Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/47 E. 2026/1177 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/47
- Karar No
- 2026/1177
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/47 Esas 2026/1177 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/47 KARAR NO : 2026/1177
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2023 NUMARASI : 2022/296 Esas 2023/691 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/05/2022 KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; bilirkişi raporunun yanlar arasındaki sözleşme, bankacılık uygulamaları ve yerleşik yargı kararlarına uygun olarak düzenlendiği, asıl alacak ve ferileri yönünden hükme esas alındığı, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına karar vermek gerektiği, yargılama sırasında davalı vekili sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını savunmuş ise de, süresinde cevap dilekçesi verilmediği için savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında bu savunmaya ilişkin kanıtların toplanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Ankara 18. İcra Dairesi’nin 2022/7479 sayılı icra dosyasında davalının takibe yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 127.970,69 TL asıl alacak, 14.797,71 TL işlemiş akdi faiz, 14.669,63 TL işlemiş temerrüt faizi, 733,50 TL BSMV, 316,14 TL masraf olmak üzere toplam 158.487,67 TL alacak üzerinden 127.967,69 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %33,36, 3,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %27,36 oranında uygulanacak faiz oranlarında faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan alacağın %20’si oranında belirlenen 31.697,53 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı şirketin müvekkili hakkında yapmış olduğu takibin dayanağı bulunmadığı gibi davacı şirket tarafından sunulan belgelerin de gerçekleri yansıtmadığını, bu sebeple karara dayanak yapılan bilirkişice hazırlanan rapordaki hesaplamaların da gerçekleri yansıtmadığını, mahkemece bu itirazları değerlendirilmeksizin karar verildiğini, davacı tarafın, Hukuk Muhakemeleri Kanununun açık hükmüne aykırı olarak yasal süre dışında delil sunduğunu, yasal süre dışında sunulan belgelere muvafakat etmedikleri halde mahkemece bu belgelerin dikkate alındığını ve bu belgelere göre karar verildiğini, davacı tarafından müvekkiline yapıldığı iddia edilen tüm tebligatların da usulsüz olduğunu, müvekkiline ulaşan herhangi bir tebligat olmadığı halde bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, derdestlik itirazının bulunduğunu, derdestlik mahkemece resen dikkate alınması gereken bir hususken bu hususta herhangi bir incelemenin yapılmamış olmasının da usul ve yasalara açıkça aykırı olduğunu, gerekçeli kararda açıkça hesap hatası yapılmış olup, davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın kısmen iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu icra takip dosyasında davalı yan borca itirazının yanı sıra Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğunu bildirerek icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiştir. İtirazın iptali davalarında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması HMK'nun 114/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup, mahkemece İİK'nun 50/2. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir. Dava konusu icra takibi İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2021/24473 sayılı dosyasıyla başlamış olup, anılan dosyada ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine davalı borçlu vekili ödeme emrine itiraz dilekçesinde borca itirazının yanı sıra yetkili icra müdürlüğünün Ankara icra müdürlüğü olduğunu bildirerek icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiştir. Davalı borçlu yanın anılan itirazı üzerine davacı alacaklı vekilinin talebi ile dosya davalı borçlu yanca yetkili olduğu bildirilen Ankara icra müdürlüğüne gönderilmiş olup, Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2022/7478 sayılı takip dosya numarasını almıştır. Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2022/7478 sayılı takip dosyasında ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine davalı vekili işbu itirazın iptali davasına konu itiraz dilekçesinde borca itirazının yanı sıra yetkili icra müdürlüğünün Ankara Batı İcra Müdürlüğü olduğunu belirterek icra müdürlüğünün yetkisine yeniden itiraz etmiştir. Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere davalı borçlunun İstanbul 13. İcra Müdürlüğünde başlatılan icra takibinde icra müdürlüğünün yetkisine itirazı sırasında yetkili icra müdürlüğü olarak bildirilen yer Ankara icra müdürlüğüdür. Davacı alacaklı vekilinin talebi üzerine yetkili olduğu bildirilen Ankara icra müdürlüğüne dosya gelerek Ankara 18. İcra Müdürlüğüne tevzi edildikten sonra yeniden ödeme emri tebliğ edilmiş olması davalı borçluya icra müdürlüğünün yetkisine yeniden itiraz etme hakkı vermeyecektir. Bir başka anlatımla, davalı borçlu İstanbul 13. İcra Müdürlüğünde başlatılan takip sırasında yetkili olduğunu bildirdiği yer ile bağlı olup, dava konusu icra takibinin devam ettiği Ankara icra müdürlüğü artık yetkilidir. Bu durumda mahkemece Ankara icra müdürlüğünün yetkili olduğu, itirazın iptali davasında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin dava şartının gerçekleştiği gözetilerek işin esasına girilmesi isabetlidir. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; davalı yan dava dilekçesinin tebliği üzerine yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Yargılama aşamasında bilirkişi raporunun tebliğ edilmesi üzerine davalı vekilinin sunduğu 27/12/2022 tarihli dilekçe ve aşamalarda sunduğu 03/07/2023 tarihli dilekçesi ile davacı yana borcunun bulunmadığı, davacının sunduğu belgeleri kabul etmediklerini, müvekkilinin davacıdan kredi ve benzeri ürün kullanmadığını, iddia edilen sözleşmeyi kabul etmedikleri gibi, imzaların da davalıya ait olmadığını bildirmiştir. Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin tebliği üzerine davalı vekili yasal süre içerisinde sunduğu itiraz dilekçesinde ödeme emri ekinde gönderilen bir evrak olmasa da iddia edilen sözleşmelerdeki imzaya da açıkça itiraz ettiklerini belirtmiştir. Mahkemece bankacı bilirkişiden rapor alındıktan sonra imza inkarına ilişkin herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, gerekçeli kararda yargılama sırasında davalı vekili sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını savunmuş ise de, süresinde cevap dilekçesi verilmediği için savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında bu savunmaya ilişkin kanıtların toplanmadığının değerlendirildiği belirtilmiştir. Oysa, davalı yan icra takibine itirazında iddia edilen sözleşmelerdeki imzaya da açıkça itiraz ettiğini bildirdiği gibi, yargılama aşamasında sunduğu 27/12/2022 ve 03/07/2023 tarihli yazılı beyanlarında iddia edilen sözleşmeyi kabul etmedikleri gibi, imzaların da davalıya ait olmadığı bildirilmiştir. Davalı yan yasal süre içerisinde cevap dilekçesi ibraz etmemiş ise de, icra takibine itirazında ve yargılama aşamasında davacının alacağına dayanak yaptığı sözleşmedeki imzanın eli ürünü olmadığını savunmuştur. Anılan savunma davacının alacağını dayandırdığı sözleşmeyi ortadan kaldıran, içerisinde sahtelik itirazını barındıran savunma niteliğindedir. Bu durumda, davalının sözleşmedeki imzayı kabulüne dair açık bir beyanı bulunmadıkça sonradan savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşmadan yargılamanın her aşamasında genel kredi sözleşmesindeki imzanın sahteliğini ileri sürebilecektir. 22/07/2020 tarih ve 7251 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 35. maddesi ile yapılan değişik HMK'nun 353/1.a-6 maddesi "Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" hükmünü içermektedir. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin açılan işbu davada inkar edilen imzaya yönelik grafolog bilirkişiden rapor alınması uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delil niteliğindedir. Mahkemece ise bu delil toplanmamış, bankacı bilirkişiden alınan rapor ile yetinilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, davalının genel kredi sözleşmesindeki imzasına yönelik inkarı doğrultusunda davacı bankadan taraflar arasında akdedilen 28/06/2018 tarihli genel kredi sözleşmesi aslı getirtilip, davalının istikdap imza örnekleri alınıp, anılan sözleşme tarihinden önceki tarihli mukayeseye esas imzalarının bulunduğu resmi belgelerin hangi kurum ve kuruluşlardan getirtileceği davacıdan sorulup, davalının mukayeseye esas imzalarının bulunduğu resmi belge asılları getirtilip, anılan sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı yönünde grafolog bilirkişiden rapor alınıp tüm deliller değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2023 tarih 2022/296 Esas 2023/691 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı tarafından yatırılan 2.706,57 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, 5-Davalının istinaf aşamasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.