Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/1257 E. 2026/2526 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1257
- Karar No
- 2026/2526
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/580 E., 2025/80 K.
Mahkeme kararının davalı ve fer'i müdahil vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın, davalı ve fer'i müdahil vekilleri tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin İslahiye İcra Müdürlüğünün 2011/139 sayılı talimat dosyası üzerinden satışa çıkarılan dava konusu menkul malı 30.06.2011 tarihinde ihale ile satın aldığını, dava konusu malın parçalarının çalınmasının teşebbüs edildiğinin öğrenilmesi üzerine hem Islahiye Jandarma Komutanlığına hem de ilgili İcra Dairesine yazılı ve sözlü olarak müracaat edildiğini, ancak gerekli önlemlerin alınmadığını, bu nedenle ihale ile satın aldığı malların bazı kısımlarının çalındığını, bu haliyle kullanımının mümkün olmadığını ve kendisine teslim edilemediğini belirterek; malın teslim alınamaması nedeni ile fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirketin ödemiş olduğu 255.293,45 TL ihale bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; davaya konu malın mülkiyetinin davacı tarafa geçtiğini, malın korunması ve muhafazasının davacı sorumluluğunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Fer'i müdahil ... vekili; müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, ihale ile mülkiyetin davacıya geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.09.2014 tarihli kararıyla; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 118. maddesi gereğince satılan malın ihale kesinleşmeden teslim olunmadığı, 06.07.2011 tarihli bilirkişi tespit raporu ile sabit olduğu üzere bu tarihte ihale ile davacı tarafından alınan malın önemli parçalarının çalındığı, bu tespitin yapıldığı tarihte ihalenin henüz kesinleşmediği, dolayısıyla ihale ile satılan malın da henüz alıcısı olan davacıya teslim edilmediği, bu aşamada malın korunması görevinin İcra Müdürlüğünde olduğu, ihale ile davacıya satılan malın ihale tutanağında yazılı olan vasıfları ile davacı alıcıya teslim edilemediği, teslim yükümlülüğünü yerine getiremeyen İcra Müdürlüğünün ihale için verilen bedelin iadesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle; davacının Jandarma Genel Komutanlığı aleyhine açtığı davasının husumet nedeniyle reddine, davacının ... aleyhine açtığı davasının kabulü ile ihale için ödenen 255.293,45 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karar, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 09.02.2016 tarihli ilamla; tarafların sair temyiz itirazları reddedildikten sonra davalı İçişleri Bakanlığı (Jandarma Genel Komutanlığı) yönünden yargı yolu bakımından Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddedilmiş olmasının doğru olmadığı, ayrıca hırsızlık iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, ... adlı kişinin davacı şirket tarafından ihale tarihinde kum ocağında bekçi olarak görevlendirildiğine ilişkin kollukta alınan beyanı birlikte değerlendirildiğinde, ihaleden sonra icra dairesi görevlilerinin muhafaza görevinden dolayı kusurundan sözedilemeyeceği, davalı ... yönünden davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 27.02.2018 tarihli kararıyla; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davacının davalı İçişleri Bakanlığı (Jandarma Genel Komutanlığı) yönünden davasının yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/b ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, malın ihaleden sonra dava konusu malların çalınması sonucuna alıcının katlanmak zorunda olduğu, ihaleden sonra icra dairesi görevlilerinin muhafaza görevinden dolayı kusurundan sözedilemeyeceğinden davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş; kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 23.05.2019 tarihli ilamıyla; dava tarihi 27.07.2013 olmasına rağmen, karar başlığında 14.06.2017 olarak yazılmasının mahallînde düzeltilebilir bir maddi hata olarak değerlendirildiği gerekçesiyle, kararın onanmasına karar verilmiştir. 3. Davacı tarafından yapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 20.03.2024 tarihli ve 2020/19773 Başvuru no.lu kararıyla; "...Yargıtay içtihatlarında vurgulandığı üzere haciz sırasında haczedilen malların muhafazasında yetki ve sorumluluk icra dairelerine aittir. İcra dairesi haciz sırasında malı yediemine bırakabilir. Esasen yediemin, İcra Dairesi tarafından yürütülmesi gereken bir muhafaza hizmetini yerine getirmektedir. Bu noktada haciz sırasında yedieminin seçimi ve lazım gelen her türlü tedbirin alınmasında İcra Daireleri sorumludur. Somut olayda çalınan taş kırma makinesi parçaları İcra Dairesi tarafından haciz sırasında Ş.S.ye yediemin olarak bırakılmış ve teslim sırasında bu malların büyük bir kısmının çalındığı anlaşılmıştır. Bu noktada haciz ve satış işlemlerinin bir bütün olarak İcra Dairelerinin kontrolünde gerçekleştirildiği ve bu süreçte İcra Dairelerinin sahip olduğu kamu gücü etkisi dikkate alındığında, resmî ihale ile satılan taş kırma ocağı makinelerinin alıcıya teslim edilinceye kadarki süreçte muhafaza edilmesi ve eksiksiz olarak alıcıya teslim edilmesi, devlete yüklenen pozitif yükümlülüklerle ilişkilidir. Ayrıca yediemin hakkında taş kırma ocağı makinelerinin muhafazasına yönelik gerekli güvenlik önlemleri almadığından ve malların eksilmesine neden olduğundan mahkûmiyet kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği gözden uzak tutulmalıdır. (...) Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi 15.09.2014 tarihli kararda; ihalenin henüz kesinleşmediği ve malın alıcıya teslim edilmediği dönemde malın korunması görevinin İcra Müdürlüğünde olduğunu tespit ederek, davanın kabulüne karar vermiştir. Daire ise temyiz incelemesinde; bir bütün olarak idari işleyiş yönüyle kusur durumuna ilişkin bir inceleme yapmaksızın yalnızca mülkiyetin geçiş anının tespitine odaklanmış, bu çerçevede yaptığı sınırlı bir değerlendirme sonucunda Mahkeme kararını bozmuştur. Dairenin açılan davada idari işleyiş yönüyle kusur durumuna yönelik bir inceleme yapmaksızın yalnızca mülkiyetin geçiş anından hareketle ulaştığı sonuç, başvurucuyu uğradığı zararı ve idarenin işlem ve eylemleriyle zarar arasındaki illiyet bağının varlığını ispatlayarak tazminat elde etme, bu suretle yüklendiği külfetin dengelenmesi imkânından mahrum bırakmıştır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği, kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı kanaatine varılmıştır..." gerekçesiyle, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine, başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. 4. İhlal kararı sonrasında yeniden yargılama yapan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İİK'nın 118. maddesi gereğince satılan malın ihale kesinleşmeden teslim olunmadığı, 06.07.2011 tarihli bilirkişi tespit raporu ile sabit olduğu üzere bu tarihte ihale ile davacı tarafından alınan malın önemli parçalarının çalındığı, bu tespitin yapıldığı tarihte ihalenin henüz kesinleşmediği ve dolayısıyla ihale ile satılan malın henüz alıcısı olan davacıya teslim edilmediği, bu aşamada malın korunması görevinin İcra Müdürlüğünde olduğu, ihale ile davacıya satılan malın ihale tutanağında yazılı olan vasıfları ile davacı alıcıya teslim edilemediği, teslim yükümlülüğünü yerine getiremeyen İcra Müdürlüğünün ihale için verilen bedelin iadesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 255.293,45 TL'nin 30.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı ... ve fer'i müdahil vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ Dairenin 03.11.2025 tarihli kararıyla, İİK'nın 118. maddesi gereğince satılan malın ihale kesinleşmeden teslim olunmadığı, 06.07.2011 tarihli bilirkişi tespit raporu ile sabit olduğu üzere bu tarihte ihale ile davacı tarafından alınan malın önemli parçalarının çalındığı, bu tespitin yapıldığı tarihte ihalenin henüz kesinleşmediği ve dolayısıyla ihale ile satılan malın da henüz alıcısı olan davacıya teslim edilmediği, bu aşamada malın korunması görevinin İcra Müdürlüğünde olduğu, ihale ile davacıya satılan malın ihale tutanağında yazılı olan vasıfları ile davacı alıcıya teslim edilemediği, teslim yükümlülüğünü yerine getiremeyen İcra Müdürlüğünün ihale için verilen bedelin iadesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiş; karara karşı, davalı ve fer'i müdahil vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri 1. Feri müdahil vekili; ihale yapıldıktan sonra malın korunması görevinin İcra Müdürlüğünde olduğuna dair yasal bir düzenleme olmadığını, yedieminlik kurumunun yok sayıldığını, hırsızlık olayında müvekkilinin herhangi bir ihmal ve kusuru bulunmadığını, ihale sonrasında yatırılması gereken KDV ve Damga Vergisinin yatırılmadığı için gerçekleşmiş bir ihaleden söz edilemeyeceğini, gerçek zarar tespitinin yapılmadığını ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili; ikinci satışın yapıldığı tarihte davacı taraf ihale bedelini ödemiş olup mülkiyetin artık davacıya geçtiğini, bu konudaki sorumluluğun davacıya ve yediemine ait olduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK'nın 5. maddesi kapsamında icra memurunun işleminden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Anayasa Mahkemesinin davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğine dair kararı ile ihalenin henüz kesinleşmediği ve dolayısıyla ihale ile satılan malın da henüz alıcısı olan davacıya teslim edilmediği, bu aşamada malın korunması görevinin İcra Müdürlüğünde olduğu, teslim yükümlülüğünü yerine getiremeyen İcra Müdürlüğünün ihale için verilen bedelin iadesinden sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı ve feri müdahil vekillerinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir. VII.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ve feri müdahil vekillerinin yerinde bulunmayan karar düzeltme istemlerinin REDDİNE, Aşağıda yazılı karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen fer'i müdahilden mahallinde alınmasına ve para cezalarının karar düzeltme isteyenlere yükletilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.