Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/752 E. 2026/1245 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/752
Karar No
2026/1245
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/752 - 2026/1245 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/752 KARAR NO : 2026/1245

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29.01.2025 NUMARASI : 2025/79 Esas 2025/37 Karar

DAVACI : ... VEKİLİ : Av.

DAVALILAR : 1 -...

: 2 -... VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ : 02.07.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14.07.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.02.2023 tarihinde, davalı ... idaresindeki, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, Karayolları 4. Bölge Müdürlüğü yol ağında bulunan ... Otoyolunun O4/28 kesiminde davacı idareye ait oto korkuluk ve eklentilerine çarpmak suretiyle 2023 yılı birim fiyatıyla 15.511,00 TL maddi zarara sebebiyet verdiğini, oluşan bu zararın ödenmesi hususunda davalı sigorta şirketine 23.06.2023 tarihinde başvuru yapıldığını ve davalı ...'a yazı ile ihtar yapıldığını ancak davalılar tarafından zararın tanzimi için hiçbir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Ankara 4. Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün 2023/232654 esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını ve davalılar tarafından icra takibine yapılan itiraz sonucu takibin durdurulduğunu belirterek davalıların icra takibine yapmış oldukları itirazın iptaline ve takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, itirazın iptali talepli açılan davada aranan zorunlu dava şartı olan arabuluculuk usulüne davacının başvurmadığı, zira davacı tarafça dava dilekçesinde bu yola başvurulmadığının beyan edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk kanununa 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile eklenen 18/A-2 maddesi gereğince bu hususun özel dava şartı olduğu ve dava tarihi itibariyle dava şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile HMK'nın 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce davalı tarafa zararın tazmini yönünde yazılı başvuruda bulunulduğunu ancak davalıların ödeme yapmadığını, başvuru şartı yerine getirildiğinden ayrıca arabuluculuk faaliyetine gerek olmadığını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasarın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, açılan davada aranan zorunlu dava şartı olan arabuluculuk usulüne davacının başvurmadığı, bu hususun özel dava şartı olduğu ve dava tarihi itibariyle dava şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar mutlak ticari davalardır. TTK'nın 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemeleridir. Zorunlu mali sorumlulu sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1483. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle de dava, TTK 4/1-a maddesi gereğince mutlak ticari davadır. Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde, bu Kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5.maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi hükmünce ticari sayılan davalara, ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5'inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97'nci maddesinde yapılan değişiklik ile "zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle, tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/5431 Esas 2026/3360 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, dosya içeriğinden, davacı tarafça, dava açılmadan önce 23.06.2023 tarihinde davalı ...’a başvuruda bulunulduğu, her ne kadar dava dilekçesinde, davalı sigorta şirketine de başvuruda bulunulduğu, başvuru dilekçesinin tebliğ edildiği belirtilmişse de, buna ilişkin belgelerin dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif çözüm yoluna başvuru şartının bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurunun dava şartı olarak uygulanmayacağı düzenlenmesine göre, davacı tarafça, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulması ve başvuru yapıldığının belirlenmesi halinde, özel dava şartı olarak düzenlenen Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında zorunlu başvuru şartının yerine getirildiği gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken davalıya başvuru yapılıp yapılmadığı belirlenmeden zorunlu arabuluculuğa ilişkin özel dava şartı eksikliğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kaldı ki, davalı sürücü ... hakkındaki davanın 6098 sayılı TBK'nin 49 ve devamı maddeleri uyarınca haksız fiil hükümlerine dayalı olarak açıldığı ve davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, davalı sürücü yönünden arabuluculuk dava şartı bulunmadığı gözetilmeden davalı ... aleyhine açılan dava yönünden de davanın arabuluculuğa başvuru yapılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş olması da isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan peşin karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yeniden yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02.07.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/752, K. 2026/1245, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-752-e-2026-1245-k-80977fb07e53