Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/497 E. 2026/623 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/497
- Karar No
- 2026/623
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/497 Esas
KARAR NO: 2026/623
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/02/2025
NUMARASI: 2024/306 E. - 2025/120 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: davalı tarafından müvekkilleri aleyhine....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senedine dayalı olarak takip başlattıklarını, müvekkillerinin davalıya borçlarının bulunmadığını, senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin isminin yanlış yazıldığını, dayanak belgede borçlunun kim olduğu, aval verenin kim olduğunun belli olmadığını, senedin hile ile doldurulduğunu, belgenin dikkatli şekilde incelenmesi halinde kesilerek başka bir evrakın üst kısmından alındığının aşikar olduğunu, senedin bu şekilde oluşturulduğuna ilişkin olarak da inceleme yapılmasını istediklerini, belgede nakden ibaresinin bulunduğunu, evrakın düzenlendiği tarihte davalının müvekkillerinin SGK’lı çalışanı olduğunu, bu miktar paranın elden verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, takip konusu bononun dayanağı olan herhangi bir borçlandırıcı işlemin davalı ile müvekkili arasında yapılmadığını, takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek davanın kabulü ile takibin durdurulmasına, borçlu olmadığının tespitin ve takibin kötüniyetli olması nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: tarafların 2010-2011 yılından beri tanışmakta olduklarını ve ticari ilişkilerinin bulunduğunu, davacının müvekkilinden maddi destek aldığını, müvekkili tarafından davacıya verilen 1.860.000 USD tutarındaki borcun karşılığında müvekkilinin talebi üzerine bono verildiğini, müvekkilinin sadece bir personel olmadığını, şirket müdürlüğü de yaptığını, senet üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edileceğini, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının da davacı tarafça yazılı delillerle ispatının gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarihli 2023/253 E. 2023/1141 K. Sayılı kararıyla; Mahkemenin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy İş Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, karar verilmiştir.
Dairemizinin 08/03/2024 tarihli 2024/126 Esas 2024/476 Karar sayılı kararıyla; "Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarih, 2023/253 E. 2023/1141 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Açılan Davanın Reddine1" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin; yerel mahkemenin başlangıçta hatalı görevsizlik kararı vermesi nedeniyle yargılamanın bir yıl geciktiğini ve bu süreçte icra işlemlerinin durdurulamayarak satış aşamasına gelindiğini, müvekkilinin Türkiye'de büyük yatırımları olan yabancı bir yatırımcı olduğunu, buna karşın davalının üzerine kayıtlı hiçbir mal varlığı bulunmadığını ve paranın tahsili halinde geri alınmasının imkansızlaşacağını belirterek dosyanın ivedilikle öne alınmasını talep ettiği, mahkemenin eksik inceleme yaparak hile iddiasına ilişkin tanıklarını dinlemediğini ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, senedin imza inkarının yanı sıra hile ve irade fesadı ile ele geçirildiği iddiasının her türlü delille ispatlanabileceğine dair yüksek yargı kararlarını sunduğunu, bilirkişi raporunda senedin bir bütünden kesildiği ve farklı kalemler kullanıldığı tespit edilmesine rağmen bu hususların imzanın boş kağıda sonradan metin eklenmesi suretiyle oluşturulduğu iddiasıyla birlikte değerlendirilmediğini, 1.860.000 USD gibi çok yüksek bir meblağın elden verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve davalının bu parayı verecek mali gücünün bulunmadığını, taraflar arasındaki geçmiş husumetler ve mesaj kayıtlarının senedin sahteliğini kanıtladığını ileri sürerek; yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği görülmektedir
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıların dava sürecinin başlangıcından itibaren sundukları dilekçelerde dayanak olarak gösterilen Yargıtay kararlarının dosyamızla gerçek anlamda bağlantılı olup olmadığının dikkatlice incelenmesi gerektiğini Zira, bu kararların bazılarının kısımlarının kesilerek sunulması, önemli bilgilerin kasıtlı bir şekilde gizlenmesi ve bu şekilde yanıltıcı bir yaklaşım sergilenmesi söz konusu olduğunu, ayrıca, davacı tarafın dilekçelerinde savunmalarını her geçen aşamada genişleterek, davanın başlangıcında mevcut olmayan yeni iddialar ileri sürülmesi, sanki davanın en başından itibaren başka bir iddiaya dayanıyormuş gibi bir izlenim yarattığını, ileri sürerek davacıların haksız istinaf sebeplerinin reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, , .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe dayanak bonodaki imzanın müvekkillerine ait olmadığını, isimlerinin hatalı yazıldığını, senedin hile ile fiziki olarak imzalı başka bir evraktan kesilerek oluşturulduğunu bonoda “nakden” ibaresi bulunmasına rağmen taraflar arasında böyle bir borç ilişkisi bulunmadığını, davalının o tarihte çalışan konumunda olduğunu ve bu büyüklükte bir paranın elden verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu takibin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespiti ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise, taraflar arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişki bulunduğunu, davacının kendisinden maddi destek aldığını ve 1.860.000 USD tutarındaki borcun karşılığı olarak dava konusu bononun verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin 18/11/2023 tarih ve 2023/253 Esas 2023/1141 sayılı görevsizlik kararı Dairemizin 07/03/2024 tarih ve 2024/126 Esas 2024/476 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmış mahkemece yargılamaya devam olunmuş ve yargılama sonunda , davacıların borçlu olmadıklarının tespiti yönündeki taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığı bonodaki imzanın davacıya ait olduğu ve davacıların borçlu olmadıklarına ilişkin iddialarını ispat edemedikleri gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Somut olayda davacı limited şirketin 31.07.2017 tarihinde kurulduğu, uyuşmazlık konusu bononun da aynı tarihte tanzim edildiği, davalının davacı şirket nezdindeki konumunun ise çalışan değil, yönetici (müdür) sıfatında olduğu ve bu nedenle şirketi temsil eden organ konumunda bulunduğu tespit edilmiştir.
.... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında davalı tarafından davacılar aleyhine 35.233.050,00 TL üzerinden 07.03.2023 tarihinde kambiyo senedine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı , takip dayanağı senedin 31.07.2017 düzenleme ve 30.08.2020 ödeme tarihli, 1.860.000 USD bedelli, alacaklısının ..., borçlularının .... Şti. Ve ... olduğu, senedin matbu senetlerden olmadığı, borçlu isimleri dışındaki yazı ve rakamların bilgisayarda yazıldığı görülmektedir.
16.10.2024 tarihli ...... Jandarma Kriminal Laboratuvarı Uzmanlık Raporu’nda, inceleme konusu senet üzerindeki yazı ve imzalarda silinti, kazıntı veya karalama niteliğinde herhangi bir tahrifat izine rastlanılmadığı, ancak senetlerin güvenlik özellikleri ve standart bir şekli olmamakla birlikte yasal şekil şartlarını ihtiva edecek biçimde farklı tasarımlarda düzenlenebileceği, inceleme konusu senedin ticari faaliyetlerde kullanılan matbu senetlerden olmadığı, söz konusu senedin bilgisayar ve yazıcı yardımıyla oluşturulmuş olduğu, senet üzerindeki yazı ve imzalarda iki farklı cins mavi mürekkepli kalem kullanıldığı, “...” yazılarında bir cins mavi mürekkepli kalem, imzalarda ise farklı ikinci bir cins mavi mürekkepli kalem kullanıldığı, senedin kenar hatlarında düzensizlikler, dalgalanmalar ve kesi izleri bulunduğu, bu nedenle inceleme konusu senedin mevcut hali ile ait olduğu bir bütünden/belgeden kesildiğinin değerlendirildiği, mürekkeplerin belge üzerindeki uygulanma zamanına yönelik yazı yaşı tayininin mevcut laboratuvar imkânlarıyla mümkün olmadığı, el yazısı ve imza mürekkebinin makine yazıları/çizgileri ile kesişim/temas noktası bulunmaması nedeniyle yazı ve imzaların makine yazılarından önce ya da sonra oluşturulup oluşturulmadığının tespit edilemediği, imza incelemesi bakımından “...” ve “....ŞTİ.” adına atılı imzalar ile ...’un mukayese imzaları arasında yapılan incelemede imzaların genel şekli, başlangıç ve bitiş hareketleri, çizgi ve yön özellikleri ile kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden benzerlikler görüldüğü, bu nedenle söz konusu imzaların ... eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2023/19707 soruşturma sayılı dosyasına sunulan 26.12.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, inceleme konusu senedin matbu senetlerden olmayıp bilgisayar ve ekipman vasıtasıyla oluşturulmuş olduğu, alacaklısının ..., borçlularının ... ve .... Şti. olduğu, 31.07.2017 düzenleme ve 30.08.2020 ödeme tarihli, 1.860.000 USD bedelli senet üzerindeki “....ŞTİ.” kaşe izi ve “...” ismi altındaki imzalar ile ...’un mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işlekliği, alışkanlıkları, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığı ve söz konusu imzaların ...’un eli ürünü olduğu, senet üzerindeki “...” isim yazısı ile mukayese yazılar arasında farklılıklar bulunduğu ve bu yazının ...’un eli ürünü olmadığı, “...” yazısının ...’ya yazdırılmadığından onun yönünden aidiyet değerlendirmesi yapılamadığı, senedin kenarlarının forme kesim olmadığı, ölçü farklılıkları bulunduğu, inceleme konusu senedin matbu senetlerden olmayıp bilgisayar ekipmanı ile oluşturulduğu , imzaların bir kalemle, “...” yazısının ise farklı bir kalemle yazıldığı, mürekkep yaşı tayinine yönelik bilimsel yöntem bulunmaması ve imzalar ile bilgisayar çıktısı yazılar arasında kesişim olmaması sebebiyle senedin imzalardan faydalanılarak sonradan oluşturulup oluşturulmadığı hususunda kesin bir tespit yapılamadığı belirtilmiştir.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2023/19707 soruşturma ve 2024/5961 karar sayılı dosyasında, müştekinin şüphelinin kendisine ait olmayan imzayla senet düzenleyip icra takibi başlattığı ve şantaj yaptığı yönündeki şikâyeti üzerine Adli Tıp Kurumu’nun 26/12/2023 tarihli raporunda senet üzerindeki imzaların müştekinin eli ürünü olduğu, ancak isim yazısının müştekiye ait olmadığı ve senedin sonradan hileli şekilde oluşturulup oluşturulmadığının bilimsel olarak kesin biçimde tespit edilemediği mesaj içeriklerinde şantaj suçunun unsurlarını oluşturacak nitelikte olmadığı resmî belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve şantaj suçlarının işlendiğine dair yeterli ve kesin şüphe elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara karşı yapılan itiraz üzerine Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 2024/1929 D.İş sayılı, 29/03/2024 tarihli kararıyla, KYOK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece menfi tespit talebi yalnızca imza inkarına dayalı değerlendirilmiş ise de ; dava dilekçesinin içeriğine bakıldığında dava konusu bonoya ilişkin olarak, geçerli bir kambiyo senedi olmadığını senet altındaki imzaların kendisine ait olmadığını, ayrıca senette isminin yanlış yazıldığını ve bir kişinin kendi ismini yanlış yazmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu senette borçlu ve aval verenin kim olduğunun açık olmadığı, borçluya ait adres ve kimlik bilgilerinin bulunmadığı, davacının Türkçe bilmemesi nedeniyle kambiyo senedi düzenlenmesi amacıyla verilmiş bir imza olmadığını, imzanın hile ile ele geçirildiğini, müvekkile ait daha önce imzalanmış az satırlı belgelerin üst kısmının kesilerek daha sonra bu kesilen kısmın bilgisayar üzerinden kambiyo senedi olacak şekilde doldurularak senet haline getirildiğini dayanak belgenin davalı tarafından bu şekilde hile ile elde edilerek işleme konulduğunu imza ile metnin aynı anda oluşturulmadığı belirtilerek senedin gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığı ve hileli şekilde oluşturulmuş sahte bir senet olduğu ileri sürülmüştür.
Görüldüğü üzere; davacılar imza inkarı yanında imzanın aidiyetinden bağımsız olarak açıkça imzanın başka belgelerden hile ile ele geçirilerek sonradan üst kısmının doldurulması suretiyle senet haline getirildiği ve dolayısıyla senedin sahte olduğu iddiasına da dayanmışlardır. Nitekim dosyada mevcut kriminal inceleme raporunda, senedin bilgisayar ve ekipman vasıtasıyla oluşturulduğu, metin ile imza unsurları arasında kesişim bulunmadığı ve senedin başka bir belgeden alınan imzalar kullanılarak oluşturulmuş olabileceği yönünde teknik kanaat bildirilmiştir.
Benzer tespitler savcılık dosyasındaki ATK raporunda da mevcuttur. Bu bulgular, iddia olunan sahtecilik yöntemini destekler niteliktedir. Buna rağmen, karar gerekçesinde anılan raporun bu hususlara değinen kısmına hiç yer verilmediği gibi bu konudaki iddia hakkında inceleme ve değerlendirme de yapılmamıştır.
Tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında ; davacı tarafça ileri sürülen “başka belgeden alınan imza ile sahte senet oluşturulması” iddiası ve bu iddiayı destekleyen kriminal rapor bulguları hiç tartışılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı olduğu, hile ve sahtecilik iddiası bakımından tanık dahil tüm deliller toplanarak değerlendirme yapılması, hasıl olacak sonuç çerçevesinde yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi gereği kararın kaldırılarak dosyanın yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../02/2025 tarih, 2024/..... E. 2025/...... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026