Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1789 E. 2026/484 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1789
- Karar No
- 2026/484
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1789
KARAR NO: 2026/484
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 04.09.2024
NUMARASI: 2023/774 Esas - 2024/633 Karar
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticisinin Sorumluluğu)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...'ın dava dışı ...Limited Şirketi'nin eşit paylı ortağı olduklarını, şirketin plastik dubalar üretip ve bunları birleştirerek iskele ve sal gibi yüzer sistemler yaptığını, şirketin uzun yıllar boyunca müvekkilinin eşi ile davalı ... tarafından münferit imza ile yönetildiğini, bir süre sonra davalının tutumunun değişmesi üzerine ...05.2013 tarihli Kartal .... Noterliğinin imza sirküleri ile tarafların müşterek imza ile yönetmesine karar verildiğini, müvekkilinin sağlık sorunları nedeniyle bir süre yurt dışına çıktığını, bu sürede diğer yöneticinin ikinci imza talep etmemesinden kuşkulanıldığı ve yapılan incelemede tarafların ortak olduğu şirketin, davalı ve kardeşi ...ın birlikte ortak oldukları diğer davalı şirket üzerinden yönetildiğinin tespit edildiğini, ... Şirketinin fabrikasında yapılan imalatlarla davalı şirketin müşterilerine satış yapıldığını,...... şirketinin teklif verdiği bazı işlerin faturalarının davalı şirket üzerinden düzenlenerek parasının tahsil edildiğini, şirketin bir çalışanının davalı şirket adına çalıştığını, mal satmak için üçüncü kişilerle sözleşme yaparak fatura düzenlediğini, .... tarafından gönderilen teklif mektubuna istinaden faturasız teslim edilen bir yüzer iskele sisteminin parasının ... adına düzenlenen çekle ödendiğini, davacının eşi tarafından bağlanan işlere ilişkin bedellerin dahi davalı ortak tarafından alındığını, davalı müdürün şirketin isim, marka ve malzemeler ile imkanlarını kullanarak satış yaptığını, ayrıca 10.05.2013 tarihinden itibaren tek başına yetkili olmadığı halde şirketin ...... hesabından para çektiğini, şirketle ilgisi olmayan kişilere havale yaptığını, davalının, dava dışı şirket tarafından verilen bilgisayarı içinde bulunan bilgilerle birlikte götürdüğünü, davalı şirket müşterileri ile yaptığı yazışmalarda müvekkili şirket e-mail hesabını kullanarak haksız rekabete yol açtığını, ...ın TTK'nın 54 ve 55. maddelerine aykırı eylemde bulunduğunu ve şirketi zarara uğrattığını, şirketin kapanma noktasına geldiğini, fabrikanın kapandığını, işyerine hacizler geldiğini, davalının eylemleri ile şirketin adının piyasada batık firmaya çıktığını, müvekkili ve eşinin bu durum sebebiyle üzüntü duyduğunu ileri sürerek, şimdilik 200.000,00 TL maddi tazminat ile TBK'nın 58. maddesine göre 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; ... ile davacının eşinin 2004 yılında %50 paylarla ... .......Şti'ni kurduklarını, daha sonra özel sebeplerle ....'in payları davacıya devrettiğini, şirketin sermayesinin 100.000 TL olduğununu ve yıllık ortalama 400.000,00-450.000,00 TL ciro yaptığını, şirketin her sene başında ...... Bankasından 100.000 TL işletme kredisi ve çek karnesi alıp kullandığını, bu kredinin her sene sonu kapanıp her yıl başında her iki ortağın kefaleti ile tekrar kullanıma açıldığını, şirketin deniz mevsimi başlamadan Şubat-Haziran arası üretim yaparak siparişlerini teslim etmesi gerektiğini, bu şekilde 9 yıl boyunca faaliyet gösterildiğini, ....'in 2012 yılı sonunda eşi üzerine gözüken şirketteki %50 payını bir Arap ortağa 450.000 TL bedelle sattığını beyan ederek yılbaşında alınması gereken işletme kredisine kefil olmadığını, ancak bu ortağın Şubat ayına kadar gelmemesi nedeniyle şirketin siparişleri yerine getirmede zorlandığını, bu nedenle müvekkilinin şahsi kredi kullanarak 2013 yılı Şubat ayında 97.485,95 TL ve 12.255 Euro bedelli iki siparişin imalatını gerçekleştirerek teslim ettiğini, yeni ortağın Nisan ayına kadar gelmemesi üzerine ham madde alamayan şirketin siparişleri yerine getiremediğini, Nisan ayında müvekkili ile.....'in ve şirket çalışanların yaptığı toplantıda yeni ortağın gelmesine kadar şirketin çalışıyor gözükmesi için yaklaşık 90.000,00 TL ham madde kredisinin ...ın bulmasına ve üretimden kaynaklanan kazancın da ......'a ait olacağı konusunda mutabık kalındığını, ......'in şahsen kredi alamaması nedeniyle kardeşi ile ortak kurdukları davalı ....... Şti. üzerinden .....Firmasından ham madde satın alarak ve evini ipotek ettirerek 100.000 TL kredi alındığını, ...... Şti.'nin iştigal konusuna "......." ibaresinin eklendiğini, 10.05.2013 tarihinde .....'in talebi ile şirketin çift imza ile temsiline karar verildiğini, buna rağmen ....'ün şirketin ..... hesabından tek imza ile ......01.2013 tarihinden 08.11.2013 tarihine kadar 21.429,00 TL para çektiğini, üretim ve siparişlerin tamamlanmasından ve anlaşma sezonunun sona ermesinden sonra .....'in şirketin mali evraklarını alarak şirket merkezinin dışına çıkararak, bu kez şirketteki paylarını 450.000,00 TL bedelle müvekkiline satmaya çalıştığını, müvekkilinin ise kendi hissesini 200.000-TL karşılığında satabileceğini belirttiğini, tehditler nedeniyle ortaklığın yürümemesi üzerine müvekkilinin Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde ortaklığın sona erdirilmesi için dava açtığını, davacının da Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına dolandırıcılık suçlaması ile şikayette bulunduğunu, müvekkilinin haksız rekabette bulunmadığını, davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafça, davalı gerçek kişinin haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle şirketin uğradığı maddi ve manevi zararların tahsili ile şirkete ödenmesi istenilmektedir. Şirketi zarara uğrattığından bahisle yöneticinin sorumluluğuna gidilebilmesi için yöneticinin kanun ve ana sözleşme ile kendisine yüklenilen görevlerini kusuru ile ihlal etmesi, bunun sonucu olarak bir zararın doğması gerekmekte olup, kusur ve zararı bunu iddia eden davacının ispatlaması gerekmektedir. Davalı ...Limited Şirketi'nin % 50 ortağı ve 30.05.2013 tarihinden itibaren de şirket müdürlüğüne atandığı, yine davalı ...ın dava dışı ...Limited Şirketi'nin % 50 ortağı ve 25.03.2013 tarihinden itibaren de şirket müdürlüğüne atandığı, davalı firmanın dava dışı firma ile aynı iş kolunda fatura tanzim ettiği, dava dışı firmaya davalı firma tarafından fatura tanzim edilmesi, dava dışı firma tarafından teklif sunulan işlerin davalı firma tarafından yapıldığının ortaya çıkması nazara alındığında davalı ...ın haksız rekabet yapmak suretiyle yöneticisi olduğu dava dışı ...Limited Şirketi'ni kusuru ile zarara uğrattığının sabit olduğu anlaşılmıştır. Yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, dava dışı ...Limited Şirketi'nin uğradığı zararın 18.377,49 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Davacı taraf yapılan hesaplamanın hukuka ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiş ise de, hesaplamanın dava tarihindeki şartlara göre davalı şirketin satış bedeli üzerinden hesaplandığından muhasebe mantığına uygun olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... vekili takas talebinde bulunmuş ise de, dava dışı ...Limited Şirketi davanın tarafı olmadığından işbu talebi reddedilmiştir. Davacı tarafın bedensel bütünlüğünün zarar görmediği ve kişilik hakkı zedelenmediğinden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı ...ın kusuruyla dava dışı şirketi toplam 18.377,49 TL zarara uğrattığı anlaşıldığı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 18.377,49 TL'nin davalı ...dan alınarak dava dışı ...Limited Şirketi'ne verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davalının takas talebinin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Mahkemenin, aldığı birden fazla bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemlerini ve sonuçlarını, zarar tutarlarını incelemeksizin, tartışmaksızın, kabul edilmeyen raporların neden kabule değer görülmediğini açıklamaksızın son rapora istinaden verdiği kararın gerekçeden yoksun olduğunu,
Bu kapsamda 07.09.2015 tarihinde sunulan raporun sonuç kısmında, dava dışı şirkete ödenmesi gereken maddi tazminatın 9.323,60 TL olarak belirlendiğini, 02.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı ... şirketinin 31.12.2014 tarihli mizanında, ortaklardan ...m 10.185,92 TL şirketten alacaklı olduğu, şirket müdürü ...'ın 27.423,28 TL şirkete borçlu olduğu, davalının yaptığı satışları, dava dışı ... yapmış olsaydı, net satış rakamının 997.542,84 TL, satışların maliyetiinin 634,191,87 TL, faaliyet giderinin 344.259,86 TL ve net karının 9.487,38 TL olacağı, buna göre ...'nın 9.487,38 TL kar kaybına uğradığının belirlendiğini, 22.11.2022 tarihli raporda ise sonuç olarak, davalının eylemlerinin TTK'nın 613.maddesindeki ortağın bağlılık yükümlülüğüne ve 626.maddesindeki müdürün rekabet yasağına aykırı olduğu, ancak bu nedenle davacıya karşı ancak zarar gören ... ....... Şti.'nin dava açabileceği, davacı ortağın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacının talep edebileceği tazminatın ise 18.377,49 TL olduğu, dava dışı ... ....... Şti.’nin özkaynaklarının; 2010 yılında 214.109,26 TL, 2011 yılında 214.834,94 TL, 2012 yılında 309.258,82 TL, 2013 yılında 264.577,15 TL ve 2014 yılında 178.718,65 TL olduğu, şirketin 2010 yılında 12.828,35 TL kâr, 2011 yılında 725,68 TL kâr, 2012 yılında 94.423,87 TL kâr, 2013 yılında 44.681,67 TL zarar ve 2014 yılında 100.368,76 TL zarar ettiği, devam eden süreçte davacının şirkete katkı sunmadığı, şirketin borçlarını davalının şahsi parası ile ödediği ve vergi borçlarını da yapılandırarak ödediği, davalının ödediği şirket borçlarının şirket kayıtlarında ortaklara borç olarak gözüken 10.185,92 TL ile davalının ödemesine rağmen kayıtlarda bulunmayan 26.208,94 TL olmak üzere toplam 36.394,86 TL olduğu, ... için hesaplanan kar kaybı olan 18.377,49 TL'den 36.394,86 TL'nin mahsubu ile davalı ......ın dava dışı ....... olan alacağının 18.017,37 TL olduğun belirlendiğini, Dava dışı ... şirketinin, giderlerinin ödenemez halde olduğu, üretim yapamaz hale geldiğini, davacı ortağın, finansal kredi ihtiyaçları için şirketin sürekli iş yaptığı Banka ile kredi sözleşmesine katılmadığını, şirketin imalat yapmasını engellediğini, ayrıca şirketin müdürü olan......'ın, şirket hesabından para çekip mal edindiğini, bu nedenle ...ın şirketin feshi davası açtığını, talimatla alınan 01.11.2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde, ... şirketinin 31.12.2014 tarihli mizanında ortaklardan ...’ın 10.185,92 TL şirketten alacaklı, şirket müdürü ...’ın 27.423,28 TL şirkete borçlu olduğunun belirlendiğini, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde ... tarafından ... ve ......Şirketi adına açılan tazminat davasında 15.04.2021 tarih ve 2020/220 Esas, 2021/350 Karar nolu kararı ile 66.949TL'nin ... ve ........Şirketi'ne ödenmesine karar verildiğini, bu karar ile şirketin içinin boşaltıldığı, davacının eşi ve şirketin müdürünün şirketin üretimde kullanılacak parasını aldığının belirlendiğini, şirketin fesih davasında Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/775 Esas sayılı dava dosyasında, davacının asli kusurlu olduğunun belirlendiğini, şirketin esasen üretim yapamaz halde olması durumunda, bu şirketin faaliyet alanında, diğer ortağının zorunlu olarak davalı başka şirket ortağı olarak üretim yaptırmasında haksız rekabet hükümlerinin uygulanamayacağı, ... şirketinin, finansal kaynağının olmaması, işçi çalıştıramaması, şirket giderlerini karşılayamaması nedeniyle gayri faal olduğu ve bu haldeki şirketle rekabete girişilemeyeceğini, Talimatla Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinden alınan bilirkişi raporunun sonuç bölümünde, 31.12.2014 tarihli mizanına göre ...’ın 10.185,92 TL şirketten alacaklı olduğu, şirket müdürü ...’ın 27.423,28 TL borçlu olduğu, davalının yaptığı satışları, dava dışı ... yapmış olsaydı, net satış rakamının 997.542,84 TL, satışların maliyeti 634.191,87 TL, faaliyet gideri 344.259,86 TL ve net kârının 9.487,38 TL olacağı ve dava dışı ...’nın 9.487,38 TL kar kaybına uğradığının belirlendiğini, bu rakamın da şirket kayıtlarından elde edilen fiilen gerçekleşen satışlardan elde edildiğini, raporda belirlendiği üzere davalının üretim için kendi parasını kullandığını, davacının eşinin ise şirketten gizlice paralar çektiğini, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin de ... tarafından açılan davada 66.949 TL'nin ... ve....Şirketine ödenmesine karar verildiğini ve şirketin dava tarihi 2015 yılı itibariyle 66.000TL şirketi zararı uğratıldığının belirlendiğini, bu raporlardan şirketin 2013 ve sonraki yıllarda özkaynağının azalmasında, zarar eder duruma gelmesinde davacının asli kusurlu olduğunun anlaşılacağını, bu nedenle tazminattan takdiri indirim yapılması gerektiğini,Bilirkişilerin davalı şirketin satışlarını esas alarak varsayıma dayalı hesap yaptıklarını, yapılan hesaplamanın faraziyeye dayandığını, fiili kar ve zararın belirlenmediğini, şirketin karanını kendi faaliyet alanı olan haritacılık ve mühendislik kapsamında belirlenmesi gerektiğini, haksız fiile dayanan kişinin zararı somut verilerle kanıtlaması gerektiğini, varsayıma dayanılarak karar verilemeyeceğini, mahkemece haksız rekabet hususunun hatalı değerlendirildiğini, davacı ile şirket müdürü olan eşinin şirket giderlerine iştirak etmedikleri gibi, davacının eşinin şirketin parasını alarak şirketi çalışamaz hale getirmesi nedeniyle kusurlu olduğunu, mahkemece bu durumun değerlendirilmeden karar verildiğini, davalı ortağın şirketi zarara uğratmak amacıyla değil aksine fason imalat yaptırarak, karşılığında şirkete ödeme yapıp şirketin giderlerini ödemek üzere çaba sarf ettiğini, iyi niyetini dikkate alıp tazminat istemli bu davanın reddine karar vermek gerektiğini, müvekkilinin Anayasadan kaynaklanan çalışma hakkının gözetilmeden karar verildiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davada ... ve ...... Şti. davalı olmasına rağmen hükmün sadece ... yönünden verildiğini, davalı şirketin de haksız rekabette bulunulduğundan tazminattan sorumlu tutulması gerektiğini, davalı şirket bakımından davanın reddedildiğine ilişkin bir hüküm de kurulmadığını, Mahkemece davalının takas mahsup savunmasının reddine karar verilmekle birlikte, bilirkişinin bu talebin dikkate alınarak düzenlediği raporun esas alındığını, zira bilirkişi raporunda ... Denizcilik Şirketinin zararının 18.377,49 TL olduğu, davalı vekilinin takas mahsup talebiyle ilgili davalı ...’ın dava dışı ... şirketinden 36.394,86 TL alacaklı olduğu, takas mahsubu sonucu dava dışı şirketten 18.017,37 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, Mahkemece haksız rekabetin tespit edilmesine rağmen cüzi bir tazminata karar verildiğini, oysa dosyada birden fazla bilirkişi raporu bulunduğunu, 07.09.2015 tarihli bilirkişi raporunda, davalı..... 2012 yılındaki satışları 159.890 TL iken haksız rekabetin sözkonusu olduğu 2013 yılında satışların 953.332,59 TL olduğu, ... Ltd. Şti’nin 2012 yılında 766.154,54 TL olan satışlarının ise 2013 yılında 244.730,53 TL’na düştüğü, ... .. Şti’nin net karının 2012 yılında 94.423,33 TL olmasına rağmen 2013 yılında 44.681,87 zarar ettiğini, ....’in rekabet yasağının ihlal edildiği 2013 yılında vergi öncesi karının 11.654,50 TL vergi sonrası net karının ise 9.323,60 TL olduğu ve davacının maddi tazminatının 9.323,60 TL olarak belirlendiğini, 08.01.2016 tarihli ek rapor ve ikinci ek rapor ile 07.09.2015 tarihli raporlardaki kanaatlerin korunduğunu ve davacının 12.347,58 TL maddi tazminat talep edebileceğine karar verildiğini, aynı bilirkişilerden alınan üçüncü raporda ise 12.347,58 TL maddi tazminat talep edebileceği kanaatine varıldığını, itiraz üzerine alınan 21.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise ... ... Şti’nin 2012 yılında 94.423,33 TL net kar, 2013 yılında 44.681,87 TL zarar ve 2014 yılında 100.368,76 TL zarar ettiği, davalı şirketin 2013 yılında 953.332,95 TL net satış bildirdiği, bildirilen bu net satış tutarından ithalat sonrası satış tutarı olan 693.300,95 TL mahsup edildiğinde davalı şirketin 260.031,64 TL satış yaptığı, 2014 yılında ise 101.730,00 TL satış yaptığı, toplam satış tutarının 260.031,64 TL + 101.730,00 TL= 361.761,64 TL olduğu, davalı şirketin 2012 yılında 21.228,36 TL. kar, 2013 yılında 11.654,50 TL. kar ve 2014 yılında ise 160.930,40 TL kar ettiği, ..... Şti’nin 2010 yılında % 2,78, 2011 yılında % 0,14, 2012 yılında ise %12,32 kar ettiği, 3 yılın ortalamasının %5,08 olduğu, sonuç olarak davalı ..... Şirketinin 361.761,64 TL satış tutarına, ... ... Şti.’nin %5,08 kar oranı uygulandığında davacının talep edebileceği zararın 361.761,64 TL x 0,0508=18.377,49 TL olduğunun bildirildiğini, ancak 21.11.2022 tarihli rapordaki oranlama ile sonuca varılmasının hatalı olduğunu, bu davada ......’in uğradığı fiili zarar, yoksun kalınan kar ve davalı ....’nin yapmış olduğu satışları .... yapmış olsaydı ne kadar karın elde edilebileceği konularının araştırılması gerektiğini, davalı ortağın iş hacmini başka bir şirkete kaydırdığını, şirketin 2013 yılından sonra birden zarar etmesinde davalıların katkısı bulunduğunu, kaldırma kararı sonrası alınan 09.08.2024 tarihli raporda 07.09.2015 tarihli bilirkişi raporu, 08.01.2016 tarihli ek rapor ve ikinci ek rapor ile 21.11.2022 tarihli raporlardaki tespitlerin tekrar edilerek zararın 18.377,49 TL olduğunun belirlendiğini, Haksız rekabetin varlığı tespit edildikten sonra davalının haksız rekabeti sonucunda dava dışı şirketin kaybettiği müşteriler/ distrübütörlükler nedeniyle uğradığı zararının belirlenmesi gerekirken davalının elde ettiği kar üzerinden sonuca varılmasının hatalı olduğunu, haksız rekabetin bulunduğu 2013 yılında ..... tarafından yapılan 953.332,59 TL tutarındaki satışın, dava dışı ... tarafından yapılmış olsaydı elde edeceği karın daha yüksek olacağını, bu hususun dikkate alınmadan karar verildiğini, Mahkemece manevi tazminat hususunda bir inceleme yapılmadığını, ancak fazlaya ilişkin istemin reddi denilerek manevi tazminatın da reddedildiğinin düşünüldüğünü, ancak bu davanın maddi ve manevi tazminat davası olması nedeniyle talebin açıkça değerlendirilerek reddi gerektiğini, tüzel kişilerin de niteliği gereği insana özgü olan kişisel değerler dışındaki değerlere sahip olduğunu ve bu değerleri korunmaya değer olduğunu, şirketin tüzel kişiliğine yapılan saldırı nedeniyle manevi tazminat verilmesi gerektiğini,Mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, gerekçeli kararda davalılardan ......... Şti. yönünden davanın reddedildiğine ilişkin bir karar bulunmamasına rağmen bu şirket lehine vekalet ücretine karar verildiğini, haksız rekabetin varlığının açıkça tespit edildiğini, buna rağmen fazlaya ilişkin taleplerinin reddine denilmek suretiyle manevi tazminat talebinin de reddine karar verildiğinin düşünüldüğünü, huzurdaki davanın maddi ve manevi tazminat davası olup, her iki talebin birbirinden farklı oluğunu, manevi tazminat talebinin reddi halinde bu hususun kararda açıkça gösterilerek red sebebinin gerekçelendirilmesi gerektiğini, açıkça reddedilmeyen manevi tazminat talebi yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacı ve davalı ...ın ortağı oldukları, davalının aynı zamanda müdürü olduğu dava dışı ... .....Şti.'ne karşı kardeşi ile birlikte kurduğu diğer davalı şirket üzerinden yaptığı haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet sonucu oluşan maddi ve manevi zararın tazminini istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davanın özü itibariyle TTK'nın 626.maddesinde düzenlenen rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranıştan ötürü ortaya çıkan zararların tazmini talebini talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince daha önce davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararlar Dairemizin 2018/152-929 E.K sayılı ve 2023/1081 E., 2023/1557 K. sayılı kararı ile kaldırılmıştır. Dairemizin son kaldırma kararında davacının, davalı ile birlikte dava dava dışı şirketin eşit paydaş ortağı olduğu, tazminatın şirkete ait olmak üzere tahsilinin talep edildiği ve Dairemizin ilk kaldırma kararından sonra sunulan dilekçelerde de tazminatın şirkete ait olmak üzere talep edildiği, belirlenmiştir. Ayrıca mahkemece TTK'nın 626. maddesinden kaynaklı davanın ancak şirket tarafından açılabileceği, bu davanın ortak tarafından kendi adına açılamayacağına ilişkin kabulü yerinde görülmüştür. Mahkemece gerekçesinde davacının haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ve TTK'nın 626. maddesine göre rekabet yasağından kaynaklanan taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bu karar yerinde olmakla birlikte, esasında karara yönelik açık bir istinaf da bulunmamaktadır. Mahkemece davacının sadece maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilerek, bu tazminatın davalı ortaktan tahsiline karar verilmiş ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece davacının haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile bu kapsamdaki tazminat talepleri, manevi tazminat talebi ile davalı şirkete yönelik davanın reddine karar verilmiştir. Bu kabule göre mahkemenin, davalı şirket hakkındaki dava ile manevi tazminat talebi yönünden karar vermediğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı, TTK'nın 553. maddesi kapsamında yöneticiye karşı dava açarak tazminatın şirkete ödenmesini istemiştir. TTK'nın 644/1. maddesi uyarınca limited şirketler bakımından da bu hüküm uygulanabilir. TTK'nın 555. maddesi gereğince ortak tarafından şirketin zararına neden olan yöneticiye karşı tazminat davası açılabilecektir. Davacı ile davalı ortak arasında uzun süreye dayalı uyuşmazlıklar bulunmaktadır. Nitekib bu davadaki davalı ... Gebze 2. AHM'nin 2013/775 Esas sayılı dosyasında ... ,,,,,,.Şti'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Bu dosyada düzenlenen ve dosya içerisinde bulunan 20.01.2015 tarihli ortaklar arasındaki uyumsuzluk, taraflar arasındaki dava ve şikayetler, tarafların şirketten çektikleri paralar dikkate alındığında, fesih koşullarının oluştuğu belirlenmiştir. Dosya kapsamında davacı tarafından davalı müdür hakkında hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan yaptığı şikayet sonucu Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/908 Esas sayılı dosyasında güveni kötüye kullanma suçundan açtığı dava dosyasına ilişkin belgelerde bulunmaktadır. Bu belgeler esas itibariyle taraflar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle şirketin feshi davasında değerlendirilebilecektir. Nitekim Gebze 3 AHM'nin 2013/775 - 2015/219 E.K sayılı kararı ile şirketin feshine karar verildiği görülmektedir. ... tarafından şirket müdürü ... aleyhine Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/220 Esas sayılı dosyasında açılan sorumluluk davasında şirket müdürünün şirketi toplam 66.899 TL zarara uğrattığı belirlenerek 15.04.2021 tarih ve 2021/350 Karar sayılı ilamla davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Mahkemece yargılama sırasında bir çok bilirkişi raporu ve ek rapor alınmış ve bu raporlar ilk derece mahkemesi kararında ayrıntılı olarak yer almıştır. 07.09.2015 tarihinde sunulan raporun incelenmesinde, dava dışı şirketin ve davalı şirketin 2012 ile 2013 yılı cirolarına göre yapmış oldukları kârlar dikkate alınarak dava dışı şirketin tazmini gereken zararının 9.323,60 TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Aynı bilirkişi kurulundan alınan 08.01.2016 tarihli ek raporda tazmini gereken maddi tazminatın 12.347,58 TL olduğu belirlenmiştir. Mahkemece alınan 18.01.2017 havale tarihli 2.ek raporda, davacının yoksun kaldığı kazancın aynı zamanda davalının mahrum kaldığı kâr olması nedeniyle önceki raporlar aynen tekrar edilmiştir. Aynı bilirkişi kurulundan alınan 3.ek raporda da önceki rapordaki görüşler tekrar edilmiştir. Mahkemece ....Şti defterlerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından incelenen ticari defterlere göre 02.11.2021 tarihli rapor düzenlenmiştir. Buna göre, dava dışı şirketinin 31.12.2014 tarihli mizanında ...ın şirketten 10.185,92 TL alacaklı olduğu, şirket müdürü ...'ın 27.423,28 TL borçlu olduğu, davalı şirketin yaptığı satışların, dava dışı ... tarafından yapılmış olması halinde net satış rakamının 997.542,84 TL, satışların maliyetiinin 634,191,87 TL, faaliyet giderinin 344.259,86 TL ve net karının 9.487,38 TL olacağı belirlenmiştir. Bundan sonra ise ... Şirketinin 9.487,38 TL kar kaybına uğradığı tespit edilmiştir. 22.11.2022 tarihli raporda ise sonuç olarak; davalının eylemlerinin TTK'nın 613. maddesindeki ortağın bağlılık yükümlülüğüne ve 626. maddesindeki müdürün rekabet yasağına aykırı olduğu, ancak bu nedenle davacıya karşı ancak zarar gören ... .... Şti.'nin dava açabileceği, davacı ortağın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacının talep edebileceği tazminatın ise 18.377,49 TL olduğu belirlenmiştir. Raporda dava dışı ... .... Şti.’nin özkaynaklarının 2010 yılında 214.109,26 TL, 2011 yılında 214.834,94 TL, 2012 yılında 309.258,82 TL, 2013 yılında 264.577,15 TL ve 2014 yılında 178.718,65 TL olduğu, şirketin 2010 yılında 12.828,35 TL kâr, 2011 yılında 725,68 TL kâr, 2012 yılında 94.423,87 TL kâr, 2013 yılında 44.681,67 TL zarar ve 2014 yılında 100.368,76 TL zarar ettiği, devam eden süreçte davacının şirkete katkı sunmadığı, şirketin borçlarını davalının şahsi parası ile ödediği, vergi borçlarını da yapılandırarak ödediği, davalının ödediği şirket borçlarının şirket kayıtlarında ortaklara borç olarak gözüken 10.185,92 TL ile davalının ödemesine rağmen kayıtlarda bulunmayan 26.208,94 TL olmak üzere toplam 36.394,86 TL olduğu, ... için hesaplanan kar kaybı olan 18.377,49 TL'den 36.394,86 TL'nin mahsubu ile davalı ...'ın dava dışı ... Şirketinden 18.017,37 TL olduğu belirlenmiştir.Dairemizin son kaldırma kararından sonra mahkemece oluşturulan bilirkişi kurulundan 09.08.2024 tarihli rapor alınmıştır. Buna göre davacı şirket ile tarafların ortak olduğu ... Şti ile davalı şirketin 2010 ve sonraki yıllarda yaptığı ciro, kâr ve zararların değerlendirildiği, ayrıca önceki tüm raporların bu raporda değerlendirilerek şirketlerin cari hesaplarının yeniden değerlendirildiği ve sonuç olarak davalıların haksız rekabetinin bulunduğunun tespit edildiği, dava dışı şirketin zararının 18.377,49 TL olduğu, davalının 36.394,86 TL şirketten alacaklı olması nedeniyle bu alacağın takas mahsubu sonucu dava dışı şirketten davalının 18.017,37 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Mahkemece alınan son bilirkişi raporundaki hesaplamalar, dosya kapsamındaki delillere uygun olup önceki bilirkişi raporlarının bu raporda değerlendirildiği görülmüştür. Bu tür bir davada dava dışı şirketin uğradığı zarar, zarara uğrayan şirketin yapmadığı ancak, davalının yapmış olduğu satışlar ve bu satışların dava dışı ... şirketi tarafından yapılması halinde elde edilecek kâra göre belirlenmesi yerindedir. Bilirkişilerin hesaplamaları varsayıma dayalı olmayıp her iki şirketin ticari kayıt ve belgelerindeki incelemelere göre hesaplama yapılmıştır. Davacını istinaf başvurusunda sözünü ettiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2004 / 13015 E., 2005 / 12046 K., 08.12.2005 tarihli ilamı, dilekçedeki özet içeriğine gere distribütörlük sözleşmesindeki zararın tespitine ilişkin olup, bu davada kararda belirtilen hesap tarzının benimsenmesi mümükün görülmemiştir. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere dava dışı ... Şirketinin bu davada taraf olmaması nedeniyle, davalı...'in ... şirketi müdürü olarak ve şirket ortaklığı nedeniyle şirketten alacaklı olması bu davada mahsup veya takas olarak ileri sürülüp değerlendirilemez. Mahkeme alacağı mahsup ve takas olmaksızın belirlemiştir. Takas ve mahsup olgusu kabul edilmesi halinde esasen şirket davalıya 18.017,37 TL borçlu olacaktır. Belirlenen davacı şirket alacağı davalı ortağın haksız rekabetinden kaynaklanmış olup alacağın davalı ortak ve müdür olan...'ten tahsiline karar verilmesi yeterlidir. Ayrıca bu kişinin ortağı olduğu davalı şirketin somut bir eylemi belirlenmediğinden, bu şirket hakkındaki davanın reddine karar verilmesi yerindedir. TBK'nın 58.maddesine göre kişilik haklarına saldırı bulunması halinde zarar görenin uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Somut olayda davacı ile davalı ortağın şirket ortaklığında kaynaklı yükümlülüklerini karşılıklı olarak yerine getirmeyerek şirketi fesih ve tasfiye sürecine soktukları, davalı ortağın şirketle rekabete giriştiği, davacının eşi ve aynı zamanda şirket müdürü olan ...'in şirket aktifinden para aldığı dosyadaki delillerden anlaşılmaktadır. Bu eylemler hukuka aykırı olmakla birlikte kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığından, mahkemece manevi tazminat isteminin de "Davacının diğer taleplerinin reddine" başlığı altında reddedilmesi yerindedir. Mahkemece reddedilen manevi tazminat yönünden davalı yararına ayrıca vekalet ücreti takdir edilmesi Tarife'ye uygun olup reddedilen haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesine rağmen davalı vekilinin bu konuda açık bir istinafı bulunmaması nedeniyle bu hususun resen incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
4-Taraflarcaca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,
6-Kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.