Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1010 E. 2026/1402 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1010
- Karar No
- 2026/1402
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1010 - 2026/1402 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1010 KARAR NO : 2026/1402 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/02/2026 NUMARASI : 2025/445 E. - 2026/49 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/02/2026 tarih ve 2025/445 E. - 2026/49 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 24.07.2020 tarihinde “...” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2020/85479 başvuru nolu tescil başvurusunun ilan edildiğini, söz konusu marka yayımına davalı tarafından 6769 sayılı SMK’nın 6/1 ve 6/5. maddeleri gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, davalının itirazı haklı bulunarak müvekkilinin marka tescil başvurusunun reddedildiğini, müvekkili şirketin 2017 yılından beri faaliyet gösteren ve ticari hayatında kendine özgü müşteri çevresince bilinen bir ticari işletme olduğunu, müvekkili şirketin kurulduğu günden bu yana yaklaşık 5 yıldır ticari ilişkilerde kullandığı irsaliyeli faturalarda ve vergi beyanlarında “...” unvanını kullandığını ve hizmet verdiğini, müvekkili markası ile mesnet gösterilen markaların marka isimleri ve fonetik olarak ayırt edilemeyecek benzerliklerinin bulunmadığını, tescile konu markanın renk, şekil, yazıdan oluşan kombinasyon markası olduğunun dikkate alınarak bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini, benzerlikten söz edilemeyeceğini ileri sürerek, YİDK kararının iptalini ve müvekkili marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir Davalı ... vekili, taraf markaları arasında karıştırılma düzeyinde bir benzerlik olduğunu, başvuru konusu markada yazı ibaresinin ön plana çıktığını, yazı ibaresindeki “...” ibaresinin de tanımlayıcı ve yardımcı bir ibare olması nedeniyle markada ayırt edici ve baskın tek unsurun “...” olduğu sonucunun ortaya çıktığını, başvurunun reddine neden olan mesnet markalarda da birebir esas-asli unsur olarak aynı kelimenin kullanıldığını, markaların SMK madde 6/1 anlamında benzer bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı şirket vekili, davacı başvurusuna konu markanın, müvekkili şirkete ait “...”, “... ...”, “... ...”, “...” ve “...” ibareli tescilli seri markalar ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, davaya konu markanın asli unsurunun, davacı yanın iddialarının aksine “...” ibaresi değil, “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin ise müvekkili tarafından yıllardır gerek tanınmış “...”, gerek diğer tescilli seri markalarında kullanıldığını, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan emtianın; "Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamulleri: inşaat demirleri; inşaatlar için adi metalden hasır ve etriyeler; levha, kütük, çubuk, profil, tabaka, sac halinde adi metaller." şeklinde olduğu, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan bu malların redde mesnet 2016/63981, 2019/124832, 2019/124852, 2019/16156 ve 2019/58500 sayılı markaların kapsamlarında yer alan mallar ile benzer bulunduğu, 2020/85479 sayılı davacı-birleşen davacı marka başvurusunun ayırt edici esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu, birleşen davalı şirkete ait redde mesnet markaların esaslı unsurunun da "..." ibaresi üzerinde toplandığı, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, 2017 yılının Kasım ayına ait sınırlı sayıdaki faturanın ve ticaret unvanı kullanımının, davacı-birleşen davacının ... ibareli dava konusu markayı uzun yıllardır tescilsiz olarak kullandığını ve bu sürekli, yoğun kullanım sonucu markanın birleşen davalı markaları karşısında ayırt edici hale geldiğini ispata yeterli ve elverişli olmadığı, öte yandan, davacı-birleşen davacının ispatlanan en eski kullanımı 2017 yılı Kasım ayı olup, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı 24.07.2020 tarihi itibariyle “davalının davacı kullanımı karşısında niza çıkarmadığını” objektif olarak kabul etmenin de mümkünolmadığı, piyasada barışçıl biçimde uzun süredir birlikte var olma şartlarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mesnet gösterilen markalar incelendiğinde gerek marka isimleri gerekse fonetik olarak herhangi bir ayırt edilemeyecek bir benzerlik olmadığını, markaların bütün olarak incelenmesi gerektiğini, mahkemece yalnızca "..." ibaresi üzerinde durularak müvekkili şirkete ait marka ile redde mesnet marka arasında iltibas olduğuna karar verilmesinin yerinde bulunmadığını, tüketicilerin bilinç düzeyinin yüksek olduğunu, müvekkili şirketin kurulduğu günden bu yana yaklaşık 9 yıldır "..." unvanı ile hizmet verdiğini, 9 yıldır ticari faaliyetlerinde tescil talebinde bulunduğu markayı kullandığını, müvekkili şirketin markası ile redde mesnet davalı markalar arasında piyasada birlikte var olma koşulunun gerçekleştiğini, emsal kararlar bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli marka başvurusu ile ."..." esas ibareli itiraza mesnet tescilli markalar arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, ayrıca dava konusu marka başvurusundan çıkartılan bu malların redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan mallar ile benzer bulunduğu, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile mesnet marka arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, diğer yandan tarafların piyasada barışçıl biçimde uzun süredir birlikte var olma şartlarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.