Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/446 E. 2026/1495 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/446
Karar No
2026/1495
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/446 KARAR NO : 2026/1495

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/12/2023 NUMARASI : 2022/517 Esas - 2023/982 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2026

Taraflar arasındaki davadan dolayı Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/12/2023 tarih 2022/517 Esas 2023/982 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı ... A.Ş. ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların oğlu ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin 16.04.2020 tarihinde Milas-Söke kara yolunda önce davalı ...'ın sevk ve idaresindeki, aydınlatma ve reflektör donanımı bulunmadığı ileri sürülen ... plakalı traktöre, ardından yolu kesecek biçimde duran otomobile davalı ...'un kullandığı ... plakalı aracın çarpması sonucu ...'in hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda ...'ın asli, ...'un tali kusurlu olduğunu, davalı.... Şirketinin traktörün, davalı ... A.Ş.nin ise ...'un kullandığı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olarak maddi zarardan poliçe limitiyle sorumlu bulunduğunu, ölüm nedeniyle anne ve baba olan davacıların destekten yoksun kaldıklarını ileri sürerek, HMK'nın 107. maddesi uyarınca başlangıçta davacılar için ayrı ayrı 1.500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın 17.06.2019-17.06.2020 tarihleri arasında 360.000,00 TL kişi başı teminat limitiyle zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında bulunduğunu, davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıkları ile desteğin gelirinin belirlenmesi gerektiğini, tazminatın TRH 2010 yaşam tablosuna göre ve vergilendirilmiş gelir, bu kanıtlanamazsa güncel net asgari ücret esas alınarak hesaplanmasının, müterafik kusur durumlarının gözetilmesinin gerektiğini, şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından temerrüdün oluşmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... yazılı cevap dilekçesi sunmamış, 06.09.2022 tarihli oturumda kendisine yüklenen kusuru kabul etmediğini, kaza tespit tutanağında kusursuz gösterildiğini belirterek İstanbul Teknik Üniversitesi veya Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınmasını istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 16.11.2022 ve 23.02.2023 tarihli kusur raporlarında davalı ...'ın %70, müteveffa ...'in %20 ve davalı ...'un %10 oranında kusurlu olduklarının belirlendiği, 01.07.2023 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemi kullanılarak sigorta şirketlerinin sorumlulukları yönünden garameten hesaplama yapıldığı, davalı.... Şirketine karşı açılan davadan ödeme nedeniyle feragat edildiği ve bilirkişi raporlarının mevzuata, içtihatlara ve dosya kapsamına uygun, denetime elverişli bulunduğu gerekçeleriyle, bu sigorta şirketine karşı açılan davanın feragat nedeniyle reddine; maddi tazminat yönünden 136.211,96 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı ...'dan alınarak davacı ....'e, 118.635,62 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacı ....'e verilmesine; 25.975,22 TL'nin ....A.Ş. yönünden 01.04.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ....'e, 22.623,47 TL'nin aynı sorumluluk ve faiz esaslarıyla ....'e verilmesine; manevi tazminat yönünden davacıların her biri için 10.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı .... A.Ş. vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı.... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffa ...'in ölümünün traktöre çarpılan ilk kaza sonucunda mı, yoksa sigortalı aracın karıştığı ikinci çarpışma sonucunda mı meydana geldiğinin belirlenmediğini, ölüm ile sigortalı aracın karıştığı kaza arasındaki nedensellik bağı kurulmadan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsüne kusur yüklenmediğini, ilk kaza sonrasında yol üzerinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını, ...'un hızının fren izi, radar veya GPS verisi olmaksızın yalnız araçların sürüklenmesine dayalı olarak belirlendiğini ve kusur tespitinin varsayıma dayandığını, müteveffanın emniyet kemeri takmaması ve kanında 76 mg/dL etanol bulunması nedeniyle tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, manevi tazminatın zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kaldığını ve reddedilen bu istem yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, destek gelirinin resmi belgeli ve vergilendirilmiş net gelir üzerinden hesaplanması gerekirken SGK kayıtları dışlanarak tanık beyanlarına göre asgari ücretin üzerinde gelir kabul edildiğini; tazminatın TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esaslarına uygun hesaplanmadığını; sigorta şirketinin kusur ve poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olmasına rağmen yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu; sigortalı aracın ticari nitelikte olmaması ve istemin haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle avans faizi yerine yasal faiz uygulanması gerektiğini, Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/124 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasının zorunlu olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın müvekkili yönünden reddini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin hızının objektif bir veriye dayanmaksızın araçların sürüklenmesinden hareketle belirlendiğini, müvekkilinin önündeki çuvallara çarpması sonucu hava yastıklarının açıldığını ve görüşünün kapanması üzerine yola paralel biçimde duran araca çarptığını, ilk kazanın ikinci kazanın asli etkeni ve mücbir sebep niteliğinde bulunduğunu, bu nedenle illiyet bağının kesildiğini ve müvekkilinin kusurunun bulunmadığını; ölümün ilk veya ikinci çarpışmadan hangisi sonucunda meydana geldiğinin belirlenmesi gerektiğini; davanın HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava dilekçesinde yalnız fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu ve artırılan bölüm yönünden zamanaşımının gerçekleştiğini; kusur ve hesap bilirkişi raporlarının emsal kararlara, yerleşik içtihatlara, kanuna ve hesaplama ilkelerine uygun olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E - 2013/7276 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden her hangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Destekten yoksun kalma zararı TBK’nın 53. maddesinde yer almaktadır. Yasal düzenlemede "Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” denilmek suretiyle destek zararları sayılırken “özellikle şunlardır” demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır. TBK’nın 53. maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun kalma tazminatı” denir. Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin mal varlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin mal varlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.03.1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır” şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.11.2005 tarihli ve 2005/4-648 E., 2005/691 K. sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre; desteğin çocuğu yok ise gelirini eşi ile eşit paylaşacağı kabul edilerek gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı; desteğin çocuğu var ise destek ile eşin 2’şer, her bir çocuğun 1’er pay alacağı; desteğin eşi, çocuğu, ana ve babası var ise destek ile eşin 2’şer, çocuklar ile ana ve babanın 1’er pay alacağı kabul edilmektedir. Türk aile yapısıyla da uyumlu olan bu sistemde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri (özellikle çocuklar) arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, azaldıkça gelirden alınacak pay artmaktadır. İlke olarak destekten yoksun kalma zarara dayalı yapılan hesaplamalar farazi olup gerçek durumun varlığı halinde bilinen gerçek duruma göre hesaplama yapılması gerekir. Dolayısıyla, bilinen gerçeklik varken varsayıma gidilemez.(Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 28.03.2019 tarih ve 2016/8879 Esas 2019/3815 Karar) Somut uyuşmazlıkta davacı ....'in ilk derece mahkemesi karar tarihinden sonra 15.05.2026 tarihinde vefat ettiği Uyap kayıtlarından anlaşılmakla, bu davacı yönünden davaya devam edilip edilmeyeceğinin mirasçılarından sorularak, davaya mirasçılar tarafından devam edilmesi halinde taraf teşkilinin bu suretle sağlanarak müteveffa ..... yönünden vefat tarihi 15.05.2026 tarihine kadar destek zararı hesaplanması ve yine vefat nedeniyle hukuki durumu değişen diğer hususların değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Bu durumda, davacının karar tarihinden sonra vefat etmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karar yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalı taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı .... A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/12/2023 tarih 2022/517 Esas 2023/982 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/446, K. 2026/1495, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-446-e-2026-1495-k-14deafde7f41