Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/505 E. 2026/1331 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/505
- Karar No
- 2026/1331
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/505 KARAR NO : 2026/1331
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/1081 KARAR NO : 2023/684 DAVA TARİHİ : 04.10.2017 KARAR TARİHİ : 20.09.2023 DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 29.09.2026 KARARIN YAZ. TARİH: 29.09.2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.09.2023 tarih ve 2017/1081 Esas, 2023/684 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ile davalı arasında 25.07.2017 tarihinde imzalanan, "Fide Sipariş Sözleşmesi" gereğince davalı tarafça teslim edilen 2,6 kg. Yalova-1 standart beyaz lahana tohumu 384'lük viyollerde 01.08.2017-02.08.2017 tarihlerinde ekiminin yapıldığını, bu ekimler sonucunda toplam 2611 adet 384'lük viyollerde 1.002.624 adet fide elde edildiğini, 02.08.2017 tarihinde fidelerin ön çimlenme durumları hakkında davalı tarafa bilgi verildiğini, 04.08.2017 tarihinde ise davalı taraf yetkilisi ... isimli kişinin müvekkili şirkete gelerek ''bizim arkadaşlar fazla tohum getirmişler, bizim ihtiyacımız 75.000 fidedir.'' şeklinde beyanda bulunduğunu, geriye kalan fidelerin imha edilmesini talep ettiğini, 07.08.2017 tarihli 11463 yevmiye nolu Torbalı 4. Noterliği'nden çektikleri ihtarname ile imha şartlarının karşı tarafa bildirildiğini, söz konusu ihtarname ile imha şartları hususunda 11.08.2017 tarihine kadar şirketlerine bilgi verilmesinin talep edildiğini, aksi takdirde fidelerin teslim tarihinde normal yetiştirme fiyatından fatura edileceğinin ihtaren bildirildiğini, imha şartlarının karşı tarafça kabul edilmediğini, 09.08.2017 tarihli 11539 yevmiye nolu İzmir 13. Noterliği'nden çekilen cevabi ihtarnamede 64.000 adet fide siparişi verildiği, sadece 64.000 adet fide bedelinin teslim anında bedelinin ödeneceğinin davalı tarafından beyan edildiğini, yetiştirilen diğer fidelerin masraflarının ödenmeyeceğinin beyan edildiğini, 25.07.2017 tarihinde imzalanan "Fide Sipariş Sözleşmesi"ne aykırı davranıldığını, müvekkili tarafından Torbalı 2. Noterliği'nin 22.08.2017 tarih ve 8727 numaralı ihtarıyla davalıdan sözleşmeye riayet etmesinin talep edildiğini, siparişlerin standartlara ve olağan gelişim sürecine uygun olarak yetiştirildiğini, 25.07.2017 tarihinde imzalanan "Fide Sipariş Sözleşmesi" gereğince ekimi yapılan 2,6 kg. Yalova 1 standart beyaz lahana tohumu neticesinde yetişen 1.002.624 adet fidenin olağan gelişim sürecini 31.08.2017 tarihinde tamamlayarak teslime hazır hale geldiğini, davalının kabulü dahi 75.000 adet fide iken, bu adedi dahi almaktan imtina ettiğini ve 64.000 adet fideyi alacağını kabul ettiğini, 06.09.2017 tarih 9404 nolu sevk irsaliyesi, 06.09.2017 tarih ve 323134 nolu faturadan da anlaşılacağı üzere 64.000 adet fidenin davalı tarafından teslim alındığını, 938.624 adet fidenin teslim alınmadığını, teslim alınmayan fidelerin imhası ilçe tarım müdürlüğü yetkililerinin nezaretinde 08.09.2017 tarihinde imha edildiğini, bitki pasaport isteminden düşümünün yapıldığını, toplam üretilen fide adedinin 1.002.624 adet, teslim alınan fide adedi 64.000 adet olduğunu, teslim alınmayarak imha edilen fide adedinin 938.624 adet olduğunu, kararlaştırılan fide bedelinin 0,15-TL. olduğunu, 938.624*0,15=140.793,60-TL. ve fide pasaport bedeli masrafı olarak 938.624*0,000265=248,73-TL. ve tespit davası giderleri ile noter ihtarname bedellerinin davalı tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini, sözleşmeye aykırı davranmaları vesilesiyle fidelerin nitelik ve niceliğine dair Torbalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/69 D.iş dosyası ile tespit yaptırıldığını, dava konusu fidelerin yetiştirilmesinde masrafların ilk dönemde, çimlenme sürecinde yapıldığını, müvekkilinin sözleşme gereği davalı tarafından teslim edilen tohumların ayrıştırılması ve ıslahı işlemini yaptığını, ilaçlamalar, viyollere dikim işlemi, üretim alanının ayrılması ve işçilik masraflarına katlanmış ve maddi açıdan tüm külfeti ve riski üzerine almışken, davalının bir ticaret erbabı olduğunu, kendince 260 gr. olması gereken tohumun yanlış hesaplandığı ve virgül hatası yapıldığı 2,6 kg. tohum verildiği şeklinde, hayatın olağanlarıyla ve gerçeklerle bağdaşmayacak, tüccar basiretine sığmayan beyanlarda bulunduğunu belirterek, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklı 140.793,60-TL.'nin temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, fide pasaport bedeli masrafı olarak 938.624*0,000265tl =248,73-TL.'nin yasal faizi ile birlikte olmak üzere ve tespit davası giderleri ile noter ihtarname bedellerinin, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacının davasını kabul etmediklerini, ne sözleşmede ne de sonrasında davacıya hiçbir şekilde 1.002.624 adet fide siparişi verilmediğini, müvekkilinin tohum üretimi yaptığını, 16 dekar alanda üretim yapılarak tohumluk elde etmek üzere üretici çiftçi ile anlaşıldığını, 16 dekar alanda 64.000 adet lahana fidesi ekileceğini, tohumun müvekkilinden karşılanmak üzere 64.000 adet fideye ihtiyacının olduğunu, bu sebeple davacı ile irtibata geçildiğini, davacının 0,15-TL.'lik fide adet fiyatının kabul edildiğini, 64.000 adet fide yetiştirileceğini, firma çalışanlarının 75.000 adet tohum olarak hesapladığı 2.6 kg. Yalova 1 lahana tohumunu davacının üretim yapacağı tesise teslim ettiğini, aynı gün 25/07/2017 tarihli davacının ile fide sipariş sözleşmesi imzalandığını, sipariş sözleşmesinde adet belirtilmesi gerekirken belirtilmediğini, davacının iddia ettiği "getirilen tohumun hepsi atılacak" diye bir talimatlarının olmadığını, davacının 01/08/2017 ve 02/08/2017 tarihinde iki parti halinde tohumları ektiğini, ancak 75.000 adet tohumu 384'lük viyolde ve 195 adet viyol ekilmesi gerekirken, 1.000.000 tohumu 2611 adet viyolde ektiğini, 03/08/2017 tarihinde yani bir gün sonra ... telefonla aranarak 384'lük viyolde 2611 adet ekim yapıldığını bildirdiğini,...'ın bir hata olduğunu talebinin 64.000 adet olduğunu beyan ettiğini, müvekkilinin diğer ortağı 04/08/2017 günü bizzat davacının üretim yerine giderek taleplerinin 64.000 olduğunu, hiçbir şekilde 1.000.000 adet yapmayacaklarını geri kalan viyollerin imhasını istediğini, bu durumun davacının Torbalı 4. Noterliği'nin 07/08/2017 tarih ve 11463 yevmiye numaralı ihtarnamesinde açıkça kabul edildiğini, müvekkilinin üretici davacıya 75.000 adet lahana tohumu yani 260 gr. halana tohumu vermesi gerekirken hesaplamanın virgül hatası ile 2.6 kg tohum teslim ettiğini doğruladıklarını, böyle bir hesap hatasının üretici davacının 75.000 adet dikim yapması gerekirken 1.000.000 adetin üzerinde dikim yapması sonucunu doğurmasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, çünkü siparişin 64.000 adet olduğunu, bu siparişe ulaşmak için ekilmesi gereken tohumun 75.000 adet olduğunu, viyol sayısının 195 olduğunu, ancak davacının ekiminin 1.000.000 adetin üzerinde olduğunu, davacının tacir olduğunu, kaç adet dikim yapması gerektiğini en başından bildiğini, 07/08/2017 tarihli 11463 yevmiye numaralı ihtarnamesinde ve dava dilekçesinde her ne kadar davalının "tohumların tamamı dikilecek" şeklinde talimatı olduğunu iddia etse de müvekkilinin böyle bir talimatının olmadığını, dava dilekçesinin ekinde suret olarak sunulan sipariş sözleşmesinin okunaklı olmadığını, sözleşmenin aslının sunulmasının gerektiğini, davacının davasında iyi niyetli olmadığını, açıkladığı nedenlerle; davanın reddini, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 20.09.2023 tarih ve 2017/1081 Esas, 2023/684 Karar sayılı kararı ile özetle; Tarafından sözleşmede de açıkça belirtildiği üzere 2,6 kg üzerinden sözleşmenin kurulduğu kabul edilmekle birlikte, davacı tarafça fidelerin ön çimlenme durumu hakkında bilgi verilmesinden sonra, davalının 260 gr (75.000 adet) yerine 2,6 kg tohum teslim ettiklerini fark ettiği ve fazla fidelerin imha edilmesini talep ettiğinin, 260 gr (0,26 kg) ile 2,6 kg arasında yazım hatası yapılma ihtimalinin bulunduğu, davalı tarafın beyan hatasına düşmüş olduğu, davalının kısmi iptal beyanında bulunarak sözleşmenin hataya düştüğü kısmını iptal etmesi ve Fide Sipariş Sözleşmesi'ni 260 gr (75.000 adet) tohum üzerinden ayakta tutabileceği, ancak hataya düşmede kusuru bulunan davalının, davacı tarafın uğramış olduğu zararı tazmin etmesi gerektiği; TBK m. 35/1’de bu zararın menfi zarar olduğu ancak hükmün ikinci fıkrasında hakkaniyet gerektiği durumlarda müspet zararın talep edilebileceği, davacının fide üretimine başladığı ve bu üretimin belli bir safhaya geldiği dikkate alındığında TBK m. 35/2 gereğince müspet zarar talebinin gündeme gelebileceği, bu kapsamda 01/08/2017–02/08/2017 tarihleri arasında ekimleri tamamlanmış ve 04/08/2017 tarihinde sözlü imha talebi 09/08/2017 tarihli 11539 yevmiye no’lu İzmir 13. Noterliği'nin ihtarnamesi ile imha talep ettiği anlaşıldığından 637.978 ad. x 0,054-TL. = 34.450,81-TL. (KDV dahil) masrafı olacağı, davacının bu miktarda müspet zararının olduğu, bu bedelin yönünden davacının davalıyı dava tarihinden önce temerrüde düşürmediği anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne, 34.450,81-TL. alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının ayrıca pasaport bedeli ödeyeceği hususunda şart görülemediğinden pasaport bedelinin yargılama gideri olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 34.450,81-TL.'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili tarafından verilen 22.11.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -15.02.2022 tarihli celsede verilen 1 nolu ara kararda en az bir tanesi seracılık ve fide yetiştiriciliği konusunda uzman 2 ziraat mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine dosyanın tevdine karar verilmesine rağmen iş bu ara karara uyulmayarak söz konusu bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Davalı yan her nekadar beyan hatasına dayansa da sonuç üzere tacir olup tacirlere yüklenen basiretli olma yükümlüğünün her halde doğacağını, davalının dayandığı beyan hatasının basit bir hata olmayıp esaslı bir hata olduğunu, kendi iş kolunda basiretli gibi davranan bir tacirin bu hataya düşmemesinin gerektiğini, aksi halde sözleşmenin diğer tarafı olan kişinin meydana gelen menfi ve müspet zararlarını karşılamasının gerekeceğini, davacı müvekkilinin, davalı şirket ile kilogram üzeri fide dikimi ile anlaştıklarını, zaten bu tarafların yaptıkları 25.07.2017 tarihli yazılı sözleşmede de 2.6 kg. olarak belirtildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından 2.600 gr. olarak teslim edilen, gramında 300 tohum olması, 384’lük viyollere ekilmesi sonucu 2611 adet viyol %10 oranında çimlenmesi kabulüyle ± 702.000 adet fide elde edildiği, 64.022 adet fide teslim edildiği, 637.978 adet fidenin imha edildiği ve üretim bedelinin 95.696,70-TL. olduğunun tespit edildiğini, Torbalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/69 D.iş delil tespiti dosyasında mevcut 29.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen, 1.002.624 fide adedinin ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmaksızın %10 çimlenme oranını hesap ederek fide adedini 702.000 esas almasının usul ve esasa aykırı olduğunu, toplam üretilen fide adedinin 1.002.624 adet olup davalı tarafından teslim alınan fidenin 64.000 adet olduğunu, teslim alınmayarak imha edilen fide adedinin 938.624 adet olduğunu, sözleşme ile kararlaştırılan fide adet bedelinin 0,15-TL. olduğunu, 938.624x0,15=140.793,60-TL. ve fide pasaport bedeli masrafı olarak 938.624x0,000265=248,73-TL. ve tespit davası gideri ile noter ihtarname masrafları davalı tarafından müvekkiline ödenmesine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi tarafından hem fide adedinin eksik belirtildiğini, hem de fide adet bedelinin düşük gösterildiğini, bu nedenle davalı tarafça alınmayan fide adetinin 938.624 ve fide adet bedelinin ise 0.15-TL. olduğunu, söz konusu tazminatın hesaplanmasında bu rakamların dikkate alınmadığını, 07.08.2017 tarihli 11463 yevmiye nolu Torbalı 4. Noterliğinden çektikleri ihtarname ile imha şartlarının karşı tarafa bildirildiğini, söz konusu ihtarname ile imha şartları hususunda 11.08.2017 tarihine kadar şirketlerine bilgi verilmesinin talep edildiğini, aksi takdirde fidelerin teslim tarihinde normal yetiştirme fiyatından fatura edileceğinin ihtaren bildirildiğini, buna rağmen imha şartlarının karşı tarafça kabul edilmediğini, 09.08.2017 tarihli 11539 yevmiye nolu İzmir 13. Noterliği'nden çekilen cevabi ihtarnamede 64.000 adet fide siparişi verildiğini, sadece 64.000 adet fide bedelinin teslim anında bedelinin ödeneceğini davalının beyan ettiğini, ancak yetiştirilen diğer fidelerin masraflarının ödenmeyeceğinin beyan edildiğini, 25.07.2017 tarihinde imzalanan Fide Sipariş Sözleşmesi'ne aykırı davranıldığını, ilk derece mahkemesinin menfi ve müspet zararlarını girecek nitelikte hüküm tesis etmediğini, dava konusu fidelerin yetiştirilmesinde masrafların ilk dönemde, çimlenme sürecinde yapıldığını, müvekkilinin sözleşme gereği davalı tarafından teslim edilen tohumların ayrıştırılması ve ıslahı işlemini yaptığını, ilaçlamalar, viyollere dikim işlemi, üretim alanının ayrılması ve işçilik masraflarına katlandığını ve maddi açıdan tüm külfeti ve riski üzerine almışken, davalının bir ticaret erbabı olmasına rağmen, kendince 260 gr olması gereken tohumun yanlış hesaplandığı ve virgül hatası yapıldığı 2,6 kg tahum verildiği şeklinde, hayatın olağanlarıyla ve gerçeklerle bağdaşmayacak, tüccar basiretine sığmayan beyanlarda bulunduğunu, bilirkişi tarafından söz konusu tohum adedinin 702.359 adet bulunarak akabinde bu tohum adedinden çimlenme oranı hesaplanarak düşürülen %15 pay tamamen gerçeklikten uzak ve fiili duruma aykırı olup söz konusu miktarın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından taraflarınca dosyaya sunulan gerçek ve fiili durumu zamanında tespit eden resmi evraklar dikkate alınmayarak farazi bir şekilde rapor hazırlanarak taraflarınca üretimi gerçekleştirilen fidelerin 663.000 olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, iş bu adedin fiili duruma aykırı olduğu ve gerçek durumu yansıtmadığı aşağıdaki resmi evraklar ile tespit edilmişken ilk derece mahkemesinin delillerine itibar etmediğini ve gerekçesini de açıklamadığını, öncelikle dosya içerisinde bulunan Torbalı Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından iki adet ziraat mühendisi tarafından tanzim edilen 08.08.2017 tarihli tutanakta 1.000.000 adet Yalova-1 çeşidi lahana tespit edildiğini, yine Gıda Tarım ve Hayvancılık İzmir İl Müdürlüğü tarafından fide kontrol raporunda 1.002.624 adet Yalova 1 Fidenin olduğu tespit edilerek kendilerne bu fidelerin satışının yapılabilmesini oluru olan fidelerin pasaportlarının verildiğini, yine gerçek durumu tespit eden 29.08.2017 tarihli Torbalı Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/69 D.iş dosyasında da 1.002.624 adet fidenin bulunduğunun tespit edilerek raporlandığını, fiili durumu ispat eden yine Torbalı Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından iki adet ziraat mühendisi tarafından tanzim edilen 08.09.2017 Tarihli tutanakta 938.000 adet Yalova-1 çeşidi lahana fidesinin yetkililerin gözetimi altında imha edildiğinin tespit edilerek tutanak altına alındığını, görüleceği üzere iş bu 4 adet belgelerin hepsinin resmi evrak olup, sahteliği iddiası dışında aksinin iddia edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, buna rağmen bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda 702.359 adet fidenin %15 çimlenme oranı dikkate alınarak resmi evrakların ve gerçek durumun aksine hatalı olarak bulanan 663.000 adet fidenin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, resmi belgeler dikkate alınmadan hazırlanan ve hükme esas alınan çelişkilli bilirkişi raporlarına göre hüküm tesisinin hukuka uygun olmadığını, dava konusu fide adedi hususundan 4 adet resmi tespitin olduğu bir noktada bilirkişinin tahminler üzerinden fide adedini belirlemesi bilirkişinin objektifliğine ve tarafsızlığına gölge düşürdüğünü, ayrıca, -Taraflarınca yapılan işlemin tohum dikim hizmeti olduğundan ve de tohumların iş sahibi tarafından karşılanması sonucunda taraflarınca tohumların kalitesinden ve çimlenmesinden sorumluluklarının bulunmadığını, bu konuda da herhangi bir taahhütlerinin de bulunmadığını, taraflarınca 384’lük viyoller kullanıldığını ve viyollerde 269 adet fide yetişebildiğini, davalı tarafın kendilerine vermiş olduğu tohumların kalitesinden kendilerinin sorumlu olmayıp taraflarınca talep edilen bedelin tohum adedi başına yapılan dikim ve üretim hizmeti olduğunu, bu sebeple taraflarınca yapılan işlemin üretim hizmet işi olduğu göz önüne alındığında çimlenme oranının huzurdaki uyuşmazlıkta dikkate alınması ve uygulanmasının mümkün olmadığını, aksi halde iş sahibinin tohumların kalitesizliği sebebiyle yapılan işin bedelinin haksız yere değersizleştiğini, görüldüğü üzere davalı tarafın hatalı ve hukuka aykırı eylemlerine devam ederek kendilerine teslim etmiş olduğu fidelerin dahi imha işlemlerini dahi kendisinin yaptırmadığını, bu sebeple davalı tarafça teslim alınmayan fidelerin üretim tesisinde yer kaplaması ve davalı tarafın fidelerine sahip çıkmaması sebebiyle verilen üretim hizmetinin devam ettiğini ve davalı tarafın imha şartlarını kabul etmeyerek müvekkil şirketin üretim tesisinin fazladan işgal edilmesine sebebiyet verdiğini, davalının işbu kusurlu eylemleri sebebiyle kendilerinin sözleşme kapsamında 31.08.2017 tarihine kadarki yer işgal bedelinin tüm fideler için gerçekleşmesinin gerektiğini (bu bedel fide başına 0,15 TL’dir) bilirkişi raporunda belirlenen 0,05 TL. bedel üzerinden hüküm tesisinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı tarafın kendilerine vermiş olduğu tohumun kilogramında hata olduğunu, aslında 260 gr tohum verilmek istendiğini de kendisinin belirttiğini, yani davalı tarafın müvekkili şirkete vermiş olduğu tohumun kg miktarını tam olarak bilmediğini, görüleceği üzere tohum kg miktarında bir netlik olmadığının çok açık olduğunu, sözleşmeye de davalı tarafın beyanı üzerine her ne kadar 2.6 kg yazılmış olsa da dosyadaki resmi belgeler ışığında kendilerine teslim edilen tohumun kg miktarının da 2.6 kg üzerinde olduğunu, bu sebeple sadece üretim hizmeti sağlayan müvekkil şirketin davalı tarafın hatalı miktar tohum göndermesi üzerine yapmış olduğu hizmetin yok sayılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yine bilirkişi tarafından “eğer fide gelişimine izin verilmeden imha edilseydi, masraf bedelinin 637.978 ad* 0,054-TL. masraf ile 34.450,81-TL.” hesaplanmasının kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından imha maliyetinin 0,054 TL olarak hesaplanması konusunda raporda hiçbir açıklama, bilimsel veri olmadığını, bilirkişi tarafından zaten görev alanının bu husus olmamasına rağmen nasıl ve hangi teknik ile imha bedelini 0,054-TL. bulduğunun belirtilmediğini, bu hususun bile raporun eksikliğini gözler önüne serdiğini, ilk derece mahkemesinin bilimsellikten uzak bilirkişi raporlarıyla hüküm tesis ettiğini, taraflarınca yapılan üretim hizmeti sebebiyle söz konusu adet miktarının firmanın üretim tesisinde ciddi bir alan işgal ettiğini (yaklaşık 4.000 m2), bu işgal sebebiyle davalı tarafça iddia edilen söz konusu fazla fidelerin imhası ve tesliminin davalı tarafça kabul görmediğinden fidelerin firmaları bünyesinde kalmaya devam ederek üretim tesisinde ciddi anlamda yer işgal ettiğini, bu sebeple davalı tarafın, ihtarnamelerinde belirttikleri 11.08.2017 tarihinden öncesinde imha ve teslim şartlarını kabul etmediğini ve üretim tesisinde hukuka aykırı olarak yer işgal ederek müvekkil şirketin ciddi anlamda zarar görmesine sebebiyet verdiğini, en sonunda söz konusu fidelerin yine davalı tarafça teslim alınmadığından fazladan üretim yapılmasına sebebiyet verilen fidelerin kendilerinin başvurusu üzerine Torbalı Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından iki adet ziraat mühendisi tarafından tanzim edilen 08.09.2017 tarihli tutanak ile yetkililerin gözetimi altında imha edildiğini, davalının eylemleri sebebiyle kendilerinin sözleşme kapsamında 31.08.2017 tarihine kadarki yer işgal bedelinin tüm fideler için gerçekleşmesinin gerektiğini, bu bedelin fide başına dava tarihi itibarıyla 0,15-TL. olduğunu, yukarıda izah edildiği üzere menfi müspet tüm zararlarının giderilmesi gerektiği halde ilk derece mahkemesi hatalı değerlendirme ve objektiflikte uzak çelişkili bilirkişi raporlarıyla hüküm tesis ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi tarafından kısmen kabul yönünden verilen 34.450,81-TL. alacağa dair kararın bozularak yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 2-Davalı vekili tarafından verilen 30.11.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi değil, satış sözleşmesi olduğunu, -Fide sözleşmelerinin adet üzerinden kurulduğunu, sözleşmeden ve faturalardan bu durumun açıkça belli olduğunu, tohum kg üzerinden sözleşme kurulmayacağını, taraflar arasında müvekkili tarafından gönderilen e-postanın sözleşme sayılmasa da davacının bu e-postadaki hukuki durumdan haberdar olduğunun kanıtı olduğunu, tohum dikilir dikilmez taraflarca durumun tespit edildiğini, özellikle davacının hemen farkına vardığını ve müvekkiline haber verdiğini, öncelikle olayda hukuki hata olup olmadığı hukuki hata varsa hatanın kimden kaynaklandığı davalının hatası varsa davacının bu hatadan haberdar olup olmadığı bilmesi gerekip gerekmediği, zararın niteliği ve miktarının uyuşmazlık konusu olduğunu, - Mahkemece hukuki hata nitelemesi yapıldığını, bunun doğru olmadığını, olayda matematik hatası olduğunu, matematik hatasının düzeltilmekle yetinileceğini, müvekkilinin 65.000 adet fide ihtiyacı olduğunu, bu ihtiyaçtan davacının haberdar olduğunu, buna rağmen sıfır hatası nedeni ile müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin BK 35 madde doğrultusunda davacının bilmesine hiçbir tenzilat verilmemiş olmasının hatalı olduğunu, -İkinci eksikliğin zararın miktarı konusunda olduğunu, bilirkişilerin davacının talebini aynen kabul ettiklerini, dikimden bir gün sonra hatadan haberdar olunduğuna ve özellikle davalı müvekkili tarafından derhal imha talep edilmiş olması nedeni ile davacının zararı bulunurken kullanılan viyöl toprak ve diğer giderler bulunması grekirken tamamen soyut tespitle fide başı davacı talebi gibi 0.05 krş belirlenmesinin hatalı olduğunu, -Davacının diğer iddialarının defalarca matematik olarak izah ettikleri üzere toplam yetiştirildiği iddia edilen fide sayılarının hatalı olup gerçeği yansıtmadığını, öncelikle 2.6 kg tohumun kaç adet olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini ve davacının iddiası gibi fide yetiştirilmesinin mümkün olmadığını, diğer olayın davacının kestiği faturalardaki viyol sayısı ve adet miktarına bakıldığında da davacının adet iddiasının doğru olmadığının apaçık ortaya çıktığını, davacının fazla tohum getirildiğinin farkında olduğunu, bir gün sonra davalı yetkilisinin davacının bizzat iş yerine giderek 65.000 adet ihtiyaç olduğu ve fazlasının alınmayacağını, imha edilmesi istendiğinin açıkça beyan edildiğini, bu beyanların davacı ve davalının ihtarlarında yer aldığını, ancak davacının ısrarla imha yapmadığını 50-60 gün yetiştirmeye devam ettiğini, sonrasında imha ettiğini ve tüm adet bedel üzerinden tazminat talep ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, 11.04.2022 tarihli bilirkişi raporuna, 16.02.2022 tarihli beyan dilekçelerini aynen tekrar ettiklerini, 05.08.2023 tarihli raporda ziraatçi bilirkişilerin davacının yetiştirme bedeli adı altında talep ettiği fide başı 0.05-TL. bedelin sorgulanmaksızın zarar olarak tespitinin hatalı ve eksik olduğunu, bilirkişilerin raporu denetime elverişli ve mahkemenin hüküm kurmasına yardımcı olması gerektiğini, bu hali ile bilirkişilerin davacının talebi olan yetiştirme bedelini 0.05-TL. nasıl bulunduğunu açıklaması gerektiğini, fide yetiştirilmesinde kullanılan plastik viyol adedi, kullanılan torf ve kullanılan vermikulin miktarının tespit edilebileceğini, yine kullanılan elektrik ve işçiliğin tespit edilebileceğini, bu anlamda davacının gerçek zararının tespit edilmesinin gerektiğini, eğer bu zararlar davacının talebinden az ise bu bedelin bilirkişilerce tespitinin gerektiğini, bilirkişilerin hiçbir tespit ve veriye dayanmadan fide başı 0.05-TL. lik tespitlerinin hukuki değerinin olmadığını, -Yine hukukçu bilirkişinin BK madde 35. gereği diğer taraf yanılmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa tazminat istenemez hükmü gözetilerek, 24 Temmuz 2017 tarihinde öneri öneriye davet veya en basit hali ile irade açıklaması niteliğinde davacı adresine gönderilmiş ve dilekçelerinde değinilen elektronik postanın davacı adresine ulaştığını, davacının bu postaya yanıt vermediğini, itiraz da etmediğini, bu durumda davacının bu postayla davacı müvekkilinin 64.000 adet fideye ihtiyacı olduğunu bildiğini, bu e-postanın davacının 64.000 fidan talebinden haberdar olduğuna ilişkin delilleri olduğunu, BK 35 maddeye göre davacının, davalının yanılmasından haberdar olduğunu, -Sözleşmenin esaslı unsurunun kg tohum değil fide adet miktarı olduğunu, bunun hem sözleşmede hem faturalarda hem tüm ziraatçi bilirkişilerin tespitinde hem de tanık beyanlarında açıkça belirtildiğini, tespit edildiğini, hukukçu bilirkişinin ne hukuki tespitlerinin nede vakaya ilişkin tespitlerinin doğru olmadığını, ancak bu değerlendirmelerin mahkemenin yetki ve görevi alanında olduğunu, bu eksikliğin mahkemece de giderilebileceğini, Sunulan ve resen gözetilecek nedenlerle hukuk ve yasaya aykırı mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Taraflar arasındaki 25.07.2017 tarihli Fide Sipariş Sözleşmesi ile davacı, davalı tarafından teslim edilen 2,6 kg. Yalova 1 cinsi lahana tohumlarını yetiştirmeyi ve yetişen lahana fidelerini 2017 Ağustos sonuna kadar davalıya teslim etmeyi; davalı ise buna karşılık olarak yetiştirilip teslim edilen her fide başına 0,15-TL. ödemeyi üstlenmiştir. Ancak sözleşmeye konu işin sözleşmede belirtilen 2,6 kg. lahana tohumunun tümünün mü, yoksa davalının ileri sürdüğü gibi 75.000 adet tohum üretimine mi ilişkin olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafından sözleşmede de açıkça belirtildiği üzere 2,6 kg üzerinden sözleşmenin kurulduğu kabul edilmekle birlikte, davacı tarafça fidelerin ön çimlenme durumu hakkında bilgi verilmesinden sonra, davalının 260 gr. (75.000 adet) yerine 2,6 kg. tohum teslim ettiklerini fark ettiği ve fazla fidelerin imha edilmesini talep ettiğinin, 260 gr. (0,26 kg.) ile 2,6 kg. arasında yazım hatası yapılma ihtimalinin bulunduğu, davalı tarafın beyan hatasına düşmüş olduğu, davalının kısmi iptal beyanında bulunarak sözleşmenin hataya düştüğü kısmını iptal etmesi ve Fide Sipariş Sözleşmesi'ni 260 gr. (75.000 adet) tohum üzerinden ayakta tutabileceği, ancak hataya düşmede kusuru bulunan davalının, davacı tarafın uğramış olduğu zararı tazmin etmesi gerektiği; TBK m. 35/1’de bu zararın menfi zarar olduğu ancak hükmün ikinci fıkrasında hakkaniyet gerektiği durumlarda müspet zararın talep edilebileceği, davacının fide üretimine başladığı ve bu üretimin belli bir safhaya geldiği dikkate alındığında TBK m. 35/2 gereğince müspet zarar talebinin gündeme gelebileceği, bu kapsamda 01/08/2017–02/08/2017 tarihleri arasında ekimleri tamamlanmış ve 04/08/2017 tarihinde sözlü imha talebi 09/08/2017 tarihli 11539 yevmiye no’lu İzmir 13. Noterliği'nin ihtarnamesi ile imha talep ettiği anlaşıldığından 637.978 ad. x 0,054-TL.= 34.450,81-TL. (KDV dahil) masrafı olacağı, davacının bu miktarda müspet zararının olduğu, bu bedel yönünden davacının davalıyı dava tarihinden önce temerrüde düşürmediği anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne, 34.450,81-TL. alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının ayrıca pasaport bedeli ödeyeceği hususunda şart görülemediğinden pasaport bedelinin yargılama gideri olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 34.450,81-TL.'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 35. maddesi hükmüne göre; "(I) Yanılan, yanılmasında kusurlu ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Ancak, diğer taraf yanılmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, tazminat istenemez. (II) Hâkim, hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda, ifadan beklenen yararı aşmamak kaydıyla, daha fazla tazminata hükmedebilir". Taraflar arasında sözleşmeye konu işin miktarı bakımından uyuşmazlık bulunduğu, bu konuda bir yanılma olup olmadığı, yanılma varsa iş bu yanılmadan kimin kusurlu olduğu ve karşı tarafın bu yanılmayı bilip bilmediğinin öncelikle tespiti gerekmektedir. Zira davalı taraf söz konusu olayda herhangi bir hukuki hata bulunmadığını, sözleşmenin en başından 64.000 adet fide için kurulduğunu, davacının en başından bunu bildiğini, bu sebeple de tazminat talebinin reddi gerektiğini savunmaktadır. Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) tıpkı 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 ve 32. maddelerde sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca, iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf yönünden (sübjektif unsur) hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur. TBK'nın 35. (BK'nın 26.) maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir. Öte yandan, hata ve hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hata ve hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir (Yargıtay 1. HD. 2024/2988 E., 2026/1175 K.; Yargıtay 1. HD. 2023/5785 E., 2024/6840 K.). İlk derece mahkemesi tarafından yapılan inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşmede bir hata olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu kapsamda; 1)Davalı taraf sözleşmenin 64.000 fide üretimi için yapıldığını, davacının bundan en başından haberdar olduğunu, her ne kadar sözleşmede 2.6 kg. yazılmışsa da, bunun maddi hata sonucu yazıldığını, sözleşmede adet belirtilecekken kg. olarak yazıldığını, ancak teslim edilen tohumların hepsinin ekileceği yönünde bir talimatları olmadığını, davacının bunu bildiğini, davalının hesap hatası yaparak fazla tohum vermesinin iş bu tohumların hepsinin ekileceği anlamına gelmediğini, davacıya göndermiş oldukları 24.07.2017 tarihli fiyat teklifi taleplerinde de bu durumun açık olduğunu, tarafların iradelerinde herhangi bir hata olmadığını, sözleşmenin en başından 75.000 adet tohum dikimi ve 64.000 adet fide teslimi konusunda yapıldığını, bunun davacı tarafça bilindiğini, bu sebeple sözleşme bedeli ve adet bazında herhangi bir hata olmadığını savunmaktadır. Dosya içerisine sunulan 25.07.2017 tarihli "Fide Sipariş Sözleşmesi"nin "Sipariş Bilgileri" kısmında adet sütununda "2.6 KG" yazmakta olduğu görülmektedir. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere davalı taraf sözleşmenin 64.000 fide üretimi için yapıldığını, davacının bundan en başından haberdar olduğunu, her ne kadar sözleşmede 2.6 kg. yazılmışsa da, bunun maddi hata sonucu yazıldığını ileri sürmektedir. Dava konusu sözleşmede 2.6 kg. tohumun hepsinin üretilip üretilmeyeceği konusunda herhangi bir ifade yer almamaktadır. Bu sebeple tarafların gerçek ve ortak iradelerinin ve ayrıca davacının davalının hatasından haberdar olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Sözleşme hükümlerinin yorumlanması sırasında tarafların gerçek ve ortak iradelerinin yanı sıra davacının davalının hatasından haberdar olup olmadığının tespiti bakımından sözleşme öncesi tüm sürecin dikkate alınması gerekmektedir. Bu kapsamda tarafların birbirlerine gönderdiği e-mailler, teklif mektupları ve teklife davet yazıları çok önemli birer yorum aracı olduğu gibi, davacının davalının hatasından haberdar olup olmadığı konusunda çok kuvvetli delillerdir. Davalı tarafça cevap dilekçesine ekli olarak sunulan 24.07.2017 tarihli "...." adresine hitaben yazılmış teklife davette açıkça, 64.000 adet Yalova 1 fidesine ihtiyaç duyulduğunu, bunun için 75.000 adet tohum verileceği, 384'lük viyolde, ağustos sonunda teslimi istendiği belirtilmektedir. Davacı tarafça davalıya hitaben Torbalı 14. Noterliği'nin 07.08.2017 tarih ve 11463 yevmiye numaralı ihtarnamesinde davacının e-mail adresi açıkça ''...." olarak gözükmektedir. Ancak iş bu teklife davetin davacıya ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmış ise okunup okunmadığı, başka bir ifade ile davaya konu 25.07.2017 tarihli Fide Sipariş Sözleşmesi'nin iş bu teklife davete istinaden imzalanıp imzalanmadığının araştırılmadığı gibi ilk derece mahkemesi kararında bu konunun hiç tartışılmadığı görülmektedir. Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 169. vd. maddeleri kapsamında isticvab edilmesi, akabinde gerekirse alanında uzman bir bilgisayar mühendisi tarafından yerinde yapılacak incelemeler sonucunda iş bu teklife davet e-mailinin davacıya ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa davacı tarafından okunup okunmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti gerekmektedir. Yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda iş bu teklife davet üzerine davaya konu 25.07.2017 tarihli "Fide Sipariş Sözleşmesi"nin imzalandığı sonucuna varılırsa, başka bir ifadeyle davalının ileri sürdüğü gibi davaya konu sözleşmenin 75.000 adet tohum dikimi, 64.000 adet fide teslimi amacıyla imzalandığını kabul edilecek olursa, mevcut yanılmadan davacının haberdar olmadığının kabulü mümkün olamayacağından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. 2- Kabule göre ise, dosya kapsamında davacının da kabulünde olduğu üzere 25.07.2017 tarihli sözleşmenin kurulmasından 11 gün sonra 04.08.2017 tarihinde davalı şirket yetkisi .... isimli kişi davacı şirkete gelerek fazla tohum siparişi verildiği, geriye kalan fidelerin imha edilmesini talep etmiştir. Davacı tarafça gönderilen Torbalı 14. Noterliği'nin 07.08.2017 tarih ve 11463 yevmiye numaralı ihtarnamesinde de sözleşmeye konu ekimlerin 01.08.2017 ve 02.08.2017 tarihleri arasında tamamlandığı, 927.624 adet fidenin imhasının talep edilmesi halinde yetiştirme bedeli dahil toplam 61.250,00-TL.'nin (KDV dahil) (61.250,00/927.624=0,066-TL.) ödenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Davalı taraf ise İzmir 13. Noterliği'nin 09.08.2017 tarih ve 11539 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde, 03.08.2017 tarihinde davalı firma yetkilisi ...'ın 64.000 adet fideye ihtiyaçları olduğunu davacı tarafa bildirdiğini, daha sonra 04.08.2017 tarihinde de davalı firma yetkilisi ....'nin 64.000 adet fideye ihtiyaçlarını olduğunu davacının işyerine gelerek açıkça tekrar bildirdiğini ifade etmektedir. Bu kapsamda davacı tarafın söz konusu hatayı ne zaman öğrendiğinin tespiti gerekmektedir. Davacı taraf 04.08.2017 tarihinde öğrendiğini ileri sürmesine rağmen, davalı taraf 03.08.2017 tarihinde öğrendiğini savunmaktadır. Ancak davalı tarafça davacı tarafın söz konusu hatayı 03.08.2017 tarihinde öğrendiğine dair herhangi bir bilgi ya da belge sunmadığı gibi, dinlenen tanıkların da bu hususta herhangi bir beyanda bulunmadığı dikkate alındığında, davalı taraf söz konusu iddiasını ispatlayamamıştır. Bu sebeple davacı tarafın 04.08.2017 tarihinde söz konusu hatayı öğrendiği kabul edilmelidir. Davacı taraf 04.08.2017 tarihinde söz konusu hatayı öğrendiğinden, bu tarihe kadar olan menfi zararlarının giderilmesi gerekmektedir. Davacı taraf en geç 04.08.2017'de fazla üretilen fidelerin imhasının gerektiğini öğrendiğine göre imhaya konu fidelerden 11.08.2017 tarihinde kadar işgaliye istemesi mümkün olmayıp, ancak iş bu imha edilen fidelerin 04.08.2017 tarihine kadar olan üretim bedellerini talep edebilir. Davacı tarafça imha edilen fidelerin 04.08.2017 tarihine kadar olan üretim bedelleri talep edilebilecek olup, iş bu bedelin tespiti gerekmektedir. Bu kapsamda 11.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda fide gelişimine izin verilmeden imha edilseydi masraf bedeli olarak adet başı 0.054-TL. belirlenmiş, ilk derece mahkemesi tarafından iş bu miktar hükme esas alınmıştır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafın hatayı öğrendiği tarih olan 04.08.2017 tarihindeki fide üretim masrafları açık bir şekilde tespit edilmemiştir. Raporda belirlenen 0.054-TL.'nin 04.08.2017 tarihi itibariyle mi belirlendiği konusunda herhangi bir açıklama bulunmadığı gibi, iş bu bedelin neye göre belirlendiği konusunda da herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Bu sebeple 11.04.2022 tarihli raporu hazırlayan bilirkişilerden 04.08.2017 tarihi itibariyle fide üretim bedelinin adet bazında tespiti hususunda objektif ve denetlenebilir ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple ilk derece mahkemesinin kararı yerinde değildir. 3- Yine kabule göre; ilk derece mahkemesi tarafından imha edilen fide adetinin 637.978 olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, söz konusu adetin tahmini olduğu, oysa dosya içerisinde bulunan davacı tarafça davalıya hitaben yazılan 07.08.2017 tarihli ihtarnamesinden 1.002.624 adet fide elde edildiği (ihtarnamede 75.000 adet fide istenildiği belirtilerek (1.002.624-75.000=) 927.624 adet fazla üretilen ve imhası gereken fide olduğu belirtilmiş olup 64.000 adet fidenin teslim edildiği dikkate alındığında ise (1.002.624-64.000=) 938.624 adet imhası gereken fazla üretilen fide bulunduğu anlaşılmakla) imhası gereken fazla fide sayısının 938.624 adet olduğu anlaşılmakta olup, iş bu ihtarnamenin yazılmasından 11 gün sonra 18.08.2017 tarihinde Torbalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/69 D.iş numaralı dosyası kapsamında yapılan keşif sonucunda ise 2.611 adet viyolde toplam 1.002.624 adet lahana fidesinin bulunduğu tespit edilmiştir. Başka bir ifade ile davacının 07.08.2017 tarihli ihtarnamesindeki fide adeti Torbalı Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan delil tespiti sonucunda teyit edilmiştir. Dava dilekçesine ekli olarak sunulan Torbalı Kaymakamlığı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün 08.09.2017 tarihli imha tutanağında ise 2.442 adet viyolde yaklaşık 938.000 adet fidenin imha edildiği tutanak altına alınmıştır. Davalı tarafça cevap dilekçesine ekli olarak sunulan "Teslim Belgesi"nde sözleşmeye konu 64.022 adet fidenin 06.09.2017 tarihinde davalı tarafça teslim alındığı kabul edildiğinde davacı tarafın (net 1.002.624-64.022=938.602) yaklaşık 938.000 adet fideyi imha ettiği dosyaya sunulan resmi nitelikteki belgelerden sabittir. İş bu resmi nitelikteki belgelerin aksini ispat eden herhangi bir kesin delil niteliğinde bilgi ya da belgenin dosya içerisine sunulmadığı dikkate alındığında, ilk derece mahkemesi tarafından tahmini olarak toplam 637.978 adet lahana fidesinin imha edildiğinin kabulü hatalıdır. İlk derece mahkemesi tarafından davacının zararının tespitinde 637.938 adet fidenin esas alınması yerine 938.000 adet fidenin esas alınması gerekmekte olup, bu kapsamda ilk derece mahkemesi tarafından yapılan değerlendirme hatalıdır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının KABULÜ ile, 2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.09.2023 tarih ve 2017/1081 Esas, 2023/684 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yatırılan 590,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Davalı tarafından yatırılan 590,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine, 8-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 9-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 29.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.