Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/699 E. 2026/1718 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/699
- Karar No
- 2026/1718
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/699 KARAR NO : 2026/1718
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/10/2023 NUMARASI : 2022/76 E. 2023/778 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 23.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 23.10.2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.10.2023 tarih 2022/76 E. 2023/778 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, temlik eden .... T.A.Ş. ile davalı borçlular arasında taksitli ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, bankanın 01.10.2012 tarihinde alacağını dava dışı .... A.Ş.'ye temlik ettiğini, bu şirket tarafından 24.12.2013 tarihinde İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2013/15097 E. sayılı dosyasında borçlular hakkında icra takibi başlatıldığını, borçluların itirazı sonucu takibin durdurulduğunu, .... A.Ş.'nin 14.10.2015 tarihinde .... A.Ş. ile,... A.Ş.'nin ise 23.11.2018 tarihinde müvekkili şirket adı altında birleştiklerini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı .... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, sözleşmede kefaletin şekli unsurlarında eksiklikler bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirket adına kredi borçlarına kefil olduğuna dair ibarenin ve kefilin hangi borçtan ne kadar miktar ile sorumlu olacağı hususunun yer almadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şti. cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ....Şti.'nin temlik eden ...'tan 18.10.2007 tarihinde 25.000,00 TL tutarında taksitli ticari kredi kullandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine, davacı tarafından davalılar aleyhine 18.908,49 TL asıl alacak, 41.899,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 60.807,63 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, 6098 sayılı TBK 154/2 md uyarınca icra takibi ve davanın açılması ile zamanaşımı sürelerinin kesildiği davalı ... vekilinin zamanaşımı definin yerinde olmadığı, bilirkişi raporunda davacının davalılardan alacağının 18.908,49 TL asıl alacak, 22.994,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.903,47 TL olduğu, ek raporda 10.06.2008 tarihinden 24.12.2013 takip tarihine kadar %20,40 akdi faiz oranının 2 katı baz alınarak yapılan hesaplama ile bu defa 19.238,45 TL asıl alacak, 45.038,40 TL faiz şeklinde toplam 60.807,63 TL alacağın hesaplandığı, gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile 60.807,63 TL alacak üzerinden takibin devamına, alacağın likit olduğu kabul edildiğinden hüküm altına alınan 60.807,63 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, ilk derece mahkemesince verilen kararın hüküm kısmında, davalılar yerine davalı denilerek hangi davalının hangi hükümden ne şekilde sorumlu olduğunun belirsiz olduğunu, bilirkişi tarafından düzenlenen kök ve ek raporlar arasında hüküm kurmaya elverişlilik açısından ihtilaf bulunduğunu, kök raporda müvekkilinin kefaletine ilişkin durumun tespit edilemediğinin açıkça belirtildiğini, ek raporda bu durumun tam tersi bir tespite yerilmesinin ve atılan imzaların şirket adına müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak atıldığının kabulünün hatalı olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin şirket yöneticisi olduğu belirtilmişse de, kredi kullanım ve temerrüt tarihlerinde müvekkilinin şirketten ayrılmış olduğunu, genel kredi sözleşmesinin sadece müvekkili ile yapıldığını, şirkete ait kaşe ve imza bulunmadığını, kefalete ilişkin olarak herhangi bir ibare bulunmadığını, müvekkilinin diğer davalı şirketten 21.07.2008 tarihinde ayrıldığını, genel taahhütname sözleşmesinde TBK 23. md uyarınca şekli unsurlar açısından eksiklik bulunduğunu, kefalete ilişkin bir hüküm bulunmamasına rağmen, kefilin hangi borçtan ne kadar miktar ile sorumlu olacağı hususunun da belirtilmediğini, çerçeve sözleşme niteliğini haiz sözleşmede, kefil olunan asıl borçlar, asıl borçlunun isim veya unvanı, kefalet limiti ve asıl borca ilişkin işletilecek faiz de dahil olmak üzere diğer hiçbir aydınlatıcı unsur bulunmadığını, sözleşmede ''uygulanacak faiz oranları'' başlığı altında faiz oranları kısmının boş bırakıldığını, icra takibinde uygulanan faizin sözleşme açısından yasal dayanağının bulunmadığını. zamanaşımı itirazlarına dair gerekçeli kararda yapılan değerlendirmenin de hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK'nun 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi asıl raporunda, dava dışı temlik eden ... T.A.Ş..../İzmir şubesi ile davalı ... arasında 18.10.2007 tarihli 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, genel kredi sözleşmesinde davalı ...’ın lehdar sıfatıyla 200.000,00 TL’lık imzasının bulunduğu, ...’ın lehdar olarak görüldüğü genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Ek raporda ise sözleşmede kredi lehdarı olarak davalı ...’ın imzasının bulunduğu, bu imzanın davalı ... Şti. temsilcisi sıfatıyla atıldığı, aynı sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan davalı ...’ın 100.000,00 TL’lık imzasının da sözleşmede kefil sıfatıyla atıldığı görüşüne varıldığı bildirilmiştir. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalı ...'ın 18.10.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği istinaf sebeplerinin açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 4.153,76-TL'den peşin alınan 1.034,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 3.119,76-TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.23/10/2026