Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/659 E. 2026/1109 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/659
Karar No
2026/1109
Karar Tarihi

T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/659 KARAR NO : 2026/1109 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/04/2025 (Karar) NUMARASI : 2025/... Esas, 2025/... Karar DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette %33 hissesinde ortaklığı bulunnduğunu, davalı şirketin, müvekkili ve diğer iki kardeşi tarafından kurulduğunu, yine aynı ortaklar tarafından ... ... Hırdavat Hayvancılık İnşaat Malzemeleri Nakliye Ticaret Ve San.ltd. Şti kurulduğunu, müvekkilinin bu şirkette de %33 hisseye sahip olduğunu, davalı firma aleyhine Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/... esas sayılı dosyası ile şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma davası açıldığını, ... ... Hırdavat Hayvancılık İnşaat Malzemeleri Nakliye Ticaret Ve San.ltd. Şti aleyhine de Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/... esas sayılı dosyası ile şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma davası açıldığını, daha önce mahkememizde ikame edilen 2024/... esas sayılı dosyada aynı ortaklar yine iş bu davanın konusu ile ilgili hukuka aykırı kararlar ile genel kurul yapmış ve bu genel kurulun iptali için açılan davada Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi genel kurulun iptaline yönelik kararı verildiğini, davalı firmaya ait olan ve ortaklar tarafından kullanılan taşınmazlar için, elektrik su doğalgaz aidat borçlarının artık ortaklar tarafından ödenmesi, ve bu ilgili taşınmazlar için karar tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 20.000,00 TL kira bedelinin alınması, ödenmemesi halinde tahliye işlemlerine başvurulacağı karaları alındığını, ilgili karara dair de müvekkiline ihtarname keşide edildiğini ayrıca müvekkilinin kullandığı ... plakalı aracın iade edilmesinin istendiğini ancak alınan yönetim kurulu kararlarında böylesi bir madde yer almadığını, ihtarnamede aracın iadesine dair bir genel kurul kararı da sunulmadığını, alınan her iki kararın da basiretli bir tacir feraseti ile alınmamış kararlar olduğunu, şirket müdürlerinin intikam saikiyle hareket ettiklerini, mahkememizde ikame edilen şirketin tasfiyesi ve ortaklıktan çıkma davasından önce, davalı şirketin, kuruluşundan bugüne hem maaş konusunda hem de ortaklara tanınan imkanlar hakkında en ufak bir karar alınmadığını, her üç ortağın da şirket bünyesinde çalıştığını ve her üç ortağın da giderleri ortaklara verilen maaşlarla karşıladıklarını, şirketin tasfiyesi ve ortaklıktan çıkma davasında belirttikleri üzere şirket yöneticilerinin şirketin menfaatini koruma gibi bir çabaları bulunmadığını, müvekkilinin anılan genel kurula katılmadığı gibi şirketin böyle bir genel kurulunun olduğundan haberdar dahi olmadığını, şirketin diğer iki ortağının bilerek isteyerek şirketi zarara uğratma çabası içine girdiklerini şirketten her ay 75.000,00 TL toplamda 150.000,00 TL giderin çıkmasının şirketin zarara uğramasına sebep olduğunu, ortaklık hukukunda aynı hukuki konumda bulunan pay sahiplerinn, aynı nimete sahip ve aynı külfete tabi olması gerektiğini, tüm bu sebeplerle, 06.02.2025 tarihli genel kurulda alınan hukuka aykırı olan her genel kurul kararlarının iptaline, genel kurul kararlarının tedbiren yürütülmesinin geriye bırakılmasına, karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yönetim kurulu kararları açısından ana kuralın, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm olmadığı takdirde, yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanması ve kararları toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alması olduğunu, (TTK m.390/1) böylece 3 kişiden oluşan bir yönetim kurulu en az 2 kişi ile toplanıp en az 2 kişi ile karar alabileceğini, 3 kişiden oluşan bir yönetim kurulu en az 2 kişi ile toplanıp en az 2 kişi ile karar alabileceğini, müvekkil firmanın üç ortaklı olup ...'ın 1/3, ...'ın 1/3 ve ....ın 1/3 hissesi bulunduğunu, bahse konu kararlarun 2/3 çoğunluğa sahip ortakların oy birliği ile alınmış kararlar olduğunu, davacı taraf alınan kararların TTK'nın 357. Maddesi eşit işlem ilkesi gereği batıllığında söz etmiş ise de müvekkillerinin... tarihli şirket ortaklarına maaş bağlanması kararını her üç ortak içinde düşünmüş akabinde davacı tarafa alınacak kararları şifahen bildirdiğini, davacı tarafın hiçbir şekilde itiraz etmediğini, yine ...tarihinde... İli ... İlçesi ...Mahallesi ...Ada... Parsel ... Blok ...ve ...Numaralı Bağımsız bölümler için alınan taşınmazın firma lehine tescil edilmesi kararı tamamen şirketin menfaatleri doğrultusunda alınmış olup Erzurum ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/.... Esas sayılı dosyası ile davası açıldığını ve davanın devam ettiğini, alınan genel kurul kararlarının hepsinin firma lehine alınmış olup davacının iddia ettiği şekilde herhangi bir usulsüzlük içermediğini, alınan kararların ortaklığın işlemlerine, kanuna ve dürüstlük kurallarına uygun alınmış olup şirket menfaatlerinin güvence altına alındığını, davacının işbu davayı açma hakkı bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine, aksi takdirde haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Dava, limited şirket genel kurul kararının iptali isteğine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 622. maddesinde anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına veya iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. Nitekim 6102 sayılı TTK'nın anonim şirketlerle ilgili 445. maddesinde, 446. maddede belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine göre ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabileceği belirtilmiş; aynı Yasa'nın 446/1-b maddesinde ise, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun veya olmasın çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılmaya yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabilecekleri belirtilmiştir. Dosya kapsamına katılan Erzurum Ticaret Sicili Müdürlüğünün... havale tarihli yazısı ve eklerine göre davalı şirketin ... tarihinde kurulan 3 ortaklı limited şirket olduğu, davacının %33 pay sahibi ortak olduğu, davacının dava konusu iptali istenen kararların alındığı ...tarihli genel kurul toplantısına katıldığı, alınan kararlara muhalif kaldığı, muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmiş olduğu ve davanın 3 aylık yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davadaki bu ön koşulların sağlanmış olduğu anlaşılmakla mahkememizce işin esasına dair inceleme yapılmış ve fakat; her ne kadar davadaki talep sonucu genel bir iptal isteğini içerse de yalnızca dava dilekçesinde yer verilen somut vakıalar ile ilişkili genel kurul kararları yönüyle değerlendirme yapılmıştır. Bu kapsamda; 6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi ile; gerek anonim şirketlerde gerekse limited şirketlerde genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceği öngörülmüş; şirket hissedarlarına ise maaş ödemesi yapılması öngörülmeyerek bunun yerine kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak aynı Yasa'nın 537. vd. maddelerinde belirli usul ve esaslar dairesinde kâr payı dağıtılması öngörülmüştür. Buna göre şirketlerde örtülü kâr dağıtımı yasaktır. Kâr payı dağıtım kararı olmaksızın, ücret, prim, maaş vb. adlarla ortaklara para ödenmesi örtülü kâr payı dağıtımı mahiyetindedir ve yasal değildir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 02.06.2022 tarih, 2020/7519 Esas ve 2022/4379 Karar). Bu ilke ve kurallara göre somut uyuşmazlık ele alındığında, yönetici ortak olmayan davacının, kendisine de maaş bağlanması yönündeki genel kuruldaki teklifi yersiz olup oy çokluğu ile reddedilen 3. maddede hukuka aykırı bir yön görülmediğinden, dava dilekçesinde yer verilen somut vakıalar itibariyle açıkça iptali istenen bu maddenin iptali isteği mahkememizce yerinde görülmemiştir. Ne var ki, dosya kapsamından ve eldeki dosya ile bağlantılı mahkememizin 2024/... Esas sayılı dosyası içeriğinden, uzun zamandır davalı şirketçe ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde bir karar alınmadığı ve yönetici ortaklar ile davacı ortak arasında ciddi sorunların bulunduğu; aralarındaki husumete bağlı olarak davacının şirket işlerinden uzaklaştırıldığı ve gelir paylaşımında sorunlar yaşandığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen şirket yöneticilerince kendilerine maaş bağlanması yönündeki bu tutumun, eşit işlem ilkesine aykırı nitelik taşıdığı ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu değerlendirilmekle bu yönde alınan kararın (4. maddenin) iptali cihetine gidilmiştir. Yine, dava dilekçesinde yer verilen somut vakıalar itibariyle açıkça iptali istenen dava konusu, şirket adına kayıtlı olması gerekirken ortaklar adına kayıtlı olan bir kısım taşınmazların şirket adına tescili istekli açılan davaya devam edilmesi ve şirket adına tescil edilmesi yönündeki ortaklar kurulu kararının şirket tüzel kişiliği ve şirket ortaklarının menfaatlerine uygun olduğu, iptali için yasal bir neden bulunmadığı; geç tescilden kaynaklı şirketin zarara uğradığı iddia ediliyor ise bunun ancak şirket yöneticileri adına açılacak bir tazminat davasında tartışılabileceği inanç ve kanaatiyle bu karara (5. madde) yönelik iptal isteği yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesinde yer verilen somut vakıalar itibariyle açıkça iptali istenen ve dava konusu edilen sermaye artırımına ilişkin karar (6. madde) bakımından ise; ne maksatla sermaye artırımına gidildiği, buna ilişkin dayanağın somut olarak hangi nedenlere dayandığı, finansal tabloların bunu zorunlu kılıp kılmadığı ve sonuçları itibariyle ortakların hak ve menfaatlerinin ne yönde etkileneceği hususunda gerekli açıklamalar yapılmadan, somut verilere dayalı olarak yönetici olmayan davacı ortak bilgilendirilmeden ve somut veriler ortaya konulup tartışılmadan sermaye artırımına gidilmesi kararının afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu değerlendirilmekle bu yöndeki kararın da iptali cihetine gidilmiştir. Yukarıda ele alınan ve tartışılan .... numaralı kararlar dışındaki ortaklar kurulu kararları yönüyle dava dilekçesinde herhangi bir somut vakıa ve gerekçeye yer verilmediği gibi mahkememizce de herhangi bir kanuna aykırılık tespit edilmediğinden fazlaya ilişkin istek yerinde görülmemiştir. Son olarak, tensiben alınan ara karar uyarınca davalı şirkete... tarihli genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik tedbir isteği bakımından takdiren 1 haftalık kesin süre içerisinde uygulanması istenen tedbire esas yöneticilerinin yazılı görüşlerini dosyaya sunması ve verilen kesin süre içerisinde görüş bildirilmemesi halinde görüş beklenilmeksizin mahkememizce değerlendirme yapılacağı hususu ihtar edilmiş, davalı vekili tarafından firma yöneticilerinin beyanlarını içerir dilekçe .... tarihinde mahkememize sunulmuş olmakla; yukarıda yer verilen açıklamalar ve gerekçe içeriğine göre .... günlü duruşmada alınan ara karar ile davacı tarafın ihtiyati tedbir isteğinin kısmen kabülü ile; iptali istenen dava konusu .... tarihli ortaklar kurulu toplantı tutanağının .. ve ... numaralı maddelerine dayalı alınan kararların ihtiyati tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına; fazlaya ilişkin isteğin ise reddine karar verilmiş; ihtiyati tedbirin mahiyeti itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 392. maddesi uyarınca takdiren teminat alınmamıştır. Neticeten, mahkememizce yapılan yargılama sonucunda yukarıda yer verilen açıklamalara göre davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek" gerekçesiyle;" Davanın kısmen kabulü ile; Erzurum Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... sicil numaralarında kayıtlı ...'ne ait .... tarihli Genel Kurul Toplantısının 4. ve 6. maddeleri doğrultusunda alınan kararların ayrı ayrı iptaline; fazlaya ilişkin isteğin reddine " karar vermiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iptaline karar verilen kararların şirketin sürekliliğini sağlamak ve mali dengesini temin etmek amacıyla alınmış salt davacının kişisel menfaatlerine aykırı olması nedeniyle iptal edilebilecek nitelikte olmayan kararlar olduğunu, sermaye artırımı kararlarının şirketin güncel ekonomik ihtiyaçları doğrultusunda alındığını, kararda somut delillerle destelenmemiş şeklinde "iyi niyet kurallarına aykırılık" yorumu yapılmasının isabetli olmadığını, TTK'nın 394. Maddesi gereği ortaklara maaş bağlanmasının mümkün olduğunu, sermaye artışının şirketin içinde bulunduğu hukuki süreç tedbir kararları ve likitide sorunu dikkate alındığında elzem olduğunu, davacının sürece katılmayarak sürece sabote etme tutumunun gözönünde bulundurulması gerektiğini, davacının hakkın kötüye kullanılması netiliğinde hareket ettiğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, davalı limited şirketin ... tarihli genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Limited şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü davalarında 6102 sayılı TTK’nın 622 madde atfıyla anonim ortaklıkların genel kurul kararlarının iptalini ve butlanını düzenleyen aynı Kanun’un 445 vd. maddeleri uygulanır. Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptali isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi gereğince toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesi gerekmektedir. Somut olayda; davacı, dava konusu genel kurul kararlarına gerekçelerini de açıklayarak toplantı tutanağına muhalefetini yazdırmış ve yasal süre içerisinde eldeki davayı açmıştır. İşin esası yönünden yapılan inceleme de; istinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece.... tarihli genel kurul toplantısının 4. ve 6. maddeleri doğrultusunda alınan kararların iptaline karar verildiği, davalı limited şirketin 3 ortaklı şirket olup, 4. madde de davacı dışında kalan diğer iki ortağa aylık 75.000,00TL maaş ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından davalı şirkete karşı açılmış derdest dava bulunduğu, çoğunluğun şirketi yönetirken azınlık haklarının ve dengesinin korunmasının bir zorunluluk olduğu, çoğunluğun almış olduğu kararlardan azınlığı ezecek ve hakların bertaraf edecek şekilde kararlar almaması gerektiği, çoğunluğun haklarını kullanırken Türk Medeni Kanun'un 2. maddesi gereğince dürüstlük ve iyiniyet kurallarına göre hareket etmesi gerektiği, bu doğrultuda 4. maddenin iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu, 6. madde de sermaye artırımına gidilmesi yönünde karar alındığı, sermaye artırımının davalı şirketin içinde bulunduğu ekonomik durumda gereklilik arz ettiği ve sermaye artışı kararının şirketin mali tabloları üzerinde olumlu etki yaratacağına dair somut bir veri ortaya konulmadığından maddenin iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 17/0/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/659, K. 2026/1109, T. 02.06.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-659-e-2026-1109-k-ecd3d98bc4c5