Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1025 E. 2026/1176 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1025
Karar No
2026/1176
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1025 - 2026/1176 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1025 KARAR NO : 2026/1176 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/01/2026 NUMARASI : 2025/225 E. - 2026/35 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/01/2026 tarih ve 2025/225 Esas - 2026/35 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin 2019/86980 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun, davalı Şirketin "..." ibareli markalara dayalı itirazı sonucu diğer davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili başvurusu ile redde mesnet "..." ibareli markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği malların hitap ettiği tüketici kitlesinin uzman doktor ve eczacılar olduğunu, bu tüketiciler nezdinde markaların karıştırılmayacağını, ayrıca başvuruya itiraza karşı sundukları görüşlerinde kullanım ispatı talebinde bulunduklarını, ancak bu taleplerinin incelenmediğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-8495 sayılı kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, redde mesnet 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markaların tescil tarihleri ile dava konusu marka başvuru tarihi arasında 5 yıldan daha az kısa süre bulunduğu, dolayısıyla bu markalara ilişkin olarak kullanmama def'inin hüküm ve sonuçlarını doğuramayacağı, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan 5. sınıftaki tüm malların redde mesnet markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer olduğu, karşılaştırılan markaların "..." ibaresini ortak olarak içerdiği, fakat bu ibarenin “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.” malları bakımından ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, ayırt edici niteliği zayıf bir ibareyi marka olarak seçen kişilerin, bu ibarenin farklı unsurlar ile birlikte 3. kişiler tarafından tescil edilmesine engel olamayacağı, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer unsurlar nazarında hiçbir ortak unsur bulunmadığı, dava konusu markada "..." ibaresinin ön plana çıkarılmadığı, dolayısıyla bu ibarelerin ortaklığının “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.” malları bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesine yol açmayacağı, fakat “...” ibaresinin, dava konusu marka kapsamında yer alan “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.” malları bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olmadığı, dolayısıyla bu mallar bakımından taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler." emtiaları bakımından 2020-M-8495 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, içinde "..." sözcüğü bulunan markaların, müvekkili markası ile karıştırılma ihtimali yaratmasının söz konusu olmadığını, markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tüketicinin her iki markayı aynı iktisadi veya idari kaynağı gösterir şekilde algılamasının mümkün olmayacağını, müvekkili markasının, redde mesnet markalardaki görsel unsurlara yakınlaşacak herhangi bir eklentisinin de bulunmadığını, markaların yeterince farklılaştığını, karşılaştırma konusu markaların hitap ettiği tüketici kitlesi niteliği de göz önüne alındığında markaların birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin olmadığını, müvekkili markasının hitap ettiği tüketicinin alanında uzman olan doktor ve eczacılar olduğunu, markaların aynı sınıfta olmasının, karıştırılma ihtimali için karine oluşturmayacağını, redde mesnet markaların çocuk bezleri mallarında kullanıldığını, markalar arasında her ne kadar sınıfsal benzerlik bulunsa dahi alt sınıf farklılıkları ve farklı ürün gruplarında kullanılmaları nedeniyle emtia benzerliğinden söz edilemeyeceğini, redde mesnet markaların kullanıldıklarının ispatı taleplerinin dikkate alınmadan karar verilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarının farklı mal ve hizmetleri içerdiğini, bu nedenle aralarında emtia benzerliği bulunmadığını, söz konusu uyuşmazlıkta tüketicinin, markaların kaynaklarının farklı olduğunu anlayabileceğini ve markaları birbirleriyle ilişkilendirmeyeceğini, SMK m. 6/1 hükmü gereği çifte benzerlik şartının oluşmadığını, dava konusu YİDK kararının yerinde bulunduğunu, markaların düşük ayırt ediciliği olan "..." sözcük unsurunu paylaştığını, davacı markasının hem kapsadığı mallar açısından hem farklı unsurlar kullanılarak oluşturulan genel görünümü itibariyle davalı markalarından farklılaştığını, davacı markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu söylemenin, marka hukukunda esas alınan bütüncül değerlendirme ilkesine aykırılık teşkil edeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, "..." ibaresinin baskın karakteri nazara alındığında taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik olduğu sonucuna varılacağını ve bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, taraf markalarının fonetik ve görsel algılarının da aynı bulunduğunu, dava konusu başvuruyu oluşturan "..." markasının, müvekkilinin seri ürünleri ile karıştırılma riskinin oldukça yüksek olduğunu, başvurunun, yapısı itibarıyla müvekkilinin "..." markasına bir ek getirilerek oluşturulduğu izlenimi verdiğini, bu durumun markanın bir seri marka olarak algılanmasına yol açacağını, ilaç emtiası yönünden ortalama tüketici kriterinin hatalı uygulandığını, eğer bir ibare ilaç etken maddesi değilse ve sektörde herkesin kullanımına açık olması gereken teknik bir terim niteliği taşımıyorsa, o ibare üzerinde kurulan marka hakkının güçlü bir korumadan yararlanması gerektiğini, müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı tespit edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet alınan ve kullanım ispatına tabi bulunmayan 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı "..." asıl unsurlu markalar arasında başvuru kapsamından çıkarılan 5. sınıftaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler." malları yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu mallar yönünden "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, bu husus da gözetildiğinde dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, bunun dışında kalan 5. sınıf mallar yönünden ise "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu söylenemeyeceğinden, anılan ibarenin ortaklığı nedeniyle taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı tarafça her ne kadar kullanım ispatı taleplerinin değerlendirilmediği ileri sürülmüş ise de ilk derece mahkemesince kullanım ispatına tabi olmayan markalar dikkate alınarak değerlendirme yapıldığından bu istinaf itirazının yerinde olmadığı, birleşen dava taraf teşkilinin sağlanması amacıyla açıldığından, her iki dava yönünden davanın kısmen reddi nedeniyle tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca taraflardan ayrı ayrı alınması gereken 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1025, K. 2026/1176, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1025-e-2026-1176-k-50a7d38acafa