Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1907 E. 2026/622 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1907
Karar No
2026/622
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1907 KARAR NO : 2026/622

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/09/2023 NUMARASI : 2023/205 E. 2023/637 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 13.04.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13.04.2026

Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.09.2023 gün ve 2023/205 E. 2023/637 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davacılardan ...'ya ait ....plakalı aracı kullanan ... 07.04.2021 tarihinde ....'in ... ilçesinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, davalı ... yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonucu 04.04.2022 tarihinde anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, dava konusu kazanın 3 aracın karıştığı bir maddi hasarlı kaza olduğunu, müvekkili normal yolunda seyir halinde 4 yol ağzı diye tabir edilen ... Sanayi girişindeyken, davalı ...'ya ait aracın kendi aracına arkadan çarpması sonrasında, bu çarpmanın etkisiyle müvekkil ...'un kullandığı .... .. plakalı.... marka araç dava dışı ...ve ....'nın aracına çarptığını, kazanın oluşunda, müvekkil kusurlu olmadığını, yolunda seyir halindeyken diğer aracın çarpması ile dava dışı .... ve ....'nın aracına çarptığını, kaza sonrasında müvekkillerin aracında yüksek bedelli hasar meydana geldiğini ve bu hasarların hala yaptırılmadığını, kazadan sonra, davalı ..., ... Sanayide esnaf olduğundan, araçlardaki hasarları, kaza kendi kusurlarından meydana geldiğinden yaptırmayı kabul ettiğini, kazadan sonra, taraflar bir kaza tespit tutanağı düzenlendiğini ve bu tutanağı .... A.Ş. ye gönderildiğini, sigorta şirketinin kaza tespit tutanağına dayanarak ödeme yapmaması ve hasarı karşılamama kararı sonrasında durum davalının tamiri kabul etmesiyle sonlandığını, oysa müvekkilinin kusurlu olmadığını, müvekkillerinin park halindeki araca çarpmadığını, kendisine çarpıldığı için gayri ihtiyari çarpmak zorunda kaldığını, bu durumun kaza tutanaklarının incelenmesi ile açıkça görülebileceğini, somut olayda Borçlar Kanununda düzenlenmiş bulunan tazminat talep koşullarının tamamı gerçekleştiğini, hesaplanacak hasarın davalılar tarafından tazmin edilmesi kanuni zorunluluk olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 49. Maddesi hükmüne göre "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmünün yer aldığını ileri sürerek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak, 1.000,00 TL maddi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak tarafımıza verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin incelenmesinde müvekkiline ait olduğu ve sürücüsü olarak kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen aracın plaka bilgilerine rastlanılamadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan trafik kazası tutanağı incelendiğinde ne kazaya karışanaracın maliki olarak ne de sürücüsü olarak tutanakta müvekkilin adına rastlanılamadığını, davacı tarafın bu davayı açarken müvekkilini neye dayanarak davalı olarak gösterdiği, ileri sürdüğü iddialarının yasal dayanağının ne olduğu anlaşılamadığını, kaza tutanağı incelendiğinde kazaya karışan araçların ....,.... ve .... plakalı araçlar olduğu görüldüğü, ... plakalı aracın malikinin davacı ..., sürücüsünün ... olduğu, park halinde olan .... plakalı aracın malikinin ....olduğu, ... plakalı aracın malikinin .... sürücüsünün ile.... olduğu açıkça görüleceği, İzmir 17.Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında yapılan bilirkişi incelemelerinde de kazaya karışan araçların sürücülerinin açıkça belirtildiğini, bu davada davacı tarafından ...'un müvekkilin işçisi olduğu iddiası ileri sürülerek müvekkilinin davada taraf gösterildiğini, kazada adı bu yanlış bilgiye dayalı olarak yer aldığını beyan ederek davanın müvekkili yönünden reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği tazminat tutarı açısından müvekkil şirkete yapmış olduğu herhangi bir başvuru bulunmadığını, kazaya karışan her iki araç malikinin de ticari işletmesiyle ilgisi olmayan dolayısıyla ticari iş niteliğinde olmayan bir trafik kazasından kaynaklandığını, davacı ile müvekkil şirket arasında da bir sözleşme olmadığı olayın haksız fiile dayandığı dikkate alındığında davanın Asliye ticaret mahkemesi değil Asliye hukuk mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğini, müvekkil şirkete yapılmış olan başvuruya ilişkin olarak hasar dosyası açılmış olup, Trafik Poliçesi Genel Şartları B.2.2. maddesi uyarınca sigortacının araç kaza tarihi itibariyle anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarılsaydı uygulanacak parça, tedarik, işçilik ve diğer hususlar çerçevesinde belirlenecek miktara göre ödeme yapma hakkının mevcut olduğuna ilişkin olarak ... numaraya SMS yolu ile taraflara nolu numaraya bildirimde bulunulduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla Karayolları Trafik Kanunu 99/1 maddesi gereğince müvekkil şirketin sorumluluğu gerekli belgeler ile başvuru tarihinden itibaren 8 iş gün sonunda başlamaktadır. Dolayısı ile zarara ilişkin gerekli belgelerin müvekkile sunulduğu tarihten itibaren 8 iş günü sonunda temerrüt başladığından kaza tarihinden faiz talebi haksız olduğunu beyan ederek müvekkili yönünden davanın reddini talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilince dava dilekçesinde, 1.000,00 TL maddi tazminat isteminde bulunulduğu, tazminat isteminin ne miktarda hangi tazminat kalemlerinden oluştuğuna dair açıklık bulunmadığından bahisle, tevzi formu üzerine 25.05.2022 tarihinde 6100 sayılı yasanın 119/1-ğ ve 119/2 maddelerince açık bir şekilde talep sonucunu bildirmesi için ihtarat şerhi düşüldüğü, 30/05/2022 tarihinde şerhin ara karar kurulmak ve Uyap sistemine aktarılmak suretiyle gerekli işlemin yapıldığı ve ara kararın davacı vekiline tebliğ edildiği, sehven 119/1-ğ yerine 119/1-g yazıldığı ancak ne yapması gerektiği ve ne kadarlık süre içerisinde yapması gerektiğinin açıkça ara karara " sonuç ve istem kısmındaki tazminat isteminin nelerden ibaret olduğunu bildirmediği anlaşılmakla açık bir şekilde talep sonucunu bildirmesi için" demek suretiyle gerekli ve yeterli derecede ihtarın yapıldığının anlaşıldığı, ancak davacı vekilince süresinde verilen dilekçe ile hasar ve değer kaybı tazminatı istendiğinin bildirildiği fakat bu istemlerin hangi miktarlardan ibaret olduğunun bildirilmediği, bu haliyle ara kararın gerekli şekilde yerine getirilmediği, bu durumda yargılama sonunda kabul ve ret miktarlarına ilişkin mahkemece bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı, avukatın icra ettiği vekalet görevinden dolayı zaten 6100 sayılı yasanın 119. maddesinde yazılı hususları mahkemece hatırlatılmaksızın bilmesi gerektiği, eksik icra edilen ara karar neticesinde davalı taraf açısından da kazanılmış hakların gündeme gelebileceği, ilgili hususun sonradan giderilebilecek eksikliklerden olmadığı, kanunun kesin süreye bağladığı hususlar ile ilgili olarak gerekli yaptırımlar mahkemece hüküm altına alındığında, hükmün kanunun koruması kapsamında kaldığından bahisle hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarakta nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, aksi durumun davalının hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarını ihlal edeceği ve mahkemece usul kanununun geniş yorumlanmasından kaynaklı olarak mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürebileceği anlaşılmakla davacı vekilinin 6100 Sayılı Yasaya uygun surette talep sonucunu açık bir şekilde bildirmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizce, İlk derece mahkemesince 30.05.2022 tarihli ara kararı ile "sonuç ve istem kısmında maddi tazminatın nelerden ibaret olduğu konusunda açıklık bulunmadığından 6100 S.Y'nın 119/1-g ve 119/2 maddeleri gereğince davacı vekiline açık bir şekilde talep sonucunu bildirmesi için 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına" şeklinde ihtaratta bulunduğu, 05.06.2022 tarihinde ara karar evrakının tebliğ olunduğu, davacılar vekili tarafından 10.06.2022 tarihli dilekçe ile maddi tazminat taleplerinin müvekkilinin aracında oluşan hasarlara ilişkin onarım bedeli ve değer kaybına ilişkin olduğu yönünde dilekçe sunulduğu, bilahare mahkemenin 13.09.2022 tarihli oturumunda davacılar vekili tarafından "taleplerinin yarı yarıya" olduğu, davacılar vekilinin gerek dava dilekçesinde gerekse dosyaya sunmuş olduğu beyan dilekçesinde davalı şahıs ve sigorta şirketi yönünden hangi araç için ve hangi sıfatla maddi tazminat talebinde bulunduğunun anlaşılamadığı, bu sebeple mahkemece davacı tarafa HMK'nın 31. Maddesinde düzenlenen "Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir." yönündeki yasal düzenleme gereğince dava dilekçesi açıklattırmak suretiyle, davalı şahıs ve sigorta şirketi yönünden hangi araç için ve hangi sıfatla, ne miktarda maddi tazminat talebinde bulunduğunu açıklaması yönünden süre verilerek yargılamaya devamla esas hakkında hüküm kurulması gerekirken davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak görülen İzmir 17. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/216 Esas 2023/10 Karar sayılı dosyasının dosya arasına alındığı, davanın davalı ... yönünden reddine karar verildiği, anılan dosyada alınan adli trafik bilirkişisi .... tarafından düzenlenen raporda ...'un kazanın oluşumunda tek etken olduğunun belirtildiği, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan raporda ise farklı yönde değerlendirmede bulunulduğunun ancak gerekçe gösterilmediğinin belirtildiği, ilk derece mahkemesince İzmir 17. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/216 Esas 2023/10 Karar sayılı dosyasında yer alan kusur raporlarının birbiriyle çelişmesi nedeniyle çelişkiyi giderir rapor alınmak üzere dosyanın adli trafik bilirkişisi ...'a tevdi edildiği, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davacılardan ...'un 2918 sayılı yasanın 57/1-c maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğinin tespit edildiği, dava dışı ... plakalı araç sürücüsünün ise kural ihlalinde bulunmadığının araçların çarpışma durumu ve hız durumlarına dair inceleme neticesinde tespitinin yapıldığı, davacı ...'un kazanın oluşumuna 2918 sayılı yasanın 57/1-c maddesini ihlal etmek suretiyle tek başına etki ettiği, 2918 sayılı yasanın 85. Ve 91. Maddelerine göre davalıların davaya konu edilen trafik kazası sonucu meydana gelen zarardan sorumlu olmadıkları gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının ikinci kez hatalı olarak verildiğini, mahkemenin eksik ve hatalı olarak araç üzerinde keşif yapmadığını ve hasar miktarını tespit ettirmediğini, ayrıca değer kaybı zararının tespiti için rapor aldırmadığını, mahkemenin kusur tespiti açısından 2 kişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldığını, bu heyetin kazada etkendir veye etken değildir şeklinde soyut ifadelerle rapor düzenlediğini, aracın hasarına ilişkin herhangi bir tespit olmadığından bahisle hasar bedeli hesabı da yapılmadığını, davacı tarafça rapora karşı itiraz edilmesine rağmen itirazların karşılanmadığını, kazanın karşı taraf aracın davacıya ait araca çarpması nedeniyle gerçekleştiğini, kaza tarihinden itibaren aracın yaptırılmadığını, aracın incelenmek üzere hazır edilebileceğini, davacıya çarpan aracın sol ön tamponunun kazada zarar gördüğünü, çarpma noktasına göre kaza yerine karşı taraf aracın kontrolsüzce gelerek davacıya ait aracın sağ arka lastik ve çamurluğuna çarparak savurduğunu, aracın darbe sonrası diğer araca çarpması nedeniyle diğer araçta da hasar oluştuğunu, mahkemenin eksik ve hüküm kurmaya elverişsiz rapora rağmen hasar ve değer kaybı yönünden araç üzerinde inceleme yaptırmaksızın eksik incelemeyle davayı reddettiğini, araç üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın ek rapor dahi alınmaksızın davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle hasar bedeli ve değer kaybı zararının tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın. reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu trafik kazasının oluşumundaki kusur dağılımı, davacıya ait araçta oluşan hasar ve değer kaybı zararının belirlenmesi ve davalıların bu zararlardan sorumlu olup olmadıkları noktalarında toplanmakta olup, dava konusu talepler yönünden açılan iş bu maddi tazminat davasının haksız fiil hükümleri çerçevesinde koşullarının oluşup oluşmadığının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda talebin haklılığına kanaat getirebilmek için davacıların sorumluluk atfedilen davalıların hukuka aykırı ve kusurlu davranışları olduğunun ve davacı zararı ile bu kusurlu davranış arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacılar maddi zararından davalı ... ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır. Dosya kapsamının incelenmesinde İzmir 17.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/216 Esas sayılı dava dosyasında alınan 05.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın davacı ...'un kural ihlali nedeniyle meydana geldiği, diğer araç sürücülerinin kazaya sebebiyet veren kural ihlallerinin bulunmadığı, yine aynı mahkemece alınan 11.04.2022 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda ise kazanın davacı ...'un %75, dava dışı sürücü ....'un %25 kusuruyla meydana geldiği yönünde görüş bildirildiği, mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda yer alan kusur dağılımı hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür. İlk derece mahkemesince İzmir 17.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunulan 2 farklı kusur raporu arasında çelişki oluştuğundan bahisle çelişkiyi giderir rapor aldırılmasına karar verilmiş ve dosyanın adli trafik bilirkişi ....'a tevdi edilerek düzenlenen rapor doğrultusunda kusur dağılımı yoluna gidilmiştir. İlk derece mahkemesince aynı trafik kazasına ilişkin düzenlenen raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesine yönelik inceleme yapılması yerinde ise de, çelişkinin giderilmesine yönelik alınan raporun diğer raporlara nazaran üstünlük tanınması için daha fazla sayıda bilirkişi tarafından incelemesi yapılmalı, somut olaydaki gibi çelişkinin giderilmesine yönelik rapor aldırılması halinde alınacak bu raporun İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi heyeti, ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti veya Karayolları Fen Heyeti gibi en az üç bilirkişinin katılımıyla teşekkül ettirilecek heyetten alınması gerektiği halde tek bir bilirkişi görüşüyle ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce bildirilen ve farklı bir mahkemece hükme esas alınan kusur dağılımıyla çelişki oluşturacak şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. ( Yargıtay 4. HD'nin 30.11.2022 tarih ve 2022/11182 E. - 2022/15899 K. ) Davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir. Kabule göre de; Zarar gören araç üzerinde dava öncesinde ekspertiz incelemesi veya delil tespiti yapılmamış olması halinde araç üzerinde doğrudan inceleme yapılarak veya davacının sunduğu delillerin ispat gücüne göre değerlendirme yapılmak suretiyle, gerektiği takdirde aracın önceki tarihli hasar kayıtlarının da dosyaya celbi suretiyle hasar ve değer kaybı zararının belirlenmesi hususunda inceleme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi de hatalı olmuştur. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.09.2023 gün ve 2023/205 E. 2023/637 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13.04.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1907, K. 2026/622, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1907-e-2026-622-k-a4a5600333df