Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1019 E. 2026/1112 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1019
Karar No
2026/1112
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1019

KARAR NO:2026/1112

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:11/12/2025

NUMARASI:2025/1141Esas - 2025/1097 Karar

DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1090 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan alacak davasında bilirkişi raporunda delil niteliğine haiz olduğu belirtilmiş olunan davacı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile davacının davalıdan 121.817,55 USD alacaklı olduğunun tespit edildiğini, ticari ilişkinin düzenlenen sözleşme ile ve akabinde gerçekleşen mal satımı ile sabit olduğunu, davacıya 121.817,55 USD borçlu olan ve bu borcunu ödemeyen tarafın davalı olduğunu, davalının satın aldığı ürünlerin belirtildiği şekilde ödemelerini yapmadığını, haksız bir şekilde kazanç elde etme peşinde olduğunu,davalının edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini, sözleşme kapsamında ve ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğu üzere borçlu davalının borcunun Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1090 Esas sayılı dosyası ile yargılaması devam olunan alacak davasında oluşturulan bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olması nedeniyle 121.817,55 USD tutarındaki alacağın tahsili için davalıya karşı eldeki davayı açmak gerektiğini ileri sürerek,Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1090 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davayla birleştirilmesine karar verilmesine,davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) talebine ilişkindir. Mahkememiz üye hakimi ... uhdesinde tek hakimli dosya olarak yargılaması devam eden işbu dava dosyası ile Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/443 esas sayılı dava dosyasının mahkemesince birleştirilmesine karar verildiği, birleşen bu dosyaların miktar itibariyle heyet sınırına girmesi nedeniyle 28/05/2025 tarihli ara kararının 1. Maddesi ile miktar itibariyle heyete tevdi edildiği, mahkememiz 11.12.2025 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı gereğince '' Birleşen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/443 esas sayılı dosyasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydına, tefrik masraflarının birleşen dava davacı vekili tarafından karşılanmasına,''karar verildiği görüldü.7155 Sayılı Kanun ile 6102 TTK.'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/a maddesi uyarınca bu kanunun 4. maddesinde belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın alacak ve tazminatları hakkında dava açılmadan önce arabuluculağa başvurmuş olması dava şartıdır.Belirtilen kanunun 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanunun eklenen 18a/2. Madde de ise arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır.Davanın 21/05/2025 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuk başvurusu yapıldığının ve görüşmelerin sonlandırılarak son tutanağın hazırlandığının bildirilmemiş olduğu, dava dilekçesinde ve ekinde de arabuluculuğa başvurulduğuna dair herhangi bir belge bilgi de bulunmadığı görülmekle; arabulucuğa başvurulmadan davanın açıldığı anlaşıldığından, açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesiyle, davanın alacak davası olduğu, davacı tarafça açılan davanın arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 7155 sayılı Kanunun 20 ve 23.maddeleri ve 6325 sayılı Kanunun 18a/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce ticari dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapıldığını, sürecin anlaşmama şeklinde son bulduğunu, lakin 21.05.2025 tarihinde HMK m. 166 uyarınca bağlantılı olması sebebiyle ilgili dosya ile birleştirilmesi talepli olarak ikame edilen davanın aynı gün mahkemenin 2023/1090 Esas ayılı dosyası ile birleşip yargılamasına başlandığından arabuluculuk tutanağının dosyaya sunulmadığını, davaların 11.12.2025 tarihinde tefrik edilmesi ile yine 11.12.2025 aynı tarihte verilen hükmün 6325 sayılı Kanunun eklenen 18 A/2 maddesinde ise arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın usulden reddine karar verilir düzenlemesi gözetilerek davanın usulden reddedildiğini, oysa ki mahkemenin dayanak yaptığı 6325 sayılı Kanunun 18A-2 maddesinde belirtili ve açık olduğu üzere maddede''(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. ''denildiğini, mahkeme tarafından kanunda açık olan ve belirtilen "Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. " hükmü gözetilmeden ve uygulanmadan karar verilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine HMK'nın 115/2 maddesinde de ''Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer aldığını,ilgili maddeler uyarınca taraflarına süre dahi verilmediğini,halbuki dava ikame edilmeden önce arabuluculuk sürecinin tamamlandığını, dava ikame edilmeden öncesinde ticari dava şartı arabuluculuk sürecinin Bakırköy Arabuluculuk Bürosu ... büro başvuru no ve... arabuluculuk dosya numarası ile yapıldığını, 11.04.2025 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari alım satım ilişkisinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede;" (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." ifadeleri ile dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması ve aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Böylece, dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup bu,tamamlanamaz dava şartı niteliğinde kabul edilmiştir.Dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmemiş olduğu durumlarda ise mahkemece verilen kesin süre içerisinde bu belgenin sunulmamış olması hâlinde davanın usulden reddi öngörülmüştür.Dosya kapsamının incelenmesinden;davanın 21.05.2025 tarihinde Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/443 Esas sayılı dosyası ile ikame edildiği, davalının alım satım ilişkisi kapsamında borcununu ödemediği ileri sürülerek alacak talep edildiği, Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.05.2025 tarihli ve 2025443 Esas, 2025/511 Karar sayılı kararı ile dosyanın Bakırköy 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/1090 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1090 Esas sayılı dosyasının 11.12.2025 tarihli duruşmasında birleşen bu dosyanın tefrikine karar verildiği, bu şekilde dosyanın Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/1141 Esas numarasını aldığı, aynı gün mahkemenin 2025/1097 Karar sayılı kararı ile istinafa konu eldeki usulde ret kararının verildiği anlaşılmaktadır.Her ne kadar mahkemece davanın arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de gerek UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede gerekse davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesi ekinde yer alan son tutanak uyarınca, davacı tarafından eldeki dava açılmadan davacının davacı tarafından 19.03.2025 tarihinde Bakırköy Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapıldığı, Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... büro başvuru no ve... arabuluculuk dosya numarası ile yürütülen süreç sonunda 11.04.2025 tarihindeki son oturumun anlaşamama ile sonuçlandığı, buna göre davacı vekilince eldeki dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğu, bu nedenle, mahkemece, yukarıda yer verilen yasa maddeleri uyarınca davacı yana süre verilmeden ve UYAP sisteminde gerekli inceleme yapılmadan yazılı şekilde davanın usulden reddi hatalı olmuştur. Bu durumda, davacı vekilinin dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurduğu anlaşılmakta olup,ilk derece mahkemesince yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.11.06.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1019, K. 2026/1112, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1019-e-2026-1112-k-faef61f43b62