Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/730 E. 2026/848 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/730
Karar No
2026/848
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/730 Esas

KARAR NO: 2026/848

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 26/10/2023

NUMARASI: 2021/910 E. - 2023/846 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ve .... Şti. arasında yapılan kira kontratının görüleceği bunun üzerine kira bedeline istinaden kiraya verene teminat olarak verilen senetlere kefil olunduğu, takibe konu senetler teminat olarak verildiği sözleşmede açıkça yazdığı, yapılan kira kontratı 22/11/2018 tarihinde .... Şti. yetkilisi ile kiraya veren ... arasında kira kontratının fesihi hususunda sözleşme anlaştıkları, kiraca ile kiralayan arasında müvekkilinin kefil olarak yer aldığı sözleşmesinin fesih edildiği, göz önünde bulundurulduğunda müvekkilinin kiracı tarafından kiralayana verildiğini senet miktarlarından ve kira bedellerinden sorumlu tutulması yasaca mümkün olmadığı, 22/11/2018 tarihli sözleşme dolayısıyla belirlenen yükümlülüklerinin gerek akdi feshi gerekse sözleşme muhteviyatında belirtilen alacağın sebebinin hava parası gibi kanuna aykırı alacak teşkil ettiği, senetlerin ödenmeden evvel protesto çekilmemesi sebebiyle davacı müvekkilinin kefil olarak yer aldığı senetler karşılığında davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığı, dava konusu farklı tarihli 6 adet senedin iptalinden oluştuğu, dava konusu senedin tahsili halinde müvekkilin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan dava konusu senedin teminatsız veya mahkemenin uygun göreceği bir teminat mukabilinde ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesinde verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar davaya konu senetlerin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı tarafa müvekkili tarafından yapılmış olan ödemelerinin davalı taraftan istirdatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalı şirketi üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı tespit edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2021/910 esas, 2023/846 karar sayılı, 26/10/2023 tarihli kararı ile; "Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve taraflarca sunulan kira sözleşmesi dikkate alındığına dava konusu senetlerin teminat senedi olduğu anlaşılmaktadır. Ancak dava konusu senetlerde teminat senedi olduğu hususu açıkça yazılı olmadığından bu husus şahsi defi niteliğinde olup TTK 687/1 maddesi hariç cirantalara/hamile karşı ileri sürülemez. Davacı tarafından davalı-hamilin lehtar ile birlikte davacı zararına hareket ettiği iddia edilmekte olup bu hususu TTK 687/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve ispat edilmesi gerekmektedir. Anılan husus tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Bknz. Ankara BAM 22. HD. 2019/2137 Esas 2022/681 Karar sayılı ilamı) Dosya kapsamında davacı tarafça davalının iktisapta ağır kusurlu ve kötüniyetli olduğuna (bile bile borçlunun zararına) ilişkin yeterli ve elverişli herhangi bir delil (tanık beyanları dahil) sunulmamıştır. Davacı taraf davalı-alacaklı-hamil olan ...'in senedin asıl borçlusu olan Nesibe Evliçoğlu'na yönelik icra dosyasındaki taleplerden vazgeçtiğini ileri sürmekte olup salt bu hususun davalının iktisapta ağır kusurlu ve kötüniyetli olduğunu (bile bile borçlunun zararına) ispata yeterli olmadığına kanaat getirilmiş, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. Menfi tespit davalarında 2004 sayılı İİK 72/IV ve 72/V maddeleri uyarınca tazminata hükmedilebilmesinin ön koşulu; gerek açılmış icra takibinin durdurulması gerekse icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın uygulanmış olmasıdır. (Adem Albayrak, Asliye Hukuk Davaları, Adalet Yayınevi, Ankara 2016 Basım, sf; 1347 ) Ayrıca İİK 72/V maddesi kapsamında davacı/borçlu tarafından kötüniyet tazminatı talep edilebilmesi için davalı/alacaklı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Eldeki dosya bakımından yukarıda belirtilen şartlar oluşmadığı anlaşılmakla, davanın REDDİNE, davalı tarafça talep edilen tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükme esas alınan emsal kararın, dava dilekçesinde sunulan Yargıtay Genel Kurulu kararları kadar aydınlatıcı olmadığını, mevcut uyuşmazlığın özgün niteliklerini karşılamadığını, dava konusu senetlerin, dosyada mevcut kira sözleşmesinde tüm ayrıntılarıyla yer aldığını ve bunların teminat senedi olduğu hususunda bir tartışma bulunmadığını, bu durumun ispatlanmasıyla birlikte ispat yükünün yer değiştirdiğini ancak mahkemenin bu konuda hatalı bir yorum içine girdiğini, alacaklı davalının, senedi ciro eden asıl borçlu ve diğer borçlular hakkında icra takibi ve haciz işlemlerini sürdürmeyip, tam tahsil aşamasındayken hacizleri kendi isteğiyle kaldırmasının bilirkişi tarafından dahi "izaha muhtaç" ve "hayatın olağan akışına aykırı" olarak nitelendirildiğini, mahkemenin ise bu açık kötüniyeti görmezden gelerek ispat külfetini halen davacı tarafa yüklemesinin büyük bir hukuki hata teşkil ettiğini, bilirkişi raporunda da değinildiği üzere, senetleri teslim alan şahsın hangi hukuki ilişkiye dayanarak bu ciroyu yaptığının anlaşılamadığını, davalı tarafın ticari defterleri ve banka kayıtları incelenmeksizin bu ilişkinin mahiyetinin ortaya çıkarılamayacağını, mahkemenin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin kiracı ve kiralayan arasındaki sözleşmeye istinaden verilen senetlere kefil olduğunu, kira ilişkisinin 22.11.2018 tarihinde fesih sözleşmesi ile sona erdiğini, buna rağmen senetlerin sözleşmeye aykırı şekilde iade edilmeyerek takibe konulduğunu, müvekkiline icra takibi başlatılmadan önce ödeme protestosu çekilmediğini, TTK uyarınca bu usuli şart yerine getirilmeden doğrudan kefile gidilemeyeceğine dair Yargıtay kararlarının mahkemece dikkate alınmadığını, kefilin sorumluluğunun azami miktar ve süreyle sınırlı olması gerektiğini, kira sözleşmesi feshedildiği halde müvekkilinin halen sorumlu tutulmasının yasaya aykırı olduğunu, ayrıca senetlerin bir kısmının hukuken geçersiz olan "hava parası" mahiyetinde olduğunu ve bu bedellerden kefilin sorumlu tutulamayacağının Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu, kira müddetince doğan 40.000,00 TL borcun zaten ödenmiş olduğunu, buna rağmen senetlerin üçüncü kişilere ciro edilerek müvekkilinden tahsil edilmeye çalışılmasının mükerrer ödeme amacı taşıdığını ve alacaklı ile asıl borçlunun el birliğiyle müvekkilini zarara uğratmaya çalıştıklarını, mahkemenin eksik inceleme ve hatalı ispat yükü değerlendirmesiyle verdiği kararın, usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın söz konusu iddiaları tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mahkemenin davanın reddine yönelik kararının yerinde olduğunu, dava konusu senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair ibare bulunmadığını, Nesibe Evliçoğlu ile ilgili ihtiyati haciz kararından feragat edilmediğini, bu borçlu hakkında takip 24.04.2019 tarihinde tebliğ edildiğini ve takip kesinleştiğini, Mahkeme tarafından usulüne uygun olarak yargılama yapıldığını, deliller takdir edildiğini ve ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiğinden davacının istinaf isteminin reddini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında bedelsizlik iddiasına dayalı olarak menfi tespit ve ödemenin istirdadı istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Dosyanın tetkikinde; dava konusu bonoların kira sözleşmesinin teminatı için düzenlendiği, sözleşmenin feshedilmesi nedeni ile bedelsiz oldukları ve lehtar yönünden icra takibinden feragat edilmesine rağmen hakkında alacak isteminde bulunulmasının kötüniyetli olduğunun davacı tarafça iddia edildiği, senet metinleri üzerinde senetlerin teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibarenin yer almadığı, bonolarda davacının avalist, davalının hamil olduğu, lehtarın ise dava dışı Nesibe Evliçoğlu olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın, dava dışı lehtar yönünden başlattığı icra takibinden feragat etmediği, yalnızca 1 adet senet yönünden ihtiyati haciz uygulanmasından feragat ettiği görülmüştür. Davacının dayandığı kira sözleşmesinin dava dışı lehtar tarafından feshedildiği, fesih sözleşmesinde kiracının yükümlü olduğu kira ödemelerinin 40.000-TL ödenmiş olup geri kalan ödemeleri 22.03.2019 tarihine kadar olan borç bakiyeleri ödendikten sonra diğer senetlerin hükümsüz kalacaklarının düzenlendiği, takibe konu alacağın işbu döneme ait olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca davacı avalist olup TTK'nın 702. maddesinin; ''(1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir." şeklindeki düzenlemesi ışığında somut olaya bakılması gerekmiştir. Bilinmesi gerektiği üzere aval verenin borcu bağımsız bir borç olup, feri nitelikte değildir. İşbu yasal düzenleme gereğince aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam etmektedir. TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilecektir. Dolayısıyla işbu gerekçeler ışığında davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yalnızca TTK'nın 687. maddesine dayalı değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verildiği tespit edilmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararındaki gerekçe düzeltilerek ''Davanın REDDİNE, davalı tarafın tazminat talebinin reddine'' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

2-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/10/2023 tarih, 2021/910 E. 2023/846 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

Davanın REDDİNE,

Davalı tarafın tazminat talebinin reddine,

3-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

3/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 1.536,98-TL'nin mahsubu ile bakiye 804,98 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine,

3/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına,

3/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

3/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

4/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 210,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.379,40-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/730, K. 2026/848, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-730-e-2026-848-k-eb8b9b1a0fd8