Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1003 E. 2026/1175 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1003
- Karar No
- 2026/1175
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1003 - 2026/1175 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1003 KARAR NO : 2026/1175 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2018 NUMARASI : 2017/90 E. - 2018/83 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28/02/2018 tarih ve 2017/90 Esas - 2018/83 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "..." asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin 2015/63253 sayılı "...+..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, öte yandan müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağı gibi markaların itibar ve ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-552 sayılı kararının iptaline, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "..." ve "..." ibareli markalarıyla davalının "...+..." ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her iki markadaki kelimelerin ve harflerin içerdikleri şekille birlikte bütününde, gerek okunuş ve anlamsal olarak gerekse görünüşte yeteri derecede farklılık yaratıldığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, davacının "..." ve "..." ibareli markalarının ayakkabı ürünleri için tanınmış olmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaret için marka tescil başvurusunda bulunmanın kötü niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, bu hususun mahkemece de kabul edildiğini, tanınmış markaların sadece tescilli olduğu sınıflarda değil tüm sınıflarda kanun koyucu tarafından koruma altına alındığını, bunun aksini iddia etmenin 556 sayılı KHK'nın markanın korunması yönünde getirdiği korumaya aykırı olacağını, davalılardan ...'un "..." markasını tescil ettirmek istemesinin, müvekkilinin 556 sayılı KHK ile koruma altına alınan haklarına aykırılık oluşturduğunu, davalının tescil talebinin, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanma amaçlı ve kötü niyetli olduğunu, müvekkiline ait "...", "... ...", "... ...", "...", "...", "... ...", “... ...”, “...” ibareli ve başkaca tescilli markalarından habersiz olması mümkün olmadığı gibi tescil ettirmek istediği "..." markasını da iltibas sureti ile oluşturmasının, davalının müvekkiline ait markaların tanınırlığından faydalanma kastını gösterdiğini, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olduğunu, davalı markasının, müvekkiline ait "..." markasının alt bir markası veya marka serisi olarak değerlendirileceğini, emsal mahkeme kararlarının da iddialarını desteklediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf markaları arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının da tescil engeli oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.