Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/301 E. 2026/543 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/301
Karar No
2026/543
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/301

KARAR NO: 2026/543

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/04/2025

NUMARASI: 2014/360 E. - 2025/256 K.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait .....kap iplik yükünün...'tan ...'ya gönderilmek üzere 01/02/2008 tarihinde 2 numaralı davalıya ait ... plakalı araca teslim edildiğini, anılan aracın 03.02.2008 tarihinde ...'ten ... Limanı'na sefer alan 1 numaralıya davalıya ait ... isimli gemiye bindirildiğini, ...gemisinde, gemi henüz ... Limanı'na varamadan Hırvatistan karasularında yangın çıktığını, çıkan yangın neticesinde müvekkiline ait yükün tamamen zayi olduğunu, tamamı zayi olan yükün değerinin 49.431.00 Avro olduğunu, müvekkilinin konu taşıma için 2.400,00 Avro navlun bedeli ödediğini, taşıma tamamlanmadığı için ödenen navlunun müvekkiline iade edilmesi gerektiğini, buna göre davacı müvekkilinin yükün zayi olması ve de konu taşımanın tamamlanmaması nedeniyle toplam 51.831,00 Avro zarara uğradığını, meydana gelen yangın hadisesine ilişkin olarak müvekkilinin uğramış olduğu zararlardan 1 ve 2 numaralı davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 51.831,00 Avro tutarındaki alacağın 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesin i talep ve dava etmiştir.Davalı ... AŞ (Eski Unvanı; ... İşletmeleri AŞ ) vekili, savunmasında özetle; dava konusu zararın gemide çıkan yangın sonucu meydana geldiğini, söz kosunu yangının başladığı ana güvertede tamamı yanabilir obje ihtiva eden akülü-dizel yakıtlı yaklaşık 60 tır ve kamyon bulunduğunu, bu tır ve kamyonlardan başka ana güvertede yangına neden olabilecek bir tutuşturma kaynağının bulunmadığını, taşıyanın şahsi kusurundan kaynaklanmayan yangından ileri gelen zararlardan mutlak surette sorumsuz olduğunu, dava konusu olayda yangın müvekkili donatanın adamları ve gemi adamlarının bir kusur yada ihmalinden kaynaklanmadığı gibi yangının çıkmasında müvekkili donatanın herhangi bir şahsi kusuru da bulunmadığını, söz konusu yangının ... gemisinde buluna yük ve yüklerden kaynaklandığını, müvekkiline ait geminin tamamı yanarak zayi olduğunu, müvekkili donatanın dava konusu zarardan sorumlu tutulabileceği bir an için ihtimal dahilinde görülse bile bu durumda müvekkili donatanın yük zararının tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonunun uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansinou 6. Maddesinin 1.paragrafına göre sınırlı sorumlu olduğunu, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2.maddesi uyarınca dava konusu yükün zararından kaynaklanan tazminat alacağı dahil gemide bulunan yüklerin yanarak zayi olmasından kaynaklanan tüm tazminat alacaklarının sınırlamaya tabi olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19.madde de parça başında sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluluğunun sınırlandırıldığını, davacının talep ve faiz miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı .... Şti.vekili, savunmasında özetle; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkilinin nakliye firması olduğunu, müvekkili ile ... arasında hiçbir ticari bağlantının bulunmadığını, müvekkilinin aracından yanıcı veya patlayıcı herhangi bir madde de mevcut olmadığını, taşıyıcı sıfatı ile davacıya ait yükü varış yerine teslim edilmek üzere gemi donatanına teslim ettiğini, ancak geminin Hırvatistan yakınlarındaki açık denizde çıkan bir yangın sonucu yükleri ile birlikte 06.02.2007 tarihinde tamamen yandığını, yangın olayının açık denizde vuku bulması sebebi ile meydana gelen olayda ...gemisi donatanın sorumluluğunun asıl olduğunu, yangın olayında CMR hükümlerinin uygulanması gerektiğini, yüke hasar bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesi olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş bir olayda taşımacının sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; ...isimli ... gemisinin 202 adet tır ve römork yüklü olarak .../İstanbul Limanından .../Triesta Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada Hırvatistan açıklarında gemide çıkan yangında davacı şirkete ait emtiaların yanarak zayi olması nedeniyle ortaya çıkan zararın tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili müvekkiline ait 903 kap iplik yükünün...'tan ...'ya gönderilmek üzere 2 numaralı davalıya ait ... plakalı araca teslim edildiğini, davalı ait ...gemisinde çıkan yangın neticesinde tüm yükün zayi olduğunu ve zarara uğradığını beyanla meydana gelen zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ...isimli ... gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı mahkememizde çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenilmesine karar verilmiştir.Bekletici mesele yapılan dosyanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulmasının ardından 2016/94 Esas üzerinden Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2018 tarihli, 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı oy çokluğu kararı ile;"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir." gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile; "...gemisinin ... yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; "... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur.

Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu açıklamalara göre bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile ...gemisinde çıkan yangın olayında gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verilmiş olduğu, dava konusu yangın olayının meydana gelmesinde kara taşımacısının kusurunun bulunduğunun davacı tarafça iddia ve ispat olunamadığı, bu durumda sorumluluğunun CMR Konvansiyonunun 2. Maddesine göre taşıyan bakımından uygulanan hükümlere göre tespit edileceği, dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalı donatanın sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; pilot dosyada verilen kararın "kesin hüküm" veya tartışılmaz bir "bağlayıcı emsal" olarak kabul edilip, eldeki dosyada hiçbir bağımsız değerlendirme yapılmadan aynen uygulanmasının, müvekkilinin adil yargılanma hakkının, hukuki dinlenilme hakkının ve mahkemeye erişim hakkının açık bir ihlali olduğunu, "pilot dava" usulünün toplu davalarda usul ekonomisi sağlasa da, bu durumun hakimin her dosyadaki vicdani kanaat oluşturma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını, yangının davalı donatanın sistematik hatasından kaynaklandığını, seferin başında mevcut olan eksikliklerle yol çıkıldığını, geminin yola elverişsiz olduğunu, bu eksiklikler ile oluşan zarar arasında doğrudan illiyet bağı bulunduğunu, esas alınan Yargıtay kararında, "yangının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olduğu, çok hızlı yayıldığı, personelin can korkusuyla yetersiz kaldığı, bunun insani bir durum olduğu" belirtilerek donatanın aklandığını, bu gerekçenin deniz taşımacılığının ve güvenlik kurallarının (...) mantığına ters olduğunu, TTK m. 1062/II (ve yeni TTK ilgili maddeleri), taşıyanın yangından sorumlu olmaması kuralını getirdiğini, ancak çok önemli bir istisna bulunduğunu, bunun a ''Şahsi Kusur" hali olduğunu, eğer yangının çıkmasında veya sönmemesinde taşıyanın (donatanın) şahsi kusuru varsa, yangın istisnasından yararlanamayacağını modern deniz hukukunda, donatanın geminin teknik idaresini ve emniyet yönetimini profesyonel şirketlere (... Şirketi) devretmesinin yaygın olduğunu, Alman Mahkemesi kararının emsal alınmasının yanlış olduğunu, son derece detaylı ve olayın tüm teknik yönlerini aydınlatan 25.01.2021 tarihli bilirkişi raporununun bir kenara bırakıldığını, 903 kap iplik yükün, ...gemisindeki yangında tamamen yanarak kül olduğunun sabit olduğunu, yükün zayi olduğu ve miktarı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığını, davalı ...... Şti.'nin sorumluluğunun tartışılmadığını, davalı kara taşımacısı ... yönünden de davanın reddedildiğini, ancak donatanın "şahsi kusurlu" ve sorumlu olduğu kanıtlandığını, donatanın sorumluluğu sabit olduğundan, asıl taşıyıcı olan ...'in de müvekkiline karşı müteselsilen sorumluluğu doğduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davacıya ait emtiaların gemide taşınması sırasında meydana gelen yangın sonucunda zayi olması sebebiyle, zayi olan mal bedelinin ve navlun bedelinin davalı kara ve deniz taşıyanlardan tahsili istemiyle açılmış bir maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 01.02.2008 tarihli ... belgesine göre davacıya ait iplik emtiasının davalı .... Şti. tarafından.../Türkiyeden .../...'ya taşınmasının üstlenildiği, emtianın TIR'la birlikte deniz taşıması için ... Limanında deniz taşımacılığı yapan davalı ...İşletmeleri AŞ'ye ait ...gemisine yüklendiği, geminin Hırvatistan açıklarında iken 06.02.2008 tarihinde çıkan yangın sonucunda tırların ve içindeki malların yanarak kullanılmaz hale geldiği, bunun üzerine emtianın zayi olmasından doğan zararın ve ödenen navlun bedelinin tahsili istemiyle 23.01.2009 tarihinde eldeki davanın açıldığı; mahkemece, aynı mahkemenin 2008/151 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığı, söz konusu dosyanın yeni esas numarasının 2024/215 Esas sayılı dosya olduğu, bu dosyada Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı gereği ...gemisinde çıkan yangın olayında davalılardan gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verildiği, eldeki uyuşmazlık bakımından da dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalıların sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bekletici mesele yapılan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/215 Esas (Eski esas 2008/151 Esas) sayılı dosyasının incelenmesinde; davanın 2008/151 Esas sayılı dosya ile .... Şti.tarafından eldeki davanın konusu olan taşımadaki gemide yüklü bulunan dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiası ile ... AŞ (Eski unvanı: ... İşletmeleri AŞ) aleyhine açıldığı ve maddi tazminat isteminde bulunulduğu, mahkemenin 27.01.2011 tarihli ve 2008/151 Esas, 2011/20 Karar sayılı kararı ile geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen tır araçlarının birinde yangın çıktığı, gemide SOLAS kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika ve teçhizatın tam olarak bulunduğu, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahalelerin başarısız kaldığı, olayda 6762 sayılı Kanun'un 1019'uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulama yeri olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 1062'nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli ve 2011/6376 Esas, 2011/9220 Karar sayılı kararı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazları karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması gereğine işaret edilerek bozulduğu, mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve 2011/411 Esas, 2013/331 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2015 tarihli ve 2014/7243 Esas, 2015/4347 Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 27.04.2016 tarihli ve 2016/94 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile önceki kararında direnilmesine karar verildiği, direnme kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2018 tarihli ve 2018/11-624 Esas, 2018/1566 Karar sayılı ilamı ile bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına kurul çoğunluğu tarafından karar verildiği, mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararına uyularak verilen 17.03.2021 tarihli ve 2019/211 Esas, 2021/140 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4620 Esas, 2023/1074 Karar ve 23.02.2023 tarihli ilamı ile; "... Dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle davalı tarafın temyiz isteminin kabulü ile davanın tümden reddine dair hüküm tesis edilmesi için kararın bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı ilamı ile onanmış olduğu görülmüştür. Davacı, taşıma sırasında zayi olan mallarının bedelinin tazmini ve navlunun iadesi için eldeki davayı açmıştır. 01.02.2008 tarihli CMR belgesine göre davacıya ait iplik emtiasının davalı .... Şti. tarafından.../Türkiyeden .../...'ya taşınmasının üstlenildiği, emtianın deniz taşıması için ... Limanında deniz taşımacılığı yapan davalı ...İşletmeleri AŞ'ye ait ...gemisine yüklendiği, geminin Hırvatistan açıklarında iken 06.02.2008 tarihinde çıkan yangın sonucunda tırların ve içindeki malların yanarak kullanılmaz hale geldiği, bekletici mesele yapılan dava dosyasında da davalının, eldeki davadaki gibi geminin donatanı şirket olduğu, dava konusu tazminat talebinin dayanağı olayın da eldeki davadaki gibi gemide meydana gelen 06.02.2008 tarihli yangın olayı olduğu görülmektedir. HMK'nın 165. maddesi uyarınca, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. HMK'da pilot dava şeklinde bir düzenleme olmamakla birlikte yasal düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Aynı olaya dair farklı dava dosyalarında farklı ve çok sayıda inceleme ile bilirkişi raporları alınması gereksiz gider yapılmasına neden olmakla birlikte farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkması ihtimalini de beraberinde getirecektir. Bu durum HMK'nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu gibi farklı mahkemelerin birbiri ile çelişkili kararlar vermesinden dolayı adil yargılanma hakkının ve hukuki güvenlik ilkesinin de ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır. Mahkemece, 2008/151 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmiş, devam eden oturumlarda bir çok kez bu karar tekrar edilmiş ve yeni numara alan 2011/411(2019/211 ve 2024/215) Esasta görülen davanın sonucunun beklenmesine karar verilmiştir. Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur. Tüm dosyalarda kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik ve önem arz etmektedir. Mahkemece aynı yangın olayı nedeni ile taşıyıcının sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebirlik ilkelerine uygun düştüğü gibi usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkesi göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya uygun olmuştur. Zira aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenirlirliğini zedeleyeceği gibi adil yargılanma hakkının da ihlali anlamına gelecektir. Diğer taraftan, davacı vekili davalı şirket çalışanları ve gemi adamlarının usulüne uygun şekilde yangına müdahale etmemeleri, geminin yetersizliği nedeniyle zarar oluştuğu, gemi donatanının şahsi kusuru bulunduğu ileri sürülmüş ise de, ileri sürülen bu husus bekletici mesele yapılan dosyada alınan raporla ve bu raporlara göre verilen kararla kesin şekilde çözülmüş olup oluşan zarardan davalı gemi donatanının sorumlu olmadığı kesin şekilde belirlendiğinden, davacı vekilinin davalı gemi donatanı yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, 01.02.2008 tarihli CMR belgesine göre davacıya ait iplik emtiasının ......./Türkiyeden .../...'ya taşınmasının üstlenene davalı .... Şti.'nin meydana gelen zararla eylemleri arasında herhangi bir illiyet bağı ispat edilmemiş olduğundan bu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/301, K. 2026/543, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-301-e-2026-543-k-b02c9ff5b781