Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1043 E. 2026/1236 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1043
Karar No
2026/1236
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1043 - 2026/1236 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1043 KARAR NO : 2026/1236

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.04.2026 NUMARASI : 2025/932 Esas 2026/328 Karar

DAVACI : ... - VEKİLİ :

DAVALILAR : 1 -.

: 2 -... VEKİLİ :

: 3 -... VEKİLİ :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02.07.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02.07.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.08.2025 tarihinde, ... AŞ'ye ait ve ... sevk ve idaresindeki ...plakalı çekicinin ...'a ait... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsü davalının Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili hükümlerini ihlal ederek maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, davalıların oluşan zarardan sorumu olduğunu, davalı sigorta şirketine 11.10.2025 tarihinde şirketin mail adresine bildirim yapıldığını, kanun gereği 8 iş günü içinde ödeme zorunluluğu olduğundan sigorta şirketinin 23.10.2025 tarihinde temerrüde düştüğünü, belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik, 40,00 Euro hasar tazminatının; davalı sürücü ve araç malikinden kaza tarihi olan 11.08.2025 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketinden ise, bakiye poliçe teminat limitleri olan 262.891,20 TL ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan (11.10.2025 + 8 iş günü) 23.10.2025 tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, belirsiz alacak olarak şimdilik, 10,00 Euro ikame araç bedelinin; sadece davalı sürücü ve araç malikinden, kaza tarihi olan 11.08.2025 tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, Alman BVSK ücret listesine göre orantılı olarak belirlenmiş, TTK 1426 gereği ve davacı tarafından ödenmiş olan 129,14 Euro ekspertiz rapor ücretinin, tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerinden sayılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen hasar ve değer kaybı miktarlarının fahiş olduğunu, her ne kadar davacı taraf aracın yurt dışında onarıldığı iddiasında ise de dosyaya bu yönde belge sunmadığını, bu sebeple araç Türkiye'de onarıldı ise Türk Lirası üzerinden gerçekleştirilen onarım faturalarının esas alınması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yabancı para bakımından fiili ödeme günündeki kur üzerinden karar verilmesi yönündeki taleplerinin reddi gerektiğini, zararın Türk Lirası olarak hesaplanması, aksi halde ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte geçerli olan kur esas alınarak TL karşılığı üzerinden verilmesi gerektiğini, davayı kabul edildiği anlamına gelmemekle birlikte kazaya karışan davalı şirket aracının zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup, sigorta poliçesi kapsamında kalan davacı tarafın taleplerinin sigorta şirketi tarafında karşılanması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, dava yetkisiz mahkemede açıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça arabuluculuk başvurusu dava şartı olup yerine getirilmediğini, davacının talepleri haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davadan önce dava şartı olan arabuluculuğa başvurması ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, ancak bu zorunluluğa uymadan davayı ikame ettiği anlaşıldığından HMK'nın 114/2 delaletiyle TTK'nın 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nın115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigorta şirketine yapılan başvuru nedeniyle arabuluculuk dava şartı aranamayacağını, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle dava açmadan önce 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak başvuruda bulunduklarını, başvuru evrakları dosyaya sunulduğunu, 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (HUAK) 18/a maddesinin 18. fıkrası gereğince özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağını, davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış olduğundan, ayrıca bir arabuluculuk tutanağı aranarak davanın usulden reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacının aracında oluşan hasar tazminatının işleten ve sürücünün hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali mesuliyet sigorta ( ZMMS ) poliçesi kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davasının arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında ise; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü, 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. O halde, Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava açılmadan önce 2918 satılı KTK'nun 97. Maddesi kapsamında başvuru yapılmış olması halinde artık dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. (Yargıtay 4. HD'nin 20.01.2022 tarih ve 2021/23273 E. 2022/901 K.) Diğer taraftan eldeki davada üç davalı bulunmakta olup bunlardan sigorta şirketi dışındaki davalı işleten ve sürücü yönünden davanın her iki taraf yönünden ticari dava olmaması halinde dava açılması için herhangi bir dava şartı da öngörülmemektedir. (Yargıtay 4. HD'nin 12.09.2024 tarih ve 2024/7247 E. 2024/7656 K. 08.05.2024 tarih ve 2023/12689E. 2024/4378 K.) Somut olayda, davacı tarafından dava dilekçesinde davanın açılmasından önce davalı sigorta şirketine başvuruda bulunmalarına rağmen ödeme yapılmadığı belirterek, dava açılmış başvuru belgeleri de dosyaya ibraz edilmiştir. O halde, davacı tarafça davadan önce davalı sigorta şirketine 2918 Sayılı Kanunun 97.maddesi gereğince başvuru yapıldığı durumda ayrıca 5325 Sayılı Yasanın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurma şartı aranmadığı halde bu yola başvurmuş olması ve yine sigorta şirketi dışındaki davalılar işleten ve sürücü yönünden de esasında haksız fiilden kaynaklı dava yönünden arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun söz konusu olmaması, müteselsil sorumlu olan davalılar yönünden asliye ticaret mahkemesinde davanın görülmesinin diğer davalılar işleten ve sürücü yönünden arabuluculuk başvurusunun zorunlu olmaması karşısında, davanın arabulucuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Bu itibarla; ilk derece mahkemesince dava şartı hakkında hatalı şekilde karar verilmiş olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1043, K. 2026/1236, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1043-e-2026-1236-k-3320ab37903f