Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/405 E. 2026/734 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/405
Karar No
2026/734
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/405

KARAR NO: 2026/734

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/11/2024

NUMARASI: 2024/713 Esas - 2024/817 Karar

DAVANIN KONUSU: Şirket Genel Kurul Kararının İptali Taraflar arasında görülen genel kurul kararlarının iptali davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların, davalı şirkette hissedar ve yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirketin tıp merkezi işlettiğini, müvekkili ...'ın 20 yıldır yönetim kurulu başkanı olduğunu, 27.07.2022 tarihinde bu müvekkilinin şirket hesabının bulunduğu ... gittiğinde, kendisinin artık şirket yetkilisi olmadığının banka müdürü tarafından bildirildiğini, kendilerinin yönetimden alınarak diğer hissedarlar ...'ın ve onun kardeşi olan ...'ın yönetim kurulu üyesi yapıldığını öğrendiklerini, böyle bir genel kuruldan haberlerinin olmadığını, bu düzmece genel kurulda yönetim kurulu başkanlığına ...'ın getirildiğini öğrendiklerini, mali müşavir tarafından da şirket defterlerinin 21.06.2022 tarihinde ... tarafından teslim alındığı bilgisi verildiğini, defterleri teslim alan ...'ın 05.06.2022 tarihli düzmece genel kurul yaptığını, ayrıca noterlikten de imza sirküleri almış olduğunu, genel kurulun yapıldığı iddia edilen 05 Haziran 2022'nin Pazar gününe denk geldiğini, şirketin kapalı olduğunu, davacı .......'in o tarihte İstanbul dışında olduğunu, 01.06.2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile 05.06.2022 tarihinde genel kurul yapılacağına ilişkin yönetim kurulu kararı olduğunu gördüklerini ancak yönetim kurulu kararındaki imzaların davacılara ait olmadığını, yani genel kurul için TTK'nın 414. maddesi uyarınca alınmış geçerli bir yönetim kurulu kararı bulunmadığını, yönetim kurulu çağrısı olmadan genel kurul yapılmış gösterildiğini ve böyle bir genel kurul kararıyla müvekkillerinin yönetimden alınarak yeni yönetimin seçildiğini öğrendiklerini, genel kurul tutanağında müvekkillerinin imzalarının bulunmadığını, ayrıca genel kurul çağrısı için herhangi bir ilanın da yapılmadığını, genel kurul tutanağında toplantının davacı ... tarafından açıldığı belirtilmiş ise de tutanakta müvekkilinin imzasının bulunmadığını, çünkü anılan tarihte bir genel kurul toplantısı yapılmadığını, ayrıca yönetim kurulu üyeliği sona erdirilen davacı ...'ın genel kurulda olumlu oy kullandığından söz edildiğini, oysa anılan davacının da genel kurulda bulunmadığını, ... ve ... arasında 02 Temmuzda yapılan whatsapp yazışmalarında genel kurul yapılması hususu görüşüldüğünü ancak genel kurul yapılmadığının bildirildiğini, sonuç olarak tamamen düzmece belgelerle genel kurul yapılmış gibi gösterildiğini belirterek, 05.06.2022 genel kurul kararlarının iptaline ve TTK'nın 449. maddesi uyarınca kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; genel kurulun, 01.06.2022 yönetim kurulu kararına dayanılarak toplantıya çağrıldığını, yeni yönetim kurulunun oluşturulduğunu, yönetim kurulu kararının davacılar tarafından imzalandığını, genel kurul kararından haberdar olunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, TTK'nın 416. maddesinde çağrısız genel kurul prosedürünün düzenlendiğini, somut olayda da hazirun cetvelinden de açıkça görüleceği üzere, genel kurulun tüm pay sahiplerinin katılımı ile gerçekleştiğini, bu nedenle çağrıya ilişkin usullere uyulması gerekmediğini, TTK'nın 418. maddesinde öngörülen karar nisabının da gerçekleştiğini, kararların bir kısmının oy birliği ile bir kısmının ise oy çokluğu ile alındığını, kararlarda kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığını, genel kurul toplantısı tamamlandıktan sonra toplantı tutanağının başkan ve oy toplayıcısı tarafından imzalandığını ve daha sonra diğer usuli işlemlerin yapıldığını, genel kurul kararının tasdikine ilişkin işlemlerin sonradan yapılmasının mümkün olduğunu, ...'ın yönetim ve temsil yetkilerinin elinden alındığı iddiasının doğru olmayıp çift imza ile temsil kuralının getirildiğini, yönetim kuruluna üye olarak seçilen ...'ın bu alanda yeterli deneyime sahip olduğunu, genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılmasını gerektirecek bir husus bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında; davalı ... A.Ş unvanlı şirketin 05.06.2022 tarihli genel kurul kararlanın iptali istenmektedir. Öncelikle davacıların davalı şirketin pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri oldukları ve davanın genel kurul kararlarının alındığı 05.06.2022 tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı sabittir. Dava konusu toplantının tutanak içeriğinde yazılı olduğu üzere 6102 sayılı TTK'nin 416.madesi gereğince çağrısız toplandığı anlaşılmaktadır. TTK'nin 416.maddesi gereğince çağrısız genel kurul toplantısının geçerli olabilmesi için ortakların tümünün toplantıya katılıp, toplantının yapılmasına herhangi bir itirazlarının bulunmaması ve toplantı sonuna kadar da hazır bulunmaları gereklidir. Kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi hazır bulunmaz veya toplantıyı terk ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kuruldan bahsedilemez. Doktrine göre de, toplantıya katılmayan veya itirazı olan pay sahibinin genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmez (Prof Dr. ..., TTK.na göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara 1993 Bası. S.76) O halde, TTK.nun 416. maddesinde öngörülen şartlar gerçekleşmeden yapılan genel kurul hukuken yoktur ve alınan kararlar da yoklukla malüldür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.12.1998 tarih, 1998/7636 E, 1998/7820 K. sayılı, 15.02.1999 tarih, 1998/9105 E, 1999/801 K. sayılı ve 26.2.2001 tarih, 2000/10968 E, 2001/1616 K. sayılı, 31/10/2017 tarih 2016/3685 Esas 2017/5912 Karar sayılı, 17/05/2011 tarih, 2009/12744 Esas 2011/6060 Karar sayılı emsal ilamlarıj). Bu anlamda olayda olduğu gibi 01.06.2022 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile şirketin olağan genel kurul toplantının 05.06.2022 tarihinde yapılmasının kararlaştırılması karşısında hazirun cetvelinin ve buradaki imzaların yukarıda açıklanan şartlara bir etkisi yoktur. Dava konusu 05.06.2022 tarihli ... A.Ş 2021 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı ile davacılardan ...'ın yönetim kurulu üyeliğine son verildiği, dışarıdan ... isimli kişinin yönetim kurulu üyesi yapıldığı, diğer davacı yönetim kurulu başkanı ...'ın yerine ...'ın seçildiği, ...'ın yönetim kurulu başkan yardımcısı seçildiği, ...'ın ve ...'ın yönetim kurulu üyesi olduğu ve böylece şirketi yönetiminin esaslı şekilde değiştirildiği anlaşılmıştır. Bu esaslı değişikliğe rağmen dosya kapsamına ve duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve beyanlar , tanık anlatımları ve her şeyden önemlisi duruşmalarda taraflara ilişkin yapılan gözlemlere göre toplantı tutanağının bir numaralı maddesinde yer alan toplantı başkanlığına ...'ın oy birliği ile seçilmesinin dahi mümkün olmadığı, şirketin yönetimine ilişkin esaslı değişikliklere ve oy çokluğuna rağmen tutanağa hiçbir muhalefet şerhinin geçirilmediği, toplantı tutanağının yalnızca ... ve ... tarafından imzalandığı, davacıların toplantı tutanağının sonunda imzalarının bulunmadığı ve böylece toplantı sonuna kadar hazır bulunma ilkesinin fiilen sağlanmadığı açıkca tespit edilmiştir. Mamafih özellikle dosyaya yansıyan tanık beyanları, toplantı tarihi ve tarafların iddia ve savunmalarından aslında fiilen bir genel kurul yapılmadığı, hazirun cetvelinin öncesinde imzalandığı, toplantı tutanağın da fiilen 'masa başında' hazırlandığı, önceki fiili uygulamanın bu şekilde olmasının dahi dava konusu toplantıya hukuki geçerlilik kazandırmayacağı, her halde ve şartta davacıların katılımı olmadan toplantının icra ve imza edildiği bedihidir. Filhakika, 01.06.2022 tarihli Yönetim Kurulu Kararında gündemde yer almamasına rağmen dava konusu toplantının ana konusunun doğrudan yönetim kuruluna ilişkin olduğu, iş bu durumun TMK'nin 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına, ticari hayatın düzen ve geleneklerine ve şirket ana sözleşmesine de aykırı olarak 6102 sayılı TTK'nin 413/3 ve 364.maddeleri gerekçe gösterilerek toplantı metnine yazıldığı, müşahhas gayenin şirketin yönetiminin kendi uhdelerine almak olduğu sonuç ve inancı hakim olmuştur.

Burada hemen ifade edilmelidir ki; davalı ve ilgilerin dosyaya yansıyan tüm savunma ve beyanlarından şirketin mevcut davacı yönetim kurulu başkanı tarafından özetle; kötü yönetiltildiği, günümüzün ekonomik, ticari ve sosyal akışına uygun hareket edilmediği, şirketin ticari kayıplar yaşamasına neden olunduğu savunmasıyla; şirketin genç, dinamik, günün ekonomik ve sosyal koşullarını bilen ve alanında kariyer sahibi ellerde yükseltilmesinin amaçlandığı görülmek ve bu amaç mahkememiz çoğunluğunca ticari olarak anlaşılmakla birlikte; işbu sonuca meşru olmayan yol ve yöntemlerle ulaşılmasına ise hukuk düzeni tarafından cevaz verilmediği ve verilmeyeceği değerlendirilmiştir. Bu itibarla; 05.06.2022 tarihli genel kurul kararlanın yoklukla malul olduğu sonuç ve kanaatiyle; her ne kadar dava dilekçesinde genel kurul kararlarının iptali beyan edilmiş ise de, dilekçe içeriğinde alınan kararların "düzmece şekilde ve belgelerle" yapıldığından esasen batıl olduğunun ileri sürüldüğü gibi, yokluk hukuki sebebinin hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebileceği, tespit ettirilebileceği, hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınacağı, yokluk hususunda mahkemenin vereceği tespit hükmünün, bu durumu açıklayıcı nitelikte olduğu, yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce kendiliğinden göz önünde bulundurulacağı anlaşılmakla Mahkememiz Başkanı ... ......'ın karşı oyundan mütevvellit oy çokluğuyla davanın kabulü ile; davalı ... A.Ş unvanlı şirketin 05/06/2022 tarihli olağan genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir. (Yargıtay 11.HD 24/06/2024 T. 2023/22240 E.2024/5113 K.) Bununla birlikte esastan verilen kararın içerik, sonuç ve hukuki etkisine göre somut olayda davacıların haklarının korunmasının gerekmesine göre ihtiyati tedbir sebebinin ve hüküm tarihi itibarıyla olayda tam ispatın gerçekleştiği kanaati hasıl olduğundan yine Mahkememiz Başkanı ... ...'ın karşı oyuve oy çokluğuyla işin niteliği ve esas ilişkin hüküm değerlendirildiğinde teminat alınmasını gerektirir bir durum görülmediğinden teminatsız olarak ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; 6102 Sayılı TTK'nin 449 ve 6100 Sayılı HMK'nin 389 vd maddeleri gereğince davalı ... A.Ş'nin 05/06/2022 tarihli olağan genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına da karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 05/06/2022 tarihli genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve 05/06/2022 tarihli olağan genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu 05.06.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinin hukuka uygun olduğunu, davacıların imzalarının geçerliliğine mukavemet edecek bir iddiasının bulunmadığını, hazirun cetvelinde herhangi bir hukuki eksiklik veya herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, “fiziken yapılmayan” bir genel kurula ilişkin hazirun cetvelinde davacıların neden imzasının bulunduğu sorusunun yanıtlanmadığını, imzaların kabul edildiği hazirun cetveline ve dosya kapsamına göre dava konusu genel kurul kararının geçerli olduğu sonucuna ulaşılması gerekirken, yerel mahkeme tarafından somut olayla ilgisi bulunmayan hususlara dayalı, tamamen soyut kanaatlerle davanın kabulüne ve 05.06.2022 tarihli olağan genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hazirun cetvelinde davacının, hem yönetim kurulu başkanı hem de asaleten katılan pay sahibi sıfatıyla imzasının bulunduğunu, davacıların söz konusu belgede yer alan imzalarına rağmen genel kurul toplantısını “düzmece” olarak nitelendirdiklerini, şirketin yıllardır toplantı uygulamasının aynı şekilde yapıldığını, genel kurul toplantı tutanağının toplantıya katılanları ispat etme gibi bir işlevi bulunmamasının yanı sıra, davacının imzasını içermesi gibi bir gerekliliğin de bulunmadığını, toplantı tutanağının genel kurul başladıktan sonra hukuka uygun olarak toplantı başkanlığına seçilen ... ve oy toplama işi ile görevlendirilen ... tarafından imzalanmış olduğunu, davacıların hazirun cetvelindeki imzaları inkâr etmemesine göre, toplantıya katıldıklarının sabit olduğunu, aksi iddia ediliyor ise, ispat yükümlülüğünün davacılarda bulunduğunu, imzasını inkâr etmedikleri hazirun cetvelinin sahteliğini ispat etmenin davacıların yükümlülüğü olduğunu, ancak davacıların ispat yükünü yerine getirememiş olduklarını, gerekçeli kararda yer alan; toplantı tutanağında muhalefet şerhi bulunmadığı ve “…her şeyden önemlisi duruşmalarda yapılan gözlemlere göre…” gibi tespitlerle fiilen genel kurul yapılmadığı sunucuna ulaşılmasının kabulüne imkân bulunmadığını, davacıların olumsuz oy kullandığı ve olumsuz oy miktarının da genel kurul toplantı tutanağında açıkça yer aldığını, davanın gerçek nedeninin davacının şirket yönetimi ve temsili ile şirket hesapları üzerinde, alışageldiği şekilde tek başına tasarruf etme arzusunun gerçekleşmemiş olması olduğunu, genel kurul toplantısında gündemle bağlılık ilkesine uygun hareket edilmiş olduğunu, yerel mahkemenin aksi yöndeki hükmünün açıkça hukuka aykırı olduğunu, TTK'nın 364. maddesine göre, gündemden bağımsız olarak yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabileceği öngörülmüş olduğundan gündeme bağlılık yönünden de genel kurula halel getirecek bir yasaya aykırılık bulunmadığını, anonim ortaklıklarda genel kurulun çağrısız olarak toplanıp kararlar alabilmesi için, tüm pay sahiplerinin hazır bulunması, içlerinden hiçbirisinin genel kurul olarak toplanmaya ve kararlar almaya itiraz etmemesi ve toplantının devamı süresince tüm pay sahiplerinin toplantı yerini terk etmeyip, genel kurul olarak toplanma iradelerini devam ettirmelerinin zorunlu olduğunu, somut uyuşmazlık kapsamında çağrısız olarak toplanan genel kurul toplantısında davacının gündeme usulsüz şekilde madde ilavesi yapıldığına ilişkin iddialarının da dayanaksız ve haksız olduğunu, yerel mahkemenin usule ve esasa aykırı, gerekçesiz karar verdiğinin kabulü ile hükmün kaldırılması, haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, genel kurul toplantısının başlangıcında ve her aşamasında TTK hükümlerine riayet edildiğini, hazirun cetvelinden de açıkça tespit edileceği üzere genel kurul toplantısının tüm pay sahiplerinin katılımı ile gerçekleşmiş olduğunu, TTK'nın 416. maddesi gereğince çağrıya ilişkin usullere uyulması zorunluluğu bulunmadığını, davacıların bu yöndeki iddialarının kötüniyetli olduğunu, genel kurul toplantısında alınan kararların bir kısmının katılım sağlayan ortakların oybirliğiyle, bir kısmının da oy çokluğu ile alındığını, yasada öngörülen nisapların fazlasıyla üstünde bir şekilde kararların alınmış olduğunu, bu yönüyle ortada geçerli bir genel kurul kararı bulunduğunun kabulü gerektiğini, yerel mahkeme tarafından işbu hususların göz ardı edilmiş olduğunu, dava konusu genel kurul kararının yokluğunu gerektiren yasal bir eksiklik bulunmadığını, TTK’na göre bir genel kurulun varlığından söz edilebilmesi için ilk koşulun, pay sahiplerinin ve temsilcilerinin genel kurul olarak bir araya gelmelerinin, toplanmalarının olduğunu, dava konusu edilen genel kurul çağrısı yapılırken tüm usule ve şartlara uygun olarak hareket edildiğini, dava konusu toplantının TTK 414. maddesine bağlı olmadığını, 416. maddesinde yer alan çağrısız genel kurul şeklinde yapıldığını, dava konusu olan genel kurul toplantısının çağrısız yapıldığının taraflar arasında ihtilaflı olmadığını, davacıların iddialarının aksine dava sebebi olarak gösterilen genel kurul çağrısına ilan yapılmadığı sebebinin dayanaksız hâle geldiğin sabit olduğunu, toplantının sirküler yoluyla ve çağrısız bir şekilde yapılmış olması nedeni ile dava konusu tutanağın bütünlüğünde ve imzalanmasında geçerliliğine halel getirecek bir eksikliğin bulunmadığını, tanık beyanına, dava konusu toplantıya dayanak olan ve davacı yanca itiraza uğramayan ve davacıların da imzalarının bulunduğu 01/06/2022 tarihli yönetim kurulu kararına, imzaların kabul edildigi hazirun cetveline ve dosya kapsamına göre dava konusu genel kurulun sirküler yoluyla ve çağrısız olarak yapılmış olduğunu, toplantının sirküler yoluyla gerçekleşmiş olmasının yasa ve ana sözleşmeye aykırı olmadığını, davacı tanığının beyanına göre de önceki toplantıların da aynı şekilde sirküler yoluyla yapılmış olduğunu, imzaları kabul edilen hazirun cetveli, yasal düzenlemeler uyarınca genel kurul toplantı tutanağının geçerliliği ve varlığı için dava konusu tutanakta yer alan imzaların yeterli olduğunu, gündem farklılığının TTK'nın 364. madde düzenlemesi kapsamında kalması nedeni ile gündeme bağlılık yönünden toplantıya halel gelecek bir durumun bulunmadığını ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu toplantının yokluğunu gerektirir bir yasal eksiklik bulunmadığını, genel kurul kararının alındığı yönetim kurulu kararında imzası bulunan ve genel kurulda bulunduğu imzasıyla sabit olan davacıların genel kurulun gerçekte yapılmadığı yönündeki itirazlarının çelişkili olduğunu, bu durumun aynı zamanda çelişkili davranma yasağı kapsamında kaldığını, davacıların, genel kurulun kendilerinden habersiz olarak ve gerçekte belirlenen tarihte yapılmadığını ileri sürdüklerini, oysaki, genel kurulun çağrısız olarak 05.06.2022 tarihinde yapılacağına ilişkin alınan yönetim kurulunda imzalarının bulunduğunu ve genel kurul hazirun cetvelinde de imzalarının bulunduğunu, davacıların tüm bu hususlara karşın genel kurulun yapılmadığı yönündeki iddialarının açıkça hakkın kötüye kullanma yasağı kapsamında olduğunu, davacıların ikame etmiş olduğu davada, iddialarını usulüne uygun delillerle ispatlayamadıklarını, mahkemece kabul edilen nedenlerin hiçbirinin ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektiren hâller kapsamında olmadığını, ihtiyati tedbir şartlarının varlığına ilişkin somut bir gerekçenin Mahkemenin gerekçeli kararında bulunmadığını, şirketin temsilinde tek imzayla temsil yetkisinin kaldırılıp çift imza yetkisinin verilmesinin şirketin menfaatlerini daha fazla güvence altına alan bir durum olmasına karşın mahkemece aksi düşüncede olunmasını anlamanın mümkün olmadığını, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı sabit olduğundan yerel mahkemece teminatsız bir şekilde yürütmenin durdurulması kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının gerekçesinin isabetli olduğunu, dava konusu genel kurulun yokluk ile malul olduğunu, bir genel kurul kararının kurucu unsurlarının mevcut olmaması genel kurul kararının yokluğunu gösterdiğini, yokluk hâlinde alınan kararların hiçbir hüküm ve sonuç doğurmayacağını, yok hükmündeki genel kurul kararlarının yönetim kurulu tarafından icra edilemeyeceği gibi ticaret siciline tescil ve ilan da edilemeyeceğini, bu durumca mahkeme gerekçesinde belirtildiği gibi dava konusu olan 05/06/2022 tarihli genel kurul kararı yok hükmünde olduğundan genel kurulda yapılan yönetim kurulu seçimi, değişikliği ve seçilen bu yönetim kurulunun aldığı kararların da geçersiz olacağı ve işbu genel kurul kararanın ticaret sicilinden terkini gerekeceğini, yok hükmünde olan 05.06.2022 tarihli genel kurul kararı ile yönetime devam eden yönetim kurulunun şirketi çok ciddi zararlara uğratması sebebiyle tedbiren ... AŞ' nin 05.06.2022 tarihli genel kurul kararlarının ve ona bağlı olarak oluşturulan yönetimin yaptığı tüm yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmak suretiyle geri bırakılmasına karar verilmesinin hukuken doğru olduğunu belirterek, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davalı şirketin, 05.06.2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile davalı şirketin 05/06/2022 tarihli olağan genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, davacıların ihtiyati tadbir talebinin teminatsız olarak kabulü ile davalı şirketin 05/06/2022 tarihli olağan genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davada davacılar, davalı şirketin pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleridir. İptali istenen genel kurul toplantısı 05.06.2022 tarihlidir. Davacılardan ... ...'ın yönetim kurulu başkanı, davacılardan ...'ın ise yönetim kurulu üyesi sıfatıyla imzaladıkları 01.06.2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile 05.06.2022 tarihinde 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısının yapılmasının oy birliği ile kararlaştırıldığı, anılan genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinin dosyada yer aldığı ve pay sahiplerinin tümünün hazirun cetvelinde imzalarının bulunduğu, hazirun cetvelini davacılardan ...'ın divan başkanı olarak, davacılardan ...'ın ise yazman olarak imzaladığı, anılan genel kurul toplantısına ilişkin toplantı tutanağında ise pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olan ... ve ...'ın imzalarının bulunduğu, ...'ın toplantı başkanı, ...'ın oy toplayıcı olarak tutanağı imzaladığı, tutanakta toplantının ... tarafından açıldığının, toplantı başkanlığına ...'ın, oy toplayıcılığına ise ...'ın seçildiğinin belirtildiği, 5. maddesinde şirketin yönetim kurulu üyelerinin görevden alındığı, yönetim kurulu üyeliğine şirket pay sahiplerinden ..., ..., ... ve pay sahiplerinden olmayan ...'ın seçildiği, davacılardan ...'ın yönetim kurulu üyeliğine son verildiği, 780.000 olumsuz oya karşılık 1.820.000 olumlu oyla oy çokluğu ile kararın alındığı, söz konusu tutanakta olumsuz oyun kim tarafından verildiğine ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği, muhalefet şerhine ilişkin bir imzanın bulunmadığı, tutanağın 6. maddesinde davacı ...'ın yerine ...'ın yönetim kurulu başkanı, ...'ın yönetim kurulu başkan yardımcısı, ...'ın ve ...'ın ise yönetim kurulu üyesi olmasına karar verildiği, davacıların imzalarının genel kurul toplantı tutanağında bulunmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde 05/06/2022 tarihinde genel kurul yapılmasına ilişkin 01.06.2022 tarihli yönetim kurulu kararındaki imzaların davacılara ait olmadığının beyan edildiği, 09.09.2022 tarihli dilekçeleri ile 01/06/2022 tarihli yönetim kurulu kararı ve 05.06.2022 tarihli genel kurula ilişkin hazirun cetvelindeki imzaların kendilerine ait olduğunu beyan ettikleri, 11.01.2023 tarihli duruşmada da aynı şekilde anılan belgelerdeki imzaların kendilerine ait olduğunu, ancak hazirun cetvelini ne zaman imzaladıklarını hatırlamadıklarını beyan ettikleri, davacı vekilince 11.01.2023 tarihli celsede muhasebeci tarafından önceden alınan imzaların kullanıldığının beyan edildiği anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde ayrıca şirket defterlerini 21/06/2022 tarihinde teslim alan Yönetim Kurulu üyesi ...'ın 05/06/2022 tarihli düzmece bir genel kurul yaptığı, bu durumun defter teslim tarihi ve mali müşavir beyanlarıyla sabit olduğu iddia edilmiştir. Dosya içinde şirket yönetim kurulu karar defteri, genel kurul müzakere defteri, ortaklar pay defteri ve damga vergisi defterinin teslimine ilişkin 21.06.2022 tarihli teslim eden olarak ........'nın imzaladığı, teslim alan olarak ...'ın imzaladığı teslim tutanağı bulunmaktadır. İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı tanıklarınının dinlendiği, davalı tarafın tanık dinletme hakkını kullanmadığı görülmüştür. Mahkemece dinlenen davacı tanıklarından ...'ın yeminli beyanında özetle 2013 yılından beri davalı şirkette muhasebeci olarak çalıştığını, yine Mahkemece dinlenen tanık ...ı tanıdığını, ...ın davalı şirketin ticari defterlerini tuttuğunu,....'ın çalıştığı dönemde genel kurullara ilişkin kararların, toplantıların ve bütün sürecin ..... tarafından hazırlanıp tamamlandığını ifade ettiği, tanık ...'ın Mahkeme huzurundaki yeminli beyanında ise özetle, 2008 yılından 2022 yılına kadar davalı şirketin defterlerini kendisinin tuttuğunu, şirketin nevi değişiminden sonra bütün genel kurul hazırlıklarını kendisinin yaptığını, hükümet komiserinin hazır bulunması gereken toplantılar dışında genel kurullar yönünden fiziki olarak yüzyüze gelmek suretiyle toplantı yapılmayıp, sirküler yoluyla yani imzalar dolaştırılmak suretiyle alınarak yapıldığını, düzenlediği hazirun cetveline bağlı olarak 05.06.2022 tarihli olağan genel kurulu toplantı tutanağını hazırlayıp imza için dolaştırdığını, ..... ve ......'un tutanağı imzaladığını, sonrasında tutanağı ...'e imzalaması için bıraktığını, ......'in tutanağı inceleyeceğini söylediğini, bir saat sonra tekrar .......'e gittiğinde sekreterinin ...'in tutanağı imzaladığını ve ...'in odasına bıraktığını, .....'in yurtdışından dönünce imzalayacağını söylediğini, sonrasında bu tutanağı görmediğini, bu tutanakta sadece 2021 yılına ait olarak kâr dağıtımına ilişkin karar olduğunu ifade ettiği görülmüştür. Dosya kapsamındaki defterlerin teslimine ilişkin teslim tutanağı, genel kurul hazirun cetvelinde ...'ın toplantı başkanı olarak belirtilmiş olmasına karşın davaya konu genel kurul toplantı tutanağında ...'ın toplantı başkanı olarak belirtilmiş olması hususları ile tüm dosya kapsamı hep birlikte dikkate alındığında anılan tanık beyanlarına itibar edilebileceği kanaatine varılmıştır. Ayrıca, davalı vekilince 11.03.2023 tarihli celseye ait duruşma tutanağının 3. sayfasında yer aldığı hâliyle, Mahkeme huzurunda, "...Şirket içi teamül gereği imzalar tamamlanmıştır, bu şekilde toplanan imzaların kötüye kullanıldığı ileri sürülmektedir ki....", "....davacıların huzuren toplantıya katılmış ve karşı oy kullanmış olmaları ihtimalinde dahi...." şeklinde, duruşma tutanağının 4.sayfasında yer aldığı hâliyle ".....fiziken aynı ortamda bulunma şartı TTK uyarınca aranmamaktadır..." şeklinde beyan bulunulduğu, davalı tarafça 18.12.2024 havale tarihli istinaf dilekçesinin 8. sayfasında "...Toplantının sirküler yoluyla ve çağrısız bir şekilde yapılmış olması nedeni ile dava konusu tutanağın bütünlüğünde ve imzalanmasında geçerliliğine halel getirecek bir eksikliğin bulunmadığı..." şeklinde; 9. sayfasında "...dosya kapsamına göre dava konusu genel kurul, sirküler yoluyla ve çağrısız olarak yapılmış olup..." şeklinde, yine 9. sayfada "Davacılar tarafından itiraz edilmeyen yönetim kurulu kararı, toplantının çağrısız yapılmış olması, toplantının sirküler yoluyla gerçekleşmiş olması ve bu durumun yasa ve ana sözleşmeye aykırı olmaması, yine davacı tanığının beyanına göre de önceki toplantıların da aynı şekilde sirküler yoluyla yapılmış olması" şeklinde ifade etmek suretiyle, genel kurulun fiziken toplanmadığını, elden dolaştırıp imza almak yöntemi ile genel kurul kararı alındığı iddiasını doğrulamıştır. HMK'nın 188. maddesine göre tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. Bu hâliyle, dava konusu genel kurul toplantısının fiziken yapılmadığı ve toplantı tutanağında yer verilen kararların pay sahiplerinin fiziken bir araya gelmesi suretiyle alınmadığı sabit olmuştur.Yukarıdaki açıklamalara göre, öncelikle fiziki olarak toplanmamış bir genel kurulun hukuki durumunun belirlenmesi, bu amaçla bazı hukuki müesseseler hakkında burada açıklama yapılmasında fayda bulunmaktadır. Genel kurul kararlarının iptal ve butlanına ilişkin olarak TTK'nın 445.ve 446. maddeleri kapsamında, genel kurul kararlarının yoklukla malul olması hususunda ise TTK'da bir hüküm bulunmadığından genel hükümlere göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Butlan, genel kurul kararının içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade ettiği hâlde yokluk, hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamamasını ifade eder. TTK'nın 447. maddesi genel kurul kararlarının butlanı hâllerini düzenlemiştir. Her ne kadar TTK'nın 445-451. maddeleri arasında genel kurul kararlarının iptali ile butlanı düzenlenmiş, yokluk yaptırımından söz edilmemiş ise de bu durum yokluğun bir hukuki işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı, kanun koyucunun sadece iptal edilebilirlik ve butlan yaptırımına yer vermek istediği şeklinde anlaşılmamalıdır. Bir hukuki işlemin varlık şartlarını belirleyen Kanun koyucunun, o işlemin yokluğu ve yaptırımına da onay vermiş olduğunun kabulü gerekir (Prof. Dr. ..., Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2020, s.28-29,37). Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.10.2020 ve 2019/1366 Esas, 2020/4391 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu, şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık hâlidir (... BAHTİYAR, Ortaklıklar Hukuku, 14. Basım, Beta, İstanbul,2020,s.198). Bu aykırılık, işlemin esaslı noktadaki kurucu unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hâle getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir. Hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı hâlinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 sayılı TTK'nın 445-446.maddeleri) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 Esas, 2008/239 Karar sayılı ilamı ile de benimsenmiştir. Bir genel kurul kararından söz edebilmek için, genel kurul olarak nitelendirilmesi mümkün olan bir toplantıda, ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yetersayılarla alınmış bir kararın varlığı gerekir. Eğer ortaklar yasal bir genel kurul olarak toplanmamışlarsa, örneğin yetkili organın çağrısı veya toplantının bir gündemi olmaksızın, bir anma gününde bir araya gelen ortaklar bir karar alıp imzalamışlarsa (TK'nın 416. uyarınca yüzde yüz katılımla yapılan çağrısız genel kurul hariç) bu karar hukuken yoktur (POROY/TEKİNALP/ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2019, Güncellenmiş, Yeniden Yazılmış 14. Bası:594). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.04.2014 tarih, 2013/11-1048 Esas 2014/430 Karar sayılı kararında genel kurul kararlarının yoklukla malul olması hususu "Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir: Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasıdır. Bunların birisindeki eksiklik hâlinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur. Örneğin, karar alınmadığı hâlde alınmış gibi gösterilirse veya Bakanlık temsilcisinin toplantıda bulunmaması hâlinde işlem, yoklukla sakat olacaktır." şeklinde açıklanmıştır. Somut olaydaki durum bu hukuki tespitler ışığında değerlendirildiğinde; 05.06.2022 tarihli genel kurul toplantı tutanağının ve hazirun cetvelinin elden dolaştırma suretiyle imzalandığı sabittir. Sirküler tipi, bir başka deyişle, elden dolaştırma suretiyle karar alma yöntemi, fiziki bir toplantı yapılmaksızın ve şirketin pay sahiplerince bir araya gelinmeksizin karar alınmasını ifade etmektedir. TTK'nın 617/4. maddesinde limited şirket genel kurulları için bu yöntemle karar alınmasına izin verilmekle beraber, TTK, anonim şirket genel kurulları için elden dolaştırma yöntemiyle karar alınmasına izin vermemektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/6391 Esas 2024/7459 Karar sayılı kararı ile "...Anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde elden dolaştırma, yani sirküler usulü karar alınmasının mümkün olduğu..." tespitine yer verilmiştir. Anonim şirkette fiziki veya elektronik ortamda genel kurul toplantısı yapılmaksızın veya toplantı dışında kullanılmış oylarla alınan genel kurul kararları yoklukla malüldür (Prof.Dr. ..., Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara 1993, s.72). Yine, Yargıtay 11. HD'nin 11.10.2013 tarihli 2013/893 Esas 2013/18192 Karar sayılı kararında ortaklar kurulu toplantı tarihinden sonra tutanağın düzenlenmesi hâlinde genel kurul tutanağının yok hükmünde olduğuna karar verilmiştir.Bu açıklamalar ışığında, somut olayda, kanunun aradığı şekli unsurları bulunmayan 05.06.2022 tarihli davalı şirketin olağan genel kurulu, hukuki anlamda bir genel kurul olmayıp bu şekilde fiziki bir toplantı yapılmaksızın düzenlenen toplantı tutanağı ile alınan kararlar da genel kurul kararı niteliği taşımadığından, yok hükmündedir. Yokluk, davacı tarafın böyle bir talebi olmasa bile Mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiğinden, ilk derece mahkemesince 05.06.2022 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiş olması hukuka uygun bulunmuştur.Her ne kadar davalı vekilince 05.06.2022 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinde imzaları bulunan şirket ve pay sahibi olan davacıların imza inkarında bulunmamış ve tutanağın sahteliğini ileri sürmemiş olmalarına rağmen genel kurul toplantısının iptalini talep etmelerinin hakkın kötüye kullanılması olduğu savunulmuşsa da TMK'nın 2. maddesinin yokluk yaptırımını gidermesi, bir başka ifade ile zaten hukuken yok hükmünde olan bir hususta TMK'nın 2. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılması mümkün değildir. Yok hükmündeki bir işlem, hukuk hayatında hiç var olmadığından, düzeltilmesi veya dürüstlük kuralından hareketle geçerlilik tanınması söz konusu olamaz. Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle hakkın kötüye kullanılması yasağı geçersizlikte uygulama alanı bulurken, yokluk durumunda uygulama alanı bulmaz (Prof.Dr.O.... ANTALYA, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, I.Cilt, İstanbul 2012 s.94-95). Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında, yok hükmündeki bir işleme sonradan icazet verilmesi mümkün olmadığı gibi, yokluğun ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilemez. Somut olayda dava konusu genel kurul kararları yok hükmünde kararlar olduğundan, dürüstlük kuralı uyarınca geçerlilik kazanamaz. Davalı şirket pay sahiplerinin genel kurul toplantısı için bir araya gelmediği, toplantı tutanağının elden dolaştırma yoluyla imzalandığı davalı tarafça beyan ve ikrar edilen bir genel kurul toplantısını çağrısız genel kurul toplantısı olarak nitelendirmek de mümkün değildir. TTK'da belirtilen şartlarının sağlanması kaydıyla çağrısız genel kurul toplantısının yapılmış ve geçerli sayılması için TTK'nin 416. maddesi gereğince ortakların tümünün toplantıya katılıp, toplantının yapılmasına herhangi bir itirazlarının bulunmaması ve sonuna kadar toplantıda hazır bulunmaları gereklidir. Dolayısıyla, çağrısız genel kurul toplantısında da pay sahiplerinin fiziken bir araya gelmesi gerektiğinden, aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bu açıklamalar ışığında davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebeplerinden hazirun cetvelinin hukuka uygun olduğu, “fiziken yapılmayan” bir genel kurula ilişkin hazirun cetvelinde davacıların neden imzasının bulunduğu sorusunun yanıtlanmadığı, imzaların kabul edildiği hazirun cetveline ve dosya kapsamına göre dava konusu genel kurul kararının geçerli olduğu sonucuna ulaşılması gerektiği hususu yönünden yapılan istinaf incelemesinde, yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, genel kurul toplantısı kararlarının fiziken bir araya gelinmeksizin, sirküler yoluyla alındığının sabit olması nedeniyle, hazirun cetvelinin davalılarca imzalanmış olmasının genel kurulun yoklukla malul olması yönünden bir etkisi bulunmamaktadır.Davalı vekilinin istinaf sebeplerinden genel kurul toplantı tutanağının toplantıya katılanları ispat etme gibi bir işlevi bulunmadığı, davacının imzasını içermesi gibi bir gerekliliğin de bulunmadığı, imzasını inkar etmedikleri hazirun cetvelinin sahteliğini ispat etmenin davacıların yükümlülüğü olduğu, ancak davacıların ispat yükünü yerine getirememiş oldukları yönünden yapılan incelemede; davaya konu 05.06.2022 tarihli genel kurul toplantısının fiziken yapılmamış olması ve yok hükmünde olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle bu yönlerden yapılacak bir inceleme sonuca etkili değildir.Davalı vekilinin istinaf sebeplerinden genel kurul toplantısında gündemle bağlılık ilkesine uygun hareket edilmiş olduğu, yerel mahkemenin aksi yöndeki hükmünün açıkça hukuka aykırı olduğu yönünden yapılan incelemede; davaya konu genel kurul toplantısının yoklukla malul olması sebebi ile gündemle bağlılık ilkesi yönünden bir inceleme sonuca etkili değildir.Davalı vekilinin istinaf sebeplerinden genel kurul kararının alındığı yönetim kurulu kararında imzası bulunan ve genel kurulda bulunduğu imzasıyla sabit olan davacıların genel kurulun gerçekte yapılmadığı yönündeki itirazlarının çelişkili olduğunu, davacıların genel kurulun yapılmadığı yönündeki iddialarının açıkça hakkın kötüye kullanma yasağı kapsamında olduğu yönündeki istinaf sebepleri de gelen kurul kararının yok hükmünde olması nedeniyle yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf sebeplerinden ihtiyati tedbir kararı bakımından mahkemece kabul edilen nedenlerin hiçbirinin ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektiren hâller kapsamında olmadığı, ihtiyati tedbir şartlarının varlığına ilişkin somut bir gerekçenin Mahkemenin gerekçeli kararında bulunmadığı, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı sabit olduğundan yerel mahkemece teminatsız bir şekilde yürürlüğün durdurulması kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. İlk derece mahkemesince, TTK'nın 449. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerine görüşlerini bildirmek üzere tebligat çıkarıldığı, yönetim kurulu üyelerinin 23.09.2022 tarihli dilekçe ile beyanda bulunduğu görülmüştür. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.05.06.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının fiziken yapılmamış olması, dolayısıyla hukuken yok hükmünde olduğu hususunun tüm dosya kapsamı itibariyle ortaya çıkmış ve Mahkemece tespit edilmiş olması dikkate alındığında, HMK'nın 389 vd. maddelerindeki şartların sağlanmış olması sebebiyle ilk derece mahkemesince teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum görülmemiş, bu konudaki istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.l maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 304,40 TL maktu istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/405, K. 2026/734, T. 05.06.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-405-e-2026-734-k-a351194baba9