Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/563 E. 2026/563 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/563
Karar No
2026/563
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/563

KARAR NO: 2026/563

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02.12.2025

NUMARASI: 2025/880 Esas (Derdest)

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında 02/12/2025 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Şirketin eski yönetim kurulu başkanı ve münferit imza yetkilisi davalının şirket menfaatlerine aykırı işlemler gerçekleştirmek suretiyle şirketi zarara uğrattığını, bu sebeple davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirkete vermiş olduğu zararlar dolayısıyla TTK'nın 553 ve devamı maddeleri uyarınca sorumlu olduğunu, davalı eski yönetim kurulu üyesi tarafından şirketin hesabından usulsüz olarak para aktarımı yapıldığını ve şirketin kaynaklarını şahsi harcamalar için kullandığını, davalının şirketin ticari - mali defter ve kayıtlarını yeni yönetim kurulu üyesi ile paylaşmaması ve kasten gizlemesinin açıkça yasaya aykırı olduğunu, şirket malvarlığının korunması amacıyla gerekli her türlü önlemin tedbiren alınmasını, şirketin maruz kaldığı yüklü miktardaki zararın davalı tarafından karşılanabilmesi ve taleplerinin kabul görmesi halinde davalıdan şirket zararına ilişkin tutarın tahsil edilebilmesi için davalının malvarlığının tespit edilmesini ve davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile her türlü devredilebilir malvarlığı değeri ve banka hesaplarına ihtiyati haciz konulmasını talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, alacağın mahiyeti, davalının sorumluluk doğuran eylemleri, mal varlığını kaçırma yönündeki somut tasarrufları ve alacağın tahsilinin tehlikeye düştüğünü gösteren tüm olgular bir arada değerlendirildiğinde ve şirket zararlarının karşılığını oluşturan alacağın borçlu davalının mal kaçırma tehlikesi altında olduğundan İİK'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince davalıya ait taşınır, taşınmaz, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar üzerine öncelikle teminatsız, aksi halde makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 02/12/2025 tarihli ara kararı ile; "...Dava dilekçesi ekinde sunulan delillerin ticaret sicil kayıtları, ortaklar pay defteri hazır bulunanlar listesi, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/786 esas 2025/41 karar sayılı kararı, ticaret sicil gazetesi, hesap hareketleri dökümü, ... suç duyurusu, ihtarnameler ve özel amaçlı denetim raporlarından ibaret olduğu, özel amaçlı denetim raporunda bir kısım KDV tutarları, SGK ve vergi borçları ile kasadan çekilmiş bedeller hesaplanmış ise de mahkememizce raporun denetiminin yapılacağı delillerin henüz celp edilmediği, suç duyurusuna ilişkin soruşturma dosyasının numarası bildirilmediğinden bu dosyanın da istenilemediği, bu durumda dosyada mevcut deliller çerçevesinde zararın varlığına ilişkin yaklaşık ispatının gerçekleştiğinin söylenemeyeceği görülmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için davanın konusu itibariyle davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının yaklaşık ispat kapsamında kanıtlanması gerektiği, olayımızda tazminatla ilgili herhangi bir araştırma ve tespitin henüz yapılmadığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2025/248954 soruşturma numaralı (sahtecilik bürosu) dosyası kapsamında, 24.10.2025 tarihinde, şüpheli ... hakkında güveni kötüye kullanma suçu (TCK 155 ve 155/2) ile Pay Sahibinin Şirkete Borçlanma Yasağına (TTK 562/5-b Yollamasıyla 358) muhalefetten suç duyurusunda bulunulduğunu, ilgili kurumlara gerekli müzekkereler yazılarak raporun denetiminin yapılacağı, delillerin celbi sonrasında ihtiyati haciz taleplerine yönelik değerlendirme yapılacağına yönelik ara karar kurulabilecek iken hiçbir suretle araştırmaya yanaşmadan genel geçer ifadeler ile yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı kanaatine varıldığını, bağımsız denetçi raporunun ve banka hareketlerinin dosyaya sunulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davacı şirketin davalı olan eski yönetim kurulu üyesine karşı, TTK'nın 553. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davasıdır.Dava içinde davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, İİK'nın 258/3 maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı vekili, müvekkili şirketin eski yönetim kurulu ve münferit imza yetkilisi olan davalının şirket menfaatlerine aykırı işlemler gerçekleştirmek suretiyle şirketi zarara uğrattığını, bu sebeple davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirkete vermiş olduğu zararlar dolayısıyla TTK'nın 553 ve devamı maddeleri uyarınca sorumlu olduğunu, davalı eski yönetim kurulu üyesi tarafından şirketin hesabından usulsüz olarak para aktarımı yapıldığını ve şirketin kaynaklarını şahsi harcamalar için kullanıldığını, davalının şirketin ticari - mali defter ve kayıtlarını yeni yönetim kurulu üyesi ile paylaşmaması ve kasten gizlemesinin açıkça yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, tazminat isteminde bulunmuş, ayrıca davalı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiş, mahkemece bu talebin reddine karar verilmiştir. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.Bu bilgiler ışığında somut olayın incelenmesinde, dosya kapsamında bulunan delillerin bu aşamada yaklaşık ispat için yeterli olmadığı, davacının vadesi gelmiş bir para alacağının bulunduğuna, ihtiyati haczin gerekli olduğuna ve davacı iddialarının yerinde olduğuna ilişkin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hususlar, yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, ihtiyati haciz talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353 1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/563, K. 2026/563, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-563-e-2026-563-k-f0601923b380