Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/596 E. 2026/817 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/596
- Karar No
- 2026/817
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/596
KARAR NO: 2026/817
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/12/2023
NUMARASI: 2022/526 E. - 2023/1097 K.
DAVANIN KONUSU: Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul 14.Aile Mahkemesi'nin 2016/805 esas sayılı boşanma davası ve İstanbul 1.Aile Mahkemesi'nin 2016/ 822 esas sayılı mal rejimi davası devam ederken, dava dışı ... ... ile tanıştığını, bu kişi tarafından iradesi sakatlanarak muvazalı şekilde ... ...'in annesi olan davalı ... ... lehine tanzim senet tanzim ettiğini, davalı ... ... veya dava dışı ... ...'in herhangi şekilde borç vermesinin söz konusu olmadığını, sosyo ekonomik açıdan da borç verme gücü bulunmadığını, ....İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra dosyasından borcu bulunmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıya 150.000,00 TL., nakit para verdiğini, davacının tapuda kendi adına kayıtlı hissesini 1-1,5 ay içerisinde tapuda devredeceğini söylemesine rağmen hissesini devretmediğini, ayrıca davacı tarafından yazılı beyanı ile boşanma davası nedeni ile satış yapamadığı için senet düzenlendiğinin belirtildiğini ileri sürerek davanın reddine talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla;" davacının takibe konu senedi cebir veya tehditle imzaladığına dair mahkememizce dinlenen tanık beyanları da dahil bir delil bulunmadığı anlaşıldığından mahkememizce davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; kambiyo senedini cebir veya tehditle imzalaması nedeniyle borçlu olmadığı iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığı" gerekçesi ile DAVANIN REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin talep edilen delilleri toplamadan ve senetle ispat kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gereken hususları dikkate almadan karar verdiğini, olayda doğrudan katkısı bulunan ... ...’in ikrarlarının yer aldığı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/43607 ve 2019/89988 soruşturma numaralı dosyalarının fiziken celp edilip incelenmediğini, bu dosyalarda ... ...’in muvazaalı şekilde bono tanzim ederek annesi ... ... üzerinden müvekkili borçlandırdığının açıkça belirtildiğini, tanıklar ... ve ...’ün beyanlarının senedin muvazaalı olduğunu ve annelerinin baskı altında bırakıldığını, müvekkilinin haciz kaygısı ve iradesinin sakatlanması sonucu kendisini koruma amaçlı bono tanzim ettiğini ancak akabinde ... ... tarafından dolandırıldığını, savcılık ifadelerinde ... ...’in haciz koydurmak maksadıyla senedi tanzim ettiğini, davalının borç verecek ekonomik gücünün bulunmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.
Davacı dava konusu senedin boşanma aşamasında olduğu süreçte dava dışı ... ... ile tanıştığını ve senedin ... ... tarafından iradesi sakatlanarak elinden ... ...’in annesi davalı NurayÖzdemir adına alındığını belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan belge fotokopisinde senedin verilen borç karşılığında davacı tarafından verildiğinin yazılı olduğu görülmüştür.
Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).
Mahkemece davacının boşandığı eşi ve çocukları tanık olarak dinlenmiştir.
Davacı istinafında, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/43607 ve 2019/89988 sayılı dosyalarda dava dışı ... ...'in verdiği ifadelerden, senedin muvazaalı şekilde tanzim edildiğini, davalının ekonomik durumu gereği borç vermeye elverişli olmadığını ileri sürmektedir.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından dava konusu senedin, İstanbul 14.Aile Mahkemesi'nin 2016/805 esas sayılı boşanma davası ve İstanbul 1.Aile Mahkemesi'nin 2016/ 822 esas sayılı mal rejimi davası devam ederken tanıştığı, ... ... tarafından iradesi sakatlanarak muvazalı şekilde ...'ın annesi olan davalı ... ... lehine senet tanzim edildiğini, davalının veya dava dışı ...'ın herhangi şekilde borç vermesinin söz konusu olmadığını, sosyo ekonomik açıdan da borç verme gücü bulunmadığını belirterek ....İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş ise de, davacıya ati nüfus kağıdının fotokopisi altında düzenlenen davacı tarafından imzalı yazıda, davacı tarafından 1/2 hissesi bulunduğu taşınmazı davalıya sattığı, boşanma davası sebebi ile noterden satış yapamadığını, 150.000,00 TL'yi elden nakden aldığını yazdığı, ispat yükümlülüğünün davacı üzerinde olduğu, davacı tarafından iddialarının ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafından iddialarının ispat edilemediği anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../12/2023 tarih ve 2022/.... E., 2023/.... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026