Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/520 E. 2026/1287 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/520
- Karar No
- 2026/1287
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/520 KARAR NO : 2026/1287
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1059 KARAR NO : 2025/79 DAVA TARİHİ : 28.12.2023 KARAR TARİHİ : 29.01.2025 DAVA : İtirazın İptali ( Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24.09.2026 KARARIN YAZ. TARİH: 24.09.2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.01.2025 tarih ve 2023/1059 Esas, 2025/79 Karar sayılı kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 06.03.2025 tarih ve 2025/383 Esas, 2025/522 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili 28.12.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin iş makinaları tamir ve bakım işi yapmakta olduğu, bu minvalde ... özel servis ve ...ve ... teknik servisi olarak hizmet verdiği, dava dışı .... tarafından davalı şirketten "..." model iş makinesi satın alındığı ve söz konusu makinenin arızalanması üzerine ilgili makinenin tamiri için müvekkil iş yerine başvurulduğu, müvekkilinin, davalı yana söz konusu iş makinesinin garanti kapsamında olup olmadığının sorulduğu ve davalı yanın olumlu cevabıyla söz konusu iş makinesinin yedek parça, işçilik olmak üzere KDV dahil 46.245,60 TL bedelli 05.10.2023 tarih KRC2023000000148 fatura sayılı fatura kapsamında söz konusu tamir edildiği, tamiri sonrasında fatura tanzim edilerek davalı yandan ödeme talep edildiği ancak davalı yanın, söz konusu iş makinesinin arızasının garanti kapsamında olmadığını, aynı zamanda işçiliğin de karşılanmayacağını bildirilmesi üzerine davalı borçlu hakkında İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2023/20424 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı davalının borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili 23.02.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirket arasında "Satış Sonrası Hizmetler Sözleşmesi Ve Satış Sonrası Hizmetler Mk34-2022- Hı3506.... Numaralı Sözleşmenin Teknik Şartnamesi" imzalandığı, esas sözleşmenin "Hizmetler" başlıklı 6.maddesinde açıkça davacı servisin makinelerle ilgili tüm satış sonrası hizmetleri (periyodik bakım, arıza tespiti, bakım- onarım) ve diğer hizmetleri (müşteriye ilk teslimdeki kontroller-montaj-montaj keşfi) vermekle yükümlü olduğunun belirtildiği, davacı tarafça makinedeki arızanın garanti kapsamı içinde kaldığının müvekkil tarafından söylendiği iddia edilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığı, Motor kataloğu üzerinden arıza ve parça tespitini yapan davacı servisin, belirlediği arızanın ve parçaların garanti kapsamında olmadığını bilmediği iddiasının kabul edilemeyeceği, müvekkili tarafından davacıya açıkça makinedeki arızanın garanti kapsamında olduğuna dair yazılı bir bildirim yapılmadığı, taraflar arasında imza edilen sözleşme uyarınca makinelerdeki hatalı kullanımdan kaynaklanan veya garanti dışı arızaların onarım faturaları müşterilere kesilecek olup müvekkil şirketin bu hususta herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının açık olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 29.01.2025 tarih ve 2023/1059 Esas, 2025/79 Karar sayılı kararında özetle; "...Somut olayda; davacının davalıya makine kurulum, onarım ve servis hizmeti verdiği, davacı ile davalı arasında 13/06/2022 tarihli ... A.Ş Satış Sonrası Hizmetler Sözleşmesi ile Teknik Şartnamesi bulunduğu, bu sözleşmenin 14.maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı, tarafların tacir olmasına göre HMK'nun 17 vd.maddeleri uyarınca taraflar arasındaki münhasır yetki sözleşmesi şeklindeki kaydın geçerli olduğu, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ve İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğu ileri sürülmüş ise de, ileri sürülen bu yetki itirazının taraflar arasındaki yetki sözleşmesine uygun olmadığı, bu halde İİK'nun 50, TBK'nun 89 ve HMK'nun 6 ve 10 maddeleri uyarınca genel ve özel yetkiye ilişkin diğer hükümlerin dikkate alınması gerektiği, buna göre para alacağından kaynaklanan uyuşmazlıkta davacının yerleşim yeri icra daireleri olan İzmir İcra Dairelerinin yetkili olduğu, davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, davacı tarafından dava dışı ... isimli şahsa verilen hizmete ilişkin olarak yedek parça ve işçilik bedeline ilişkin davalı adına garanti kapsamında olduğundan bahisle fatura düzenlendiği ve faturanın takibe konu edildiği, davalının söz konusu servis hizmet bedelinin karşılanabilmesi için arızanın garanti kapsamında olması gerektiğini ancak söz konusu arızanın garanti kapsamında olmadığını savunduğu, her ne kadar mahkememizce alınan makine mühendisi bilirkişi raporunda söz konusu servis hizmetinin garanti kapsamında kalan bir işlem olduğu ve servis hizmet bedelinin fatura tarihi itibariyle serbest piyasa rayiçlerine uygun olduğu yönünde görüş bildirilmişse de, taraflar arasındaki satış sonrası hizmetler sözleşmesinin 7.maddesinde "Servis, ... tarafından yazılı bir şekilde açıkça yetkilendirilmedikçe, ... adına veya hesabına hiçbir yükümlülük altına giremeyeceği gibi, ....adına hiçbir irade açıklamasında bulunamaz, teminat ve garanti veremez. Servis'in diğer görev ve sorumlulukları sözleşme ekinde yer alan teknik şartnamede ayrıntılı olarak düzenlenmiştir." şeklindeki hüküm ile yine taraflar arasında satış sonrası hizmetler sözleşmesi teknik şartnamesinin 2.7, 2.8 maddelerinde " Servis ziyaretleri esnasında, ürünün garanti sürecinin sonlandırılması gereken bir durumu fark ettiğinde, bunu ....e bildirir. (bakımı zamanında yaptırılmamış, kullanıcı hatası ile zarar görmüş, kazaya karışmış, kendi insiyatifi ile....'den temin edilmemiş bir parça, ataşman vb malzeme kullanmış vb) Üründe tespit edilmiş olan her türlü malzeme hatasının (parça ve işçilik) ve ayrıca bu hataların başka parçalara verdiği hasarın muhtemel onarımının ücretsiz olarak gerçekleştirilmesi, hatalı parçaların onarım ve değiştirme gereğini müşteriye bilgi vererek karar altına alma hakkı....'e aittir. SERVİS'in ...'in onayını almaksızın İlgili işlemleri yapması halinde, ....'in söz konusu maliyetleri kabul etmeme hakkı saklıdır." şeklinde servisin görev ve sorumluluklarının detaylı şekilde taraflarca kararlaştırıldığı, bu hükümlere göre müşterinin servis hizmeti veren davacıya başvurusu üzerine davacı tarafından servis raporunun düzenlenerek davalıya bilgi verilmesi gerektiği, davalı tarafından onay verilmesi halinde garanti kapsamında müşteriye ücretsiz hizmet verilebileceği, ancak somut olayda davacı tarafından davalının açık onayının alınmadığı, davacı tarafından bir kısım mail yazışmaları sunulmuş ise de söz konusu yazışmalarda davalı tarafından onay verildiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, yine davacı tarafından onayın sözlü olarak verildiği bildirilmiş ise de mahkememizce bu hususta davacı vekiline 29/01/2025 tarihli celsede yemin delilinin hatırlatıldığı, ancak davacı vekilinin yemin deliline başvurmayacağını bildirdiği, buna göre dosya kapsamı itibariyle davacı tarafından davalının söz konusu servis hizmetine ilişkin açık onay verdiği hususu ispatlanmadığından davacının söz konusu fatura bedelini taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca talep edemeyeceği, ayrıca söz konusu olayda davalı yararına iş görülmesi söz konusu olmadığından vekaletsiz iş görme hükümlerinin de uygulanma olanağının bulunmadığı, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı değerlendirilmekle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, davalı tarafından davacının kötüniyetli hareket ettiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçeleriyle; Davanın reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili 05.02.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; davalı yan arızanın garanti kapsamında kalmadığını, kendilerinin onarıma dair davacıya bir talimat vermediğini savunmuş ve mahkemece de bu savunmaya itibar edilerek davanın reddine karar verilmişse de, Taraflar arasında mail yazışmasına yansıyan davalı yanca davacıya gönderilen mailde - Yanan motorun parça kataloğundan hareket edilerek arıza gören parçaların işaretlenmesinin istendiği - Bunun üzerine davacı müvekkil tarafından gerekli işaretleme yapılarak davalıya bildirimde bulunulduğu - Talep üzerine davacının motoru sökerek arızayı tespit ettiğine dair yazışmalarla motor sökümünün davalının isteği üzerine yapıldığı - Hatta en son 15.01.2025 tarihli dava yan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi içeriği ve ekinde de motorun sökülmesinin istendiğinin belirtildiği, - Dilekçe ekinde sunulu ve delil olarak dayanılan servis formundan da anlaşılacağı üzere, aracın motorunun sökülmesinin davalı yanca istendiği ve motorun sökülmesi suretiyle '' motorun tozlandığı'' gerekçesiyle hasarın garanti kapsamı dışında olduğundan bahisle tamir isteğinin reddedildiğinin savunulduğu, bu durumda davacı servis olan müvekkilinin motorun sökülmesi ve sonrasında takılması işinin yapılması noktasında açık bir şekilde davalıdan talimat aldığı, zaten motor sökülmeden revizyon görüp görmemesi veya hasarın garanti kapsamı dışında kalıp kalmadığının anlaşılamayacağı, motorun sökülmesiyle bu sonuca varıldığı, - Arızanın neden kaynakladığının tespit edilmeye çalışıldığı, - Sonrasında tamir için davalı şirketin yedek parçaları davacı müvekkile gönderdiğine dair kargo fişi ve akabinde davalı tarafından davacı müvekkili adına düzenlenen yedek parçalardan kaynaklı fatura çerçevesinde, davacı yanca müşteriye yapılan tamirin davalı şirketin talep, rıza ve talimatıyla yapıldığının ortaya konduğu, - Motor tamiratının tamamlandığı, revizyon edildiğine dair yazışmalarla tamiratın tamamlandığının davalıya bildirildiği, - Davalı yanın işçiliği karşılamayacağına dair maili bir arada değerlendirildiğinde, davacı müvekkilinin davalı şirkete söz konusu iş makinesinin garanti kapsamında kalıp kalmadığını sorduğu, bu çerçevede davalının bilgisi çerçevesinde motorun söküldüğü ve davalı yanın olumlu yanıt vermesi üzerine iş makinesindeki arızayı gidermek için yedek parça, işçilik ve benzeri tüm masrafları ile birlikte aracı tamir ettiği, daha sonra dayanak faturayı tanzim ettiği ödeme talep ettiği, davalı yanın ise bu sefer söz konusu iş makinesinin arızasının garanti kapsamına girmediğinden bahisle ödeme yapmadığının sabit olduğunu, Dolayısıyla; mahal mahkemesince her ne kadar dayanak sözleşmenin 7 no'lu maddesine göre, davalı şirketin davacıya açık bir şekilde onay verdiğine dair delile tesadüf edilemediğinden davanın reddine karar verilmişse de, davalı yanın 15.01.2025 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesi ve eki delillerle motor hasarının garanti kapsamında olup olmayacağının anlaşılamayacağı, davacıdan motorun sökülmesinin istendiği, söküldükten sonra da davacının revizyonu yaptığı, sonrasında motoru taktığı gözardı edilerek aleyhe sonuca varılmasının isabetsiz olduğunu, Kaldı ki; dava dışı alıcı tarafından davalı satıcıdan alınan ürünün garanti kapsamında kalmaması halinde davalı satıcının davacı teknik servis müvekkiline yaptığı ödemeyi dava dışı alıcıdan istemesine engel bir durum olmadığından teknik servis olan davacının davalı namına giderdiği hasar / zarar bedelinin davacıya ödenmemesinin bu yönüyle de isabetsiz olduğunu, Davalı satıcının, dava dışı alıcının garanti süresi içerisinde ve garanti kapsamında kalan taşınır malın motor aksamını müvekkile söktürdüğü, tamirat yaptırdığı ortadayken garanti kapsamında kaldığı apaçık olan fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle davalının zenginleşmesine sebebiyet verilmesinin de isabetsiz olduğunu, Davacının iradesini fesada uğratarak motoru söktürüp tamir ettirip müşterisine teslim ettiren davacı zararının davalıdan karşılanmaması mesnetsiz olup, ortada davacıyı ilgilendiren bir durum yokken davalının haksız ve kötü niyetli eylemi ve eliyle davacıya zarar verilmesinin isabetsiz olduğunu, netice itibariyle; dava dışı alıcı iş makinesi sahibinin garanti kapsamında kaldığı dayanak raporla anlaşılan aracını tamir ettirerek zararın giderildiği, davalının ise garanti kapsamında olan malın arkasında durmayıp davacıyı aracı kılarak zarara uğramasına sebebiyet verip fayda sağladığının tartışmasız olduğunu, Üstelik; davacının, davalı üzerinden kendisine başvuran dava dışı alıcı iş makinesi sahibine karşı da doğrudan arasında akdi bir ilişki olmadığından başvurmasına da hukuki olanak bulunmamakta olup, dava dışı malike karşı aralarında akdi ilişki bulunmadığı ve hukuken yükümlü olmadığı halde hasarını giderip davalının yararına işgören davacı müvekkili işleminin vekaletsiz iş görme hükümlerine göre değerlendirilmemesinin de hatalı olduğunu, Dosya arasında bulunan makine bilirkişisi raporuna göre, dava konusu faturaya dayanak dava dışı malikin aracında meydana gelen hasarın garanti kapsamına kaldığının aşikar olduğunu, Davacı müvekkilinin, dava dışı malike karşı iş makinesinde meydana gelen hasarı malike karşı giderim borcunun olmadığı, hukuki açıdan sorumlu tutulabilecek bir yükümlülüğünün olmadığı, davalının ise dava dışı malike karşı garanti süresi içerisinde iş makinesinde meydana gelen zararı gidermekle ilgili sorumluluğunun bulunduğu, bu kapsamda davacının davalı menfaat alanına konu bir işle ilgili olarak iş görerek davalının zenginleşmesinin kendisinin ise fakirleşmesine sebebiyet vermekle davalının 6098 sayılı Kanun'un 526. maddesi gereğince sorumluluğu cihetine gidilmesi gerekirken davanın reddi kararının hatalı olduğunu, Kabule göre, davalının tüm süreçte, davacıya iş makinesindeki hasarın garanti kapsamında olup olmadığının tespiti için motoru söktüren sonrasında da sökülen motoru taktıran davalının bir motorun sökülmesi ve taktırılmasından kaynaklı işçilik bedeliyle bu süreçte motorun sökülüp takılması nedeniyle sarf edilip yenisiyle değişmesi gereken parçaların (kapak, yağ değişimi gibi) bedeli yönünden davalının açık / örtülü onayı olduğu dikkate alınarak makine mühendisi bilirkişiden ek rapor alınarak Dava dışı araç maliki aracında meydana gelen hasarın garanti kapsamında olup olmadığının anlaşılması için araç motorunun sökülmesinin gerekli olup olmadığı, Gerekliyse bir motorun sök - tak işçilik hizmetinin davaya esas icra takibine konu fatura zikredilen KDV hariç 25.000,00-TL olup olmayacağı, bedelin rayice uygun olup olmadığı, Yine; motor sök - tak işçiliğinden ötürü dava konusu faturadaki işlerden motor rektefe, silindir kapak tamiratı, civata malzemeleri, sıvı conta, motor yağı, hidrolik yağı, antifiriz gibi gibi malzemelerin sarf edilip edilmeyeceği, edilecekse faturada yazılı bedellerin rayice uygun olup olmadığının tayin ve tespitiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, Ez cümle; davacıya motoru açtırıp zararlandırıcı eylemin garanti kapsamında olup olmadığını anlamaya çalışan davalının bizzat kendi savunmasına / özellikle 15.01.2025 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ve eki belgelere göre garanti kapsamı dışında olan ve fakat mahal mahkemesince atanan bilirkişiye göre garanti kapsamında olan hasarın ortaya çıkarılması için davacı servise ''motor sök tak '' hizmeti gördüren davalının bu hizmet ve bu hizmet esnasında sarf olunacak ve davayla talep / takip konusu olan faturada yazılı alacaklardan hangisinden sorumlu olduğunun tayin ve tespiti yerine açık onay olmadığından bahisle davanın reddi kararının ortadan kaldırılarak dosya üzerinden davanın kabulüne / aksi durumda dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiğini, Davalının hasarlanan aracın garanti kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için davacıya yaptırdığı iş ve işler bedelinin hesaplanmadan davanın reddi kararının mesnetsiz olduğunu, 24.09.2024 tarihli dayanak hesap bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, taraf defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve delil vasfının bulunduğu, iade faturasının olmaması halinde davacının davalıdan 46.245,60 TL alacaklı olduğu mütalaa edilmekle davanın kabulü yerine reddinin isabetsiz olduğunu, Esasında taraflar arasında süre gelen ilişkide ihtilaflı olan faturanın 46.245,60 TL'lik fatura olduğu, bu fatura bedelinin taraflarınca icra takibine konu edildiği, taraflar arasında süre gelen ilişkide bakiye değişikliğinin eldeki davaya konu fatura yönünden sonuca tesiri olmadığı, zira tarafların kesilen ve iade faturalarla ödeme noktasında bir ihtilaflarının olmadığı aşikar olmakla davanın kabulü için vaki istinaf başvurusunda bulunmalarının gerektiğini belirterek; Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; ilk derece mahkemesince verilen davanın reddine dair nihai kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne / aksi durumda dosyanın esas hakkında yeniden karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında 13.06.2022 tarihli "... A.Ş. Satış Sonrası Hizmetler Sözleşmesi" imzalanmış olup, bu sözleşmeyle; davalının distribütörlüğünü yaptığı ürünlerin satış sonrası servis ve bakım hizmetlerinin gerçekleştirilmesi adına davacıya "Yetkili Servis" ünvanı verilmesi ve bunun gerekliliklerine dair düzenlemeler yapılmıştır. Sözleşmenin 14. Maddesinde; ihtilafların hallinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Davacı, gerçek kişi tacir, davalı da ticari şirkettir. Tacir olan taraflar arasında yapılan HMK'nın 17. Maddesi kapsamındaki Yetki Sözleşmesi geçerli olup, sözleşmeyle, yetkili kılınan yer, İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri'dir. Ancak, davalı (borçlu) vekili, icra takibine itiraz ederken, HMK'nın 17. Maddesine uygun şekilde yetki itirazında bulunmamış, müvekkilinin yerleşim yerinin Ümraniye/İstanbul olduğunu belirterek, yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Daireleri olduğunu bildirmiştir. Buna göre mahkemenin, yetki itirazının, yetki sözleşmesine uygun olmadığı, para alacağından kaynaklanan uyuşmazlıkta davacının yerleşim yeri icra daireleri olan İzmir İcra Dairelerinin yetkili olduğuna ilişkin gerekçesinde ve davanın esasına girilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davacı tarafından, davalı adına, dava dışı.... isimli kişiye ait iş makinesinde yapılan tamiratlara ilişkin 05.10.2023 tarihli 46.245,00 TL tutarlı e-fatura düzenlenmiş olup, fatura üzerinde; garanti kapsamındaki makinenin motor revizyon faturası olduğu yazılmıştır. Davacı tarafça söz konusu faturaya dayalı olarak icra takibi başlatılmış olup, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki dava açılmıştır. Dava dışı ....'ın, davalı şirketten iş makinesi satın aldığı, söz konusu makinenin arızalanması üzerine tamir için davacının iş yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Davacı, makinenin garanti kapsamında olup olmadığının davalıdan sorulduğunu, davalının olumlu cevabı üzerine iş makinesindeki arızanın tamir edildiğini, takibe dayanak faturanın düzenlenerek davalıdan ödeme talep edildiğini, ancak davalının, arızanın garanti kapsamında olmadığını, işçiliğin de karşılanmayacağını belirterek fatura bedelini ödemediğini, bu nedenle icra takibi başlatıldığını, haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemekte, davalı ise; taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve teknik şartnameye göre, yetkili servis olan davacının, makinelerin arızalarının veya değişimi yapılacak parçaların garanti kapsamında olup olmadığını kendisinin tespit etmesi gerektiğini, makinedeki arızanın garanti kapsamında olduğunun söylendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacıya arızanın garanti kapsamında olduğuna dair bir bildirim yapılmadığını, makinelerdeki hatalı kullanım veya garanti dışı arızaların onarım faturalarının müşterilere kesilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Dosya arasında mali müşavir bilirkişi ve makine mühendisi bilirkişiden ayrı ayrı alınan raporlar bulunmaktadır. Mali müşavir bilirkişi raporunda; davalı tarafından iade faturası kesildiği, dava dışı kişiye yapılan işlerin garanti kapsamında olması halinde davacının alacaklı olduğu, garanti kapsamında değilse davalının borçlu olmadığı belirtilmiştir. Makine mühendisi bilirkişi raporunda; makinedeki arızanın garanti kapsamında olduğuna dair davalı tarafından, davacıya bir bildirim yapılmamış olsa dahi, iş makinesinin garanti süresi içerisinde arızalandığı ve arızanın garanti kapsamı dışında kaldığı hususunda bir tespitin olmadığı, bu nedenle davacının, dava dışı üçüncü kişiye vermiş olduğu hizmetin garanti kapsamında kaldığı belirtilmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. Maddesi ile Teknik şartnamenin 2.7, 2.8 maddeleri gereği, davalının söz konusu servis hizmetine açık onay verdiği hususu davacı tarafça ispatlanamadığından, davacının fatura bedelini, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davalının; davacıdan, makinenin motorunu sökerek gerekli parça listesini oluşturup göndermesini istediği, bu hususta davacıya mail attığı, mailde talep edilen parçaların temin edilerek gönderileceğinin de belirtildiği, davacının, davalının talebi üzerine motoru söktüğü dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dairemizce, davacının, davalının talebiyle yaptığı işlerin bedelini isteyebileceği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesince, davacının, davalının talebiyle yaptığı işlerin ve bedellerinin, yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi (mahalli piyasa rayiçleri içinde yüklenici karı ve KDV olduğundan ayrıca eklenmemesi) için bilirkişiden ek rapor alınmalı, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre ; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, KABULÜ ile, 2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.01.2025 tarih ve 2023/1059 Esas, 2025/79 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek halinde yatıran davacıya ilk derece mahkemesince geri verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 24.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.