Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/761 E. 2026/1080 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/761
- Karar No
- 2026/1080
- Karar Tarihi
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/761 KARAR NO : 2026/1080 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2026 (Karar) NUMARASI : 2026/... Esas, 2026/... Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... tarihinde yaya konumunda olan müvekkiline çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkilinin kalıcı olarak sakatlandığını, müvekkilinin iş gücü kaybından dolayı sigorta şirketine müracaat ettiğini söz konusu sigorta şirketi tarafından dosya açıldığını, arabuluculuk toplantısı yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin tekstil firmasında bobinajcı olarak çalıştığını, müvekkilinin gerçek maluliyet kaybının eksiksiz olarak hesaplanabilmesi için emsal ücret araştırmasının yapılması gerektiğini, müvekkilinin yaralanması sebebiyle olan maluliyet nedeniyle şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin ... tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerini toplam 183.452,79-TL olarak artırdığı anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, "... Dosya kapsamındaki trafik kazası tespit tutanağı, Adli Tıp raporları, SGK kayıtları, aktüer bilirkişi raporu, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı sigorta şirketine sigortalı araç nedeniyle meydana gelen trafik kazasında yaralandığı, olay nedeniyle maluliyet oluştuğu, davacının maddi zarara uğradığı sabittir. Mahkememizce bozma ilamına uyularak davacının gerçek gelir durumuna ilişkin gerekli araştırmalar yapılmış, SGK kayıtları ile emsal ücret araştırması birlikte değerlendirilmiş, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu raporlarına göre davacının sürekli maluliyet oranının %6 olduğu, ...Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı raporuna göre davacının %75, araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda davacının mesleği dikkate alınarak TÜİK emsal ücret araştırması üzerinden hesaplama yapılmış, SGK ödemeleri mahsup edilmiş ve kusur indirimi uygulanmıştır. Hesaplamanın BAM kaldırma ilamında belirtilen eksiklikleri giderir nitelikte olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulü ile 3.924,31 TL geçici iş göremezlik, 179.528,48 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 183.452,79 TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "Davanın kabulü ile, 3.924,31-TL geçici iş göremezlik, 179.528,48-TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 183.452,79-TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (poliçe teminat limitinin 410.000,00 TL olması nedeniyle hükmedilen tutarın tamamından sigorta şirketinin sorumlu olmasına)" şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF İTİRAZLARI: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar maddi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiş olsa da müvekkilinin gerçek zararının hesaplanmadığını, müvekkilnin kazadan kaynaklı malul kaldığını, mahkemenin hükme esas aldığı raporda belirtilen maluliyet oranının oldukça düşük olduğunu, müvekkilinin gerçek maluliyet oranının mahkemece hükme esas alınan orandan daha yüksek olduğunu, müvekkilinin söz konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını, mahkemece müvekkilin kazanın meydana gelmesinde kusurlu kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin maluliyetinin daha yüksek olduğundan ve kusur indirimi yapılmaması gerektiğinden bu oranlar doğrultusunda aldırılan hesaplama raporunun hükme esas alınmasının müvekkilin hakkını zedelediğini, diğer yandan müvekkilinin tazminatı belirlenirken asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasını da kabul etmediklerini, müvekkilinin mesleği göz önüne alındığında asgari ücretten daha yüksek bir ücret ile çalıştığının açık olduğunu, bu halde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının müvekkilinin hakkını zedeler mahiyette olduğunu, mahkemece yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı tayin edildiğini, müvekkili aleyhine yapılan belirlemeleri kabul etmediklerini, iş bu dilekçede belirttikleri istinaf ilamı doğrultusunda hükmedilen faizin de hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki aracın yaya konumunda olan müvekkiline çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkilinin kalıcı olarak sakatlandığını, iddia ederek maddi tazminat talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece 18/04/2024 tarih ve 2021/... Esas 2024/... Karar sayılı ilamı ile; 1-Davanın kabulü ile, 1.068,64-TL geçici iş göremezlik, 138.135,55-TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 139.204,19-TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu üzerine, Dairemizin 14/01/2026 tarih ve 2024/... Esas 2026/... Karar sayılı ilâmı ile özetle; "...Davacı vekili dava dilekçesinde davacının tekstil firmasında bobinajcı (ön iplik operatörü) olarak çalıştığını ileri sürdüğü, dava dilekçesi ekinde emsal gelir bilgilerine ilişkin TÜİK verilerini dosyaya ibraz ettiği, aktüerya hesap bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasına itiraz ettiği, bedel artırım dilekçesinde de fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, mahkemece 18.04.2024 tarihli duruşmada davacının bilirkişi raporuna itirazları hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar vermeden sonuca gidildiği, yargılama sırasında da davacının geliri konusunda herhangi bir araştırma yapılmadan bilirkişi raporu alındığı ve mahkemece asgari ücret düzeyinde kabul edilen gelir durumuna göre benimsenen bilirkişi raporuna göre karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece bu hususta ilgili kurum ve kuruluşlardan bir emsal ücret araştırması yapılmadan yargılama yapıldığı ve sonuca gidildiği görülmektedir. Mahkemece gerekçeli kararda davacının gelir düzeyi hususunda hiçbir gerekçe belirtilmeden asgari ücret düzeyinde yapılan hesaplamaya göre karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki iş göremezlik zararının hesabında gelirin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. İlgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından davacının emsal gelirinin ne kadar olacağı gibi hususların sorulması; bu tespitlerden sonra bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihteki verilere göre tazminat hesabının yapılması için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususta araştırma yapılmadığı belirtilen bilirkişi raporuna rağmen davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kabulüyle karar verilmesi doğru değildir. ... Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde davacının tekstil firmasında bobinajcı ( ön iplik operatörü) olarak çalıştığını belirtmiş ve davacının gelirini emsal gösterir belge sunmuştur. Bilirkişi ücret hususunda ayrıca bir ücret belirlemesi olmaması sebebiyle asgari ücret üzerinden hesap yapmış, mahkemece de bu hesaplama hükme esas alınmıştır. SGK'nın ... tarihli yazı cevabına göre iş kazası olarak nitelendirilerek geçici iş göremezlik ödemeleri yapılması ve dairemizce uyap ortamından incelenen ve dosya içerisine alınan davacının SGK kayıtları değerlendirildiğinde davacının olay tarihinde dava dışı ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş.'de iplik eğirme operatörü-akrilik iplik üretim işçisi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının kaza tarihindeki gelirin tespitine yönelik araştırma yapılmalıdır. Davacının gelirini gösteren belgelerin çalıştığı işyerinden ve SGK'dan temin edilmesi, bu belgeler ile gelirlerinin belirlenmesi, belirlenen gelire göre bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile oluşturulan bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece bilirkişi raporu alınmış ve yeniden yapılan yargılama neticesinde; Mahkemece; 1-Davanın kabulü ile, 3.924,31-TL geçici iş göremezlik, 179.528,48-TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 183.452,79-TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (poliçe teminat limitinin 410.000,00 TL olması nedeniyle hükmedilen tutarın tamamından sigorta şirketinin sorumlu olmasına) karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacı vekilinin dairemizin kaldırma kararından önce yerel mahkemece verilen 18.04.2024 tarihli kararını faiz yönünden istinaf etmediği, bu hususta davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu, kaldı ki olaya sebebiyet veren aracın poliçe bilgilerine göre özel otomobil olarak kullanıldığı bu sebeple mahkemece yasal faize karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf aşamasında yeteri kadar harç alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 16.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.