Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1005 E. 2026/1204 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1005
Karar No
2026/1204
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1005 - 2026/1204 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1005 KARAR NO : 2026/1204

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2018/821 Esas 2023/559 Karar

DAVACI : ...

DAVALI : ... VEKİLİ :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.06.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.07.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 27.10.2014 tarihinde, davacı ...'un okul çıkışında evine giderken... Caddesi üzerinde karşıdan karşıya geçmek istediği esnada sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir aracın davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kazaya ilişkin olarak Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/4416 Soruşturma sayılı dosyası ile yapılan soruşturmada, faili meçhul şahsın taksirle yaralamaya sebep olduğunun tespit edildiği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, Şırnak Devlet Hastanesinden alınan sağlık raporuna göre, davacının maluliyet oranının %32 olarak tespit edildiğini, davadan önce davalı ... 16.12.2016 tarihinde başvuruda bulunduklarını, 22.12.2016 tarihli cevap dilekçesi ile sağlık kurulu raporu sunulması gerektiği belirtilmiş ise de, 06.03.2017 tarihinde sağlık raporu sunmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, yargılama sırasında talebini 268.000,00 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davadan önce davacı tarafından eksik evrak ile davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu, bu nedenle dava şartının yerine getirilmediğini, dava konusu trafik kazasına sebebiyet verdiği iddia edilen plakası tespit edilemeyen aracın varlığının ve trafik kazasına plakası tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; trafik bilirkişisinden alınan 16.10.2019 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde davacı yaya ...'un, yaya geçidi olduğu hâlde, yolun karşısına geçerken üst geçitten geçmediğinden Karayolları Trafik Kanununun 68/b maddesini ihlâl ettiğinden 1.derecede asli, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün de anılan Kanunun 52/a-b maddesini ihlâl ettiğinden 2.derecede tali kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 02.03.2020 tarihli raporda da, aynı tespitlerle davacı yayanın %75, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 20.09.2018 tarihli raporda, davacının özür oranının %32 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 120 gün, 60 gün geçici bakıcı ihtiyacının bulunduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek davanın kabulü ile 268.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 29.12.2016 tarihinden itibaren davalı ... (teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davadan önce davacı tarafından eksik evrak ile davalıya başvuruda bulunduğunu, bu nedenle dava şartının yerine getirilmediğini, maluliyete ilişkin raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bahse konu raporda, maluliyetin kaza ile illiyetinin kurulmadığını, dava konusu trafik kazasına sebebiyet verdiği iddia edilen plakası tespit edilemeyen aracın varlığının ve trafik kazasına plakası tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davalı ... temerrüdünün söz konusu olmadığından temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, aktüer hesaplamasının da PMF Yaşam Tablosu ve teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacı ...'un okul çıkışında evine giderken... Caddesi üzerinde karşıdan karşıya geçmek istediği esnada sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı isteminde bulunmuş, mahkemece, kazanın meydana gelmesinde davacı yaya ...'un, yaya geçidi olduğu hâlde, yolun karşısına geçerken üst geçitten geçmediğinden Karayolları Trafik Kanununun 68/b maddesini ihlâl ettiğinden 1.derecede asli, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün de anılan Kanunun 52/a-b maddesini ihlâl ettiğinden 2.derecede tali kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 02.03.2020 tarihli raporda da, aynı tespitlerle davacı yayanın %75, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 20.09.2018 tarihli raporda, davacının özür oranının %32 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 120 gün, 60 gün geçici bakıcı ihtiyacının bulunduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda; mahkemece hükme esas alınan Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 20.09.2018 tarihli raporda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik cetveline göre, sol gözde optik atrofik, sol görme kaybına bağlı davacının özür oranının %32 olduğunun, geçici iş göremezlik süresinin 120 gün ve 60 gün geçici bakıcıya ihtiyacı olduğu bildirilmiştir. Anılan raporda davacının rapor tarihi itibariyle muayene edilmemiş, son durumu değerlendirilmemiş, davacı tarafından dava açılmadan önce yapılan başvuru üzerine 03.02.2017 tarihinde yapılan muayene bulgularına göre maluliyet belirlenmiş olup raporu düzenleyen kurulun içerisinde göz hastalıkları uzmanının da bulunmadığı anlaşılmakla, bu hâliyle raporun hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir. Mahkemece, davacının maluliyet oranının tespiti için davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle tüm tedavi evraklarının ilgili kurumlardan getirilerek davacının yaralanmasının niteliğine göre heyete göz uzmanı hekim bilirkişi de dahil edilerek Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden veya Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden davacının tüm tedavi evrakları incelenerek son durumunun değerlendirilmesi ve muayene edilerek olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde, davacının kazada yaralanması nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı ve varsa oranı, bakıcı ihtiyacı olup olmadığı ve süresi konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak (usûli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacının Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için heyete davacının yaralanmasının şekli ve niteliğine göre muayenesinin yapılarak ve son durumu değerlendirilerek heyete uzman hekim bilirkişi de dahil edilerek üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından veya adli tıp kurumu ilgili ihtisas dairesinden Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınarak sonucuna göre gerektiğinde istinaf kanun yoluna başvuran davalı yararına oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek aktüer bilirkişiden rapor alınarak karar verilmesi için davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen hususlardaki eksiklikler tamamlanarak yeniden hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep hâlinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1005, K. 2026/1204, T. 26.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1005-e-2026-1204-k-5534aa8cede4