Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1227 E. 2026/1478 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1227
- Karar No
- 2026/1478
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1227 - 2026/1478 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1227 KARAR NO : 2026/1478 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2024 NUMARASI : 2023/289 E. - 2024/121 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2024 Tarih ve 2023/289 Esas - 2024/121 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı Şirket tarafından 2021/162914 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun yapıldığını, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, Kurum kararının hatalı olduğunu, taraf markalarının aynı tür gıda ürünlerini kapsadıklarını, davalı markasında müvekkilinin "..." markalarının doğrudan yer aldığını, bu haliyle dava konusu markanın müvekkili markalarından biri gibi algılanacağını ya da aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantılı işletmelere ait olduğu zannını oluşturacağını, müvekkilinin "..." markasını uzun yıllardır kullandığını, çok sayıda marka tescilinin bulunduğunu, gıda ürünlerinin ilgili tüketicilerinin ortalama tüketiciler olduklarını, dava konusu markada "..." kelimesinin bağımsız ayırt edici niteliğinin sürdüğünü, davalıya ait 2020/80404 başvuru numaralı "..." ibareli marka açısından daha evvel yaptıkları itirazların kabul edildiğini, tüketicinin, dava konusu markayı da müvekkili markaları ile ilişkilendireceğini, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, çeyrek asırdır ilgili piyasada bulunduğunu, davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2023-M-4062 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan mallar ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer olduğu, davacı markalarının esas unsurunu "..." sözcüğünün oluşturduğu, davacının "..." ibaresi etrafında seri marka ailesi meydana getirdiği, dava konusu marka başvurusunda yer alan "..." sözcüğünün davalı şirketin çatı markası olduğu, bu nedenle markasal ayırt edicilik incelemesinde arka planda kaldığı, davalı şirket markasının esas unsurunu da "..." sözcüğünün oluşturduğu, buna göre dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı yanın işlem ve dava dosyasına, tanınmışlık temelli iddialarını somutlaştırmaya elverişli deliller sunmadığı, bu bağlamda SMK m.6/5 kapsamında davacı markalarının tanınırlığı hususunda bir kanaate varılması mümkün olmadığından SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluştuğunun söylenemeyeceği, davalı şirketin kötü niyetli olduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2023-M-4062 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2021/162914 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, "..." ibaresinin davacı tarafından yaratılmış bir ibare olmadığını, övücü anlamıyla bilinen herkesin kullanıma açık genel bir adlandırma olduğunu, farklı bir bütünsellik içerisinde "..." ibaresini gören ortalama tüketici kitlesinin, bunu doğrudan doğruya veya dolaylı olarak davacı markalarıyla ilişkilendirmeyeceğini ve yanılmayacağını, markaların farklı bir genel görünüm içerisinde tüketiciye sunulduğunu, markalarda yer alan bütün unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, markalarla yaratılan algı ve imajın farklı olduğunu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, mevcut farklar karşısında markaların birbirinin serisi olarak algılanmayacağını, aralarında benzerlik bulunmayan davalı markasının, davacıya ait markalara zarar vermeyeceğini ve sulandırmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacıya ait "..." asıl unsurlu markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı ve davalı Şirketin çatı markasını oluşturan "..." ibarelerinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, öte yandan başvuru kapsamındaki mallar yönünden "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.