1021-k-588fd955af4a